{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1872 Esas<br>KARAR NO: 2024/261 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2022<br>NUMARASI: 2018/530 E. -  2022/61 K.<br>DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüz Teşkil Edilmediğinin tespiti, Haksız Rekabetin Tespiti<br>DAVA TARİHİ: 23/03/2012<br>Mahkemenin Birleşen 2012/281 Esas Sayılı Dosyasında:<br>DAVA: Marka Hakkını İhlal Ve Haksız Rekabetin Tespiti, Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 29/11/2012<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>ASIL DAVADA TALEP; Davacılar vekili; davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı markanın 3 boyutlu marka olduğu, 554 sayılı KHK'daki yedek parça üretim serbestisini engellemek maksadıyla kötü niyetli olarak, marka niteliği taşımayan ve orijinal markadan uzaklaşmış bir tescil yapılarak yedek parça üreticilerinin engellenmek istediğini, markanın 3 boyutlu olup 556 sayılı KHK 5.maddesine göre marka niteliği taşımadığını, ayırt edici özelliği bulunmadığını, ...'un diğer marka ve logolarıyla benzerlik göstermediğini, markanın Madrid Protokolü çerçevesinde tescil edildiğini, WIPO nezdinde yapılan ... başvuru numaralı marka tescil başvurusu incelendiğinde pek çok ülkede tescil talebinin reddedildiğini, 3 boyutlu altıgen şeklinde, sıradan bir şeklin 3 boyutlu gösteriminden ibaret olduğunu, geometrik şeklin tescille bir kişinin kullanımına hasredilemeyeceğini, kendinden başkasına seçenek özgürlüğü bırakmayan bir tasarımın, rekabeti yok edeceğini, tekelleşme yaratacağını, 554 sayılı KHK 22.maddede onarım amaçlı ürünlerin üretimine ilişkin özel bir düzenleme getirildiğini, davalının İstanbul 1. FSHHM'nin 2011/79 D.İş sayılı dosyası üzerinden müvekkilleri aleyhine tespit yaptırarak rapor aldığını, ancak müvekkillerinin otomobil yedek parçalarını yurt dışı firmalardan ithal ettiklerini, eylemlerinin yasaya aykırılık teşkil etmediğini, tespit raporundaki, tamponda bulunan boşluğun logonun yatağı olduğunu, tamponun üretilen modele uyması için o şekilde üretilmesinin teknik bir zorunluluktan kaynaklandığını, bu konuda tasarımcıya sunulan seçenek özgürlüğü bulunmadığını, bu boşluğun davalıya ait marka olduğuna dair herhangi bir  izlenim bırakmadığını, kötü niyetli tescilin korunamayacağını, markanın kullanılmadığını beyanla 556 sayılı KHK 14.maddesi ve 42.madde uyarınca markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, davalı markasına tecavüz etmediklerinin haksız rekabette bulunmadıklarının tespitine, davalı şirketin marka tescilinin 554 sayılı KHK'nın yedek parça üretimi serbestliğini yok etmek amacıyla kötüniyetle tescil ettirmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin  tespitine, haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesi talep olunmuştur. <br>ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... sayılı “...” markasının 03/05/1965 tarihinden itibaren Türkiye ve bir çok ülkede tescilli olduğunu, şekil marka ve logolarının da tescil edildiğini, davaya konu ... numara ile tescilli şekil markasının 02/05/2005 tarihinden itibaren 12.sınıfta tescil edildiğini, ... numara ile WIPO nezdinde 02/05/2005 tarihinden itibaren, OHIM nezdinde 27 Avrupa ülkesinde 08/05/1998 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tescil edildiğini, markanın Fransa Ulusal Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde 27/02/1998 tarihinden itibaren ... numara ile tescil edildiğini, 40'ı aşkın ülkede 7 yıldan beri tescil edilmesi nedeniyle markaların kötü niyetli tescil edildiğinin ileri sürülemeyeceğini, ... şirketi ve markasıyla özdeşleşmiş eşkenar üçgen biçimindeki amblem logonun 1925 yılında yaratıldığını ve o tarihten beri çocukların dahi tanıdığı marka halini aldığını, müvekkilinin ürettiği ve kendisiyle özdeşleşmiş tampon, jant kapağı, ön ve arka kaput ve çok sayıda ürün üzerinde yıllardır kullandığı baklava biçiminde logosunu ve bu logonun değişik biçimlerini tescil ettirmesinin müvekkili şirketin ticari hayatının gerekliliği ve zorunluluğunu teşkil ettiğini, müvekkilinin markasını KHK 14.maddeye uygun kullandığını, davanın 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, 3 boyutlu tasarımların marka olarak tesciline engel bulunmadığını, hak sahibinin isterse bir işaretle hem marka hem tasarım olarak tescil ettirebileceğini, markanın kullanımın teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını, 554 sayılı KHK 22.maddenin yedek parça ürünlerinin bizzat kendisiyle ilgili olduğunu, üzerlerinde yer alan marka ya da logo ile ilgisinin bulunmadığını, yan sanayi üreticilerinin bu ürünlerin müvekkiline ait marka ve logoyu kullanmadan üretebileceğini, kaput üzerinde 3 tane boşluk bırakılarak da üretilmesinin ve orijinal logonun bu şekilde kaput üzerine monte edilmesinin mümkün olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA TALEP: ...vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve şekil markaları ile ... tescil numaralı “...” markasının tescilli olduklarını, yurt dışında da pek çok tescilli markalarının bulunduğunu ve tanınmış marka olduğunu, davalılardan ... San. ve Tic. A.Ş. ile ... Tic. A.Ş.’nin “... mah. ... caddesi, No:... ve ... Avcılar/İSTANBUL” adresinde faaliyet gösterdiklerini ve ortaklarının aynı kişiler veya aynı aileye mensup kişiler olduklarını, otomobil yedek parçaları imali, alımı, satımı, itahalatı, iharacatı ve pazarlama işiyle iştigal ettiklerini, davalı ... Otomotiv şirketinin ise diğer davalı şirketlerin distribütörü olduğunu, diğer davalılar tarafından üretilen ve müvekkilinin markasına tecavüz teşkil eden taklit tampon ürününün satışını yaptığını, www...com ve www...com.tr alan adlı intrenet sitelerinde müvekkiline ait “...” ve “...” markalarını birebir taklit ederek kullandıklarını, İstanbul 1. FSHHM’nin 2011/79 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yapıldığını ve alınan bilirkişi raporu ile tecavüzün tespit edildiğini, davalıların müvekkiline ait markayı kullanmalarının teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığını, kaput üzerinde üç adet boşluk bırakılarak üretilecek kaputlarında kullanılmasının mümkün olduğunu belirterek,  davalı şirketlerin müvekkili şirket aleyhinde yarattığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin hükmen tespitine, menine, ref’i ne ve yine marka ve usul yasası gereğince söz konusu fiillerin ivedilikle durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haksız rekabetin ve marakaya tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 556 sayılı KHK’nin 64, 66/2-b, 67, 68. maddeleri uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00- TL maddi tazminat ve 15.000- TL manevi  tazminatın dava tarihi itibariyle bankaların uyguladıkları en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, masrafı davalılardan alınmak üzere kararın tirajı en yüksek bir gazetenin tüm Türkiye’de yayınlanan baskılarında ilanına karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.<br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde;  müvekkili şirket tarafından açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, yapılan tespitin taraflı ve uzman olmayan bilirkişi tarafından gerçekleştirildiğini,  tescilin kötü niyetli olduğunu, müvekkillerinin kullanımının teknik bir zorunluluktan kaynaklandığını, müvekkilinin ilgili parçayı hukuki olarak da karşı tarafın tasarımıyla birebir aynı üretmek zorunda olduğunu,  ürünlerdeki boşluğun ise karşı tarafın marka hakkına tecavüz etmediğini, davacının markasının ayırt edici niteliği bulunmadığını, davanın  İstanbul 1. FSHHM'nin 2012/87 Esas sayılı hükümsüzlük davası ile birleştirilmesini, davanın reddini savunmuştur.<br>İLK MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 11/04/2017 tarihli,  2012/87 E. - 2017/110 K. sayılı kararıyla; \"...toplanan tüm deliller , hükme dayanak alınan  bilirkişi raporları ve duruşma sırasındaki bilirkişilerin teknik açıklamaları ile birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil nolu markanın KHK 14. madde kapsamında kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması istemi yönünden; Anayasa Mahkemesinin 6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı RG. yayınlanan 148/189 sayılı ilamları ile 10.1.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun yürürlük tarihi dikkate alındığında, 6.1.2017 tarihi öncesinde açılmış tüm kullanmamaya dayalı hükümsüzlük/iptal davaları açısından  yasal boşluk oluştuğundan davacının bu talebine yönelik istemi açısından esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, ... tescil nolu markanın kötüniyetli tescil edildiği yönündeki hükümsüzlük isteminin reddine, ... tescil nolu davaya mesnet markanın  davalılarca kullanımının KHK 12. madde kapsamında ticari hayatta dürüstlük ilkesine göre hareket edildiği ve bu nedenle markaya tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, ... tescil nolu marka kötüniyetli tescil edildiği ve bu nedenle yedek parça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki  tespit isteminin   reddine, birleşen davada marka hakkını ihlal, haksız rekabetin tespiti ve tazminat istemli  davanın reddine\"  karar verilmiştir. Karara karşı her iki taraf vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmuştur.<br>KALDIRMA KARARI: Dairemizin 26/10/2018 tarihli 2017/3766 E. - 2018/2272 K. Sayılı kararıyla; \" ...Davacı markasının, tescilli olduğu emtialarda, birebir kullanıldığı, yedek parçaların orijinal malı üreten işletmeden kaynaklandığı izlenimi uyandırdığı, ambalajlar ve katalog  üzerindeki \".../uyarlanabilir yedek parça\" ibaresinin asıl davacılar- birleşen davalıların  ürünlerine ayırıcı nitelik kazandırmadığı, davacı- birleşen davalıların teknik zorunluluk nedeniyle ve dürüstlük kuralları çerçevesinde markayı kullandıklarının kabul edilemeyeceği kanaatiyle, asıl davanın davalısı- birleşen davanın davacısı ...vekilinin istinaf talebinin kabulü ile  ilk derece mahkemesinin asıl davada ve birleşen davada vermiş olduğu kararların kaldırılarak, birleşen davanın davacısı vekilinin 556 Sayılı KHK 66/b maddesi gereğince, maddi tazminat talebi konusunda davalıların  ticari defter ve dayanak belgelerinin incelenerek  rapor alındıktan sonra karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine\" karar verilmiştir.<br>KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:  İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 29/03//2022 tarihli  2018/530 E. - 2022/61 K. sayılı kararıyla; \"...Toplanan tüm deliller , hükme dayanak alınan  bilirkişi raporları ve duruşma sırasındaki bilirkişilerin teknik açıklamaları ile birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil nolu markanın KHK 14. madde kapsamında  kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması istemi yönünden; Anayasa Mahkemesinin 6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı RG.yayınlanan 148/189 sayılı ilamları ile 10.1.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun yürürlük tarihi dikkate alındığında , 6.1.2017 tarihi öncesinde açılmış tüm kullanmamaya dayalı hükümsüzlük/iptal davaları açısından  yasal boşluk oluştuğundan davacının bu talebine yönelik istemi açısından  esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, ... tescil nolu markanın kötüniyetli tescil edildiği yönündeki hükümsüzlük isteminin reddine, ... tescil nolu davaya mesnet markanın  davalılarca kulanımının KHK 12. madde kapsamında ticari hayatta dürüstlük ilkesine göre hareket edildiği ve bu nedenle markaya tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, ... tescil nolu marka kötüniyetli tescil edildiği ve bu nedenle yedekparça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki  tespit isteminin reddine, birleşen davada marka hakkını ihlal, haksız rekabetin tespiti ve tazminat istemli  davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİ: Davalı-birleşen davacı ... A.S. vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde;  istinaf mahkemesi tarafından verilen bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemelerinin direnme kararı verme yetkisinin bulunmadığını, buna rağmen ilk derece mahkemesinin karşı tarafın ticari defterlerini inceletmediğini ve istinaf mahkemesinin kanaatinin yok sayıldığını, Karşı yanlar tarafından üretilen ve satışı yapılan ürünlerin üzerinde dava konusu markanın kullanımının teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığını, söz konusu kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğini ve kanunen korunmasının mümkün olmadığını, karşı tarafça üretilen ön tampon incelendiğinde; karşı tarafça üretildiğine dair herhangi bir işaret ve/veya marka bulunmadığı gibi, müvekkili şirkete ait şekil markasının hakim unsur olarak kullanıldığını ve bu şekilde ürüne orijinal görünümü verilerek kamuoyunun ürünün kaynağı konusunda yanıltıldığını,Karşı tarafa ait ticari defter ve belgeler mahkemeye sunulmadığından bilirkişiler tarafından gerekli inceleme yapılamadığını, bu nedenle raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesince karşı yanların fiil ve faaliyetlerinin markaya tecavüz teşkil etmediğine ve birleşen dava yönünden müvekkili Şirket tarafından karşı yanlar aleyhine açılan marka hakkına tecavüz davasının reddine ilişkin kararlarının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılmasına; 556 sayılı KHK 14. maddesi bakımından kullanmama nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine neden olmadığına, müvekkili Şirket markasının kötü niyetli tescil edildiği yönündeki hükümsüzlük isteminin reddine, müvekkili Şirket fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki talebin reddine ilişkin Yerel Mahkeme kararlarının bu hususlar yönünden onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Katılma yoluyla istinaf talebinde bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalılar ... SAN VE TİC A.Ş. ve ... SAN VE TİC A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince verilen ilk kararın kendileri tarafından yalnızca asıl davayla ilgili istinaf edildiğini, birleşen davayla ilgili istinaf taleplerinin bulunmadığını, bu nedenle birleşen davanın davacısının katılma yoluyla birleşen davaya ilgili istinaf başvurusunda bulunamayacağını, İlk Derece Mahkemesince marka iptali talepleriyle ilgili her ne kadar Anayasa Mahkemesinin kararı ile, 556 sayılı KHK'nın markanın kullanılmamasına ilişkin 14. maddesi iptal edilmiş olsa da, bu karar derdest davalarda davanın esasına ilişkin kararın verilmesine engel teşkil etmeyeceğini, zira, ortada bir kanun boşluğu bulunmamakta olup, Kanun niteliği taşıyan uluslararası anlaşmalar dikkate alınarak konunun çözüme kavuşturulması gerektiğini, bir an için kanun boşluğu oluştuğu düşünülse dahi, hakimin bu boşluğu doldurmasının Hukuk Devleti ilkesinin gerekiliklerinden olduğunu, yapılan yargılama ile de, markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü koşullarının bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle kararın yasal düzenlemelere uygun düşmediğini, İlk Derece Mahkemesi Tarafından, dava konusu markanın, 556 Sayılı KHK'nın 5 ve 7. maddeleri kapsamında tescil edilebilecek işaretlerden olmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak verilen ret kararının haklı ve yerinde olmadığını, dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK'nın \"Marka Tescilinde Red İçin Mutlak Nedenler\" başlıklı 7. maddesinde, \"malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler\"in marka olarak tescil edilemeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, dava konusu markanın, yedek parça sektöründe ... marka araçların ön kaput kısmının tamiri için kullanılması zorunlu olan bir malzemenin şekli olduğunu, marka olarak tescili talep edilen bu boşluğun, aslı markanın altında kalan ve dışarıdan görünmeyen bir boşluk olup, markanın ayırt edicilik işlevine de sahip olmadığını,  ilk Derece Mahkemesince bu hususa ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini, İlk derece Mahkemesi tarafından, markanın kötüniyetli tescil edilmesi nedeniyle hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak verilen ret kararının, yasal düzenlemelere uygun düşmediğini, ilk derece Mahkemesince, kararın yalnız \"Hüküm\" kısmında bu talepten bahsedilerek davanın reddine karar verildiğinin belirtildiğini, gerekçesini hiçbir şekilde açıklamadığını, bu durumun HMK’nun 27. maddesinde düzenlenen \"hukuki dinlenilme hakkını\" ihlal ettiğini, İlk derece Mahkemesi kararında, üç boyutlu markanın mümkün olabileceği açıklanmış olmakla birlikte, davaya konu \"markanın kötüniyetle tescil ettirilmiş olması\" iddia ve talebinin bu durumdan tamamen ayrı olduğunu, ilk derece Mahkemesince, yapılan yargılamada, parçanın (markanın) kullanımının teknik ve görsel açıdan zorunluluktan kaynaklandığı ve kullanım amacının markasal olmadığının ortaya çıktığını, kullanımı zorunlu bir parçayı, tekel olmak, rekabeti bitirmek ve tüketicilerin seçenek özgürlüğünü ortadan kaldırmak gayeleriyle, hakkını kötüye kullanmak suretiyle tescil ettirdiğini,  ilk derece Mahkemesi kararının bu yönüyle de haklı ve yerinde olmadığını, Davalı ...A.S. şirketinin, yedek parça sektöründe ... marka araçların ön kaput kısmının tamiri için kullanılması zorunlu olan bir malzemenin şeklini tescil ettirmek suretiyle tekelleşmeyi amaçladığını, gerek İlk Derece Mahkemesince ve gerekse Büyükçekçemece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan bilirkişi raporlarında, markanın kullanımının teknik zorunluluk oluşturduğunun açıkça tespit edildiğini, dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK'nın \"Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamında İstisna\" başlıklı 12. maddesinde; \"Dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez.\" düzenlemesinin yer aldığını, SMK’nun 7/5. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verildiğini,  davalı ... A.S. şirketinin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu,  ancak ilk derece Mahkemesince bu yönde bir araştırma, bilirkişi incelemesi yapılmadan talebin reddine karar verilmesinin eksik incelemeye dayandığını belirterek, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 29.03.2022 tarih, 2018/530 E., 2022/61 K. (Birleşen Dosya No: 2012/281 E.) sayılı kararına karşı Davalı/Birleşen Davacının Asıl Davanın (C) bendine ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, katılma yolu ile istinaf taleplerinin kabulü ile, asıl davada verilen hükmün (A), (B), (D) bentlerinin  istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER:  Davalı-birleşen davacıya ait ... tescil numaralı “...” markasının tescil kaydı incelendiğinde; 09/09/2005 tarihinden itibaren koruma sağlayacak şekilde  12. Sınıfta tescil edildiği, altıgen şekil içeren bir şekil markası olduğu, davacının ayrıca delil listesinde bu markanın uluslar arası tescil belgelerini de ibraz ettiği ve markanın ... nezdinde şekil markasının 02/05/2005 tarihinde 12. sınıf için ve üç boyutlu marka olarak tescil edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına alınan İstanbul 1. FSHHM'nin 2011/79 D.İş sayılı dosyasında bilgisayar uzmanı ...'dan alınan 02/01/20212 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; davacı-birleşen davada davalı şirketlere ait www...com ve www...com.tr alan adlı intermet siteleri üzerinde inceleme yapıldığı, \"...\" markası ile eşkenar dörtgen logosunun internet sayfalarında ve tanıtımı yapılan araba yedek parçaları üzerinde kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına alınan İstanbul 1. FSHHM'nin 2011/79 D.İş sayılı dosyasında tasarım uzmanı bilirkişi ...’den alınan 16/02/212 tarihli bilirkişi raporunda; ... Otomotiv'in adresinde satış alanında görülen 1 adet tampon ürününün ...'dan satın alındığını ve ...'a ait olduğunu, tamponda marka ibaresi ve onun konumlandırıldığı oyuntunun bulunduğunu, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, arka tamponda ... ürünü olarak getirilen tampon üzerinde ... markasının yer aldığını, ön tampon etiketlerinde ...'un kısaltılarak kodlanmış isimlerinin yer aldığını, (örneğin ...) üzerinde ayrıca ... (orijinale alternatif uygulanabilir parça) yazdığına dair tespit ve beyanda bulunduğu  görülmüştür. Kaldırma kararı öncesi mahkemece atanan Bilirkişiler Makine Mühendisi  ..., Doç.Dr ...,  Yard. Doç.Dr. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, davacının TPE nezdinde tescilli ... tescil numaralı şekil markasının davacının logosunun üç boyutlu oyuntu halini yansıtan bir şekil olduğu, dava konusu ... tescil numaralı şekil markasının davalının üretmiş olduğu yedek parçalarda kullanımının teknik ve görsellik açısından zorunluluktan kaynaklandığı, seçenek özgürlüğü bulunmadığı, kullanımın markasal olmadığı ve dava konusu ... numaralı markaya tecavüz oluşturmadığına dair görüş bildirmişlerdir. Kaldırma kararı öncesi mahkemece atanan Bilirkişiler Makine Mühendisi ..., Doç.Dr ...,  Yard. Doç.Dr. ..., ... tarafından tanzim edilen 13/08/2013 havale tarihli bilirkişi raporunda;  dava konusu olan davacı firmanın logosunun üç boyutlu oyuntu halini yansıtan tasarım, şekli markası olarak kabul edilebileceği gibi, parçaların üzerinde logo parçasının monte edilmesi için gerekli bir tasarım detayı olarak da kabul edilebileceğini, yedek parça üreticisi, parçayı tasarlandığı şekliyle üretmek zorundaysa ve parçaya bir başka parça monte edilmek üzere bir yuva açılmışsa, bunun da parçanın tasarımına ait bir detay olduğunu, dolayısıyla kaput kapağı, jant kapağı ön tampondaki logo parçasının takılacağı yuvanın o parçanın tasarımının bir parçası olduğunun kabul edileceğini, oyuntunun bulunduğu parçaların davacı firmaya ait logo parçasından başkaca bir logo ile kullanılamayacağı gibi, logo parçasının bu oyuntu olmadan monte edilmesinin de görselliği olumsuz etkileyeceğinden, aynı  zamanda kaputtaki konumu ve jant kapağındaki yerleşimi bakımından bu oyuntu olmadığında teknik sorunlara da neden olabileceğini (Logonun kalınlık teşkil eden kısmının, aracın seyir anındaki (hızından) hareketinden ve olabilecek doğa şartlarından etkilenmemesi ve logonun yerinde kalabilmesi için söz konusu çukura tasarım ve teknik olarak  ihtiyaç olduğu, ışık huzmesinden korunmak için logonun çukur içinde bulunmasının teknik açıdan bir ihtiyaç olduğu, aracın ambleminin çarpma, takılma, kırılmadan zarar görmesinin önlenmesi içinde gereklilik olduğu, teknik olarak amblemin bir yuvaya yerleştirilmesi gerekli olup, bu gerekliliğin yedek parçalar için  de söz konusu olduğu, yedek parçaların teknik olarak fonksiyonunu yerine getirebilmesi için marka yuvasının üstüne konan marka logosu için gerekli olan o çukurun, yedek parçalarda da olma lüzumluluğu bulunduğu), davacı firmanın logosunun üç boyutlu oyuntu halini yansıtan bir şekil olduğu, davalı  kullanımının teknik açıdan ve görsel açıdan bir zorunluluktan kaynaklandığı ve  davalının  seçenek özgürlüğü bulunmadığı, kullanımın markasal olmadığı ve markaya tecavüzün oluşmadığına dair görüş bildirmişlerdir. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Yard. Doç. ... Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen 23/02/2016 raporda ise; dava konusu logonun kullanıldığı alanın ve logonun karşılık durumunun zorunluluktan ve fonksiyonellikten kaynaklandığını,  dava konusu edilen davalı  kullanımının marka haklarına tecavüz oluşturmadığına dair görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. İstinabe yoluyla Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/64 talimat sayılı dosyasından mali müşavir bilirkişi ile sektör bilirkişisinden alınan 15/07/2013 tarihli raporda; davalı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 2008 yılı yevmiye defteri hariç, ticari defterlerin kapanış ve açılış tasdiklerinin usulüne uygun yapıldığı, dava tarihinden 5 yıl geriye doğru ... amblemi taşıyan parçaların kullanıldığı ve bu parçalara ilişkin satış faturalarının da davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun beyan edildiği görülmüştür. Bilirkişiler HMK 281/2 madde kapsamında duruşmaya davet edilmişler ve duruşmada da, davacı-birleşen davalıların kullanımının teknik ve  fonksiyonel zorunluluk olduğunu, estetik zorunluluk olduğunu,  güvenlik nedeniyle de davalı kullanımının zorunluluk  doğurduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır. Davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Em. öğretim üyesi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan uzman görüşü incelendiğinde; taraf dilekçelerinden anlaşıldığı üzere davalı tarafın kendi ürününün orijinal ürün olmadığını, sadece bu ürünlerin ambalajlarında ve web sitesinde belirttiğini, buna karşılık ürünün üstünde bu konuda gerçek durumu belirten herhangi bir açıklamaya veya bilgiye yer vermediği, bu hareketin TTK'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri arasında yer alan 55. madde bağlamında \"kendi malları ve iş ürünleri ile başkasının mal ve iş ürünleri\" arasında iltibas yaratılıp yaratılmadığının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, ancak sabit olan olgunun, bu farklılığa ilişkin herhangi bir beyanın veya işaretin üründe yer almadığı, davalının teknik zorunluluktan doğan kaçınılmaz benzerlik yerine ayniyet ve özdeşliği savunduğu, böyle olunca da ...'un markalarının kendi ürününde tali olarak kullanılmasını kabul etmediği, gerek bu tespit, gerekse hukuki sonuçlarının takdirinin mahkemeye ait olduğuna dair görüş bildirdiği görülmüştür. Davalı-birleşen davada davacı tarafından dosyaya sunulan İTÜ Makine Fakültesi Otomotiv Laboratuvarı Öğretim Üyesi  Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 28/04/2014 tarihli Teknik Mütalaa incelendiğinde; mühendislik hesapları kapsamında gerek taşıt tekniğince yerine getirilmesi gereken mekanik ve dinamik koşullar, gerekse uygulanması zorunlu olan yönetmelik ve standartlar değerlendirildiğinde; söz konusu logonun (amblemin) montajı için baklava şeklindeki altıgen çukura gerek olmadığı, mevcut tırnaklarıyla çukursuz bir satıha da sağlam bir şekilde monte edilebileceği, bu şekilde monte edilmesi durumunda ilgili parçaların teknik açıdan kullanılamaz hale gelmeyeceği, kullanımlarında teknik açıdan mahsur oluşmayacağına dair görüş bildirildiği görülmüştür.Davacı-birleşen davada davalı tarafça dosyaya sunulan ve İTÜ Makina Fakültesi Makine Malzemeleri ve İmalat Teknolojisi A.B.D. Öğretim üyesi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 23.07.2014 tarihli Teknik Mütalaa incelendiğinde; yedek parça imalatçısının aracın marka, tip ve modeline uygun “uyarlanabilir yedek parça” yapmak zorunda olmasının teknik zorunluluk olduğu, logonun, eğer orijinalinde oyuk içinde bulunması gerekiyorsa bunun sağlanması gerektiğini, aksi takdirde logonun yerinden çıkması/çıkartılmasının kolaylaşacağı, logonun dış ortamda korozyona açık olacağı, kolaylıkla korozyona uğradığında ise tırnakla tutturulması durumunda tırnağın kolaylıkla kopup logonun yerleştirildiği düzlükten ayrılacağı göz önüne alınırsa, bu oyuğun teknik bir zorunluluk olduğu, dava konusu ve davalı “...\" adına TPE'ce tescil edilmiş olan ... numaralı tescilin ayırt edici niteliği bulunmadığı için marka olamadığını, bu tescilin haksız rekabeti oluşturacağı, zira ...'un tanınmış bir marka olması nedeniyle, haksız tescil ettirdiği oyuk işaretini her yerde kullanmak isteyebileceği, davacı “uyarlanabilir yedek parça” imalatçılarının, aracın marka, tip modeline uygun uyarlanabilir yedek parça imal etmek durumunda oldukları ve kendileri özgün yedek parça imalatı yapamayacakları nedeniyle ve ayrıca oyuk/boşluk’ un geometrik olarak çok fazla imalat imkanı olmaması ve böylece teknik zorunluluk olması nedeniyle davaya mesnet gösterilen markaya tecavüz teşkil etmediğine dair görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Birleşen davada talep edilen maddi tazminatın hesaplanması için Mali Bilirkişi ...’dan alınan  18/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalıların incelenen ticari defterlerinde davaya konu ürünlerle ilgili ayırt edici ürün kodu bulunmadığından  davaya konu ürünlerle ilgili davalıların incelenen ticari defterlerinde bir tespit yapılamadığını, davalılar ... Tic. A.Ş. tarafından sunulan davaya konu ürün alış ve satış listelerine göre, 556 Sayılı KHK 66/2-b maddesi gereğince, davalıların davacı şirkete ödemesi gereken maddi tazminat tutarının, davalılardan ... TİC. A.Ş. için 168,72 TL, davalılardan ... Tic, A.Ş. için 3.345,44 TL, davalılardan ... Tic. Ltd. Şti. için ise 11,62 TL hesaplandığını bildirmiştir. Bilirkişi ... 07/01/2021 tarihli ek  bilirkişi raporunda; kök raporun sonuç kısmında yer alan görüşünde bir değişiklik olmadığını bildirmiştir. Büyükçekmece C. Başsavcılığı’nın 2020/54816 soruşturma sayılı soruşturma evrakı incelendiğinde;şikayetçinin ..., şüphelinin ... Anonim Şirketi olduğu, başkasına ait markaya tecavüz suçundan soruşturma yapıldığı, 02/02/2021 tarihli ve ... Karar numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu soruşturma sırasında alınan bilirkişi raporunda da, şüphelilerin oyuk (yuva) olmaksızın üretilen yedek parça üzerine orijinal logonun takılmasının, sabitlenmesinin ve güvenle kullanılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, şüphelinin kullanımının SMK’nun 7/5-c bendi uyarınca dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içindeki bir kullanım olarak değerlendirilebileceğine dair görüş bildirildiği görülmüştür.<br>GEREKÇE: Asıl dava, davalının markasının tescil edilemeyecek işaretlerden olduğu ve kötüniyetli tescil nedeniyle marka hükümsüzlüğü, kullanmama nedeniyle marka iptali, davacıların kullanımlarının davalının marka haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespiti, davalının şekil markasının tescil edilmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti istemine ilişkindir. Birleşen dava ise; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat  istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı; birleşen davada davacı- asıl davada davalı ... vekili asıl ve birleşen dava yönünden, asıl davadaki davacılar ...AŞ ve ... AŞ vekili ise katılma yolu ile asıl dava yönünden yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı-birleşen dosyada davalılar ...AŞ ve ... AŞ vekilinin usule ilişkin istinaf istemleri olmakla öncelikle bu yönden inceleme yapılmıştır. Asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili, ilk derece mahkemesince verilen ilk kararın kendileri tarafından yalnızca asıl davayla ilgili istinaf edildiğini, birleşen davayla ilgili istinaf taleplerinin bulunmadığını, bu nedenle birleşen davanın davacısının katılma yoluyla birleşen davayla ilgili istinaf başvurusunda bulunamayacağını, Dairemizin ilk kararının bu yönden hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Mahkemenin ilk kararının birleşen davacı vekiline 25/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-birleşen davacı vekilinin 2 haftalık yasal istinaf süresinin son günü olan 08/06/2017 tarihinde katılma yoluyla istinaf dilekçesi sunduğu, her ne kadar dilekçesinde katılma yoluyla istinaf edildiği yazılıysa da, asıl ve birleşen davayla ilgili istinaf süresi dolmadan istinaf dilekçesi sunulduğu, bu durumda davalı ...'un kararı doğrudan istinaf hakkı olduğu süre içinde istinaf dilekçesi sunduğu anlaşılmakla, asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebi kabul edilmemiştir. Davalılar vekilinin usule ilişkin diğer itirazı ise; maddi ve manevi tazminat taleplerinin kesin nitelikte olduğundan istinaf edilemeyeceğine yöneliktir. Birleşen davada davacının markaya tecavüz iddiasına dayalı maddi, manevi tazminat isteminde bulunduğu, fazlaya ilişkin hakların saklı haklı tutulduğu, yargılama sırasında birleşen davanın ıslah edilmediği de dikkate alındığında, karar kesin nitelikte olmadığından bu yöndeki usuli itirazın reddi gerekmiştir. Dairemizin kaldırma kararıyla; \" ...Davacı markasının, tescilli olduğu emtialarda, birebir kullanıldığı, yedek parçaların orijinal malı üreten işletmeden kaynaklandığı izlenimi uyandırdığı, ambalajlar ve katalog  üzerindeki \".../uyarlanabilir yedek parça\" ibaresinin asıl davacılar- birleşen davalıların  ürünlerine ayırıcı nitelik kazandırmadığı, davacı- birleşen davalıların teknik zorunluluk nedeniyle ve dürüstlük kuralları çerçevesinde markayı kullandıklarının kabul edilemeyeceği kanaatiyle, asıl davanın davalısı- birleşen davanın davacısı ...vekilinin istinaf talebinin kabulü ile  ilk derece mahkemesinin asıl davada ve birleşen davada vermiş olduğu kararların kaldırılarak, birleşen davanın davacısı vekilinin 556 Sayılı KHK 66/b maddesi gereğince, maddi tazminat talebi konusunda davalıların  ticari defter ve dayanak belgelerinin incelenerek  rapor alındıktan sonra karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine\" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesinin kararı sadece maddi tazminat yönünden bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilerek kaldırılmıştır. Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış ise de; neticeten davalıların kullanımının teknik zorunluluktan kaynaklandığı, kullanımın dürüstlük kuralına uygun olduğu gerekçeleri ile zımnen Dairemiz kararına direnilerek aynı yönde karar verilmiştir. Dairemizin ilk kararı HMK 353.1.a.6 maddesine dayalı olarak verildiğinden HMK 353/1-a maddesindeki yasal düzenlemede açıkça belirtildiği üzere karar, kesin niteliktedir.  Dairemiz kararına karşı HMK 361.maddesindeki koşullar mevcut ise, taraflarca temyiz yoluna gidilebilecek ise de; ilk derece mahkemesince kaldırma kararında tespit edilen hususlar dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken Dairemiz kararına aykırı olarak aynı kararın verilerek direnilmesi usule ve HMK'nın açık hükmüne aykırılık oluşturmaktadır. Ancak; davanın 2012 yılında açıldığı, Dairemizdeki inceleme tarihi itibarı ile yaklaşık 12 yıldır yargılamanın sürdüğü, ilk derece mahkemesince mali yönden rapor alındığı da dikkate alınarak, HMK 353.1.a.6 maddesine göre dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilemeyerek  istinaf istemleri Dairemizce esas yönünden incelenmiştir. Asıl davada davacıların hükümsüzlük istemi olduğundan öncelikle asıl dava yönünden inceleme yapılmıştır. Davacı, markanın tescil edilemeyecek işaretlerden olduğunu, tescilin kötüniyetli olduğunu belirterek markanın 556 sayılı KHK'nın 5. ve 7. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 556 sayılı KHK'nın 5.maddesinde \"malların biçim ve ambalajları\" ibaresi yer almakta olup, üç boyutlu şekillerin de marka olarak tescili mümkündür. Kötüniyetin tescil tarihine göre değerlendirileceği, markaların üç boyutlu olarak tesciline yasanın olanak sağladığı, dava konusu markanın uluslararası tescillerinin olduğu, markanın ayırt edici olup tescilli olduğu emtia sınıfında tescilde görünen biçimde kullanılmasının zorunlu olmadığı, dosyadaki delillere göre markanın ilk kez davalı yanca özgün olarak yaratıldığı dikkate alındığında, mahkemenin hükümsüzlük isteminin reddine yönelik karar vermesi yerindedir. Hükümsüzlük isteminin reddine bağlı olarak da davalı ...'un tescilli marka kullanımının yedek parça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, bu yöndeki istemin reddinde de  usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Asıl davada davacı-birleşen davada davalılar vekilinin kullanmama nedeniyle marka iptali davasıyla ilgili istinaf taleplerinin incelenmesinde; 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle, SMK’nun yürürlüğe girdiği 10/01/2017 tarihinden önce iç hukukumuzda markanın kullanımını zorunlu kılan bir kanun hükmü bulunmadığı, her ne kadar Türkiye'nin taraf olduğu TRIPs'nin 19. maddesinde de benzer bir hüküm mevcutsa da, bu hükmün markanın kullanma zorunluluğunun mevcut olması halinde uygulanabileceğinden, bu nedenle TRİPs hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığı, markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilemeyeceği, kullanmama nedeniyle iptal davasının konusuz kaldığı  anlaşılmakla, davacı-birleşen davada davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir. Dairemizin önceki kararında gerekçelendirildiği üzere; \"Davacı markasının, tescilli olduğu emtialarda, birebir kullanıldığı, yedek parçaların orijinal malı üreten işletmeden kaynaklandığı izlenimi uyandırdığı, ambalajlar ve katalog  üzerindeki \".../uyarlanabilir yedek parça\" ibaresinin asıl davacılar- birleşen davalıların  ürünlerine ayırıcı nitelik kazandırmadığı, davacı- birleşen davalıların teknik zorunluluk nedeniyle ve dürüstlük kuralları çerçevesinde markayı kullandıklarının kabul edilemeyeceği\", birleşen dosyada davacı, asıl dosyada davalı vekili ... tarafından sunulan görsellerde piyasada davalının üç boyutlu markasının yer almadığı yedek parça görüntülerine de yer verildiği dikkate alındığında, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşmakla, bu yöndeki davacı ... şirketi vekilinin istinaf  isteminin kabulü, kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir. Davacının maddi tazminat istemi  KHK 66/2-(b), 67 ve 68. maddelerine dayalıdır. Dairemiz kaldırma kararından sonra birleşen davacı ... vekili tazminat talebinin 08.12.2011 tarihinden itibaren hesaplanmasını talep etmiş, mahkemece mali bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporuna göre; birleşen dosya davalılarının defterlerinde tecavüzlü ürün bilgisinin, kodunun açıkça belirtilmediği, dayanak belgelerin incelenemediği açıklanarak birleşen dosya davalıları tarafından sunulan fatura içeriklerine göre inceleme yapılmıştır. Ancak ticari defterlerin dayanak kayıtları olmadan sunulan faturaların sayı ve içeriğine göre sıhhatli bir maddi tazminat hesabı yapıldığından söz edilemeyecektir. Bu durumda, ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmuş ise de, dayanak kayıtların davalılar tarafından sunulmadığı, davalıların adreslerinin İstanbul adliyesinin yargı  çevresinde olduğu, mahkemece davalıların gelir gider tablosunun celp edilerek bilirkişiden ek rapor alındığı da dikkate alınarak Dairemizce BK'nun 50. maddesine göre değerlendirme yapılmıştır. Davacı vekili, ek rapor talebinin reddi halinde değer artırım için süre verilmesini talep etmiş ise de; mahkemenin 23.11.2023 tarihli duruşmasında \"yeni bilirkişi incelemesi talebini reddettiği\", davacı ... vekilinin davasını ıslah etmediği de dikkate alınarak, bu aşamada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000,00 TL maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Markanın haksız kullanımı, kullanım süresi de dikkate alınarak manevi tazminat istemi 10.000,00 TL yönünden kabul edilmiştir. Davacının tecavüzün meni ve refine yönelik talepleri incelendiğinde; her ne kadar ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde delil tespit dosyasındaki bilirkişinin marka bilirkişisi olmadığına yer verilmiş ise de; bilirkişi ... tarafından alan adları üzerinde teknik inceleme yapıldığı, görsellerin eklendiği, endüstri ürünleri tasarımcısı öğretim üyesi ...'in de yine teknik yönden tespitlerini ortaya koyduğu görülmüş olmakla alan adları yönünden de somut delillere göre markaya tecavüz yönünden mahkemece hukuki değerlendirme yapılabilecektir. Dairemizce  delil tespit dosyası incelendiğinde; www...com şeklindeki alan adının davalı ... SAN TİC AŞ adına kayıtlı olduğu, www...com.tr adlı alan adlının davalı ... SAN TİC AŞ adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacı \"...\" ibaresinin şekil markalarını taşıyan her türlü ürünün internet sitesinde kullanımının yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; asıl davaya konu olan ... numaralı üç boyutlu marka dışındaki kullanımların markaya tecavüz, haksız rekabet oluşturmayacağı, ilgili sitelerde \"...\" markası dışında birçok markaya yer verildiği, davalıların diğer kullanımlarının yetkili satıcı izlenimi verdiğinden söz edilemeyeceği dikkate alındığında, ... nolu marka dışında tecavüzün tespiti meni ve refi istemlerinin reddi gerekmiştir. Ancak raporun 3, 5, 6, 8. ve 9. sayfalarında yer verilen görüntülerdeki öntampon ürünlerinde davacının üç boyutlu ... numaralı markasının davalı ...AŞ tarafından kullanıldığı, eşkenar dörtgen logo şeklini içeren görüntülerin yer aldığı, ... AŞ'nin alan adı yönünden ise önpanjur başlığı ile 15 .sayfadaki görüntüde öntampon isimli 16.sayfadaki görüntüde ve 17, 18, 19. sayfalarda davacının ... nolu markasının yer aldığı ürünlere yer verildiği sabittir. Davalı ...AŞ ve ...AŞ'nin adresinde yapılan tespitte ürünler tespit edilememiş ise de; birleşen dosyada davalı ...Ltd Şti' nin adresinde yapılan tespitte ise ... nolu markanın yer aldığı öntampon ürünün olduğu belirlenmiş, ürün üzerinde ... etiketi olduğu rapora yansımış, mali bilirkişi raporunda davalı ... şirketinin üretim ve satış yaptığı belirtilmiştir. Dosya arasında bulunan ve ... şirketinin unvanı yer alan 2011 yılı kataloğu Dairemizce incelendiğinde ise; öntampon başlıklı bir kısım yedek parça ürün görüntülerinde davacının ... numaralı  üç boyutlu markasının kullanıldığı (801, 807.sayfalar)  görülmektedir. Anılan kullanımlar da birleşen davacının ... numaralı markasına tecavüz oluşturduğundan refi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dosyada davalılar ... VE ... vekilinin istinaf isteminin reddine, birleşen dosya davacısı ... vekilinin istinaf isteminin ise kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince Dairemizce hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davacılar ... ve ... SAN VE TİC AŞ vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı-birleşen dosyada davacı ...vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 3-İstanbul 1.FSHHM'nin 2018/530 Esas, 2022/61 Karar sayılı, 29.03.2022 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4- A. ASIL DAVA yönünden; a- DAVACI ... TİC A.Ş. VE ... TİC A.Ş. tarafından DAVALI ...A.S. aleyhine açılmış bulunan davalının ... tescil nolu markasını KHK 14. madde kapsamında  kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması istemi yönünden esas hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-DAVACI ... SAN VE TİC A.Ş. VE ... TİC A.Ş. tarafından DAVALI ...A.S. aleyhine açılmış  ... tescil nolu markanın kötüniyetli tescil edildiği yönündeki hükümsüzlük isteminin REDDİNE, c-DAVACI ... TİC A.Ş. VE ... TİC A.Ş. tarafından DAVALI ...A.S. aleyhine açılmış  ... tescil nolu markanın  davalılarca kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediğinin tespiti talebinin REDDİNE, ç-DAVACI ... TİC A.Ş. VE ... TİC A.Ş. tarafından DAVALI ...A.S. aleyhine açılmış ... tescil nolu markanın kötüniyetli tescil edildiği ve bu nedenle yedek parça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki  talebin  REDDİNE, <br>B.BİRLEŞEN DAVA  YÖNÜNDEN; a-DAVACI  ...A.S. tarafından DAVALILAR ... SAN VE TİC A.Ş. , ... TİC A.Ş.  ve ... SAN VE TİC. LTD. ŞTİ. aleyhine açılmış bulunan  davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, b-Davalıların kullanımlarının davacının dava konusu ... numaralı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, TECAVÜZÜN REFİNE, MENİNE, c-Davalıların ... numaralı  markayı taşıyan ürün imalatının, ihracatının, ithalatının, satış ve ticaretinin önlenmesine, ç-Davalılara ait www...com ve www...com.tr isimli alan adlarında ve kataloglarda davacının ... numaralı markasının yer aldığı görsellerin içeriklerinden çıkarılmasına, d-Davacının ... numaralı markası ile tecavüz teşkil eden ürünlerin ve münhasıran bu ürünleri üretemeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtaların toplatılmasına, hüküm kesinleştiğinde imhasına, e- Markaya tecavüz nedeni ile 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birleşen dosyada davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, f- Markaya tecavüz nedeni ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, g- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalılardan alınmak üzere Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, 5- İlk derece mahkemesindeki yargılama giderleri ve harç masrafları: A. Asıl davada; a- Alınması gereken 427,60TL maktu harçtan peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 406,45 TL eksik harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinden olan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 121,00 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.621,00 TL ile  kaldırma  kararı sonrası yapmış olduğu  1.144,95 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.765,95 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen markaya tecavüz oluşmadığının tespiti talebi yönünden 25.500,00TL, hükümsüzlük istemi yönünden 25.500,00 TL, haksız rekabet olmadığının tespiti talebi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, (istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak) B. Birleşen davada; a- Alınması gereken 751,41 TL harçtan peşin alınan 237,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 513,81TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye irat kaydına, b-Mahkemenin 2011/79 D.iş sayılı dosyasında tespit isteyen tarafın yapmış olduğu 18,40 TL başvuru harcı, 30,30 TL peşin harç, 500,00 TL bilirkişi ücreti ve 54,00 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 602,70 TL yargılama giderinin takdiren 3/4'ü olan 452,01TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın birleşen davada davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davacı tarafından yapılan 1.383,00 TL bilirkişi ücreti ve posta giderinden oluşan yargılama giderinin takdiren 3/4'ü olan 1.037,25 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,  ç-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat istemi yönünden 1.000,00TL, kısmen kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden ise 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacının kabul edilen tecavüzün tespiti ve haksız rekabet istemi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, e-Birleşen dosyada davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden; davacının kısmen reddedilen manevi tazminat istemi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosyada davacıdan alınarak birleşen dosyadaki davalılara verilmesine, f-Davalı ... Tic. A.Ş. tarafından bilirkişi ücreti ve posta masrafı olarak yapılan 1.959,35 TL yargılama giderinin birleşen davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 1/4'ü olan 489,83 TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, fazla kısmın birleşen davalılar üzerinde bırakılmasına, g-Davalı ... San. Ve Tic.  A.Ş. tarafından posta masrafı olarak yapılan 246,20 TL yargılama giderinin birleşen davanın ret ve kabul oranına göre 1/4'ü olan 61,55 TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, fazla kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, h-Davalı ... Ticaret Ltd. Şti.  tarafından posta masrafı olarak yapılan 550,00 TL yargılama giderinin birleşen davanın ret ve kabul oranına göre 1/4'ü olan 137,50 TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, fazla kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 6- İstinaf yargılama giderleri ve harç masrafları yönünden; a-Davacı-birleşen davalıların asıl davaya yönelik istinaf istemi reddedildiğinden alınması gereken 427,60 TL harçtan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın asıl davada davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, b-Davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinafı kabul edildiğinden ve birleşen davaya yönelik istinaf istemi kısmen kabul edildiğinden istinaf peşin harçlarının istek halinde davalı-birleşen davacıya iadesine, c-Davalı-birleşen davacı ... A.S. tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 472,00 TL teb.müz.posta gideri olmak üzere toplam 692,70 TL'nin davacı-birleşen davalılardan alınarak, davalı-birleşen davacıya verilmesine, ç-Davacı-birleşen davada davalılar tarafından yapılan masrafların üzerlerinde bırakılmasına, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde aidiyetine göre ilk derece mahkemesi'nce taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 06/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. <br>MUHALEFET ŞERHİ: Davacı-birleşen davada davalı vekili 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7. maddeleri uyarınca asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafa ait markanın tescil edilemeyecek işaretlerden olup olmadığı, kötüniyetle tescil edilip edilmediği konusunda ilk derece Mahkemesince bir inceleme yapılmadan karar verildiğine dair istinaf talebinde bulunduğu, dosya üzerinde yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince verilen ilk karara karşı da aynı nedenlerle istinaf talebinde bulunmalarına rağmen Dairemizce istinaf taleplerinin kabul edilmediği, Dairemizin kaldırma kararında bu konuda bir gerekçeye yer verilmediği, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için birden fazla bilirkişi raporu alındığı, bilirkişilerin otomotiv sektöründen, makine fakültesi öğretim üyelerinden ve tasarım uzmanlarından seçildiği, İstanbul 1. FSHHM'nin 2011/79 D.İŞ sayılı dosyasında da tasarım uzmanı bilirkişi ...’den rapor alındığı, taraflarca dosyaya sunulan uzman görüşlerinin de yine marka konusunda uzman kişiler tarafından hazırlanmadığı gibi, hükümsüzlük talebiyle ilgili de bir görüş içermedikleri, marka konusunda uzman bir bilirkişiden davalı-birleşen davada davacı ... A.S. adına tescilli üç boyutlu markanın 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7. maddeleri uyarınca mutlak tescil edilemeyecek nitelikte olup olmadığına dair hiç rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğu, bu konuda marka uzmanı bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmadan davanın esası hakkında karar verilemeyeceği, davacı-birleşen davada davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin, davacı-birleşen davada davalıların otomotiv yedek parçaları üzerindeki kullanımlarının müvekkilinin tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği halde, alınan bilirkişi raporlarında bu konuda ayrıntılı bir inceleme yapılmadığına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacı-birleşen davada davalı tarafça otomotiv yedek parçaları üzerinde kullanılan boşluğun marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği konusunun teknik bilgi gerektirdiği, ilk derece mahkemesince bu konuda da marka uzmanı bir bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğu, bu konuda da aralarında marka uzmanı bilirkişinin de yer aldığı yeni bir heyetten rapor alınması gerektiği, bu nedenle davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin de yerinde olduğu kanaatindeyim. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin maddi tazminatla ilgili karşı tarafa ait ticari defter ve belgeler mahkemeye sunulmadığından bilirkişiler tarafından gerekli inceleme yapılamadığına, bu nedenle raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığına dair istinaf talebi incelendiğinde; maddi tazminatın davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nin 66/2-b maddesi uyarınca davalıların davaya konu ürünlerin satışından elde ettikleri gelire göre hesaplanması talep edildiğinden, birleşen davanın davalılarının ticari kayıtlarının incelenmesi gerektiği, ilk derece Mahkemesince bu konuda karar vererek bilirkişi incelemesi yaptırdığı, ancak birleşen davanın davalılarına HMK’nun 220. maddesi uyarınca ihtar yapılarak ticari kayıt ve belgelerini sunmaları için kesin süre verilmediği, yalnızca bir kısım kayıtların incelenebildiği anlaşılmakla, birleşen davanın davalılarına HMK’nun 220. maddesi uyarınca ihtar yapılarak, kesin süre içinde ticari defter ve belgelerini sunmaları halinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, bu nedenle birleşen davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin de yerinde olduğu kanaatindeyim. Bu nedenlerle; aralarında marka uzmanı bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden davalı-birleşen davada davacı ... A.S. adına tescilli üç boyutlu markanın dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 5. ve 7. maddeleri uyarınca tescil edilebilir olup olmadığı, davacı-birleşen davada davalıların otomotiv yedek parçaları üzerinde yer alan boşluğun davalı-birleşen davada davacıya ait marka haklarına tecavüz teşkil edip etmediğine dair yeniden rapor alınarak değerlendirme yapılması,  asıl davada davalı-birleşen davada davacının maddi tazminat talepleriyle ilgili olarak da,  bir inceleme günü belirlenerek, birleşen davanın davalılarına HMK’nun 220. maddesi uyarınca haksız marka kullandıklarının iddia edildiği döneme ait ticari defter ve kayıtlarını inceleme gününe kadar Mahkemeye sunmaları veya yerinde inceleme talep edeceklerse bu konuda beyanda bulunmaları için kesin süre verilmesine, aksi takdirde bu konuda karşı tarafın beyanlarına itibar edilebileceğinin ihtar edilerek, önceki muhasip bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği kanaati ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e7917d2e1ed98d5","SID":"dd0d174520adbcdb"}}