{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/875 <br>KARAR NO\t: 2024/131<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/09/2019 (Dava) - 22/01/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/68 Esas - 2021/84 Karar<br>DAVA\t\t: Alacak<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 31/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/01/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/68 Esas-2021/84 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, borçlu aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2018/13047 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine borçlu tarafından yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğunu, takibin devamı için işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, davalı ...’in ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin kurucusu/ortağı olduğunu, davalının, şirketlerin kuruluş aşamasında ödenmesi gereken sermaye payını ödemede güçlük çekmesi nedeniyle müvekkilinden borç istediğini, müvekkilinin bu talep üzerine 05.12.2017 tarihinde ... A.Ş. hesabına 30.000,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemede \"... sermaye ödemesi havalesi\" olduğunun açıklamalar kısmında belirtildiğini, 26.02.2018 tarihinde de ... A.Ş. hesabına 13.500,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemede yine ... sermaye taahhüt ödemesi olduğunun açıklamalar kısmında belirtildiğini, davalı nam ve hesabına borç olarak gönderilen paranın tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlunun icra takibine itiraz ettiğini, dekontlarda mevcut paranın borç olarak gönderildiğinin gayet açık olduğunu, borçlunun kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, gönderilen paraların geri ödendiğinde dair belge sunamadığını, bu konuda ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek, İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2018/13047 sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu/davalı aleyhine alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 43.500-TL üzerinden alacak davasına dönüştürüldüğü anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı asaleten sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin kurucu ortağı olduğunu, kuruluş aşamasında sermaye payını ödeme güçlüğü çektiği iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davacının, şirketin iştigal konusunda hiçbir teknik bilgisi olmadığından, şirketin yapacağı iş konusunda (işlenmiş olan madenlerin atıklarında kalan madenlerin geri kazanımı) ortak olmak istediğini belirttiğini, bu nedenle kendisine ait sermaye payının %50’si  davacı tarafından, diğer %50’si ise yine kurucu ortaklardan davadışı ... tarafından ödenmesi konusunda karşılıklı olarak prensipte anlaşılarak şirkelerin kurulduğunu, mesleki tecrübelerinden (makine mühendisi olması sebebiyle) faydalanmak amacıyla ortak olduğunun ortada olduğunu, davacı tarafından gönderilen paranın şahsi hesabına değil, şirketin banka hesabına gönderildiğini (şahsına borç verilmediğini), şirketin genel kurul toplantısının 17.03.2018 tarihinde yapıldığını, davacı ...'un eşi ve vekili olan ...’un katıldığını, oy çokluğu ile şirketin tasfiye edilmesine karar verildiğini, 7. maddesinde belirtildiği üzere tasfiye sonucunda doğacak olan sermaye payı alacağının ortaklar ... ve ...’a ödemiş oldukları sermaye tutarları üzerinden geri ödenmesi yönünde muvafakat ettiği hususunun genel kurul tutanağına da yazılı olarak beyan edildiğini, tasfiye memuru olarak ...’ın atandığını, tasfiye kararı sonrası davacının kalan iş avansı borcunun 85.600,00 TL olduğunu, davacıya şirketin göndermiş olduğu iş avanslarını iade etmesi konusunda tasfiye memuru ... tarafından ihtarname gönderildiğini, davacının, almış olduğu iş avanslarını çeşitli bahaneler ileri sürerek kasıtlı olarak ödemediğini, şirketten almış olduğu iş avanslarını ödemediği gibi kötü niyetli olarak kendisi adına işbu mahkemeye konu olan İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2018/13047 sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlattığını, ayrıca şirketin tasfiye sürecinin durdurulduğunu, şirket tasfiye memuru tarafından davacıya iş avanslarının iadesi ile ilgili Büyükçekmece 3.İcra Dairesi 2019/5435 sayılı dosya ile hukuki süreç başlatıldığını, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/529 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, dava sürecinin devam ettiğini, tasfiye işlemlerine başlanmış olmasına rağmen, davacının kötü niyetli girişimleri sonucunda (şirketten aldığı iş avanslarını iade etmediğinden) tasfiyenin durdurulmasına karar verildiğini, bu bağlamda anılan ödemenin tasfiye henüz gerçekleşmediğinden muaccel hale gelmediğini, davacının hem tasfiye sonunda işbu ödemeyi şirketten talep ettiğini hem de dava konusu icra dosyasından talep ettiğini, mükerrer talebin söz konusu olduğunu, ayrıca davacı tarafından ... A.Ş. aleyhine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/971 Esas sayılı dosyası üzerinden de şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma talepli dava açıldığını, bu davada da işbu sermaye ödemesinin ayrıca talep edildiğini beyanla, davanın reddine ve davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI: Mahkemece, \"....Davacı ile davalının, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin kurucu ortaklarından olduğu,  05/12/2017 tarihli havale ile 30.000,00-TL'nin, 26/02/2018 tarihli havale ile 13.500,00-TL'nin  davacı tarafından adı geçen şirketlere: '... sermaye ödemesi havalesi' açıklaması ile gönderildiği, havale bedellerinin davalı tarafından davacıya ödenmediği konusunda bir uyuşmazlık olmadığı, davacı tarafın bu ödemeleri borç olarak ve davalının talebi üzerine yaptığı iddiasında, davalının ise kendisinin bilgi ve tecrübesinden yararlanılması karşılığında ödemelerin yapıldığı iddiasında bulunduğu, davalının bu iddiada bulunmasına rağmen iddiasını kanıtlayan bir delil sunamadığı, buna karşılık dekontlardaki açıklamaların, tarafların adı geçen şirketin kurucu ortakları oldukları dikkate alındığında dava konusu ödemelerin davacı tarafından davalının adı geçen şirketlere koyacağı sermayeye karşılık ödendiğinin ve bu paranın davalıya borç olarak verildiğinin kabulünü gerektirdiği, buna göre davalının borç olarak havale edilen dava konusu edilen alacak nedeniyle davacıya karşı sorumlu bulunduğu, ödeme yapılmamış olması nedeni ile davacının dava konusu ettiği alacağı talep edebileceği sonucuna ulaşıldığı, her ne kadar davalı, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/971 Esas sayılı dosyasında davacının şirketin feshi davasında bu ödemelerin kendisine verilmesini talep ettiğini, yine ...Şirketi tasfiye memurundan bu paranın kendisine ödenmesi talebinde bulunduğunu, bu talebin kabul edildiğini bildirmiş ve davalının genel kurul toplantı tutanağının yedinci maddesinde dava konusu edilen 30.000,00-TL'nin davacıya tasfiye sonucunda ödenmesine muvafakat ettiğini bildirdiği tutanak altına alınmış ise de, gerek şirketin feshine ve tasfiyesine ilişkin davanın derdest olup bu konuda bir hüküm kurulmaması, gerekse şirketin tasfiyesine ilişkin süreçte henüz tasfiyenin tamamlanmamış olması, tasfiye sonucunda dava konusu edilen paraların davacıya ödenmesinin mümkün olup olmadığının dava tarihi itibariyle belirsiz olması karşısında, bu dava nedeniyle mükerrer dava ve talepten söz etmenin mümkün bulunmadığı, buna göre dava konusu edilen alacağın davacı tarafça dava konusu edilmesinin ve talebinin mümkün bulunduğu anlaşılmakla; DAVANIN KABULÜ İLE; 43.500,00-TL alacağın dava tarihi olan 05/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: Davalı vekili tarafından, \"...Verilen karar yerleşik Yargıtay kararları, usul ve yasa dikkate alınmadan, davalı müvekkilinin yapmış olduğu tüm itirazlar, sunmuş olduğu resmi belgeler ve tanık beyanları dikkate alınmadan özellikle bu dosya ile mükerrer talebin yer aldığı Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/971 Esas sayılı dosyasının sonucu beklenmeden, yeterli inceleme yapılmadan, deliller incelenmeden verilmiş bir karar olduğundan, istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını talep ettiklerini, dava konusu havale ödemelerinin davacının da ortak olduğu şirket hesabına yapıldığını, sermaye payı ödemeleri olduğunu, müvekkilinin hesabına yapılmış borç olmadığından geri ödenmesi konusunda müvekkilinin şahsi sorumluluğunun bulunmadığını, davacının dava konusu havalelerin müvekkiline borç olarak verildiğine ilişkin somut bir delil sunamadığını, nitekim şirketin ortağı olan ve tüm süreçlerle ilgili doğrudan bilgisi ve görgüsü bulunan tanık ... ve yine şirketin mali müşaviri olan ve tüm aşamaları bizzat yürüten tanık ...'ın da beyanlarının bu hususu doğruladığını, ... AŞ'nin kuruluş aşamasında, davacının şirketin faaliyet konusunda hiçbir bilgi ve tecrübesinin bulunmaması nedeniyle kuruluş aşamasında müvekkiline ait sermaye payının %50'si ... tarafından, diğer %50'si ise yine kurucu ortaklardan ... tarafından konulması konusunda oy birliği bulunduğunun bu tanıkların beyanları ile sabit olduğunu, maden işi konusunda tecrübesi ve mesleki bilgisi bulunan müvekkilinin sermaye olarak emek, bilgi ve tecrübesini ortaya koymasının, şirket faaliyet konusu ile ilgili hiçbir bilgi ve becerisi, tecrübesi bulunmayan davacının ise para koymasının hayatın olağan akışına ve ticaret hukukuna uygun bir anlaşma olduğunu, gönderilen paranın müvekkilinin şahsi hesabına değil şirketin resmi hesabına gönderildiğini, şahsi bir borç olsaydı müvekkilinin şahsi hesabına gönderileceğinin çok açık olduğunu, nitekim havale dekontlarında borç olduğuna dair herhangi bir kayıt veya açıklama bulunmadığı halde üstelik müvekkilinin ve diğer ortak ...'ın beyanına uygun şekilde dekontlarda '... Sermaye Ödemesi' yazılmasına rağmen mahkemece bu ödemenin borç olarak verildiğinin kabulünün hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim ...ı AŞ’nin 01.03.2018 tarihli Genel kurul toplantısında alınan karar gereğince şirketin tasfiyesine gidilmesi üzerine tasfiye kararının 7. maddesinde belirtildiği üzere tasfiye sonucunda müvekkilinin doğacak alacağının, ortaklar ... ve ...’a ödemiş oldukları sermaye tutarları üzerinden geri ödeme yapılması yönünde muvafakatname verildiğini, bu hususun davacının eşi ve vekili ... tarafından da kabul edildiğini, sadece bu noktanın dahi dava konusu olan havalelerin sermaye payı olarak şirkete ödenen havaleler olup şahsi borç olmadığını göstermesine rağmen tüm bu hususların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, sadece davacı tarafın soyut iddialarının hükme dayanak alındığını, müvekkilinin kuruluş aşamasında ödeme güçlüğü çektiği ve bu nedenle borç verildiği iddialarının asılsız olduğunu, müvekkili tarafından şirketin hesabına toplamda 114.466,00 TL'nin üzerinde ödeme yapıldığının Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/971 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurul raporları ile sabit olduğunu, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/971 Esas sayılı ve Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/529 Esas sayılı dosyaları sonucu işbu davaya doğrudan etkili olduğundan sonuçları  beklenmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli karardaki gerekçenin de hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin aksine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/971 Esas sayılı davada tasfiye sonucunda bu paranın davacıya ödemesi gerçekleşeceğinden, işbu davanın sonucuna doğrudan etkili olup dosyanın sonucunun beklenmesinin gerektiğini, ekte sundukları bilirkişi kurul raporlarına bakıldığında davacının bu davaya konu ettiği havaleleri de hesaba dahil edildiğinin görüleceğini, buna rağmen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ndeki davanın bu davaya etkisinin olmayacağına karar vermenin hukuka, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, yine Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/529 Esas sayılı dosyası ile davacıya ödenen ve iade etmesi gereken toplamda 86.500,00 TL iş avansının iadesi için açılmış bulunan davanın da işbu davanın sonucuna doğrudan etkisi bulunması nedeniyle bekletici mesele yapılması gerektiğini, ... AŞ tarafından tasfiye öncesi ortak ... banka hesabına 85.600,00 TL iş avansı mahiyetinde para havale edildiğinin banka dekontları ile sabit olduğunu, bazı makinaların satın alınması amaçlı ...’a gönderildiğini, ancak şirketin tasfiye kararıyla birlikte iş avansları iade edilmediğinden başlatılan hukuki sürecin sonucunda 86.500,00 TL'nin iade edilmesi kararının tasfiye sürecini sonlandıracağını ve davacının sermaye payı olarak ödediği parasını geri alabileceğini, davacının hem şirketten sermaye payını geri alacak olması hem de işbu mahkeme kararıyla müvekkilinden şahsi olarak tahsil etmesinin mükerrer sonuç doğuracağını, nitekim davacı tarafın cevaba cevap dilekçelerinin 8. maddesinde Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/529 Esas sayılı dosyası ile ilgili; 'müvekkil şirketten alacaklı olduğunu belirterek tasfiyeyi durdurmuştur, aksi halde müvekkilin alacağının tahsili engellenmiş olacaktı' beyanları ile bu hususun ikrar edildiğini, bu hususlar yeterince incelemeden, hatalı ve eksik değerlendirme sonucu bu dosyaların bekletici mesele yapılmaması hukuka aykırı olduğundan hükmün kaldırılmasını talep ettiklerini, davanın kötü niyetle açıldığını, davacının şirkete toplam 86.500,00 TL borcu bulunduğunu ve bu borcunu ödememek amacıyla şirketin tasfiye sürecini bilerek engellediğini, iş avanslarının iadesi ile ilgili hukuki sürecin başlatıldığını ve itiraz üzerine Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/529 Esas sayılı dosyası ile hukuki sürecin devam ettiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için söz konusu havalelerin müvekkiline şahsi borç olarak verildiği kabul edilse dahi, davacının kötü niyetli şekilde tasfiye kararı ile müvekkilinin de muvafakatinin bulunduğu bu ödemelerin kendisine geri ödenmesi kararının icra edilmesini engellediğinin çok açık olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkeme kararında bu havalelerin müvekkiline şahsi borç olarak verildiği kabul edilip ardından ticari faiz uygulamasının hukuka aykırı olduğunu....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, şirket ortağı adına şirkete sermaye olarak konulmak üzere borç olarak gönderildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ile davalının davadışı ... AŞ ve Tasfiye Halinde ... AŞ'de kurucu ortak olduklarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacının, davalı adına bahse konu şirket sermayeleri olarak 30.000-TL ve 13.500-TL gönderdiği hususunda da ihtilaf yoktur. İhtilafın sebebi; davacı, banka havalesi ile \"... Sermaye Ödemesi Havalesi\" açıklamasıyla gönderdiği bu tutarları davalıya borç olarak gönderdiğini iddia etmekte iken, davalının ise kurulan şirkete kendisinin emek ve tecrübesini koymasından dolayı ortaklar arasında davalı adına olan sermayenin de diğer iki ortak (davadışı ... ve davacı) tarafından şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığı, bunun şahsi borcu olmayıp kaldı ki bu nedenle davacı tarafından doğrudan anılan şirketler hesabına yapılan havaleler olduğunun savunulmasından kaynaklanmaktadır. Özetle; davacı tarafından gönderilen iki havalenin borç olarak mı, yoksa şirket ilişkisi içerisindeki anlaşma uyarınca davalı adına üstlenilip ödenen sermaye borcu mu olduğu ihtilaflı durumdadır. Mahkemece dinlenen diğer ortak olan tanık ...'ın beyanında, davacı ve kendisinin, sadece emek ve tecrübesini getiren davalı adına sözkonusu ödemeleri yaptığını beyan etmiş, ancak davacının şirkete iş avansı adı altında başka borçları da olduğundan ve ödemediğinden tasfiye sürecinin yürütülemediğini ve davalının muvafakatine de rağmen sözkonusu sermayenin davacıya geri ödenmediğini beyan etmiş olduğu görülmüştür.<br>Bahse konu dekontlardaki açıklama; \"... Sermaye Ödemesi Havalesi\" şeklinde olup bu sermaye tutarının davacı tarafından şirkete ödendiği davalının da kabulünde olmakla birlikte, davalı, sözkonusu dekontta bunun borç olarak verilen bir ödeme olduğuna dair açıklama olmadığını savunmuş, ancak ... AŞ'nin tasfiyesine karar verilen 17.03.2018 tarihli GK'un 7 numaralı kararında şirkete kendisi için konulan 30.000-TL  sermayenin, tasfiye sonucunda doğacak olan alacağı içerisinden alınıp davacıya verilmesine muvafakat ettiğini de beyan etmiştir.  <br>Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/971 E. sayılı dosyasında, aynı davacının, davadışı ... AŞ'ye açtığı fesih/ortaklıktan çıkma ve çıkma payı talepli davası olduğu, davacının bu şirketten çıkma talebinin kabul olduğu ve \"çıkma payı\" ile \"davalı şirketten ortaklara borçlar hesabından\" kaynaklı olan alacakları toplamı olan 104.882,97-TL'nin davacıya ödenmesine karar verilmiş olduğu, ayrıca istinaf aşamasında tarafların sulh sözleşmesi sunarak davacıya 180.000-TL ödenmesi ile davadan feragat dilekçesi verileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Davalı taraf, bu davada şirket tarafından davacıya ödenen tutar ve eldeki dava nedeniyle davalı aleyhine hüküm kurulan tutarın mükerrer ödemeye neden olacağını, o dava sonucunun bekletici mesele yapılmamış olmasının da doğru olmadığını istinaf itirazı olarak ileri sürmüştür.<br>Dosyadaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; iki şirket nedeniyle ödenen sermaye bedeli ve iki ayrı dekonta dayalı olarak açılan işbu davada, dekontlardaki havalelerin davadışı şirketler adına gönderildiği, davanın ise davalı ortak adına açıldığı, bununla birlikte davalı ortağın da beyanlarında sözkonusu havalelerin kendisi adına diğer ortaklarca ödenmesi kararlaştırılan sermaye payı ödemesi olduğunu doğruladığı, ancak bunun borç olmadığını ve tasfiye halinde ödeyen taraflara geri ödenecek tutarlar olduğunu ileri sürdüğü de dikkate alınarak, davadaki taleplerin davadışı iki şirket bakımından ayrı ayrı ele alınması gerektiği anlaşılmıştır.<br>Faaliyetine devam ettiği anlaşılan davadışı ... AŞ'ye davacı tarafından havale edilen 13.500-TL' bakımından; davacı tarafından ... AŞ'ye karşı Ankara  4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/971 E. sayılı dosyasında açılmış bulunan ortaklıktan çıkma davası ile işbu davadaki 26.02.2018 tarihli dekonta konu ödeme arasındaki irtibat gözetilerek, bahse konu kararın dosyaya sunulan içeriğinde \"davacının çıkma payı\" ve bunun yanısıra \"davalı şirketten ortaklara borçlar hesabından kaynaklı\" alacağı toplamı üzerinden hüküm tesis edilmesine, taraflarca istinaf aşamasında sulh sözleşmesi yapılıp davacıya 180.000-TL toplam ödeme yapıldığının anlaşılmasına göre, \"mükerrer ödemeye neden olunmaması gerektiği\" de açık olmakla, mahkemece yapılması gereken iş; davacının bahse konu şirketten ayrılması karşılığı olarak ödenen tutarlar içinde davalı adına şirkete ödediği sermaye borcunun da bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir. Zira, anılan tutar şirket hesabına gönderilmiş olup, davalıya şahsen gönderilmediğinden şirket kayıtlarının eldeki dava bakımından bu yön itibariyle incelenerek, diğer dava dosyası da gözetilerek mahkemece alınacak bilirkişi raporuna göre, davacının, davadışı şirketten dekont bedeli olan 13.500-TL'yi tahsil etmemiş olduğu tespit edilirse, bu durumda davalının bu tutardan sorumlu tutulabileceği açık olmakla, davalı tarafın eksik incelemeye dair bu yöndeki itirazının kabulü gerekmiştir.<br>Dava konusu olan diğer banka havalesi olan 30.000-TL bakımından yapılan değerlendirmede ise; bu tutarın aynı açıklama içeriği ile davadışı ... AŞ'ye gönderildiği, davalının bu hususu da kabul etmekte olup, kaldı ki bizzat beyanlarında bu şirketin tasfiyesine karar verilen 17.03.2018 tarihli GK'nun 7.maddesinde açıkça, tasfiye sonucunda doğacak alacağından bu miktarın davacıya iade edilmesine muvafakat ettiğini beyan etmiş olmasına göre, bu miktarın da bahse konu şirket tasfiye bakiyesine göre davacıya iade edilip, mükerrer şekilde işbu davada da davalıdan yeniden tahsil edilmesinin hukuka uygun düşmeyeceği açık olduğundan, mahkemece bu hususta da eksik inceleme yapıldığı görülmüş, bu şirketin tasfiye sonucunun ne olduğu, davalı tarafa alacak düşüp düşmediği, bu şekilde bir tasfiye bakiyesi mevcut ise davacıya davalı adına ödediği bedelin GK 7.maddesi uyarınca iade edilip edilmediğinin bu şirketin de kayıtları bilirkişi aracılığıyla incelenip belirlenmek suretiyle sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiş, karar kaldırma nedenine göre sair istinaf itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE;  İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/68 Esas - 2021/84 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 742,88 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  31/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e0ae1d6e3dc499a","SID":"8cdaa966a517b976"}}