{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1555 <br>KARAR NO: 2024/583<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/03/2022<br>NUMARASI: 2021/358 Esas -  2022/240 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Yapılan inceleme sonunda; Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalı gazetede 04/10/2019 tarihinde https://...org.tr./... ... tarafından imzalandı  ... linki üzerinden \"...\" başlıklı yazı yayınlandığını, \"Resmi Gazetede yayımlanan 1607 nolu kararla Arnavutköy ve Esenyurt bölgeleri arasında kalan bulunan yaklaşık 18.2 hektarlık alan\"... Ticaret Anonim Şirketi İstanbul Özel Endüstri Bölgesi\" ilan edildiğini, ...' ın Eylül ayının başında imzaladığı Resmi Gazete de yayımlanan karara göre, Proje Bazlı Teşvik Sistemi ne dahil olacak beş büyük yatırımın belli olduğunu, Listede ... üretimi yapan ... ın şirketi ve ... yakınlığıyla bilinen ...da bulunduğunu, yazının başlığında \"...\" ve içeriğinde damada sürekli teşvik ifadesi özellikle kullanılarak gerçeğe aykırı şekilde müvekkil şirkete devletin taşınmaz mallarının, parasının ve kaynaklarının hukuksuz olarak aktarıldığını, bunu yaparken kimseye yapılmayan ayrıcalıkların tanındığını, devletin taşınmazlarının hukuksuz olarak devredildiğini, çalındığı algısı yaratılarak toplumda müvekkile karşı infial uyandırıldığını, yaptığı projeler ve sonucundaki başarıları ile halkın gurur kaynağı olmuş müvekkilin kişilik haklarına saldırdığını, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu nun gerekçesi kısmında; \"Yabancı sermayenin bir ülkeye girişi ülke ekonomisi için nasıl olumlu bir etki yapıyorsa, çıkışı da ülke ekonomisini o ölçüde olumsuz yönde etkilediğini, Türkiye nin son yıllarda yaşadığı bütün ekonomik ve finansal krizlerde gözlemlendiğini, yabancı sermayenin ülkeye sağlıklı bir şekilde girmesi, üretime ve ekonomik yatırımlara yönetilmesi için gerekli ortamın sağlanması, iyi işleyen bir ekonominin oluşturulması ve dünyada yaşanan ekonomik ve finansal krizlerden en az şekilde etkilenilmesi için zorunlu görüldüğünü, diğer taraftan ülkeye yabancı sermaye girişini arttırmanın yanı sıra yatırım yapmak isteyen yerli girişimcilerin de özendirilmesi ve teşvik edilmesi, ülke ekonomisinin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için hayati önem arz ettiğini, müvekkil ...ın söz konusu Proje Bazlı Teşvik Sistemi kapsamındaki proje için Nakit Hibe Almaksızın tamamen kendi Öz Sermayesi ile 600 Milyon liralık yatırım yapacağını, yatırım kapsamında şimdiye kadar terörle mücadelede başarısının kanıtlandığını, ... ve Akıllı Sistemler Üretim Tesisi kurulacağını, ... ürettiği yüksek teknoloji ile 2012 de ...yı ihraç ederek bu alanda Türkiye nin ilk ihracatını gerçekleştirdiğini, ... sisteminin başarısı sayesinde ise Cumhuriyet tarihinde ilk kez gelişmiş bir hava aracı, 2018 de havacılıkta 100 yıllık bir geçmişe sahip olan ve dünyanın en büyük uçaklarını üreten Ukrayna' ya ve Katar'a ihraç edildiğini, destek kapsamında kurulacak ... Ar-ge ve Mükemmeliyet Merkezi alanında dünyanın en ileri seviye teknolojik ürünlerini geliştirecek bir kez olacağını, yapılacak yatırımla birlikte halen 680 kişinin çalıştığı ... da ilave olarak mühendis ve teknisyenlerden oluşan 1.112 kişiye daha istihdam sağlanacağını, yerli ve milli vizyonuyla büyüyen savunma sanayisinde dışa bağlılık daha da azalacağını, ihracatın artması sağlanacak ve bu artışın cari açığın kapsanmasına katkı sağlayacağını, Cumhurbaşkanı arasındaki akrabalık ilişkisi ile değil ... vb. Bilimsel Prensipler ile havada uçacağını, yapılan haber ile müvekkillerin kişilik haklarının çiğnendiğini, toplumdaki saygınlığına zarar verdiğini, ne var ki basın özgürlüğünün sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümüyle Türk Medeni Kanunun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmamasının da yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğunu, bunun için temel ölçütün kamu yararı olduğunu, müvekkillerden, Baykar için 40.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Söz konusu davanın taraflarının her ikisinin de şirket olduğunu, davaya ticari bir dava olup bu sebeple söz konusu davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu nun 5/A maddesine göre taraflarından birinin tacir olması sebebiyle doğan alacak ve tazminat davaları ile ilgili uyuşmazlık için dava şartı olarak zorunlu arabulucuk kurumu bulunduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, tazminat davalarında genel yetkili mahkemenin davalının ikametgahı olup, davalının adresinin Kadıköy olduğunu, dolayısıyla yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri olduğunu, mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, söz konusu davanın hem görevli mahkemede görülmediğini, hem de yetkili mahkemede açılmadığını, görev itirazında bulunduklarını, mahkemenin yetkisizine itirazları olduğunu, hem de dava şartı olan zorunlu arabulucuk yerine getirilmediği için davanın usul yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... Somut olay incelendiğinde; davalıya ait gazetenin 04/10/2019 tarihli internet sayfasında \"...\" şeklinde habere yer verildiği, habere konu edilen 04/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1607 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de: \".. Arnavutköy ve Esenyurt bölgeleri arasında kalan bulunan yaklaşık 18.2 hektarlık alan \"... Ticaret Anonim Şirketi İstanbul Özel Endüstri Bölgesi\" ilan edildiği..\" ifadelerinin yer aldığı ve aynı ifadelerin dava konu gazete haberinde de yer verildiği anlaşılmış olup taraflar arasında da bu konuda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı basın organının toplumu bilgilendirme ve kendi kanaatlerini yayma özgürlüğü kapsamında eleştirilerini dile getirme hakkı bulunduğu, gazetede yer alan \"...\" kelimesinin hakaret içerikli olmadığı aksine sözlük anlamı olarak \"geliştirme, güçlendirme\" anlamına geldiği, dava konusu haberin görünür gerçeklikle örtüştüğü, özel bölgeye ilişkin yapılan düzenlenmenin haber yapıldığı, başlığın okuyucunun ilgisini artırmak için bu şekilde yayımlandığı, devamında haber içeriğinin davacıların kişilik haklarına saldırı içerik içermediği  haberin güncel olduğu, bunun yanında yukarıda verilen emsal Yargıtay kararı da dikkate alındığında, güncel değeri olan haberin içeriği veriliş şeklinin basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığı, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı anlaşıldığından davanın reddine ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla,davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\tDava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız  kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken  özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Somut olaya gelince; Davaya konu haberde \"...\" ve \"...\" başlıklarıyla verilen haberde davacılar hakkında sarf edilen ifadelerle düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkı sınırlarının aşıldığı, davacılara yönelik gerçek çarpıtılıp yolsuzluk yapıldığı algısı oluşturularak haber yapıldığı,aynı kararnameyle ilan edilen diğer 5 endüstri bölgesi üzerinde hiç durulmayarak kişiye özel bir düzenleme yapıldığı, bu düzenlemeden sadece damat olan ... ve ortağı olduğu davacı ... şirketinin yararlanacağı, devletin mallarının damat olmasından dolayı haksız olarak davacının ortağı olduğu şirkete aktarılacağı algısının oluşturulmaya çalışıldığı, bu durumda haberin objektif sınırlar içinde yapılmadığı gibi davacılara yönelik  husumet ve kuşku yaratıcı, güven zedeleyici bir üslup kullanılarak  doğrudan davacıların kişilik haklarına saldırının hedeflendiği, haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, sonuç itibariyle davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır. Davacılar ... ve ... Makina A.Ş. yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Davacı ... mirasçıları yönünden ise, Muris ...'ın şahsına yönelik ise kişilik haklarına herhangi bir saldırının olmadığı, ayrıca ... Makina'nın o dönemde yetkili ise de ... Makina'nın tüzel kişiliğe haiz olup, tüzel kişilik adına ayrıca dava açıldığı anlaşıldığından ... mirasçıları adına yapılan istinaf istemi yerinde değildir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, davacı ... San. ve Tic. A.Ş tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddi yönünde yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacılar vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2022 tarih, 2021/358 Esas 2022/240 Karar  sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2- Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 3- Davacı ... Tic. A.Ş tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4- Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.781,70 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 1.707,75 TL'nin mahsubuyla bakiye 3.073,95 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç, 19,20 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 289,50 TL olmak üzere toplam 2.060,85 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 1.442,59 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,  bakiyenin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(1). maddelerine göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacı ...'a verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(1). maddelerine göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacı ... Tic. A.Ş.'ye verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 10/(3). maddesine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı  ...'dan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafça yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 60,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 280,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacı tarafa verilmesine, 6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise  kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 8- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e21192f34e6e4fb","SID":"32a99f911f13a8c9"}}