{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/151 Esas<br>KARAR NO: 2024/218<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2023/571<br>ARA KARAR TARİHİ:   09/11/2023<br>TALEP: İHTİYATİ TEDBİR<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatifin 07/05/2023 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 12. maddesi ile, kamu kurum ve idareleri ile OSB'ye taahhüt ve/veya teminat verilmesi, ortakların ferdileştirilmesi, sitenin kooperatif tüzel kişiliğince yönetilmesi, kooperatif taşınmazlarının ve ortak alanların kiraya verilmesi, gerektiğinde kiralama şerhi konulması ve kaldırılması, kat malikleri kurulu adına dava açılması, tapuda tescilli site yönetim planının uygulanması konularında yönetim kuruluna 8 red oyuna karşılık oy çokluğu ile yetki verildiğini, müvekkiliinin bu maddeye itiraz ederek şerh koyduğunu, İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde kayıtlı ... ada ... parsel ve ... ada ... parselde kayıtlı iş yerlerinin bitirilerek tapularının, iskanlı bir şekilde üyelere verilmesine rağmen davalı kooperatifin, kat malikleri kurulu kurulmasına müsade etmediğini ve hukuka aykırı bir şekilde kooperatif genel kurulu kararı ile site yönetimini ele geçirdiğini, kat mülkiyetinin kurulması ile yürürlüğe girmesi gereken KMK hükümlerine göre, site yönetiminin, kat malikleri kurulu kararı ile oluşturulması gerektiğinden genel kurulunun aldığı kararın yok hükmünde olduğunu, kooperatif  genel kurulunun, kat malikleri genel kurulunca alınması gereken kararları almaya yetkisinin olmadığını belirterek söz konusu genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, Mahkeme aksi kanaatte ise butlan sebebiyle hüküm ifade etmeyeceğinin tespitine, bu da olmadığı takdirde belirtilen genel kurul kararının ilgili bölümlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiş olup aynı zamanda kat malikleri kurulu kararına dayanmayan ve hukuka aykırılığı açık olan maddenin uygulanmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi içinde bulunan, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii .. ada ... ada ... parsel ve ... ada .. parsel sayılı taşınmazlar üzerine, her biri 58 işyerinden oluşan 12 blok işyeri yapmak üzere hazırladığı projenin tasdik edilerek yapı izin ruhsatı alındığını, 11 blok inşaatının tamamlandığını, 58 işyerinden oluşan 1 blok inşaatı ise henüz tamamlanmadığından ferdileşme işlemi yapılmadığını, bu nedenle site yönetiminin, kat maliklerine geçmesinin söz konusu olmadığını, tapuya tescille olan yönetim planı gereği sitenin, kooperatif yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, kooperatifin ana sözleşme amacına ulaşması, ferdileşmenin tamamlanması ve kooperatifin tasfiyesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, yönetim kurulunun yönetim yetkisi, daha önce yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararlarla kesinleştiğinden genel kurul kararının iptali davası açılamayacağını, 4 yıl süre ile kooperatif yönetim kuruluna seçildiği dönemde bu hususa bir itirazı olmayan davacının, yönetimden ayrıldıktan sonra yönetim kurulunun siteyi yönetme yetkisi olmadığını iddia etmesinin iyi niyetli olmadığını, davacı tarafından, iptali talep edilen genel kurul kararına yönelik tutanağa geçirilen usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığından davanın, dava şartları bakımından reddi gerektiğini, dava konusu kararın usulüne uygun olarak alındığını, kooperatifin uğrayacağı zararların tazmini bakımından Mahkemece takdir edilecek teminatın yatırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde, kooperatifin yönetimsiz kalmasının söz konusu olacağını, bu durumda işyeri sahipleri ve kiracıların ortak alanlara müdahalesinin önlenemeyeceğini, sitede huzur bozulacağını, ortak iş yaşamının çekilmez hale geleceğini, ayrıca aidat toplanamayacağı için güvenlik şirketine para ödenemeyeceğinden site güvenliğinin sağlanmasının mümkün olmayacağını belirterek davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece Mahkemesi 09/11/2023 tarihli ara kararı ile, haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı, davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği gerekçelerine istinaden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesi ve sair beyanlarında, davalının açıkça kanuna aykırı hareket ettiğini ifade etmeleri sebebiyle, ortada kanuna  aykırı bir durum söz konusu olduğundan ispat ölçüsü kriterinin yerine getirildiğini, kooperatif genel kurulunun, kat malikleri genel kurulunca alınması gereken kararları almaya yetkisinin olmadığını, kooperatifin, amacını aşarak mevzuata açıkça aykırı hareket ettiğini ve kat malikleri kurulunun oluşmasının önüne geçtiğini, Kat Malikleri Kanununa göre site yönetimi ve organları oluşmadığından, üyelerden haksız olarak KDV tahsil edilmekte ve kooperatifin, bu faaliyetlerinden ötürü kurumlar vergisi mükellefi olarak üyelerini zarara uğrattığını, site yönetimi ve organları oluşsa idi, siteler, KDV, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi mükellefi olmadığından üyelerin zarara uğramamış olacağını belirterek ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararının ortadan kaldırılması ile, teminatsız olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.  Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Derdest dava kapsamında ayrıca iptale konu maddenin uygulanmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir talep edilmiş olup Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar verilmesi üzerine davacının, işbu kararı istinafa konu ettiği anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde, geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" ve yine Kanunun 390/3 maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi). Davalı kooperatifin 07/05/2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurul toplantısının iptal talebine konu gündemin 12. maddesinin \"Kamu kurum ve idareleri ile OSB'ye taahhüt ve/veya teminat verilmesi, ortakların ferdileştirilmesi, sitenin kooperatif tüzel kişiliğince yönetilmesi, kooperatif taşınmazlarının ve ortak alanların kiraya verilmesi, gerektiğinde kiralama şerhi konulması ve kaldırılması, kat malikleri kurulu adına dava açılması, tapuda tescilli site yönetim planının uygulanması konularında yönetim kuruluna 8 red oyuna karşılık oy çokluğuile yetki verildi.... maddenin tamamına şerh koymuştur.\" şeklinde olduğu görülmüştür. Somut olayda ise, davacı, bağımsız iş yeri tapularının üyelere verilmiş olması sebebiyle kooperatif genel kurulunun, kat malikleri genel kurulunca alınması gereken kararları almaya yetkisinin olmadığını iddia ederek işbu davayı açmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 390/3. maddesinde, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğuna yer verilmiş olup yasal düzenleme emredici niteliktedir. Somut olayda ise, bu şartın gerçekleştiğinin kabülü, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile mümkün görülmemektedir. Sonuç olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, bu yöndeki ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm  kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/571 esas   sayılı derdest dava dosyasında verilen 09/11/2023 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f ve 394/5 maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c77c73e8a4da397","SID":"aca0ef87514ead9c"}}