{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/70 <br>KARAR NO: 2024/108<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09.07.2020<br>NUMARASI: 2017/354 E. - 2020/349 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ticari faaliyeti doğrultusunda ... Dağıtım Tic.AŞ ile imzalamış olduğu 01/10/2011 başlangıç tarihli nakliye sözleşmesi ile ... Şirketine ait emtianın nakliyesinin gerekleştirilme işini üstlendiğini, söz konusu sözleşme kapsamında davacı şirketin dava dışı şirkete ait muhtelif bira emtiasının şirketin Bahçelievler tesislerinden yüklenerek alıcılara taşınması için ... plakalı araç sahibi davalı ... ve davalı sürücü ... ile anlaştığını, davalı sürücü ...'nun 28/02/2013 tarihinde Bahçelievler Tesisinden fatura değeri 53.931,57 TL olan 15,000 kg yükü ile yola çıktığını, ancak davalı sürücünün Sultangazi İlçe Emniyet Müd.ne verdiği 01/03/2013 tarihli ifadesinde teslim aldığı emtiayı aynı gün için Sultançiftliğindeki alıcısına teslim etmek için gittiğinde bayinin kapalı olduğunu görerek aracının kapısını kilitleyip 150-200 metre ilerideki benzin istasyonuna bisküvi almak için gittiğini, ancak 5-10 dk sonra geldiğinde aracı park ettiği yerde bulamadığını ifade ettiğini, tüm aramalar sonucu aracın 04/03/2013 tarihinde Anadolu Yakasında kapıları ve brandaları açık bir şekilde içindeki yük boşaltılmış halde bulunduğunu, konu hakkında Savcılığa şikayette bulunulduğunu, savcılık dosyasının halen derdest olduğunu, ... Şirketinin davacı şirketi akdettiği sözleşme neticesinde malın alıcısına teslim edilememesi ve zayi edilmesi nedeni ile 53.931,57 TL fatura bedelinin davacı şirketten talep edildiğini, davacı şirketin bu bedeli dava dışı şirkete ödediğini, davalıların TTK'da düzenlenen taşıma hukukuna ilişkin hükümlere aykırı davrandığını, bu nedenle davacı şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu, bu nedenle hem cezai hemde hukuki olarak sorumlu olduklarını, anılan nedenlerle davacı şirketin ... şirketine ödemek zorunda kaldığı 50.133,57 TL bedelin olay tarihinden itibaren işleycek ticari reeskont faizi ile birlikte müteselsilen sorumlu davalılardan rücuen tahsiline ve davalı ...'na ait ... plakalı araç ile var ise davalılar adına kayıtlı diğer araçların, menkul gayrimenkullerin üzerine ihtiyati tedbir konulmasına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle; davalıların adresinin İstanbul Adliyesi yetki sınırları dışında olduğunu, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetkiye itiraz ettiklerini, davanın esası hakkında ise davalılar aleyhine savcılıkta yürütülen bir ceza şikayetinin mevcut olduğunu, öncelikle ceza davasının sonunçlanıncaya kadar beklenmesi gerektiğini, olayın davalının yıllardır mal teslim ettiği ...ın önünde gerçekleştiğini, davalının mekanın kapalı olması nedeni ile şirket çalışanı ...'yı aradığını ve durumu bildirdiğini, sonrasında davalının ihtiyaç gidermek amacı ile benzinciye girdiğini ve kamyonetin kapılarını kilitlediğini, daha sonra döndüğünde kamyonu yerinde bulamadığını ve 155'i arayıp durumu bildirdiğini, davalıların hırsızlık olayından sorumlu olmalarına imkan olmadığını, davalının dağıtım yapacağı yerleri fabrikadan yükleme yaptığı sırada öğrendiği için planlanmış bir suç işleme olanağı olmadığını, ayrıca davalının aracını kamera görüşü dahilinde bir alana çektiğini ve kapısını kilitlediğini, yaşanan bu olay nedeni ile davalının hem işten çıkarıldığını, hem malından olduğunu hemde hukuki  ve cezai sorumlu gösterilerek mağduriyetinin artığını, ancak davalının hırsızlık ile bir alakası olmadığı gibi üzerine düşen tüm sorumlulukları da yerine getirdiğini, öncelikle usul yönünden itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, neticede  huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/239 Esas, 2015/313 Karar ve 09.04.2015 tarihli kararı ile; Mahkemenin yetkisizliğine dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/844 Esas, 2016/950 Karar ve 08.12.2016 tarihli kararı ile; Mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, ancak mahkemeler arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkması nedeniyle HMK 21 maddesi gereğince yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 37. Hukuk Dairesinin 2017/421 Esas, 217/422 Karar ve 10.03.2017 tarihli kararı ile; Yargı yeri olarak Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi belirlenmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olaydaki iddia, vakıa ve sunulan belgeler ile Sayın Mahkeme'nin tarafımıza tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde; 1- Uyuşmazlığa konu davada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulama alanı bulacağı, 2- Hırsızlık sebebiyle meydana gelen zıyaı-hasarda, emtiayı tam ve hasarsız olarak teslim alan ancak gönderilen alıcısına, emtiayı çaldırmak suretiyle teslim etmeyen alt/fiili taşıyıcı ve yardımcısı sürücünün, eyleminden dolayı emtiaya karşı özen borcunu göstermeyerek edimin ifa etmediğinin değerlendiritdiği, 3- Sayın Mahkeme'nin, fiili taşımayı yapan davalıların meydana gelen tam (komple araç) yükü zıyaı- hasar eyleminden sınırlı sorumlu olduğunu benimsemesi halinde, TTK m.875/1 atfı ile TTK m.882/l,2/a hükümleri uyarınca hesaplanan sınırlı sorumluluk miktarının gerçek hasar miktarı ile mukayesesi sonucu, gerçek zıyaı-hasar miktarının sınırlı sorumluluk üst sınırının altında kaldığı, dolayısıyla davacının davalılardan 53.931.57 TL talep edebileceği, 4- TTK m.880/1 hükmü uyarınca eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerinin, Emtia Faturası üzerinde emtia mablağı okunamamasına karşın, faturanın düzenleme tarihi dikkate alınarak bu bağlamında, zıyaı-hasara uğrayan emtia için asıl/akdi taşıyıcı davacının, müşterisi dava dışı firmaya ödediği tazminata ilişkin İBRANAME ve MUVAFAKATNAME' de belirtilen 28.02.2013 tarihli emtia bedeli tespitleri ışığında kadri marufunda olduğu, açıklanmış, bilirkişi heyet raporunda açıklandığı üzere; davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında nakliye sözleşmesi olduğu, davalı ... adına kayıtlı davalı ... nun sürücüsü olduğu araç ile yapılan nakliye esnasında araçtaki emtianın kaybolduğu, davacının dava dışı ... şirketine 50.133,57 TL ödediği, emtiayı teslim alan davalıların meydana gelen hırsızlık nedeniyle emtiayı çaldırdıkları ve alıcısına teslim etmediği, bu nedenle özen borcunu yerine getirmediği, davalıların davacının ödemiş olduğu 50.133,57 TL yi davacıya ödemesi gerektiği tüm dosya kapsamından subut bulmakla... \"  gerekçesiyle davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu rücuen tazminat davasının kabulü ile, 50.133,57 TL nin 23/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari reaskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın zararını sigorta şirketinden tahsil ettiğini, duruşma sırasında şifahen beyan ettiğini, ancak mahkemenin bu hususta herhangi bir araştırma yapmadan hüküm  oluşturduğunu, davacının Türkiye genelinde öncü bir taşıma firması olup faaliyetini nakliye sigortası - taşıma sigortası garantisi altında yerine getirdiğini, mahkemece davacının zararını sigorta şirketinden tahsil edip etmediği konusunda hiçbir araştırma yapmadığını, mükerrer tahsilat yapılmasına sebebiyet verdiğini, davacının taşıma sözleşmelerinin celp edip incelenmediğini, cevap  dilekçesinde; husumetin sigorta şirketine yöneltilmesi talebinin değerlendirilmediğini, müvekkilleri hakkında ceza soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, bu kararın dikkate alınmadığını, kendilerine suç isnat edilemeyen bir eylemden dolayı müvekkilleri hakkında karar verilmesinin hukuk ve hakkaniyet ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, TBK 74 maddesi uyarınca değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin yaşanan olayda hafif ihmalinin dahi olmadığını, müvekkilinin yıllardır mal teslim ettiği ...'ın önünde olayın gerçekleştiğini, mahalline vardığında mekanın kapalı olduğunu, bu sebeple malları teslim edecek kimsenin de bulunmadığını, telefonla şirket çalışanını aradığını ve bildirdiğini, bekçinin olay yerinde olmadığını, ısrarla kapıyı çalmasına rağmen kapının açılmadığını, müvekkilinin mal dolu kamyon ile dışarıda kalmasına sebep olduğunu, kamyoneti bıraktığı sokakta kameraların olduğunu bilen müvekkilinin kameralara güvenip ihtiyaçları gidermek için kamyonetin kapısını kilitleyerek benzinciye gidip döndüğünde aracı bulamadığını, iş yeri sahiplerini arayarak haber verdiğini, incelemede aracın kapısının zorlanarak açıldığını ve düz kontak yaptırılarak aracın çalıştırıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin ailesinin bu kamyonet ile geçindiren birisi olduğunu, kamyonete el konulduğunu, yediemin parasını ödeyemediği için kamyonetin yediemin tarafından satıldığını, mahkeme hükmü oluşturulurken rapora atıf yapılmış olmasına rağmen raporda bilirkişinin hakimin yerine geçerek müvekkilinin kusurlu olduğu kanaati getirdiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşımadan kaynaklanan zararın  üst taşıyıcı tarafından fiili taşıyıcıdan rücuen tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında,  taşıma konusu ürünlerin davalıların araç maliki ve sürücüsü olduğu araçla  birlikte çalındığı, dava konusu zararın oluştuğu, davacı şirket tarafından zararın dava dışı taşıtana ödenmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davalıların meydana gelen olaydan dolayı zarardan sorumlu olup olmadıkları, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, mahkemece verilen hükmün  eksik inceleme sonucunda verilip verilmediğine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket ile dava dışı ... Ticaret AŞ arasında 01.10.2011 tarihli karayolu taşıma sözleşmesinin imzalanmış olduğu, dava dışı ...AŞ şirketi tarafından dava dışı şirket adına sevk irsaliyesinin düzenlenmiş olduğu, ... Plakalı araca 28.02.2013 tarihinde İstanbul Sultan çiftliğine gönderilmek üzere 15.000 kg ... biranın yüklenmiş olduğu, yükün varış yerine ulaştırılmadan önce park edilen yerde çalındığı, meydana gelen zararın davacı şirket tarafından KDV dahil 53.931,57 TL olarak dava dışı ... Tic. AŞ'ye ödendiği, dava dışı şirketin buna ilişkin olarak 23.06.2014 tarihinde davacı şirket adına ibraname ve muvafakatname düzenlenmiş olduğu, davacı şirketin davalılar hakkında hırsızlık, güveni kötüye kullanma, dolandırılıcılık, mala zarar verme vb iddialar ile Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/10456 Soruşturma nolu dosyasında, davalılar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlamasından dolayı 25.01.2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararda, aracın bulunduğu ve yük dolu aracın düz kontak yapıldığının tespit edildiği, meçhul şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığının belirtilerek kamu adına somut delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı şirket ile dava dışı sigorta şirketi arasında nakliyat, abonman , sigorta poliçesinin mevcut olduğu, davacı şirket tarafından sigorta şirketinden 3.798,00 TL tahsil edildiği belirtilerek bakiye 50.133,53 TL'nin rucüen tahsili için iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 28.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ile dava dışı taşıtan arasında 01.10.2011 tarihli nakliye sözleşmesinin mevcut olduğu, sözleşmeden ve taşıma kanunu ile hukukundan hareketle üst taşıyan/ davacının dava konusu yükü davalı tarafa taşıtma hakkının bulunduğu ve buna istinaden eşyayı taşıtmış olduğu, bu taşımanın sözleşmenin 13.maddesindeki mücbir sebepte belirtildiği şekilde deprem, sel, tufan vb haller içerisinde olmadığı, davalı taşıyanın eşyaları 25.02.2013 tarihinde sevk irsaleyisini imzalayarak teslim aldığı, sorumluluğunu kısıtlayacak aksi yönde bir çekincesinin dosyada olmadığı, TTK ve karayolları ile eşya taşımacılığı kapsamında yapılan hesaplamalarda esas olanın her halükarda tam ve sağlam olarak teslim almış olduğu, çekince koymadığı, gönderici ve alıcının talimatından meydana gelmeyen olumsuzluklardan taşıyıcının tümüyle sorumlu olacağı, polis ekibinin davalı tarafından aranarak haberdar edilmesi neticesinde ekiplerin 02.03.2013 tarihinde çalıntı olan aracın tespitine müteakip çekici marifetiyle yediemin otoparkına tutanak karşılığı çekilmiş olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında dava  konu taşımaya ilişkin karayolu eşya sözleşmesinin mevcut olduğu, bu taşımadan dolayı davacının üst taşıyan sıfatı ile davalı tarafa eşyanın taşınması işini verdiği, davalının  alt taşıyan konumunda olduğu, söz konusu olayda hırsızlığın meydana geldiği, davalının ifadesinde alıcının kapalı olduğunu, 150- 200  metre ilerisinde benzin istasyonuna gittiğini, 5-10 dakika sonra döndüğünde aracının yerinde olmadığını ifade ederek mazeret göstermiş ise de mazeretinin geçerli bir sebep olamayacağı, alıcının kapalı olması hallerinde aracından ayrılamayacağı gibi aracını güvenli bir otoparka makbuz karşılığında teslim etmesi gerektiği, bütün bunları yapmayarak davalının tam ve sağlam olarak teslim aldığı eşyayı sağlam olarak teslim etmesi için gerekli özen ve itinayı göstermeyerek TTK 886 maddesi gereğince pervasızca davranarak eşyaya zarar vermiş olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. 01.04.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; uyuşmazlığa konu davada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, hırsızlık sebebiyle meydana gelen zıyalı-hasarda, emtiayı tam ve hasarsız olarak teslim alan ancak gönderilen alıcısına, emtiayı çaldırmak suretiyle teslim etmeyen alt/fiili taşıyıcı ve yardımcısı sürücünün, eyleminden dolayı emtiaya karşı özen borcunu göstermeyerek edimini ifa etmediğinin değerlendirildiği, mahkeme'nin, fiili taşımayı yapan davalıların meydana gelen tam (komple araç) yükü zıyaı-hasar eyleminden sınırlı sorumlu olduğunu benimsemesi halinde, TTK m.875/1 atfı ile TTK m.882/1,2/a hükümleri uyarınca hesaplanan sınırlı sorumluluk miktarının gerçek hasar miktarı ile mukayesesi sonucu, gerçek zıyaı-hasar miktarının sınırlı sorumluluk üst sınırının altında kaldığı, dolayısıyla davacının davalılardan 53.931,57 TL talep edebileceği, TTK m.880/1 hükmü uyarınca eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerinin, emtia faturası üzerinde emtia mablağı okunamamasına karşın, faturanın düzenleme tarihi dikkate alınarak bu bağlamda, zıyaı-hasara uğrayan emtia için asıl/akdi taşıyıcı davacının, müşterisi dava dışı firmaya ödediği tazminata ilişkin ibraname ve muvafakatname de belirtilen 28.02.2013 tarihli emtia bedelinin tespitleri ışığında kadri maruf olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun yeterli ve gerekçelidir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 875.maddesi ''(1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.” hükmünü içermektedir.  Aynı Kanun'un 876/1. maddesinde ise taşıyıcının özeni başlığı altında yer alan hüküm fıkrasında; \"Ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçları önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur\" denilerek taşıyıcının hangi halde sorumluluktan kurtulacağı net şekilde ortaya konulmuştur.TTK'nın 886. maddesi uyarınca, zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Bu halde taşıyıcının sorumluluğu artık sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamını kapsayan bir sorumluluktur. TTK'nın 888.maddesinde fiili taşıyıcı düzenlenmiştir. Maddede, taşımanın kısmen veya tamamen 3.bir kişi olan fiili taşıyıcı tarafından yerine getirilmesi halinde bu kişinin eşyanın ziya, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zararlardan asıl taşıyıcı gibi sorumlu olduğuna yer verilmiştir. Somut olayda, fiili taşıyıcı olan davalı araç maliki ve araç sürücüsünün gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek taşınan malların çalınmasına ve zarara neden oldukları sabittir. Davalılar tarafınca her ne kadar dava dışı sigorta şirketi tarafından davacıya sigorta bedelinin ödenmiş olduğunun şifahen beyan edildiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamında buna dair bir bilgi veya delil mevcut değildir. Davacı vekili tarafından dava tarihinden önce dava dışı sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminat  bedeli mahsup edilerek iş bu dava açılmıştır. Davalıların aksine savunma ve iddiaları yerinde görülmemiştir. Davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen  karar  TBK m.74. maddesi kapsamında hukuk hakimini bağlamayacaktır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu neticesinde davanın kabulünde yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler  kapsamında bir isabetsizlik mevcut değildir. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.568,42 TL istinaf karar harcının davalılardan tahsiline, 3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62634fbb752e86bb","SID":"cf3f335dfa9c2e70"}}