{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3.HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/11/2023<br>DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ - İHTİYATİ HACİZ<br>İSTİNAF TALEP TARİHİ: 22/11/2023<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>KARARIN YAZIM TARİHİ: 25/01/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Mahallesi, .... Caddesi, İnşaat No:.... .... Antalya adresinde kurulu bulunan .... hizmet numaralı tüketim noktasına ait tesisat mahallinde yapılan kontrolde davalının ayrı bir hat çekmek suretiyle, sayaçtan geçirmeksizin, kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, 63.131,99 TL kaçak elektrik ek tahakkuk bedelinin tahsili için Antalya Genel İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına ve alacağı teminen davalının malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE GEREKÇESİ :Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası üzerinden verilen 03/11/2023 tarihli ara kararı ile;  \"ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesi ile; dava dilekçesini tekrarlayarak, sundukları kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı ve fatura ile alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin emsal kararlarına göre müvekkili şirket çalışanları tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli resmi belgelerden olduğunu beyanla hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak, ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 355/1 maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede; <br>Dava; kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen fatura bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere göre; özel hukuk tüzel kişisi olan davacı nezdinde hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak elektrik tutanağının, HMK'nun 204. maddesinde hüküm altına alınan ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin de alacağın varlığı hakkında kanaat getirecek yeterlilikte olmadıkları gerekçesiyle; \"ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>Ara karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İhtiyati hacize ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundaki düzenlemeler incelendiğinde;<br>İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. <br>“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını  ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. <br>Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.<br>Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. <br>Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur.<br>Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir.<br>Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.<br>Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.<br>İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip,uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz.<br>Yukarıda yapılan bu genel açıklamalar ışığında;dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirmesine,yaklaşık ispat kuralı kapsamında mahkemede kanaat uyandıracak yeterlilikte  ihtiyati haciz talep edenin haklılığını ispatlayacak dosya kapsamında delilin bulunmamasına, ihtiyati haczin yasal koşullarının somut olayda oluşmamasına göre  ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İncelenen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın düşülmesiyle, bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,   <br>3-Davacıdan peşin alınan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye gelir kaydedilmesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacının üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oy çokluğu (Üye ...'in muhalefeti) ile karar verildi. 25/01/2024<br><br>...<br><br><br>KARŞI OY : <br>İcra ve İflâs Kanunu’nun 258/I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmemiştir. Aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK’nın 264’üncü maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılıktır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2017 tarih ve 2017/1163 Esas 2017/3225 karar sayılı emsal içtihadı)<br>Davaya konu kaçak elektrik tutanağının, bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davacı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, HMK’nın 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınan ve  aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/4894 Esas 2021/10580 Karar sayılı 21/10/2021 tarihli emsal içtihadı) <br>Ancak, davacı tarafından, dava dilekçesine ekli olarak sunulan kaçak elektrik elektrik tespit tutanağı ile  davalının mevcut elektrik tesisatı ve abonelik sözleşmesi bulunan elektrik hattına ek olarak yaptığı yeni bir elektrik hattı ile kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği, kaçak elektrik tespit tutanağında kullanıcın imzasının da bulunduğu, davacı şirket çalışanları tarafından tutulan tutanak haricinde çekilen fotoğraf ve video kayıtlarının dosyaya sunulduğu, davacının haklılığını yaklaşık derecede ispatladığı ve ihtiyati haczin yasal koşullarının oluştuğu ve alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati haciz verilmesine yasal bir engel teşkil etmeyeceğinden, davacı şirketin istinaf talebinin kabulü ile ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığında kabulüne karar verilmesi gerekirken, yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı ve alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. <br><br>...<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bbeb0e1e58baaf04","SID":"5c77047a928aa753"}}