{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN <br>DAVACILAR\t: 1- <br>\t2- <br>VEKİLİ\t: Av.<br><br>DAVALILAR\t: 1- <br>\t\t2-   <br>\t\t3- <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av.<br>DAVA\t\t: Adi Ortaklık Fesih ve Tasfiyesi<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 10/01/2024<br>Davacılar tarafından davalılar aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan adi ortaklık fesih ve tasfiyesi davasında 23/11/2022 tarihinde tesis edilen açılmamış sayılmasına ve aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin karara karşı davacıların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ortak inşaat yapımına ilişkin Konya .. Noterliği'nin 23/03/2015 gün ve .... yevmiye numaralı işlemi ile davacı şirket ile davalı şirket arasında adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiğini, aynı noterliğin 24/07/2018 gün ve.... yevmiye numaralı işlemi ile de önceki adi ortaklık sözleşmesinin süresinin uzatıldığını, adi ortaklığın müşterek temsilcilerinin davalılardan ...ve .... ile davacılardan... olduğunu, ...ve ... ile...'nın adi ortaklığın tarafı olmadıklarını, ...ve ...'ün davalı şirketin temsilcileri olduğunu, adi ortaklığı fiilen davalıların idare ettiğini, idare edilirken inşaat maliyetlerinin gerçeğe aykırı olarak adi ortaklığın ticari defterlerine yüksek bedeller üzerinden yazıldığını, adi ortaklığın satışını yaptığı dairlerin ise yine gerçeğe aykırı olarak adi ortaklığın ticari defterlerine olması gerekenden daha düşük yazıldığını, bu şekilde adi ortaklığın dolayısıyla davacı adi ortak şirketin zarara uğratıldığını, davacılardan... için herhangi bir taleplerinin olmadığını, bu davanın adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası olmayıp, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasının Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. sırası üzerinden ayrıca görüldüğünü, davalılardan .... İnşaat  Ltd. Şti.'nin... şahıs işletmesine dönüştüğünü beyan ederek, davalı tarafın haksız eylemleri nedeniyle taraflar arasındaki adi ortaklığın uğradığı zarardan dolayı şimdilik 50.000 TL.'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan... İnşaat A.Ş.'ye verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince \"... Somut olayda ; Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısından, davalılardan .... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin... şahıs işletmesine dönüştüğü belirlenmiş, ...'ya da tebligat yapılarak taraf teşkili eksikliği giderilmiş, ... adına da vekaletname sunulduğu görülmüştür. <br>Her ne kadar Yargıtay 3. HD.nin 11.02.2019 gün ve 2017/1086 E. 2019/946 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"adi ortaklık ilişkisinde; bir ortak tarafından açılan alacak talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar\" ise de; davacı tarafın bu davadaki iradesinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası olmadığı, davalı tarafın adi ortaklığı zarara uğrattığı iddiası ile davacı adi ortak için tazminat istemine ilişkin olduğu, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için ayrıca bir dava bulunup Mahkememizin... E. sırası üzerinden yargılamasının yapıldığı anlaşıldığından, Mahkememizin .... E. sırasına kayıtlı bu dava adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olarak değil, tazminat davası olarak vasıflandırılıp görülmüştür. <br>Bu davada davacılardan... da, davacı gösterilerek dava açılmış ise de; ... yönünden herhangi hukuka uygun bir dava ve talepte bulunulmaması, davacı tarafın tavzih beyanlarında da açıkça... yönünden bir taleplerinin bulunmadığının beyan edilmesi nedeniyle, davacılardan... tarafından her üç davalıya karşı açılan davanın 6100 s. HMK'nin 119/1-ğ ve 119/2. maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Davacılardan... İnşaat A.Ş. yönünden yapılan değerlendirmede ise; <br>6098 s. TBK'nin 643. maddesine göre, \"Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.<br>Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.\"<br>Yargıtay 3. HD.nin 21.02.2017 gün  ve 2016/13540 E. 2017/1715 K. sayılı emsal içtihadına göre de, \"Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır... Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.\"<br>Davacı adi ortak şirket tarafından, davalı adi ortak şirket ile (sonradan... şahıs işletmesi olmuştur) aralarındaki adi ortaklık sözleşmesine dayalı olarak ve doğrudan adi ortaklığın uğradığı (davalı tarafça uğratıldığı iddia edilen) zarardan dolayı, öncelikle bu zararın davalı taraftan tazmini ile taraflar arasındaki adi ortaklığa ödenmesine karar verilmesini istemesi ve adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası içerisinde de gider ve borçlar ile tarafların koydukları avansların mahsubundan sonra kalan bedelden davacı payına düşen kısmın davacıya ödenmesi gerekirken, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası dışında, adi ortaklığın uğradığı zarardan doğan tazminatın doğrudan davacı adi ortağa ödenmesinin istenemeyeceği, bu hususun 6098 s. TBK'nin 643. maddesine de aykırı olduğu, davacı adi ortak şirketin bu talebe ilişkin olarak aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu talebin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebi de sayılamayacağı çünkü, bu talepten açılmış Mahkememizin... E. sayılı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasının da bulunduğu, husumet hususunun yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere her aşamada ve re'sen değerlendirilmesi gereken bir itiraz olduğu sonucuna varılmış, davacı şirketin her üç davalıya karşı açtığı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Bu davanın ilk önce Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılması, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının ise, karşı görevsizlik kararı ve bu karşı görevsizlik kararının istinaf incelemesinden geçecek kesinleşmesi karşısında hükmünü yitirdiği, davacı tarafın davasını ilk açtığı tarihte görevli mahkemede açmış olduğu anlaşıldığından, karşı görevsizlik kararından dolayı davalılar vekilleri için davalılar lehine vekalet ücreti tayin edilemeyeceği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile ...\" gerekçesiyle davacılardan...'nın her üç davalıya karşı açtığı davanın 6100 s. HMK'nin 119/1-ğ ve 119/2. maddeleri gereğince usulüne uygun talep ve dava olmaması nedeniyle açılmamış sayılmasına, davacılardan... İnşaat A.Ş.'nin her üç davalıya karşı açmış olduğu tazminat davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından eksik ve yanlış hukuki nitelendirme yapıldığını, mahkeme kararındaki gerekçesinin ara kararları ile çelişki oluşturduğunu, usule yönelik ve ön inceleme aşamasında nazara alınması gereken aktif husumet konusunun esasla birlikte yıllarca yargılama yapıldıktan sonra verilmesinin usule aykırı olduğunu, mahkemece esasa yönelik yargılama yapılarak bir adi ortaklık kurulduğunun kabulü ile tasfiyeye yönelik araştırma yapılmış ancak aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararına dayandığı TBK 643 maddesinde aktif husumete yönelik aleyhlerine bir hüküm bulunmadığını, bu maddenin tam tersi iddialarını doğrulayan ve adi ortağın diğerinden kar payı ya da zararını tahsil etmeye yarayan bir dayanak olduğunu, mahkeme gerekçesinde dayanılan içtihadın somut olayla bir ilgisinin bulunmadığını, geçerli bir emsal olmadığını, sözleşmeye göre yapılan inşaatın davalıların fiil ve eylemleri ile yüksek maliyetlere yapılmış defter üzerinden şişirilmiş ve müvekkil... İnşaat A.Ş.'nin davalıların eylemleri nedeniyle zarara uğratıldığını, bu yönüyle müvekkili inşaat şirketinin dava açmakta aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunduğunu, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun da adi ortaklığın ticari defterinin muhasebe tekniğine uygun tutulmadığını ortaya koyduğunu, müvekkili...'nın dava konusu adi ortaklığı yöneten ortaklar adına imza yetkilisi olduğunu, bu nedenle aktif husumeti ve dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu, bu davanın... yönünden açılmasının bir diğer sebebinin de davalıların müvekkili...'ya yönelik çeşitli kambiyo evraklarıyla takibe girişmiş olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklı, davalı tarafın işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tespiti ve tahsili   istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı şirket ile davalı .... İnşaat Ltd.Şt., ( ... şahıs işletmesine dönüşmüştür) arasında yukarıda belirtilen adi ortaklık sözleşmesi yapıldığı,  davacı tarafça davalı şirket yetkililerinin gider faturalarındaki usulsüzlükler, naylon fatura kaydı, satılan daire bedellerinin düşük gösterilmesi gibi işlemleri nedeniyle, ortaklığın zarara uğradığı, kar payı alamadığı sebeplerine bağlı olarak alacak talebinde bulunulduğu, İlk derece mahkemesince, davacılar vekilinin, 23.11.2022 tarihli celsede, davacılardan... yönünden bir taleplerinin olmadığına dair beyanı nedeniyle, bu davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına; diğer davalı yönünden ise yazılı gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenilmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kâr payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamakta ise de, dava dilekçesinde açık bir şekilde ortaklık tasfiye edilmeden sadece davalıların işlemleri nedeniyle uğranılan zararın (kâr payının) talep edildiği ve adi ortaklık tarafı şirketlerin birlikte yönetim ve temsil yetkisi bulunmakta ise de davalının dava konusu ortaklıkta fiilen yönetici ortak olduğu iddia edilmekle, adi ortaklık döneminde yönetici olmayan ortak tarafından kâr payı istenmesinin, adi ortaklığın tasfiyesini gerektirmediği, bu itibarla dava konusu talepler gözetildiğinde davacı ortağın yönetici ortaktan kar payı vs zarar alacaklarını talep edebilmesi mümkün bulunmaktadır.<br>Y.3. HD'nin 2022/7873 E. - 2023/860 K. Sayılı kararında da ifade edildiği üzere;<br>Adi ortaklıkta ortaklığın kâr veya zarar ettiğinin belirlenmesi idarecilerin görevidir. Gerçekten de yönetici ortaklar bu amaçla kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun  630 uncu maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde her yıl bilanço düzenlemeli, bu düzenledikleri bilançoya göre ortakların kâr ve zarar hesabını çıkartarak onlara kâr paylarını ödemeli ve zarar paylarını tahsil etmelidir.<br>Bu çerçevede yönetici ortakların; ortakların kar payının belirlenmesi bakımından öncelikle tespit etmeleri gereken, ortaklığın safi karıdır. Bunun sonucu olarak söz konusu hesap döneminde ortaklığın elde ettiği tüm gelirin değil, vergiler ve bilhassa gerçek giderler indirildikten sonra, geri kalan kârın, yani safi kârın ortaklar arasında paylaştırılması gerekir (Şener, Oruç Hami, Adi Ortaklık, Ankara : Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 231-233).<br>Kural olarak elde edilen kâr veya zararın paylaştırılması bakımından, ortaklar arasında eşitlik ilkesi geçerlidir. Nitekim 6098 sayılı TBK'nın“Kazanç ve zarara katılma” başlıklı 623 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; “Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.\"<br>Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince;  adi ortaklıkta, ortaklık tarafı şirketlerin adi ortaklığı temsile birlikte yetkili kılınmışlar ise de, davacının, adi ortaklığın fiilen yetkili ortağının davalılar olduğuna ilişkin iddia ve delilleri öncelikle değerlendirilerek,  sonucuna göre  talep konusu edilen usulsüz faturalar, taşınmaz değerlerinin düşük gösterildiği gibi işlemler nedeniyle uğranılan zararın ispatı bakımından yazılı delil sunulamasa bile, ortaklığın faaliyeti alanında uzman bilirkişiler tarafından, yapılan masrafların ve daire satış bedellerinin tespit edilebileceği, bu durumda taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi, ortaklık konusu işle ilgili bilgi ve belgeler, üçüncü kişi, kurum ve firmalarla yapılan ilgili sözleşmeler, ortaklarca yapıldığı iddia edilen gider ve masraflara dair belgeler üzerinde inceleme yapılıp, özellikle belgelendirilemeyen masraflar yönünden ise, işin mahiyeti gereği yapılması beklenilen giderlerin yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerine göre tespit edilmesi; ayrıca ortaklığın üçüncü kişilere ve kurumlara borcunun olup olmadığı hususunun da belirlenmesi suretiyle, ortaklar tarafından yapıldığı iddia ve ispat edilen masraflar tespit edilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra delillerin esastan değerlendirilip hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacıların istinaf talebinin KABULÜ ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  23/11/2022 tarih, .... Esas,.... Karar, sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yatırılan toplam 161,40 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davacılara iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68fef4574c1b07af","SID":"001c56bbc51e3147"}}