{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/56 Esas<br>KARAR NO: 2024/169 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/28 Esas - 2022/1007 Karar<br>TARİH: 13/12/2022<br>DAVA: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacının LPG  dağıtım firması olduğunu, davalının 10/04/2007 ve 01/10/2007 tarihli Otogaz LPG sözleşmeleri ile Lpg otogaz bayiliğini yürüttüğünü, 10/04/2007 tarihli bayilik sözleşmesinde Savaştepe yolu 7.km Organize Sanayi Bölgesi Balıkesir adresindeki bayilik için imzalandığını, 5 yıl süre ile 10/04/2012 tarihine kadar geçerli olacağını, davalı sözleşmenin ekinde imzaladığı satış taahhütnamesi ile davacıdan aylık 20 ton Lpg almayı taahhüt ettiğini, 01/10/2007 tarihli bayilik sözleşmesinde Susurluk Karayolu 7.km Yeniköy/Balıkesir adresindeki bayilik için imzalandığını, 5 yıl süre ile 10/04/2012 tarihine kadar geçerli olacağını, davacıdan aylık 15 ton Lpg almayı taahhüt ettiğini, davalının her iki sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacaklarına güvence olarak da 15.000,00 TL.'den toplam 30.000,00 TL. tutarında iki adet banka teminat mektubu verdiğini, davalının LPG almadığını ve cari borcunu da ödemediğini, davalıya en son gaz sevkiyatının 17/10/2010 tarihinde yapıldığını ve 18/11/2010 tarihli 8.300,26 TL. Bedelli fatura düzenlendiğini, sözleşme gereği faturanın 24/11/2010 tarihinde ödenmesi gerektiğini, temerrüdün oluştuğu 25/11/2010 tarihinden aylık %4 akdi faizi ile fatura bedelinin ödenmesinin gerektiğini, davalının 10/12/2010 tarihinde 1.761,73 TL. ödediğini, bakiye 6.538,53 TL.'yi ve gecikme faizini ödemediğini, davalının Balıkesir ...Noterliği 13/12/2010 tarihli ... yevmiye ihtarı ile bayilik sözleşmesini iptal ettiğini, davalının feshinin haklı olduğunun tespiti talebiyle Balıkesir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/563 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin durdurulması yönünde tedbir kararı aldığını, davalının 10/04/2007 tarihli sözleşme gereği 5 yıl sürede 1.200 Ton Lpg alması gerektiği halde 819.06 Ton Lpg aldığını, 380,94 Ton Lpg eksik aldığını, 01/10/2017 tarihli sözleşme gereği 5 yıl sürede 900 Ton Lpg alması gerektiği halde 148,32 Ton Lpg aldığını, 751,68 Ton Lpg eksik aldığını, sözleşmeleri ihlal ettiğini, davalının teminat miktarı olarak 150.000,00 TL. tazminat ödemesi gerektiğini, davacının Bakırköy ...Noterliği 23/12/2010 tarihli ... yev. nolu ihtarname ile feshin haksız olduğunu ve tazminatların ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödeme yapıldığından iş bu davanın açıldığını, cari hesap bakiyesi 6.538,53 TL. temerrüdün oluştuğu 25/11/2010 tarihinden itibaren sözleşmede yazılı olan %4 aylık (yıllık %48) akdi faiz ile davalıdan tahsiline, 10/04/2007 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 75.000,00 TL tazminat alacağından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL Temerrüt tarihi olan 11/01/2011 tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, 01/10/2007 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 75.000,00 TL tazminat alacağından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL Temerrüt tarihi olan 11/01/2011 tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, yetkili mahkemenin Balıkesir Mahkemeleri olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini, 23/09/2010 tarihinde davacıdan davalıya ait istasyona 4 ton civarında Lpg sevk edildiğini, Lpg istasyonundaki lpg tankına boşaltımdan sonra Lpg araçlarında arıza olduğunu, yapılan kontrollerde Lpg içinde su olduğunu ve suyun çökme yaparak makinelerde arızaya sebebiyet verdiğini,  davacı tarafından yakıt tankında bulunan 1,5 tona yakın LPG bozuk malla birlikte geri çekildiğini, 2340 kg. Gaz gönderildiğini, gazın boşaltılması esnasında yakıt deposundaki santrifüj kaçak dedektörünün Lpg kaçırdığının tespit edildiğini, arızanın davacı tarafından yapılan hatalı işlemden kaynaklandığını, kaçak nedeniyle 1200 litre kaybın davacıya iletildiğini, zararların karşılanmadığını, davacı tarafça bayilik sözleşmesinin yenilenmesi şartıyla zararların karşılanacağının bildirildiğini ve lpg gönderilmediğini, davacıdan 06/12/2010 tarihinde Lpg talep edildiğini ve 09/12/2010 tarihinde borcun ödenmesine rağmen lpg gönderilmediğini, sözleşmelerin tek taraflı olarak Balıkesir ....Noterliği 13/12/2010 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile feshedildiğini ve Balıkesir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/563 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını, davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/12/2022 tarih 2022/28 Esas 2022/1007 Karar sayılı kararında;\"....Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; 24.09.2010 tarihli servis raporu LPG'de su tespit edildiği, kalibrasyon yapılarak pompanın filtresinin değiştirildiği, 840 kg LPG' nin Habaşın tankerine geri çekildiğinin belirtildiği, 25.09.2010 tarihli servis raporunda tankın üzerindeki santrifüj kaçak dedektörünün gaz kaçırdığının tespit edildiği, bu nedenle stok durumuna göre 672 kg LPG'nin depodan boşaldığının tespit edildiği, stoktaki 840 kg LPG ve depodan boşaldığı tespit edilen 672 kg LPG için davalı tarafından davacıya 9.12.2010 tarih ve ... numaralı 4.849,33 TL'lik iade faturası kesildiği, tamir masrafı olarak 9.12.2010 tarih ve ... numaralı 1.689,20 TL'lik fatura kesildiği, alınan bilirkişi raporu ile kayıt belgelere göre faturaların uyumlu olduğunun tespit ediliği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli olduğu, dosya kapsamında bulunan makine mühendisi ve oto tamircisi imzalı tespit tutanakları ile davalı şirketten otogaz alan araçların otoğaz aldıktan kısa süre sonra arızalandığı ve bu arızaya otogazda bulunan suyun sebep olduğu, davalının zararlarının karşılanmadığı, her iki bayiye davacı tarafça otogaz temin edilmesi nedeniyle davalıdan diğer bayi yönünden sözleşmeye devam etmesinin beklenemeyeceği, davalının her iki sözleşmeyi birden feshetmesinin haklı nedene dayandığı, Mahkememizin 2011/459 Esas, 2019/441 Karar ve 26/03/2019 tarihli kararının davacı tarafça istinaf edilmediği,  davacının cezai şart talebinin yerinde olmadığı, kayıt ve belgelere göre uyumlu olan davalının iade faturası ve tamir faturasının cari hesapta dikkate alınması gerektiği, bu faturalarla birlikte davacının cari hesapta bir alacağının kalmayacağı, anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, Davacının davasının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkemece gerekçeli kararda; \"....İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/2493 Esas, 2021/1847 Karar ve 22/12/2021 tarihli kaldırma kararı doğrultusunda, Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/231 Esas, 2016/177 Karar sayılı dosyası içerisindeki yansıtma faturasına dayanak kayıt ve belgelerin yerinde olup olmadığı noktasında bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davacı ve Davalı arasında LPG Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve Satış Taahhütnamesi akdedildiği; Sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı nedenler taşıdığı; Davalı tarafından davacıya zarar olarak yansıtılan faturaların yerinde olduğu; Oluştuğu iddia edilen zarar ile faturanın miktarının uyumlu olduğu mütalaa edildiği anlaşıldı.Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; 24.09.2010 tarihli servis raporu LPG'de su tespit edildiği, kalibrasyon yapılarak pompanın filtresinin değiştirildiği, 840 kg LPG' nin Habaşın tankerine geri çekildiğinin belirtildiği, 25.09.2010 tarihli servis raporunda tankın üzerindeki santrifüj kaçak dedektörünün gaz kaçırdığının tespit edildiği, bu nedenle stok durumuna göre 672 kg LPG'nin depodan boşaldığının tespit edildiği, stoktaki 840 kg LPG ve depodan boşaldığı tespit edilen 672 kg LPG için davalı tarafından davacıya 9.12.2010 tarih ve ... numaralı 4.849,33 TL'lik iade faturası kesildiği, tamir masrafı olarak 9.12.2010 tarih ve ... numaralı 1.689,20 TL'lik fatura kesildiği, alınan bilirkişi raporu ile kayıt belgelere göre faturaların uyumlu olduğunun tespit ediliği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli olduğu, dosya kapsamında bulunan makine mühendisi ve oto tamircisi imzalı tespit tutanakları ile davalı şirketten otogaz alan araçların otoğaz aldıktan kısa süre sonra arızalandığı ve bu arızaya otogazda bulunan suyun sebep olduğu, davalının zararlarının karşılanmadığı, her iki bayiye davacı tarafça otogaz temin edilmesi nedeniyle davalıdan diğer bayi yönünden sözleşmeye devam etmesinin beklenemeyeceği, davalının her iki sözleşmeyi birden feshetmesinin haklı nedene dayandığı,...\"  gerekçesi ile davanın reddine karar verdiğini,Karar gerekçesinde de açıkça görüldüğü üzere yapılan bilirkişi incelemesinde Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/231 Esas, 2016/177 Karar sayılı dosyası sadece içerisindeki yansıtma faturasına dayanak kayıt ve belgelerin yerinde olup olmadığı noktasında ele alınarak bilirkişiden rapor alındığını,  Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/231 Esas, 2016/177 Karar sayılı dosyası incelendiğinde ise, davalının işbu dava açıldıktan üç yıl sonra feshin haklı olup olmadığının tespiti talep edildiğini, mahkemece yapılan inceleme sonucunda ise ;\"...Davacı taraf, taraflar arasında yapılan 01/10/2007 tarihli Otogaz LPG bayii sözleşmesinin haklı sebeplerle fesh edildiğinin tespiti hususunda eldeki davayı açmıştır. Her ne kadar taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmış ise de 6100 sayılı HMK yürürlükte olmadığından kesin yetki söz konusu olmayıp mahkememizin yetkisi kapsamında yargılamaya devam olunmuştur. Davacı taraf sözleşmenin fesih gerekçesi olarak davalı taraftan alınan LPG'nin 23/09/2010 tarihinde 4 ton civarında sevkinin yapıldığını, ancak müvekkili şirkete ait istasyondan LPG alan araçların hepsinde arıza meydana geldiğini iddia etmektedir. Ancak iddiaya esas LPG'ye su karıştırıldığına dair  her hangi bir analiz, labaratuar incelemesi veya mahkemeye yaptırılmış bir delil tespiti söz konusu değiltir. Taraflar arasındaki sözleşme 2007 yılında yapılmış iddia edilen olay ise 3 yıl kadar bir süreçten sonra 2010 yılında meydana gelmiştir. Ayrıca fesih gerekçesi olarak sorun yaşadıklarını belirttikleri LPG'nin yerine yeni bir LPG gönderilmediği de belirtilmiştir. Bu gerekçelerin incelenmesinde öncelikle taraflar arasında 3 yıl devam eden sözleşme sürecinde benzer bir sorun yaşanmadığı tanıklarca ifade edilmiştir. Somut olaydaki su karıştığı iddiası yönündeki ayıbın mevcudiyeti konusunda her hangi bir analiz yaptırılmamıştır. İşin mahiyeti gereği teknik açıdan bu tür LPG dağıtımı ile uğraşan birimlerden konuya ilişkin yazışma cevapları dosya içerisine konulmuş olup, yazı cevaplarının geneli itibariyle dağıtım yapan davalı şirket tarafından LPG içerisine su karıştırılmasının mümkün olmayacağı, ancak satış yapan davacı firma aşamasında tankların yıkanması esnasında böyle bir olayın meydana gelebileceği anlaşılmıştır. Tanıkların beyanlarında ifade ettikleri LPG aldığı belirtilen  ve bu nedenle araçlarının bozulduğu iddia edilen duruma ilişkin somut bir bilirkişi incelemesi veya labaratuar incelemesi olayın meydana geldiği tarih itibariyle, iddia eden davacı tarafça yaptırılmamıştır. Davacı tarafın tuttuğunu belirtiği tutanaklar tanık beyanından öteye geçecek mahiyette değildir. Dolayısıyla davalı tarafça satılan LPG içerisine su karıştırıldığı, bu konudaki sorunun davalı tarafça giderilmeyip yeniden LPG gönderilmediği iddialarının gerek somut delillerle ispatlanamaması gerekse LPG'deki ayıbın davalı tarafça kabul edilmediği durumda bu konudaki ihtilaf çözümlenmeden telafi beklemenin de sözleşmeye uygun olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"  şeklindeki gerekçe ile Davalı ... Ltd.Şti.'nin  sözleşmenin feshinin haklı olduğunun tespiti yönündeki talebini reddettiğini ve bu kararı ile davalı ... Ltd.Şti.'nin sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğunu hüküm altına alındığını, anılan bu kararın kesinleştiğini, Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/231 Esas, 2016/177 Karar sayılı kararı ve gerekçesi ile dosya içeriği göz önüne alındığında  davalı ... Ltd.Şti'nin  sözleşmenin feshinin haklı olduğu yönündeki iddiası ispat edilemediğini, İşbu davada yaptırtılan bilirkişi incelemesinde sadece Balıkesir Asliye Hukuk Mahkemesindeki davada dosyasın içeriğinden yansıtma faturalar ele alınarak değerlendirme yapılması, dosyadan verilen kesinleşen red kararı ile bu red kararının gerekçesi ve dosyadaki diğer evrak, belge ve delillerin  dikkate alınmaması sonucunda eksik incelemeye dayalı ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olduğunu,   İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin  2019/2493 Esas, 2021/1847 Karar Sayılı 22/12/2021 tarihli kaldırma kararımız doğrultusunda mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, taraflar arasında imzalanan LPG bayilik sözleşmesini davalı bayinin haksız feshettiği iddiasına dayalı cezai şart alacağı ve cari hesap alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı vekilinin ceza-i şart alacak istemine ilişkin istinaf sebebi incelendiğinde;Dairemizin  2019/2493 Esas, 2021/1847 Karar Sayılı 22/12/2021 tarihli kaldırma kararımıza konu İlk derece mahkemesinin  26/03/2019 tarih ve 2011/459 Esas 2019/441 Karar  sayılı kararı ile;Mahkemece, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; a) Davacı tarafın toplam 6.538,53-TL alacağın davalının temerrüt tarihi olan 25/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek aylık %4 (sözleşmesel) faizi ile birlikte (davalı tarafça davacıya verilmiş teminat mektupları kapsamında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, b) Davacı tarafın haksız fesih ve taahhüte aykırılık iddiasıyla talep ettiği cezai şart alacağına yönelik talebin reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından kısmen kabul kararı yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğu, mahkemece ret edilen; davacı tarafın haksız fesih ve taahhüte aykırılık iddiasıyla talep ettiği cezai şart alacağına yönelik talebin reddine yönelik hüküm yönünden   davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığından İDM. 'nin  ret edilen hüküm yönünden kararın kesinleştiği anlaşıldığından davacı vekilinin kesinleşen hüküm yönünden istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dairemizin kaldırma kararına konu davacı vekilinin cari hesap alacak istemine ilişkin istinaf sebebi incelendiğinde;Davacının  cari hesap alacak istemine ilişkin talebinin 6.538,53 TL. Olup mahkemece istinafa konu  13/12/2022 tarih ve 2022/28 Esas - 2022/1007 Karar sayılı kararı ile; bu talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00.TL olmuştur. Davacının cari hesap alacak talebine ilişkin dava değeri 6.538,53-TL olup davacı tarafından ret edilen miktar istinaf konusu edilmekte, istinafa konu edilen miktar  6.538,53-TL olup, buna göre ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir.  Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352/1 maddeleri  gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4eddc16000089ae","SID":"00f68080ef6e4d83"}}