{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/527 <br>KARAR NO: 2023/1990<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/12/2020<br>NUMARASI: 2016/1323 Esas - 2020/888 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ...'in ... İnşaat San ve Tic A.Ş.'nin ortağı olduğunu, şirketin kuruluşundan beri YK başkanı ve şirketi münferit imza ile tek başına temsile yetkili olan ...'nin müvekkiline bilgi ve belge vermediğini, şirketin kötü yönetiminden davalının sorumlu olduğunu, sermayenin ödendiğine ilişkin YMM raporunun hakikate aykırı düzenlendiğini, durumun davalının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, davalının şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, ortak olduğu şirkette yıllardır tam zamanlı çalışan müvekkilinin alması gereken ücretleri alamadığını ve 4 aydır şirkette işçilik alacakları dahi ödenemediği halde davalının ayda 20.000-TL huzur hakkı almaya devam ettiğini, Ataşehir'de bulunan ve şirketin ofisi olarak kullanılan gayrimenkulün ... adına alındığını, ancak aylık kredi ödemelerinin şirket tarafından yapıldığını, müvekkilinin şirket aleyhine açtığı davadan sonra ise alelacele satıldığı halde satım bedelinin şirket kayıtlarına intikal ettirilmediğini, şirket aracının satıldığını, şirketin fabrika binası ve tek malvarlığı olan gayrimenkulün de yasaya aykırı şekilde satış kararı alındığını, şirkete ait makinelerin kaçırıldığını, şirketin adeta gizli tasfiyeye sokulduğunu, şirketin Rusya'da ... firmasına yaptığı işler ile ilgili alacağın şirket hesaplarına intikali konusunda keşide ettikleri ihtarlara rağmen müvekkiline bilgi verilmediğini, şirketin ... firmasına yaptığı işlerden dolayı hakkediş bedellerinin akıbetinin de müvekkili tarafından bilinmediğini, davalının şirket zararına işlemler yapmakta ve şirketi kötü yönetmekte olduğunu belirterek şirket yönetiminin dava sonuna kadar kayyuma devredilmesine, müvekkilinin uğradığı doğrudan zararlardan 2.500-TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, dolaylı zararlardan ötürü 2.500-TL'nin davalıdan alınarak şirkete ödenmesine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı yönünden usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin ibra edildiğini, dolayısıyla davacının müvekkili aleyhine sorumluluk davası açma hakkı bulunmadığını, davacının şirketin kurulduğu tarihten 20.01.2016 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğini aralıksız olarak sürdürdüğünü, bu süreçte alınan tüm kararlarda onay ve imzasının bulunduğunu, bu nedenle şirket bilgi ve belgeleri hakkında bilgi sahibi olamadığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2016/265 E. sayılı dosyası ile ikame edilen şirketin feshi istemli davanın reddine karar verildiğini, müvekkili ...'nin hiçbir zaman iddia edildiği gibi 20.000-TL huzur hakkı almadığını, dava dilekçesinde Ataşehir'de bulunan ve şirketin ofisi olarak kullanılan gayrimenkulün müvekkili adına alındığı ve aylık kredi taksit ödemelerinin şirket tarafından yapıldığı iddialarının asılsız olduğunu, sözü edilen taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, şirket ile ilgisinin bulunmadığını, şirkete ait aracın yakıt ve bakım giderlerinin giderek yükselmesi nedeniyle elden çıkarılmasına karar verildiğini, araç satış bedelinin muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğini, şirketin faaliyette bulunmadığı, makinelerini başka bir yere kaçırdığı ve fabrika binasının satışa çıkarıldığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, ... firması ile imzalanan kontrat kapsamında inşaat çelik işlerinin tamamlanarak teslim edilip kesilen faturaların muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğini, işçilik ücretlerinin ödenmediği yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesi olması dolayısıyla hak ettiği huzur hakkının kendisine ödendiğini, davacının şirkette işçi olarak çalışmamasına rağmen İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 2016/57 E. sayılı dosyası ile işçi alacağının tahsili amacıyla dava açtığını, yargılamanın devam etmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava dışı şirketin ticari defterlerine göre şirketin mali yapısının davacıdan sonra daha da güçlendiği, varlıkları ve kârlılığının arttığı, davacının dava dilekçesinde sorumluluk sebebi olarak ileri sürdüğü diğer vakıalara ilişkin olarak alınan yönetim kurulu kararlarında davacının imzasının da bulunduğu, dava dışı şirketin ticari defter ve dayanak belgeleri üzerinde yapılan incelemede davacı iddialarına ilişkin olarak davalının hukuka aykırı ve kusurlu bir eylemi tespit edilemediği gibi, tazminatın ön şartı olan herhangi bir zarar tespiti de yapılamadığı, dava dışı şirkete ait iki taşınmazın satışın 2014 senesinde yapıldığı, fabrika arsasının alışının da, kuruluşunun da finansal kiralama yöntemi ile borçlanarak yapılmasına 2014 senesinde karar verilmiş olup, bu kararlarda davacının da kabulünün bulunduğu, dava dışı şirketin kredilerin içinden çıkamayınca, borçlu olduğu bankaya gayrimenkulü devretmek zorunda kaldığı, bankanın alacağını tahsil edemeyince gayrimenkulü üçüncü bir firmaya sattığı, ekonomik şartlardaki değişmelerin, piyasa koşullarının kârlılık yerine zarara yol açabileceği, her zarardan yöneticilerin sorumlu olduğunun düşünülemeyeceği, TTK'nın 369/1. maddesinin gerekçesinde tedbirli yönetici ölçüsünün basiretli tacir ölçüsünden farklı olduğu, dava dışı şirketin sahip olduğu taşınmazın rayiç değerinin 1.499.156,72-TL altında dava dışı finansal kiralama şirketine devredilmesi eyleminin TTK m. 369'a aykırılık oluşturmadığı, tazminat için kanuna aykırılık ve kusur şartının gerçekleşmediği dolayısıyla TTK'nın 553. maddesinde düzenlenen sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; şirketin 2 milyon 150 bin Euro değerindeki makinelerinin, mali bilirkişinin 08/08/2018 tarihli raporunda sözünü ettiği sadece Rusya'da yapılan işin bedeli olan 2.634.934,61-USD ve yine davalının cevap dilekçesinde sözünü ettiği ...nın ana yüklenici olarak yapımını üstlendiği ... Hastanesine yapılan çelik işlerinin bedelinin nerede olduğu hususunda bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmadığını, bahsi geçen gayrimenkulün ... Bankası A.Ş.'ye 6.000.023,15-TL'ye devrinin hangi borca karşılık yapıldığını tespit etmek ve eğer yeni bir kredi karşılığı ise bu kredinin ne olduğunu bularak ya da makine için alınan kredi karşılığı taşınmazın devri yapılmış ise bu durumda makinenin borcu kalmadığına göre 2 milyon Euro değerinde makinenin ne olduğunu ortaya koyarak neden rapor düzenlemedikleri hususunda itiraz edilmesine rağmen mahkemece bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmayarak bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, müvekkilinin yönetim kurulundan çıkarılmasından sonra 2018 yılında sadece Sanal ofis adresinden başka bir malvarlığı olmayan bir şirket haline nasıl geldiğinin açıklanmadığını, sanal ofis haline gelen şirketin tüm bu alacaklarının ve malvarlığının ne olduğunun araştırılmadığını, ortada olmayan 2.5 Milyon USD alacak, fabrika binası, makinelerin görmezden gelindiğini, müvekkilden sonra sanki şirketin malvarlığı ve karlılığı artmış gibi gerçeğe aykırı düzenlenen bilirkişi raporlarına dayalı karar verildiğini, 20/01/2016 tarihli genel kurulda oy çokluğuyla ibra kararı alındığını, muhalif oyları kimin kullandığının belli olmadığı belirtilmiş ise de müvekkili tarafından olumsuz oy kullanıldığının tutanaklarda mevcut olduğunu, Mahkemece davalının sanal ofis olarak kalan dava dışı şirketi zarara uğratmadığı tespitinin gerekçesinin açıklanamadığını, kasa hesabında 1.108.344,05-TL, bankada 902.332,63-TL olmak üzere 2.010.676,68-TL bulunduğu, bu tarih itibarı ile şirketin sermayesinin 1.000.000-TL olduğu halde bu paranın akıbetinin araştırılmadığını, şirket kasasında 1.108.344,05-TL gibi şirket sermayesinin üstünde olan ve yüksek meblağlı nakit  paranın neden bankaya yatırılmayarak kasada tutulduğunun veya paranın akıbetinin sorgulanmadığını, diğer ortak ... tarafından gönderilen nakit akış tablosunda dava dışı şirketin fabrika binasının tamamen şirketin öz kaynakları ile yapıldığı belirtildiği halde ve fabrika binasının öz kaynaklar ile yapıldığı görmezden gelinerek dosyaya uygun olmayan gerekçe ile maddi gerçeğe aykırı hüküm kurulduğunu, mahkemece dava dışı şirketin tüm taşınmazlarının leasing ile alındığı belirtilmiş ise de dava dışı şirketin sadece fabrika arsasını leasing (... Leasing) ile aldığını, müvekkilinin sadece bu karara onay verdiğini, arsa üzerine yapılan fabrika binasının ise tamamen şirketin öz kaynakları ile yapıldığını, bundan sonraki süreçte hiç bir şekilde yapılan işlemlerde müvekkilin imzasının bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; 6102 sayılı TTK'nın 553-555. maddesi uyarınca; şirket yöneticisinin hukuki sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır. TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 555. maddesi uyarınca ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Somut olayda davacı, şirket ortaklarından ... ve ...'in ilk sermaye ödemelerini yapmadıklarını, sermaye oyunları ile şirket kasasından ödenmiş gibi gösterildiğini, davalının, Ataşehir'de bulunan taşınmazı şirket adına alması gerekirken tapuda kendi adına tescil ettirdiğini, borcunun da şirket kasasından ödendiğini, ödemelerin şubeye borç olarak gösterildiğini, şirketin şubesinin bulunmadığını, taşınmazın satılmasından sonra bedelinin şirkete intikal ettirilmediğini, yönetim kurulu üyelerine fahiş huzur hakkı ödemesi yapıldığını, ... firmasının Rusya Federasyonunda yürüttüğü proje için yapılan 7.500.000-USD bedelli işle ile ilgili doğan alacağın tahsili ile ilgili hiç bir işlem yapılmadığını, davalının tayin ettiği bir kişi tarafından elden alınan 200.000-USD'nin şirket kasasına girmediğini, ... işinden olan hakkediş bedellerinin akıbetinin belli olmadığını, şirketin kasasında ve banka hesabında bulunan paranın akıbetinin bilinmediğini, şirketin araç ve makinelerinin şirketten kaçırıldığını ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise yapılan işlerden elde edilen hakkedişlerin şirket kasasına girdiğini, davalının diğer iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacının 20/01/2016 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, zarara neden olduğu ileri sürülen işlemler nedeniyle alınan kararlarda davacının da imzasının bulunduğu, 20/01/2016 tarihinden sonra şirketin ekonomik durumunun daha iyiye gittiği, varlıklarının ve karlılığının arttığı, Rusya'da kontratın feshedildiği tarihe kadar 2.634.934,61-USD iş yapıldığı, Rusya hesaplarının Rusya'daki şantiyede tutulduğu, Gebze'deki fabrika sahasının alınmasına, sonrasında bu sahanın ... A.Ş.'ye satılmasına geri kiralama yöntemi ile lease edilmesine, arsada kurulacak fabrikada üretimi sağlayacak makine ve teçhizatların finansal kiralama yoluyla ... Bankası A.Ş.'den finanse edilmesine karar verildiği, alınan bu kararlarda davacının da imzasının bulunduğu, araç satış bedelinin şirket hesabına havale edildiğini, davalı tarafından satın alınan Ataşehir'deki taşınmazın kredi ödemelerinin davalının hesabından ödendiğini, kasada görünen paranın 1.080.000-TL kısmının Rusya temsilcilik ofisi ile ilgili olduğu, davacının kullandığı teminat mektubu bedeli nedeniyle ... Bankasında 278.000-USD'nin blokeli olarak tutulduğu, mali yönden yapılan incelemede tazminata esas bir bedel saptanmadığı belirtilmiştir. Ek raporda ise sonradan ... Bankasına satılan taşınmazla ilgili yapılan değerlendirmede, taşınmazın satıldığı tarihteki rayiç değerinden 1.499.159-TL düşük bedele satıldığı, ancak kanuna aykırılık ve davalının kusurunun bulunmaması nedeniyle TTK'nın 369. maddesine aykırılık bulunmadığından tazmini gerektirmediği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde Ataşehir'deki taşınmazın şirket kaynaklarından alındığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi araç bedeli de şirket hesabına havale edilmiştir. Davacı şirkete ait makine ve teçhizatların kaçırıldığını iddia etmekte ise de iddiasına konu olan makine ve teçhizatların varlığı ile ilgili herhangi bir delil ibraz etmemiştir. Dolayısıyla davacı daire ve araç satışı ile makine ve teçhizatlara ilişkin iddiasını ispatlayamamıştır. Davacının diğer iddiaları ise hakediş bedelleri ile ilgilidir. Davacı, davalı şirketin ... firmasına ve Rusya'da ... firmasına yapılan işler karşılığında hakediş bedellerinin şirkete aktarılmadığını iddia etmektedir. Davalı, ...'ya yapılan işlerle ilgili olarak düzenlenen hakkediş faturalarını, bununla ilgili çekle yapılan ödemelere ilişkin çek suretlerini ve makbuzları ibraz etmiştir. Rusya'da yapılan işlerle ilgili 01/05/2016 tarihinde fesih anlaşması düzenlendiği, fesih tarihine kadar yapılan işlerin bedelinin 2.634.934,61-USD olarak belirlendiği tespit edilmiş, raporda bu bedelin Rusya'da şantiyede tutulduğunun beyan edildiği belirtilmiştir. Bilirkişiler davacının iddia ettiği hususlar kapsamında tazminata esas bir bedel saptanmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir. Ancak dava dışı şirketin hakkedişlerinden kaynaklanan alacaklarının şirkete aktarılıp aktarılmadığı, yahut şirkete yatan hakediş bedellerinin şirketten usulsüz olarak alınıp alınmadığı hususunda bir inceleme yapılmamıştır. Bunun dışında, tarafların ortağı olduğu şirketin Gebze'de bulunan taşınmazının ... Bankası'na değerinden düşük bir şekilde devredilerek şirketin zarara uğratıldığı hususu ile ilgili tahkikat yapılmış ise de dava dilekçesinde bahsi geçen taşınmazla ilgili yasaya aykırı bir şekilde satış kararı alındığından ve satış ilanı verildiğinden bahsedildiği, taşınmazın ... Bankası'na devri nedeniyle oluşan zarar iddiasının dava konusu edilip edilmediği hususunda açıklık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Eldeki davadan sonra açılan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/467 Esas sayılı davasında taşınmazın ... Bankasına devri nedeniyle ... ile eldeki davanın da davalısı olan ... hakkında yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talep edildiği de dikkate alındığında eldeki dava dosyasında şirkete ait taşınmazın değerinden düşük bedelle devri ile ilgili tazminat talebi bulunup bulunmadığının, bu hususun eldeki davanın konusunu oluşturup oluşturmadığının üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda dava dışı şirketin ... ve ... şirketine yaptığı işlerden dolayı hakkediş bedellerinin dava dışı şirketin hesabına aktarılıp aktarılmadığı, bu paraların şirket ihtiyacı için harcanıp harcanmadığı, bu paraların şirket hesabından usulsüz olarak alınıp alınmadığı, tarafların ortağı olduğu dava dışı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış olması halinde miktarının hesaplanmak üzere yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, şirkete ait taşınmazın devri nedeniyle tazminat talebinin eldeki davanın konusunu oluşturup oluşturmadığı hususunun üzerinde durulması, davadaki taleplerin buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bahsi geçen hususlar araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp, değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1323 Esas - 2020/888 Karar sayılı 23/12/2020 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35825e6f98dd5099","SID":"69cb4766af4f1eda"}}