{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/1305 <br>KARAR NO\t\t: 2024/273<br>KARAR TARİHİ\t: 06/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/484 Esas  2020/159 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/02/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile müvekkili arasında ticari bir ilişkinin olduğunu, işbu ticari ilişki gereği müvekkilinin malları teslim ettiğini, buna karşın ödeme olgusunu ispatla yükümlü olan davalı tarafın kendilerine herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı aleyhine İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10523 Sayılı dosyasıyla takip yapıldığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini,  ticari defter ve kayıtlarının incelenmesiyle müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, İzmir İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu bağlamda davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığını bildirerek davalı tarafın İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10523 E sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacıyla çek ile ve nakit ödeme yapılarak sipariş üzerine peşin çalışıldığını, davacı firmanın 10 günlük Kurban Bayramı tatilinde iş yerini tahliye ederek kayıplara karıştığını, davacı firmaya borçlu olmadığını, aksine siparişlerinin peşin avans ödemeleri nedeni ile alacaklı olduğunu, davacının sunduğu Excel hesap özetinin haksız icra takibi yapıldığının karinesi olduğunu,  davacı firmanın ortadan yok olması nedeniyle avans olarak bedelini ödediği siparişlerini başka firmalardan tedarik ederek yüklendiği işleri zamanında teslim edemediği için zarar ettiğini, icra takibine yapılan yetki itirazının yerinde olduğunu, ticari defterlerin ve iddia edilen faturaların akıbetinin sorgulanması halinde borçlu değil alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını belirterek yapılan yetki itirazı hakkında karar verilmesini, haksız , maddi dayanaksız ve hukuksuz yapılan icta rtakibinden dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesini, kötü niyetle işyerini terk ederek müşterileri hakkında yersiz takipler yapan davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"... İzmir 27.İcra Müdürlüğünün 2018/10523 Esas sayılı dosyasındaki takibin, davacı tarafça davalı aleyhine 36.228,09 TL cari alacak, 367,74 TL %19,5 temerrüt faizi ile toplam 36.595,83 TL üzerinden 29/08/2018 tarihinde ilamsız takip yoluyla başlatıldığı, davalı tarafın 20/09/2018 tarihli dilekçesiyle yetkili icra müdürlüğünün Dikili İcra Müdürlüğü olduğunu bildirerek yetki ve borca itiraz ettiği belirlenmiştir. <br>Davalı tarafın icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine ilişkin itirazının İİK 50 ve TBK 89. Madde gereğince reddine karar verilmiştir.<br>Taraf delilleri dosyaya ibraz edilmiş, dava ve takip konusu alacağın varlığı ve miktarının tespitine yönelik olarak dosya ve taraf ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyaya verilen 02.09.2019 tarihli  bilirkişi raporunda; Sorunlu faturalara ilişkin 2018 Ağustos ve Eylül mutabakatlarının VUK 350 Sıra Nolu tebliğ uyarınca form BA ve BS'lerle yapılmadığını, bu faturaların usulüne uygun  davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir ihtar ve ihbarın yapıldığına dar belge sunulmadığı ve dosya kapsamında da ispat edici bir belgenin yer almadığı, fatura nüshalarında teslim alana dair herhangi bir ad ve imzanın görülmediği, 29.08.2018  tarihli icra takibine müteakip 19 gün sonra davacıya 17.09.2018 tarihinde tekrar mal satışı yapılarak 8.782,74 TL'lik fatura düzenlenmesinin ticari teamüller açısından kendi içinde tutarsızlık oluşturduğu, 08.08.2018 tarihli 128.664,84 TL ve 17.09.2018 tarihli 8.782,74 TL'lik irsaliyeli faturaların gerçek bir satış faturası olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı, davalının 18.08.2018 tarihinde düzenlediği 70.000,00 TL'lik avans ödemesi niteliğindeki çekini davacı kayıtlarında ödeme niteliğinde ve borçtan mahsup edilmesi göz önüne alındığında davacı ... San Limited Şirketi'nden çeke ait yevmiye kaydının oluşturulduğu ve 20.08.2018 tarihinden itibaren davacıdan 92.436,75 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir. <br>Alınan bilirkişi raporu  denetime açık olmadığı ve karar vermeye yeterli olmadığından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden yeniden mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış, dosyaya verilen 11.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda; taraflara ait ticari defterlerin incelenmesinde açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yapıldığı, davalı tarafa ait ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı, davacı şirkete ait ticari defterlerden defteri kebirin sadece onayının olduğu içeriğinin boş olduğu, dolayısıyla ticari defterlerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespitinin yapılamadığı, her iki tarafın yıl sonunda hesap mutabakatı yapmadığı, davacı şirketin kendi ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davalı taraftan 36.228,09 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın kendi ticari defterlerinde davacı taraftan 96.159,75 TL alacaklı olduğu, her iki tarafın kendi ticari defterlerinde farklı bakiyelerin olmasının nedeninin cari hesap farklarından kaynaklandığı, davacı şirketin defterlerindeki cari hesap farkının nedeninin davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 3.273,00 TL'lik üç adet çek ödemesinin olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafın defterlerindeki fark nedeninin davacı defterlerinde kayıtlı olan 31.08.2018 tarihli 128.664,84 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı,  söz konusu faturanın altında \"eksiksiz  teslim aldım\" ibaresinin yer aldığı bölümde \"fabrika sevk\" açıklamasının yer aldığı, malları ve faturanın teslim alındığına dair davalı taraftan bir isim veya imzanın olmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 08/08/2019 tarihli 128.664,84 TL tutarlı faturadan sonraki tarihlerde davacı şirket tarafından düzenlenen 09/08/2018 tarihli 438,92 TL ve 10/08/2018 tarihli 17.806,36 TL tutarlı faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin 08/08/2019 tarihli 128.664,84 TL tutarlı satış faturasını davalı tarafa düzenlendiği diğer faturalarla beraber 6 adet fatura karşılığı 126.289 TL tutarlı mal ve hizmet satışı olarak 2018 Ağustos ayında form BS beyanı ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan etmiş olduğu, davalı tarafın ise defterlerinde kayıtlı olmayan 128.664,84 TL tutarlı fatura haricinde davacı tarafından düzenlenen 5 adet fatura karşılığı 17.251 TL tutarlı mal ve hizmet alışını bağlı bulunduğu vergi dairesine 2018 Ağustos ayında form BA beyanı ile beyan etmiş olduğu, davacı şirketin 08/08/2019 tarihinde davalıya düzenlediği 128.664,84 TL tutarlı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, sonuç itibariyle davacı taraf tarafından tanzim edilen 08/08/2019 tarih ve 128.664,84 TL tutarındaki faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmamakla birlikte fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü halinde 29/08/2018 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 36.228,09 TL alacaklı olacağı, aksi halde davalıya 96.159,75 TL borçlu olacağının sonucuna varıldığını bildirmiştir.<br>Dosyaya toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/10523 Sayılı dosyasıyla cari hesap alacağına ilişkin ilamsız takip yoluyla icra takibi yapıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine mahkememizde iş bu davanın açıldığı, alınan bilirkişi raporuyla tarafların ticari defterlerindeki cari hesap farkı bulunduğu bu farkın davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve davacı defterlerinde kaydı bulunan 128.664,84 TL'lik faturanın davalı taraf defterlerinde kaydının bulunmaması ve davalı tarafça yapılan 3.723,00 TL'lik ödemelerin davacı defterlerinde kaydının olmamasından kaynaklandığı, 128.664,84 TL'lik fatura konusunun davalı tarafa teslim edildiğinin dosya kapsamıyla subut bulmadığı, söz konusu faturanın davacı tarafın BS formuyla bildirilmiş olmasının teslimi kanıtlamakta yeterli olmadığı sonucuna ulaşılarak  subut bulmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki karar verilmiştir.\" gerekçesi ile; \"davanın Reddine, yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet zarar tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin dosya kapsamında davalının kayıtlarından hareketle bir karar verdiğini ancak davalı tarafın, müvekkilinden aldığı faturaları kayıtlarına intikal ettirmesine karşın bir faturayı kayıtlarına intikal ettirmediğini, müvekkilinin, işbu faturayı BS formunda gösterdiği ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirdiği, müvekkilince yapılan bildirim dolayısıyla faturanın varlığı ve davalının bilgisi dahilinde olduğunun açık olduğunu, bu kapsamda 128.664,84 TL'lik faturanın varlığının kabulü ile müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun kabulünün elzem olduğunu, bilirkişinin ön inceleme ve kendisine verilen görevin dışına çıkarak bir rapor hazırladığını, dolayısıyla buna bağlı verilen hükmün kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin malları teslim ettiği açık olup buna karşı teslim etmeme olgusunu ispatla yükümlü olan davalı tarafın herhangi bir ödeme yapmadığı gibi teslim etmemeye ilişkin de ispat faaliyetinde bulunmadığını, davalı tarafın müvekkiline takip talebinde belirtilen miktar kapsamında ticari ilişkin gereği borcu bulunmadığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin malları teslim ettiğinin açık olduğunu, teslim etmeme olgusunu ispatla yükümlü olan davalı tarafın, herhangi bir ödeme yapmadığı gibi teslim etmemeye ilişkin de ispat faaliyetinde bulunmadığını, davalı tarafın müvekkiline takip talebinde belirtilen miktar kapsamında ticari ilişki gereği borcu bulunduğunu, tüm bunlara karşın davalı tarafça kötüniyetli olarak takibe itiraz edildiğini, işbu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, bununla birlikte dosya kapsamında birbiri ile çelişkili iki rapor söz konusu olup iki farklı raporun varlığı halinde mahkemenin 3. bir bilirkişiden rapor alarak çelişkisinin giderilmesi gerektiğini, müvekkilinin, davalı taraf adına düzenlediği faturaları defter ve kayıtlarına intikal ettirerek vergi dairesine bildirdiği, davalı tarafın ise inkar etmediği bu faturalar için herhangi bir bildirim yapmadığı, kararı kabul etmemekle birlikte vekalet ücretinin de hukuka aykırı tespit edildiğini, davanın kısmen kabul kısmen red ile sonuçlanmadığını, hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması gerekirken 5.489,25 TL'lik bir vekalet ücretine hükmedildiğini, bu nedenlerle İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/484 E., 2020/159 K. Sayılı dosyada verilen davanın reddi kararının istinaf yoluyla incelenmesi ve kaldırılması ile davanın kabulü ile itirazın iptaline, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili;  taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından davalıya satılıp teslimi gerçekleştirilen mal ve hizmet nedeni ile takip tutarı kadar davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmasına rağmen davalı tarafça bakiye alacağın ödenmediği iddiası ile davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan takibe konu tutar kadar alacaklı olduğu yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığı, aksine karşılığında mal teslimi yapılmadığından fazladan yapılan peşin avans ödemeleri nedeni ile davalının davacıdan alacaklı olduğundan bahisle davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet zarar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davaya konu; İzmir 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/10523 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhinde 36.228,09 TL asıl alacak, 367,74 TL %19,5 temerrüt faizi olmak üzere toplam 36.595,83 TL üzerinden, 29/08/2018 tarihinde ilamsız takibi başlatıldığı, davalı tarafın 20/09/2018 tarihli itiraz dilekçesi ile takibin durduğu anlaşılmıştır.<br>İlk Derece Mahkesince yapılan yargılama sonucunda hükme esas alınan 11.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda; taraflara ait ticari defterlerin incelenmesinden açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yapıldığı, davalı tarafa ait ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı, davacı şirkete ait ticari defterlerden defteri kebirin sadece onayının olduğu, içeriğinin boş olduğu, dolayısıyla ticari defterlerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespitinin yapılamadığı,  davacı şirketin kendi ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davalı taraftan 36.228,09 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın kendi ticari defterlerinde davacı taraftan 96.159,75 TL alacaklı olduğu, her iki tarafın kendi ticari defterlerinde farklı bakiyelerin olmasının nedeninin cari hesap farklarından kaynaklandığı, davacı şirketin defterlerindeki cari hesap farkının nedeninin davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 3.273,00 TL'lik üç adet çek ödemesinin olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafın defterlerindeki fark nedeninin davacı defterlerinde kayıtlı olan 31.08.2018 tarihli 128.664,84 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı,  söz konusu faturanın altında \"eksiksiz  teslim aldım\" ibaresinin yer aldığı bölümde \"fabrika sevk\" açıklamasının yer aldığı, malları ve faturanın teslim alındığına dair davalı taraftan bir isim veya imzanın olmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 08/08/2019 tarihli 128.664,84 TL tutarlı faturadan sonraki tarihlerde davacı şirket tarafından düzenlenen 09/08/2018 tarihli 438,92 TL ve 10/08/2018 tarihli 17.806,36 TL tutarlı faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin 08/08/2019 tarih 128.664,84 TL tutarlı satış faturasını davalı tarafa düzenlendiği diğer faturalarla beraber 6 adet fatura karşılığı 126.289 TL tutarlı mal ve hizmet satışı olarak 2018 Ağustos ayında form BS beyanı ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan etmiş olduğu, davalı tarafın ise defterlerinde kayıtlı olmayan 128.664,84 TL tutarlı fatura haricinde davacı tarafından düzenlenen 5 adet fatura karşılığı 17.251 TL tutarlı mal ve hizmet alışını bağlı bulunduğu vergi dairesine 2018 Ağustos ayında form BA beyanı ile beyan etmiş olduğu, davacı şirketin 08/08/2019 tarihinde davalıya düzenlediği 128.664,84 TL tutarlı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, sonuç itibariyle davacı taraf tarafından tanzim edilen 08/08/2019 tarih ve 128.664,84 TL tutarındaki faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmamakla birlikte fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü halinde 29/08/2018 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 36.228,09 TL alacaklı olacağı, aksi halde davalıya 96.159,75 TL borçlu olacağının sonucuna varıldığını bildirmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibarıyla her iki taraf ticari defterleri arasındaki farkı oluşturan ve davacı tarafça davalı adına düzenlenen 08/08/2019 tarih ve 128.664,84 TL bedelli faturanın davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığının tespit edilmesi karşısında, iş bu fatura muhteviyatı malların davalıya teslim edildiği yönündeki iddianın ıspat külfeti üzerinde olan davacı tarafça kanıtlanmasının gerektiği,  fatura muhteviyatı malların davalı tarafından teslim alındığına dair fatura üzerende bir imzanın bulunmadığı, faturanın davacı tarafça BS olarak vergi dairesine bildirilmiş olmasının ıspat için tek başına yeterli olmadığı, bu nedenle  davacı tarafça iş bu fatura içeriği malların davalıya teslim edildiği yönündeki iddianın davacı tarafça yazılı deliller ile kanıtlanamadığı, ayrıca davacı tarafça açıkça yemin deliline de dayanılmadığından bu faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine ilişkin iddianın davacı tarafça kanıtlanamadığının kabulü gerekmiş olup, ayrıca davanın reddi halinde  ilk derece mahkemesince davalı yararına dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, bu kapsamda davacı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karar karşı  tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK maddesi 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/02/2020 tarih, 2018/484 Esas ve 2020/159 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3- Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 06/02/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20f3287a86a47d0f","SID":"27e2a7e4755132c0"}}