{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1256 <br>KARAR NO: 2024/220<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2019/317 Esas 2021/256 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili banka ile ... arasında düzenlenen genel  kredi sözleşmesiyle ...'a kredili mevduat kredisi kullandırdığını, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını,kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalıya 07.02.2019 tarihli kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, bu nedenle borçlular hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini,davalının kefalet limitiyle sorumlu olduğunu belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uyulmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşme içeriği bakımından bilgilendirilmediğini,sözleşmenin genel işlem şartları içermesi nedeniyle geçersiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, fahiş oranda faiz hesaplandığını, alacak muaccel olmadığı gibi müvekkiline usulüne uygun ihtar yapılmadığından faiz talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, davalı kefilin asıl borçludan sonra temerrüte düşürülmediği,borçlu yönünden ihtarın sonuçsuz kaldığı beklenmeksizin kefile tebligat yapıldığı, bu sebeple bilirkişinin asıl alacağı 337.521,79-TL olarak belirlerken işlemiş temerrüt faizini sıfır olarak belirlediği, bu hatalı olup, sözleşme gereğince borçlu daha önce temerrüte düşürülmese dahi ödenmeyen taksitler sebebiyle temerrüt faizi yerine işlemiş akdi faizin kat tarihi ile takip tarihi arasında işlemeye devam edeceği nazara alınarak, mahkemece akdi faiz oranı üzerinden 7.281,79-TL faiz ve BSMV hesaplandığı,alacağın likit olması ve davalının itirazının haksız olduğu nazara alınarak asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 330.240-TL asıl alacak, 7.281,79-TL kat tarihi ile takip tarihi arasında işleyen akdi faiz ve BSMV'si ile 485-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 338.006,79-TL üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde bildirilen faiz cinsi ve miktarıyla faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazla istemin reddine,  %20 oranda icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; genel kredi sözleşmesinin müzakereye kapalı maddelerden oluştuğunu, müvekkiline değişiklik yapma ve müzakere etme imkanı sağlanmadığını, sözleşmenin genel işlem şartlarını içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu, delil sözleşmesinin eşitlik ilkesine aykırı olarak banka lehine düzenlendiğini, asıl borçlu olan müvekkilinin babasının vefat ettiğini,hayat sigortası yapılmışsa davacının öncelikle buna başvurması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, temerrüt gerçekleşmediğinden hesaplanan faizin fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı müteselsil kefilin  itirazının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında akdedilen 30.05.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşme gereğince borçlu şirkete KMH kredisi açıldığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 07.02.2019 tarihli kat ihtarının keşide edildiği, kat ihtarının asıl borçluya 11.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefile ise tebliğ edilemediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı kefile kat ihtarının tebliğ edilememiş olması nedeniyle temerrütün takip tarihinde oluştuğu tespit edilerek asıl alacağa takip tarihine kadar akdi faiz işletilmek suretiyle, TCMB'nin tespit ve ilan ettiği yıllık %27 oranında KMH akdi faizi uygulanarak davacının takip tarihi itibariyle 330.240-TL asıl alacak, 6.935,04-TL işlemiş faiz, 346,75-TL BSMV ve 485-TL masraf olmak üzere 338.006,79-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu alacak, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde değildir. Dava konusu genel kredi sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanmış olmakla, genel işlem koşulu denetimine tabidir. Somut olayda sözleşmenin imzası öncesinde 27.05.2014 tarihli el yazılı ve asıl borçlu imzasını içeren belgeye göre sözleşme öncesinde bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı, davalı kefilin de sözleşmenin kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiğini, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzasıyla teyit ettiği anlaşılmakla, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır.Aksi yöndeki davalı vekilinin sözleşmenin geçersizliğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince, asıl borçlunun vefatı nedeniyle davacının öncelikle varsa asıl borçlunun hayat sigortasına başvurması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak davalı müteselsil kefil sıfatını taşımakta olup, takip ve dava, davalının asıl borçlunun mirasçısı sıfatına değil, kefalet sorumluluğuna dayanmaktadır. Alacaklının asıl borçluyu takip etmeden ya da rehni paraya çevirmeden doğrudan müteselsil kefili takip edebilmesi mümkün bulunduğundan, davalının hayat sigortası şirketinin sorumluluğuna yönelik savunmalarının bu davada inceleme konusu yapılamayacağından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de  yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, Davalı kefil takip tarihi itibariyle temerrüte düşmüş olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da takip tarihine kadar olan dönem için akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmış,temerrüt faizi uygulanmamıştır.Alacağın KMH na ilişkin olduğundan TCMB'nin tespit ve ilan ettiği KMH hesaplarına uygulanacak akdi ve temerrüt faiz oranları esas alınmış olup, TCMB tarafından belirlenen faiz oranlarının fahiş olduğunun ileri sürülmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin faiz oranı ve miktarına yönelik istinaf nedeni de haklı bulunmamış davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 23.088,78-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.772,19‬‬-TL harcın mahsubu ile kalan 17.316,59‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8c67c0de2bc836b","SID":"70ab4f92b17d95bf"}}