{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1094 Esas<br>KARAR NO: 2024/262<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/04/2022<br>NUMARASI: 2021/68 Esas , 2022/36 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ, .. Parsel'de kayıtlı  ... İstanbul ünvanlı otel projesinin  sahibi olduğunu, projenin ödül aldığını, söz konusu binada bir süre önce mimari değişiklik yapıldığını, bu değişiklik öncesinde müellif mimar sıfatı ile müvekkillerinin muvafakatının alındığını, daha sonra binanın şu an ki malik ve işletmecileri tarafından  müvekkilleri olan önceki müellif mimarlarından izin alınmaksızın FSEK ve imar mevzuatına aykırı, özgün mimari projenin mekan - tasarım ve planlama esaslarını bozucu, dış kontürü zedeleyici  değişikliklik yapıldığını, tecavüzün halen devam ettiğini iddia ile müdahelenin ve projeye aykırılıkların eski hale getirilmesine, müdahelenin şekli ve inşaatın miktarı da nazara alınarak müvekkilleri müellifi mimarlar lehine ayrı ayrı 100.000,00 TL  manevi tazminata hükmedilmesini, tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.    <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılar vekili tarafından iddia ve taleplerinin net ifade edilmediğini, davanın somutlaştırılması gerektiğini, bu değişikliklerin kim tarafından ne zaman yapıldığının açıklanmadığını, bu nedenle kim tarafından ne zaman gerçekleştirildiği belli olmayan  değişikliklerin hangi müvekkiline ithaf edildiğinin belli olmaması nedeniyle müvekkillerinin tamamına aynı anda yöneltilmiş iddiaların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, 1996 yılındaki bir röportajda davacıların her türlü değişiklikten haberdar olduklarının görülmesine rağmen davayı 2014 yılında açmaları nedeni ile dava ile ilgili taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dava konusu otelde zaman içinde yapılan düzenlemelerin zaruri nitelikte olduğunu, rekabete ayak uydurabilmek ve mutlak ihtiyaçları karşılamak maksatlı yapıldığını, yapılan tadilatların konukların konforunun sağlanabilmesi için zorunlu ancak eserin niteliğini bozmadan yapılan tadilatlar olduğunu, davacıların eserde gerçekleştirilen değişikliğin kendileri tarafından yapılmadığının belirtilmesini isteme veya eserdeki adlarının kaldırılması isteme haklarını kullanmak yerine eski hale getirme talep etmesinin hayatın olağan akışına ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...DAVANIN KISMEN KABULÜNE 1-30.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile müteveffa DAVACI ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-30.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile müteveffa DAVACI ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3- Diğer taleplerin reddine,  \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Müteveffa davacı ... mirasçılarıNDAN ..., ..., ... ile müteveffa davacı ... mirasçıları ..., ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu binanın, müstesna bir eser olup 1959 yılında dönemin en ünlü yerli ve yabancı mimarlarının, “davet üzerine” katıldığı uluslararası bir yarışma sonucu seçilen bir projeye göre inşa edildiğini,  sadece ülkemiz değil, dünya mimarlık literatüründe de örnek gösterilen bir bina olup dönemin mimarlık anlayışını yansıtan ve tümüyle yerli sermaye ve yerli yapı malzemesi kullanılarak Türk mimar, mühendis ve işçileri tarafından inşa edilmiş bir bina olduğunu, 27.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda: Yapının ve projenin “eser” niteliğinde olduğu tespit edilmiş, müteakiben davalıları izinsiz müdahalesi ile eserin bütünlüğünün bozulmuş olduğu, özgünlüğünün zedelendiği mütalâa olunduğunu, 08.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda: Yapılan değişiklikler için izin alınması gerektiği, değişikliklerin bir kereye mahsus olmayıp farklı bölümlerde izin alınmaksızın devam ettiği, bu değişikliklerin yapının özgün mimarisine zarar verdiği belirtildiğini, 20.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda: Malikin zaruri değişiklikler yapabileceği ANCAK tespit edilen değişikliklerin zaruri değişiklik kapsamında değerlendirilemeyeceği, örneğin lobide taşıyıcı özelliği olmayan iki devasa kolon oluşturulmasının, projede mutfak mevcutken yapının konturları aşılarak ilave restoran bölümü yapılmasının zorunlu kabul edilemeyeceği, gelişi güzel hareket edildiği, esasen belediyeden ruhsat da alınmadan kaçak şekilde yapıldığı mütalâa edildiğini, Davalı tarafın daha bu son rapora da itiraz etmişse de, 04.10.2018 günlü ve 16 sayılı celsede kendisine yapılan açık ihtara rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı için bu itirazlarından vazgeçmiş sayılmış ve dosya içeriğindeki deliller ile yetinilmesine karar verildiğini, Davacı/müvekkillerinin ise, eski hale getirme talebi olduğundan ve fakat kök raporda bu husus atlandığından, 12.02.2019 günlü ve 17 numaralı celsede:“Bilirkişilerin eski hale getirmenin mümkün olup olmadığı, eski hale getirmenin ne kadar sürede gerçekleşeceği ve eski hale getirmek için ne kadar masraf gerektiği hususunda rapor alınmasına, bunun dışında bilirkişilerin herhangi bir inceleme ve rapor tanzimine yer olmadığına, bununla sınırlı olarak inceleme yapmalarına” şeklinde ara karar verildiğini ve müvekkil/davacılarca bu sınırlı incelemenin ücreti yatırıldığını, müvekkilleri bakımından usûli müktesep hak doğduğunu, Artık bilirkişilerin görevi, eski hale getirmenin gerekli olup olmadığını değerlendirmek değil, fiziken (inşaat teknikleri bakımından) mümkün olup olmadığını ve bunun süresini/bedelini tespit etmek olduğunu, Kök raporlarında “...söz konusu otelde yapılan izinsiz değişikliklerin zaruri görülen değişiklikler kapsamında değerlendirilemeyeceği, ekonomik nedenlerle, gelişigüzel, yapının özgün mimari yapısına dış görünüş ve iç mekanın orijinal tasarımına yapılan değişikliklerin salt ekonomik gerekçelere dayandırılmasının kabul edilemeyeceği”ni açıkça söyleyen bilirkişilerin ne sebeple olduğunu anlayşılamayan şekilde, 30.04.2019 tarihli ek raporu düzenlediklerini, kök raporlarına taban tabana zıt şekilde, davalı savunmalarını birebir tekrarladıklarını, Mahkemenin de kendi ara kararına ve oluşmuş usûli müktesep hakka aykırı olarak yeni bir heyetten ve dosyanın tamamı için bilirkişi raporu alınmasına karar verdiğini, seçilen heyette sadece tek bir mimar yer aldığını,  Bir uzmanlığı ya da öğretim üyesi gibi bir sıfatı olmadığını, Diğer iki üye ise inşaat mühendisi ve hukukçu olduğunu, Teknik anlamda yetersiz bir heyet olduğunu, mahkemece 13.09.2021 tarihli raporlarına itibar edildiğini , Dosyadaki toplam 5 rapordan (biri ek rapor) 3 tanesi otelde yapılan değişikliklerin FSEK 16/11. madde kapsamında olmadığını açık ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirttiklerini, Değişikliklerin eski hale getirilemeyeceğine dair bilirkişi gerekçesinin yerinde olmadığını, \"Zorunluluktan kaynaklanan değişikliklerin eski hale getirilmesinin malikin menfaatlerinin haleldar olacağından\" bahsedildiğini, Davalıların gerçekleştirdiği aykırılıkların; zemin katta Lobi olarak tasarlanan mekanın ... Caddesi ve ... Caddesi’ne bakan ve binanın mimari bakımdan en önemli kısımlarından bulunan uç kısmı cephesi değiştirilMESİ, Ayrıca lobinin bu uç kısma bakan kısmı duvar örülerek ayrılmış ve lokanta yapılması, Dış kısmına (... Caddesi tarafına)(lokantaya) ilave kapalı alanlar yapılmış; binanın dışına çıkılması, Yapılan lokantaya uç taraftaki cephede kapı açılmış ve cephe değiştirilmesi, Projedeki dükkanların bir kısmı kaldırılması, bir kısmı da lobiye ilave edilmesi, Projede yer almayan ve teknik/statik olarak da gereksiz iki büyük kolon eklendiğini, Yüzme havuzu katında; Mevcut projenin parka bakan tarafındaki açık teraslar, evvelki muvafakatli projelere göre büyütülmüş ve tamamen ...Caddesi tarafı kapatılmış olduğunu, Mevcut projenin parka bakan tarafındaki tehlike çıkışları, başka fonksiyonlara açılmış, personel girişi yapılmış ve kapatılmış olduğunu, roof katında Açık teraslar, evvelki muvafakat projesi aşılarak büyütülmüş ve kapatılmış olduğunu, zamanla ve kullanım ihtiyaçlarıyla, projede bir kısım güncellemeler gerekebileceğini,  daha önce bina eski sahibinin isteğiyle ve müvekkillerinin muvafakat ve çalışmalarıyla bu şekilde güncellemeler gerçekleştirildiğini, Bu güncellemeler binaya özelliğini ve projeye ruhunu veren detaylar korunarak yapıldığını,  Ancak halihazırda, müvekkillerine haber dahi verilmediğini, binanın karakterini ve orijinalliğini bozan ağır aykırılıklar gerçekleştirildiğini, Özellikle cepheye onaysız şekilde açılan kapı ve ilavelerle binanın dış cephe ve silueti önemli oranda bozulduğunu, Tadilatların eski hale getirilmesinin binaya statik, mekanik deprem yükü vereceği gerekçesinin de bir bahaneden öteye gitmediğini,  günümüz koşullarında her türlü mimari ve inşai faaliyet, her türlü ortamda sağlam ve güvenli şekilde gerçekleştirilebileceğini, Sadece maliyet artacağını , buna da izinsiz değişiklik yapan malikin katlanması gerektiğini, binanın statiği ve mekaniği bu kadar önemseniyorsa lobiye konulan ve hiçbir destekleyici fonksiyonu bulunmayan iki devasa kolon neden görmezden gelindiğinin anlaşılamadığını, Güvenlik önemseniyorsa, tehlike çıkışları neden kapatılıp personel giriş-çıkışı yapıldığının açıklanması gerektiğini Esasen yapıdaki değişiklikler kaçak olarak yapııldığını, belediyeden izni dahi olmadığını, daha sonra malikin bu kaçak yapılmış değişiklikler için yapı kayıt belgesi alması, \"kaçak\" niteliğini değiştirmediğini, sadece idarece yıkımı engellediğini, hükmedilen tazminat miktarının da davalıların ve müvekkillerinin mali gücü ile orantısız olduğunu, merhum davacıların sosyal konumları ve değerlerine nazaran çok düşük kaldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap ve istinaf dilekçesinde özetle; Otelde yapılan değişikliklerin zaruri olduğunu, Otelin Kabul holü/lobisi olarak tasarlanmış giriş bölümünün bölünmüş ve dışarıdan ayrı bir giriş verilerek restoran olarak dizayn edildiğini, Otelin lobisine dekoratif bir obje niteliğinde iki adet kolon eklendiğini, Otelin içerisinde yer alan ticari fonksiyon nitelikli dükkanların farklı mekan kullanımlarına ayrılarak kaldırıldığını, dükkanların kapatılarak lobinin genişletilmesinin tamamıyla otelin zaruri ihtiyaçları ve yapı malikinin ticari kararı kapsamında olduğunu, Yüzme havuzu katında onay alınarak değiştirilen kısımlar dışında köprü bar ve sahra kafe nitelikli alanlar yapıldığını, soyunma kabinlerinin duvar ile çevrilmesinin otel müşterilerinin konforuna yönelik olduğunu, otel müşterilerinin havuzdan çıktıktan sonra güneşten korunabilmeleri için ahşap gölgelikler yapıldığını, bu durumun ihtiyaçtan kaynaklandığını, Çatı katındaki açık teras alanına üstü  açılır kapanır cam sistem yerleştirildiğini, Eser sahibinden izin alınmasına gerek duyulmayan zaruri değişikliklerin konfor sağlama ve ekonomik gerekçeler ile olabileceği gerek doktrin gerek içtihatlarla kabul edildiğini, Konfor sağlama gerekçesinin binayı zaman içinde ihtiyaçlara cevap verecek şekilde kullanabilmek amacıyla  yapılan değişiklikler olduğunu,  ekonomik gerekçelerin menfaatler dengesi kapsamında yapılması gereken değişiklikler olduğunu,  zamanaşımı define ilişkin iddialar saklı kalmak kaydıyla 2007 den önce yapılığı belirtilen değişiklikler yönünden davacı iddialarının zamanaşımına uğradığının sübuta erdiğini, davacı ...'in ropörtajında 2014 ten 18 yıl evvel otelin iç tasarımında yapılan kolon değişikliğinden ve üstü kapanan alandan haberdar olduğunu ifade ettiğini, bu nedenle zamanaşımı itirazını yinelediklerini, Davacının usuli kazanılmış hak iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLER Birinci bilirkişi heyeti raporu çoğunluk görüşünde y.mimar Doç Dr ... ile mimar ... 'un görüşlerini içerir 27/12/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu taşınmaz ve mimari projeye yönelik olarak yerinde yapılan inceleme ve tespitler ile dosyasında yapılan incelemeler sonucunda mimari projenin ve mimari projenin çoğaltılması (uygulanması) suretiyle vücuda gelmiş olan yapının eser olduğu ve bir yargı kararında da değinildiği gibi  dava konusu eserin proje ile yapıdan oluşan bir bütün olduğu, her iki eserin sahiplerinin davacılar olduğu, anılan iki eserin de vücuda gelişinde harcanan fikri emek, işlevsellik ve özgünlük değerleri nedeniyle eser sahibinin hususiyetini yansıttığı, ancak yerinde yapılan tespitlerde, davalıların izinsiz yaptıkları müdahaleler sonucunda eserin bütünlüğünün bozulmuş olduğu, aslına aykırı malzeme kullanımı ve herhangi özgün bir kimliği yansıtmayan değişiklikler ile özgünlüğünün zedelendiği, eser sahiplerinin izinleri olmaksızın eser üzerinde yapılan ve eserin niteliğini bozan, değişiklikler nedeniyle manevi eziklik duymalarının olağan olduğu, ancak manevi tazminatın miktarının sadece Mahkeme'nin takdirinde saptanabilece kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 1.heyette yer alan mimar bilirkişi Prof Dr ... iyrık görüşünde; değişikliklerin mimarlık bilgisi açısındaN HİÇBİR özelliği olmayan yapının , mimarlık kimliğini zedeleyen tarzda olmadığını, yapının mimari kimliğini bütünlüğünü zedelemediğini, değişikliklerin abartılacak boyutta olmadığını, keyfi olmadığını TAKSİM gibi çok önemli bir yerleşim yerinde çıkacak gelişimlere paralel değişimlerin oluşmasının doğal olduğunu, taksim gibi yerli yabancı turistlere ev sahipliği yaptığını, ciddi anlamda ülkemiz adına maddi ve manevi gelir kapısı olduğunu, bölge gelişimine ayak uyduran bir proje oluşumu içinde değerlendirmelerin ülke planlaması içinde zaten olması gerektiğini belirtmiştir. 2.heyette bilirkişiler şehir ve bölge plancısı DOÇ DR ..., mimar ..., mimar .. 08/09/2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu taşınmaz ve mimari proje, dava dosyasının incelenmesi sonucunda, bilirkişi heyeti olarak dava konusu yapının bir eser olduğu, eserin yaratıcılarının eser sahiplerinin dava dosyasında adı geçen kişiler olduğu, eser sahibinin yapı üzerinde hakları olduğu, yapı üzerinde yapılan değişiklikler için eser sahiplerinden izin alınması gerektiği ve bu izinlerin alınmamış olduğu, yapılan değişikliklerin bir kereye mahsus olmayıp yapının farklı bölümlerine farklı süreçlerde müdahalelerin izin alınmaksızın devam ettiği, yapılan değişikliklerin yapının özgün mimari yapısına zarar vermiş olduğunun anlaşıldığı, bu nedenlerle eser sahiplerinin tazminat taleplerinin kabul edilebileceği, tazminat değerinin mahkeme tarafından belirlenmesinin uygun olacağı ancak bu değerlendirme sırasında eserin işlevsel değeri, İstanbul ve Beyoğlu ilçesi için önemi ve bir yarışma projesi ile elde edilmiş olması konularının mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 3.heyette bilirkişiler mimar ..., MİMAR ..., JEODEZİ FOTOGRAMETRİ HARİTAMÜH ... 20/06/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu taşınmaz ve mimari projeye yönelik olarak yerinde yapılan inceleme ve tespitler ile dosyaşında yapılan incelemeler sonucunda davaya konu otel projesi, Taksim-Dolmabahçe gezi alanında “...\" ve \"...” ile birlikte aynı nitelikte üç binadan biri olması dolayısıyla konum itibarıyla, gerek mimari projesinin o zamana kadar uygulanmış açı sistemlerinden farklı şekilde 11,25 derece ve artan oranda katları nazara alınarak yeni bir stilde oturtulması, nitelik itibarıyla, gerek uluslararası mimari yarışmada birinci gelmesi ve bu birinciliği elde ederken ..., ... gibi, eserleri özgün modern mimarlık örneği olarak koruma altında bulunan ünlü mimar ve hocalara tercih edilmiş olması dolayısıyla mimari kalite, estetik ve özgünlük itibarıyla, önemli ve özellik arz eden bir yapı olması özellikleri düşünüldüğünde söz konusu bu yapıda, ilgili müelliflerinden herhangi bir şekilde muvafakati alınmadan, ayrıca ilgili belediyesinden de tadilata ilişkin ruhsat talebi yapılmadan izinsiz ve kaçak şekilde 13.07.1961 tarihli, 4/24 nolu ruhsat esas onaylı projesine aykırı yapılan bu uygulamalar nedeniyle, her ne kadar FSEK ile eser sahibine eserinde kendisinin “şeref ve itibarını zedeleyici veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan değişiklik..” yapılmasını men etme hakkı tanınmış olsa da, yapı malikinin de belirli bir kullanım amacı bulunan mimari eseri üzerinde tasarruf etme ve gerekli değişiklikleri gerçekleştirebilme ihtiyacının doğabileceği de düşünülerek, FSEK 16/11. maddesinde, “...Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işleyen, umuma arz eden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse, işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir...\" yapılan düzenleme ile yapı malikine hak tanımış olması hususunun göz ardı edilemeyeceği, ancak bu kapsamda değerlendirildiğinde, söz konusu otelde yapılan izinsiz değişikliklerin zaruri görülen değişiklikler kapsamında değerlendirilemeyeceği (örneğin otele giriş bölümü olan lobide taşıyıcı özelliği bulunmayan iki adet kolanın oluşturulması, projede restaurant mutfak bölümü mevcut iken yapının konturlarını aşan restaurant bötümü oluşturulması...v.s.), ekonomik nedenlerle, gelişi güzel, yapının özgün mimari yapısına dış görünüş ve iç mekanın orijinal tasarımına yapılan değişikliklerin, salt ekonomik gerekçelere dayandırılmasının kabul edilemeyeceği, bu değişikliklerin zorunlu olarak kabul edilse dahi müelliflerinden izin alınmaksızın yapılmasının FSEK kanununa uygun olmadığı düşünülerek değerlendirilmesi gerekli davada, söz konusu otel nitelikli eserin, mimari projenin çizimindeki teknik, nitelikli ve özellikli bir mimari bir örnek yapı olması nazarı dikkate alındığında, FSEK.m,2.f.1.b3 kapsamında bilimsel bir eser olduğunun kabulü kaçınılmaz olduğu düşünüldüğünde, FSEK.md.13, £.1 ile \"Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür.” belirtilen hüküm ile de eser sahibi ya da eser değil ancak belli bir eser üzerindeki eser sahibinin mali ve manevi menfaatlerinin korunacağı hususundaki hükmü de nazarı dikkate alındığında, heyetlerince de ödeme yapılma hususu uygun bulunan davada, davacılara ödenmesi gerekecek maddi ve manevi tazminat bedeli/değeri hususunun Mahkemenin takdirlerinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 3.heyetin 30/04/2019 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; Dava konusu taşınmaz ve mimari projeye yönelik olarak yerinde yapılan inceleme ve tespitler ile dosyasında yapılan incelemeler sonucunda, Davaya konu otel projesi, Taksim-Dolmabahçe gezi alanında “...\" ve “...” ile birlikte aynı nitelikte üç binadan biri olması dolayısıyla konum itibarıyla, gerek mimari projesinin o zamana kadar uygulanmış açı sistemlerinden farklı şekilde 11,25 derece ve artan oranda katları nazara alınarak yeni bir stilde oturtulması, nitelik itibarıyla, gerek uluslararası mimari yarışmada birinci gelmesi ve bu birinciliği elde ederken ..., ... gibi, eserleri özgün modern mimarlık örneği olarak koruma altında bulunan ünlü mimar ve hocalara tercih edilmiş olması dolayısıyla mimari kalite, estetik ve özgünlük itibarıyla, önemli ve özellik arz eden bir yapı olması özellikleri düşünüldüğünde söz konusu bu yapıda, ilgili müelliflerinden herhangi bir şekilde muvafakati alınmadan, ayrıca ilgili belediyesinden de tadilata ilişkin ruhsat talebi yapılmadan izinsiz ve kaçak şekilde 13.07.1961 tarihli, 4/24 nolu ruhsat esas onaylı projesine aykırı yapılan bu uygulamaları içeren otel nitelikli yapı için, yukarıda belirtilen ve mahallinde tespit edilen tüm mevcut aykırı uygulamaların eski hale getirilmesinin mümkün gözükmediği hususunda heyetlerince görüş ve kanaate varıldığını, ayrıca da, dava konusu otel nitelikli yapıdaki eski hale getirilmesi mümkün gözükmeyen projesine aykırı uygular ile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu'na 7143 sayılı kanunla eklenen geçici 16. mad. (imar barışı 31.12.2017 tarihi öncesi tüm yapıları kapsamaktadır.) göre kamuoyunda imar barışı olarak bilinen yasal düzenleme nedeniyle ilgilisinin E Devlet üzerinden müracaatı yapılmış ise ilgilisinden belge talep edilebilir) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilecek \"Yapı Kayıt Belgesi\" düzenlemesi nedeniyle tüm aykırılıkların yasallaşmış olabileceği, bu nedenle yapının mevcut hali ile yasallaşmış olabileceği, yapılabilecek bu işlem için ise, müellifin iznine ihtiyaç hasıl olmayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. .heyette FSEK uzmanı..., MİMAR ... ile inş müh ...13/09/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu mimari projelerin FSEK 2.maddesi çerçevesinde ilim ve edebiyat eseri, mimari projenin uygulandığı yapının ise FSEK 4.maddesi anlamında mimari eser olduğu \"eser\" vasfını haiz olduğu, proje müellifinin izni alınmadan, yapının bütünlüğü bozulmadan, ...cephesinin uç kısmında açılan kapı ile restoranın açık ve kapalı şekilde dizayn edilmesi 4207 sayılı kanunun getirdiği zorunluluktan kaynaklanarak yapıldığı, 46 yıllık otelde yapılan dekorasyon değişiklikleri ile yapının statik yapısı bozulmadan lobi ile ara katı birbirine bağlayan merdivenin kavis şekline dönüştürülmesi, mağazaların ara duvarlarının kaldırılarak, lobiye ve restorana eklenerek genişletilmesi, 2 adet kolonun obje olarak konulması, havuzun formunun değiştirilmesi, açık terasların demontel elamanlarla, pergola olarak yapılması tasdikli projedeki yapının konturlarının değiştirilmediği, dava konusu yapıda “ zaruretten” kaynaklanan değişikliklerin, malikin menfaatleri haleldar edileceğinden, 46 yaşındaki yapıda yapılan zorunlu tadilatların eski hale getirilmesi binaya statik mekanik ,deprem yükü bakımından zarar vereceği,  malikin menfaatlerine ve ekonomiye de esaslı surette zarar vereceği, teknik değerlendirmeler kısmındaki tespitler çerçevesinde dava konusu yapılan değişiklikler ile binanın bütüntüğü bozulmadan, yangın yönetmeliğini değişmesi nedeniyle merdivenin önüne yangın güvenlik holü konulması, oteldeki mağazaların lobiye eklenerek lobinin genişletilmesi, 4027 sayılı kanun hükümlerine göre sigara ile ilgili yasaklar nedeniyle, ...caddesine bakan cephenin uç kısımda restoran oluşturularak açılan kapı ve giriş uç kısımdaki cephede değişiklik yaratmışsa da açılan kapının ve diğer tadilatların “zaruretten\" kaynaklı olduğu bu nedenle davacının haklarının ihlal edilmediği, sadece merdiven ve havuz formunun estetik değişiklikler olduğu bu değişikliklerin eser sahiplerinin FSEK 16.maddesi çerçevesinde manevi haklarının ihlali sayılması sebebiyle bu değişiklikler yönünden manevi tazminat talebinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. -Dava açıldıktan sonra  21/02/2016 tarihinde davacı ... vefat etmiş, sunulan mirasçılık belgesinde mirasçılarının; ..., ... ve ... olduğu görülmüştür. -Dava açıldıktan sonra 17/12/2020 tarihinde davacı ... vefat etmiş, sunulan mirasçılık belgesinde mirasçılarının; ..., ... ve ... olduğu görülmüştür. \t<br>GEREKÇE: Davacılar mimari projede eser sahipliğinden kaynaklanan haklara dayanarak eserde  izinsiz yapılan değişikliklerin tespitini, müdahalenin ve projeye aykırılıkların eski hale getirilmesini, manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince davanın kısmin kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılardan ..., ..., ... ile ..., ... vekili  ve katılma yolu ile davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece son bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de; eserde yapılan değişikliklerin zorunlu değişiklikler olduğuna yönelik son raporun dosyada mevcut önceki bilirkişi raporları ile çelişkili olduğu, kabule göre de; eski hale getirme istemi yönünden son heyetin değerlendirmeleri ile 3.heyetin ek raporundaki değerlendirmelerinin de kısmen çelişkili olduğu görülmektedir. Teknik değerlendirme gerektiren bu hususta itirazları giderici nitelikte ve eski hale getirme talebi yönünden ise malikin veya kamunun menfaatlerini esaslı surette haleldar edip etmediğine ilişkin denetime elverişli olacak gerekçeli rapor alınmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir.  Kabule göre ise; mahkemece \"merdiven ve havuz  kısmındaki değişikliklerin estetik değişiklikler olduğu\" belirtilerek hükümde davalılar aleyhine manevi tazminata hükmedilmiş ise de, davacıların tecavüzün tespiti talepleri yönünden olumlu olumsuz karar oluşturulmaması da yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle istinafa başvuran davacılar yönünden istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, iki mimar, 1 FSEK uzmanı bilirkişiden oluşan yeni bir heyetten tarafların iddia ve savunmaları, davacının itirazları doğrultusunda yeni rapor alınması ve davacının tecavüzün tespiti talebi ile birlikte eski hale getirme talebinde bulunduğu dikkate alınarak tecavüzün tespiti halinde eski hale getirmenin kamunun veya malikin menfaatlerini esaslı surette haleldar edip etmediğinin ayrı ayrı değerlendirildiği, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak delillerin değerlendirilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalılar vekilinin istinaf isteminin ve sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; -Davacılar ..., ..., ... ile ..., ... vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, -Davalılar vekilinin istinaf isteminin bu aşamada İncelenmesine yer olmadığına,  2-İstanbul 3.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/04/2022 tarih,  2021/68 Esas -  2022/36 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine,  5-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcının davalılardan alınarak davacı ..., ..., ... ile ..., ...'e verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.07/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44d74ab49f84b9fe","SID":"433b1d198d707213"}}