{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/874 <br>KARAR NO\t\t: 2024/144<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/10/2019 (Dava) - 28/01/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/574 Esas - 2021/112 Karar<br>DAVA             \t: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 31/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/01/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2021 tarih ve 2019/574 Esas - 2021/112 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14832 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, ödeme emri ekinde yahut icra dosyasının içerisinde takibe dayanak evrakların yer almaması ve müvekkilinin takibin dayanağını bilmemesi sebebi ile takibe süresi içerisinde itiraz edemediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin daha sonrasında hiçbir şekilde borcu olmadığını bildiği davalı taraftan, borçlu şirkete ait Genel Kredi Sözleşmesi suretlerini istediği ve söz konusu takibin genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı sonucuna vardığını, müvekkilinin sözleşmelerden yalnızca 02.03.2016 tarihli sözleşme altında borçlu lehine kefaleti bulunduğunu, diğer üç sözleşmede kefaleti ve imzasının bulunmadığını, ayrıca, 02.03.2016 tarihli kefalet sözleşmesinin TBK md. 583. maddesinde düzenlenen eş rızası şartlarını ihtiva etmediğinden sözleşmenin geçersiz olması sebebiyle müvekkilinin davalı tarafa geçersiz sözleşmeden kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmayacağının sabit olduğunu, müvekkilinin kefil sıfatı ile imza altına aldığı kredi sözleşmesi ile takibe konu borcun kaynağını oluşturan kredi sözleşmeleri farklı sözleşmeler olup müvekkilinin bu sözleşmelerden ve borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14832 Esas sayılı takibin müvekkili açısından iptaline, davalı şirketin %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının aksine gerek icra dosyasında gerekse ödeme emri ekinde dayanak evrak suretlerinin mevcut olduğunu,  kesinleşmiş icra takibine karşı takip dayanağının bilinmemesi iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacıdan olan busıness kart alacaklarının davalı tarafından imzası ikrar edilen 02.03.2016 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanmakla hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, davacı hakkında açılan takip kesinleşmiş olmakla davacının faize ve faiz oranlarına ilişkin itirazlarının asla kabul etmemekle birlikte davacıdan talep edilen temerrüt faizinin takip tarihinden sonra olduğunu, müvekkili banka hakkında tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacının HMK. 318 maddeye aykırı delil listesine hukuken itibar edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...takip tarihi itibari ile asıl alacak tutarının 19.283,21 TL, %27 oranındaki işlemiş faiz tutarının 809,89 TL ve %5 oranındaki BSMV tutarının 40,49 TL olmak üzere toplam alacağın 20.133,60 TL olduğu, kredi sözleşmesi kapsamında bulunan ... numaralı kredi kartı borcunın 19.283,21 TL'sinin kredi borçlusu ve müteselsil kefiller tarafından ödenmemiş olduğu, davalı banka tarafından İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14832 sayılı dosyası ite takip başlatıldığı, takibin davacı ... yönünden kesinleştiği, takip tarihi itibari ile asıl alacak tutarının 19.283,21 TL, %27 oranındaki işlemiş faiz tutarının 809,89 TL ve %5 oranındaki BSMV tutarının 40,49 TL olmak üzere toplam alacağın 20.133,60 TL olduğu ve asıl alacak için takip tarihinden itibaren %33 oranında temerrüt faizi istenebileceği, davacının, takip talebinde talep edilen 768,24 TL masraf kalemi ile 3.37 TL işlemiş faiz ile 0.17 TL BSMV bedelinden borçlu olmadığı...\" gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14832 Esas sayılı takip dosyasında davacının 768,24 TL masraf ve 3,37 TL işlemiş faiz ile 0,17 TL BSMV bedelinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ... Bankası A.Ş.'ne herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin kefil sıfatıyla imzasının yalnızca 02/03/2016 tarihli kredi sözleşmesinde bulunduğunu, sonraki tarihli sözleşmelerde müvekkilinin imzası ve kefil olma iradesinin de bulunmadığını, bu nedenle geçerli bir kefalet varlığından söz edilemeyeceğini, mahkemenin borcun bulunmadığı konusunda aksi kanaatte olması halinde, müvekkilinin kefil olmadığı 4 farklı genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, borçlunun imzalamış olduğu diğer sözleşmelerin de birleştirilerek müvekkilinden tahsil edilmeye çalışılmasının kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece bu husus incelenmeden eksik ve hatalı karar verildiğini, borçlu ile davacı arasında 4 farklı sözleşmenin imzalandığını, ancak sözleşmelerin hiçbirinden müvekkilinin hiç bir sıfatıyla imzasının bulunmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müvekkilinin bu sözleşmelerden yalnızca 02/03/2016 tarihli sözleşme altında borçlu lehine kefaleti bulunduğunu, diğer üç sözleşmede kefaleti ve imzası bulunmadığını, mahkeme tarafından herhangi bir gerekçe göstermeksizin bilirkişi  raporunun sonuç ve kanaat kısmının gerekçe gösterilecek karar verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.\t\t<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, icra takibine konu borç sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Davacı sadece bir adet genel kredi sözleşmesinde kefaletinin bulunduğunu, takibe dayanak sözleşmede kefaleti olmadığı için borcunun bulunmadığını iddia etmişitr. Davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine yapılan icra takibinin dayanağı taraflar arasındaki 02.03.2016 tarihli genel kredi sözleşmesidir. Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporuna göre, dosyada yer alan kayıtlar üzerinde yapılan araştırmalar uyarınca dava konusu borcun, davacının 500.000,00 TL limitle kefaletinin bulunduğu 02.03.2016 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan ticari kredi kartına ait olduğu, bu karta ait borcun ödenmemesi üzerine davalı bankanın icra takibi yaptığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının kefil olduğu çerçeve niteliğindeki genel kredi sözleşmesi kapsamındaki ticari kredi kartı borcu uyarınca davacıya takip yapılması yerinde olup, mahkemece bu yönde verilen karar yerinde bulunmuştur.<br>Sonuç olarak dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin  İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemes'nin 2019/574 Esas - 2021/112 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 343,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 83,76 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  31/01/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd973bdebd92962f","SID":"a6d764d0c768443b"}}