{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/495 <br>KARAR NO: 2024/16<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 27/09/2022<br>NUMARASI: 2021/495 Esas - 2022/530 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının desteği ... sigortasız aracı ile kendisinin sevk ve idaresindeki ... plakalı  aracı ile 25.09.2006 tarihinde  meydana gelen tek taraflı ve tam kusurlu trafik kazası sonucunda vefat ettiğini, murisin vefatı nedeniyle davacı olan eşi ve kızı onun desteğinden yoksun kaldığını  belirterek  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile davacı ... için 1.500 TL, ... için 1.500 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının destekten yoksun kalma tazminatının isteminin reddinin gerektiğini, Motorlu araç kazalarından doğan zararlar nedeniyle ...ndan tazminat taleplerinin zamanaşımı süresi 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109 ve ... Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri uyarınca 2 yıl olduğunu, yasa ve yönetmelikte belirtilen bu 2 yıllık sürenin geçtiğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, talep konusu tazminat destek şahsın kusurlu olduğu sabit olduğundan davanın reddinin gerektiğini, aracın kaza tarihi itibarıyla geçerli bir Mecburi Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi olması halinde, müvekkil  kurumun herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmayacağından müvekkili aleyhine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \" ... yönünden 57.054,34 TL, ... yönünden 455,66 TL, olmak üzere toplam 57.510,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 31/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı ...ndan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Söz konusu kazanın oluşumunda müteveffa destek asli ve tek kusurlu olduğunu, güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre kişinin kendi kusurundan menfaat elde etmesi hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla hak sahipleri tazminat talep edemeyeceğini, ilgili kazaya ilişkin zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, tek taraflı ölümlü kazalarda uzun zamanaşımı esas alınması uygun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil kurum yalnızca teminat limiti ile sorumlu olduğunu, gerekçeli kararda teminat limiti aşılarak hüküm kurulduğunu, Yerel Mahkeme tarafından TRH-2010 tablosu esas alınarak hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 18/06/2021  tarih, 2019/1650 Esas ve 2021/1182 Karar sayılı kararı ile \"... somut olay incelenecek olursa; kaza 25/09/2006 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu tek taraflı trafik kazası sonucunda araç sürücüsü olan (destek) vefat etmiştir. Mahkemece dava konusu olayın tek yanlı kaza olması ve desteğin tam kusurlu hareketi sonucu kazanın meydana geldiğinden uzamış ceza zamanaşımı süresinden söz edilemeyeceği,  destek dışında ölü ve yaralı bulunmadığı bu nedenle 10 yıllık yasal süre geçtiğinden bahisle, dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir. ... KTK'nın 109/2. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Ölümle sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve sürücü davacılar desteğinin vefat etmiş olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK'nın 109. maddesinin 2.fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesi ile fiili tarif ettiği zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır.  Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-d maddesinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı \" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kararında davanın zamanaşımı  süresinin dolmadığı açıklanmış olduğuna göre, zamanaşımına ilişkin itiraz da yerinde değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereğince aynı Kanun’un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... karşılayacaktır. Davacıların desteği olan müteveffanın ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt vefat etmiş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup, desteğin kusurunun olması, davacıların hakkına halel getirir bir unsur olarak kabul edilemez. Dolayısıyla destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın, sigortacıdan talep edilmesi mümkündür. Bu çerçevede, kaza tarihi itibariyle, ZMSS poliçesi bulunmayan araç nedeniyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14.maddesine göre, ZMSS poliçesinin kaza tarihindeki limiti dahilinde ...'nın sorumluluğu bulunmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2021/8413  E. -  2022/2584 K.  sayılı kararı'nda açıklandığı üzere; Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusur davacıya yansıtılamayacaktır. Dolayısıyla araç  sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olması  desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 E. ve 2017/919 K.sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142  E. ve 411 K.sayılı kararı, 22.2.2012 gün, 2011/17-787  E. ve 2012/92 K. sayılı kararı, 16.1.2013 gün 2013/17-1791  E. ve 2013/74 K. sayılı kararları). Davaya konu kaza  25/09/2006 tarihinde meydana gelmiş olup bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Kanun ve Genel Şartlar ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre davacılar üçüncü kişi konumunda olduğundan destekten yoksun kalma tazminat davası açabileceğinden aksi yöndeki  istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Yine müteveffanın kaza sırasında alkollü olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden bu yöne ilişkin istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.  Mahkemece, hükme esas alınan 08/06/2022 tarihli aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı  vekiline  HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği davalının süresi içerisinde dilekçe sunduğu ancak rapordaki hesap yöntemine itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden davalı  vekilinin aktüerya raporunda ki hesaplama yöntemine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Dava konusu olayda söz konusu olan zorunlu poliçe, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi olup, tazminatın varlığının değerlendirilmesinde Trafik Poliçesi genel şartları ve KTK hükümleri dikkate alınmıştır. Kaza tarihi itibarı ile Hazine Müsteşarlığınca belirlenmiş olan ZMSS poliçe limitleri  ölüm halinde 57.500,00 TL olup, mahkemece bilirkişi raporunda hesaplanan ... yönünden 445,66 TL yerine, 455,66 TL'ye hükmedildiği için 10,00 TL limit aşılmış olduğu anlaşılmıştır. Ne varki bu hususun yazım yanlışlığından kaynaklandığından mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiğinde esasa etkili görülmemiş ve kaldırma nedeni yapılmamıştır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.928,50 TL harçtan peşin alınan 982,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.946,37 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/01/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfbdd99630926829","SID":"ea19706d0015e8d2"}}