{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/898 <br>KARAR NO: 2024/605<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI: 2020/39 Esas -  2021/715 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;  Borçlunun müvekkilinin oğlu olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2019/1244 D. iş sayılı dosyasında borçlu ... hakkında verilen ihtiyati haciz kararının ihtiyati haciz şartları oluşmadan verildiğini, haciz kararının alacaklı banka vekili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile takip konusu yapıldığını, icra Müdürlüğü'nün, müvekkilinin de ikamet ettiği müflis şirketin yasal adresi de olan ... Caddesi ... Kadıköy adresine ihtiyati haciz için gidilmesine karar verildiğini, ihtiyati haciz gereği için Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... T sayılı dosyasına talimat gönderildiğini, haciz kararının borçlu tarafından haricen öğrenildiği ve bu hususun müflis şirket iflas adresine iletildiğini, müvekkiline ait ikametgahında bulunduğu sırada üstelik borçluya ait olmayan adreste haciz işlemi yapıldığını, icra memurunun, polis ve çilingir çağıracağını söylediğini, kendisine polis çağrılmasına gerek olmadığı dendiği halde haciz memurunun polisleri prosedür gereği çağrıldığı söylenerek haciz memurunun talebi ile  çilingirinde gelerek polis nezaretinde, polisle  müvekkile ait evin kapısının üstelik müvekkili içerdeyken ve zili dahi çalınmadan çilingir tarafından açıldığını, müvekkilinin 87 yaşında ve kendisine ait konuta rızası olmadan ve polis marifetiyle cebren girildiğini, müvekkilinin uyurken eve giren kişileri görünce büyük korku yaşadığını ve borçlu oğlu tarafından sakinleştirildiğini, adresin sadece müvekkiline ait olmasına rağmen 70 dakika haciz işlemi yapıldığını ve tüm odalarının gezildiğini, alacaklı vekilinin ihtiyati hacze dayanak gösterdiği kredi sözleşmeleri ile teminat mektuplarına konu borcun daha önce yine alacaklı banka tarafından dava konusu yapıldığı ve yargılamanın devam ettiği hususunun mahkemeden saklandığını, alacaklı bankanın, İstanbul ... İcra müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile müflis şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başlattığını, müvekkilinin kişilik hakkının zedelendiğini, bu sebeple manevi tazminat isteminde bulunabileceğini de belirterek,  dava dilekçesinde anlatılan ve açıklanan tüm sebeplerle müvekkiline ait eşyalara haksız haciz uygulanmasına, müvekkilin kişilik haklarının ihlal edilmesine ve küçük düşürülmesine sebep olan ve yukarıda isimlerine yer verilen, haksız ihtiyati kararı talep eden vekil ile haksız ihtiyati haczin gereği için vekalet verenlerin, haksız haciz işlemi uygulayan vekiller ile haciz işlemlerini gerçekleştiren davalılardan 1,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; Müvekkili ...'ye husumet yöneltilemeyeceğini, huzurda görülen davanın, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı (İst. And. ... İcra Müdürlüğünün ... Tal. Sayılı Dosyası) icra takibi ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1244 D. İş- 2019/1282 K. sayılı ihtiyati haciz kararının uygulanması kaynaklı tazminat davası olup, anılı icra takibi ve ihtiyati haciz kararında müvekkilinin alacaklı olmadığını, dolayısıyla iş bu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin hukuken olanaklı olmaması, müvekkili bakımından davanın tefrik edilerek, pasif dava ehliyetil(taraf sıfatı) içermeyen işbu davanın müvekkili bakımından reddinin talep edildiğini, davacı tarafın gerçek dışı iddialarla tazminat davası açtığını, haczi gerçekleştirenin müvekkili değil genel müdür yardımcısı sıfatıyla çalışmakta olduğu ... A.Ş olduğunu, bu sebeple haciz uygulama kaynaklı tazminat davalarının haciz alacaklısına yöneltilmesi gerektiğini, alacaklı banka çalışanına husumet yöneltilmesinin hukuken olanaklı olmadığını, huzurda görülen işbu davada müvekkili ... bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığını davanın reddi gerektiğini, davacı yanın uğramış olduğu zarara dayanak olarak belirtmiş olduğu fiillerin hepsinin icra memuru işlemi olduğunu, söz konusu haciz işleminde alacaklı tarafından hukuka ve üsüle uygün haciz talep edildiğini, alacaklı tarafça işlem sırasında haczin seyrini değiştirmeye yönelik herhangi bir müdahale olmadığını,  tazminat için gerekli koşulların oluşmadığını, hukuka ve usule aykırı eylem bulunmadığından aleyhimize maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, haciz talebinin usul ve yasaya uygun olduğuna ve kural olarak borçluya ait malların gerek borçlunun elinde gerek ise üçüncü şahsın elinde haczedilebileceğini, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz tutanağıyla da sabit olduğu üzere dosya borçlusu mahalde hazır bulunduğunu ve haciz işleminin borçlu huzurunda gerçekleştirildiğini, haciz uygulanan adresin borçlu ...'nın ticaret sicil gazetesi ve İTO'da ilan edilen resmi faaliyet adresi olduğunu, haciz işleminin gerçekleştirildiği adresin borçlu ...'nın eski mernis adresi olduğunu,  haciz mahallinde hazır bulunan borçlunun ve iflas idare memuru ...'nın mahalle ilişkin muvazaalı beyanlar vermesinin istihkak iddiasının kötü niyetle ileri sürüldüğünü gösterdiğini, davacı tarafından haciz işlemi sırasında istihkak iddiasını ispata yönelik herhangi bir evrak sunulamadığını, her ne kadar adrese polis marifetiyle cebren girildiği iddia edilmiş ise haciz uygulamasının kanunun öngördüğü şekilde gerçekleştirildiğini, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, açıklanan sebeplerle, öncelikle pasif dava ehliyeti (taraf sıfatı) içermeyen işbu davanın HMK 167 maddesi gereğince müvekkili bakımından tefrik edilerek, esasa girilmeksizin husumet yokluğundan reddine, davacının yasal dayanak içermeyen maddi ve manevi tazminat taleplerinin ve dolayısıyla işbu davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Av. ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde; Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, tazminat için gerekli şartların oluşmadığını, hukuka ve usule aykırı eylem bulunmadığından aleyhe maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, haciz talebinin usul ve yasaya uygun olduğuna ve kural olarak borçluya ait malların gerek borçlunun elinde gerek ise üçüncü şahsın elinde haczedilebileceğini, gerçekleştirilen haciz işleminin haksız olmayıp, icra ve iflas hukukundan kaynaklanan hakka dayandığını, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz tutanağıyla da sabit olduğu üzere dosya borçlusu mahalde hazır bulunduğunu ve haciz işleminin borçlu huzurunda gerçekleştirildiğini, haciz uygulanan adresin borçlu ...'nın ticaret sicil gazetesi ve İTO'da ilan edilen resmi faaliyet adresi olduğunu, haciz işleminin gerçekleştirildiği adresin borçlu ...'nın eski mernis adresi olduğunu, haciz mahallinde hazır bulunan borçlunun ve iflas idare memuru ...'nın mahalle ilişkin muvazaalı beyanlar vermesinin istihkak iddiasının kötü niyetle ileri sürüldüğünü gösterdiğini, davacı tarafından haciz işlemi sırasında istihkak iddiasını ispata yönelik herhangi bir evrak sunulamadığını, her ne kadar adrese polis marifetiyle cebren girildiği iddia edilmiş ise haciz uygulamasının kanunun öngördüğü şekilde gerçekleştirildiğini, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, açıklanan sebeplerle davacının maddi ve manevi tazminat talebi haksız olduğundan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Av. ...'ın davaya cevap dilekçesinde; Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, tazminat için gerekli şartların oluşmadığını, hukuka ve usule aykırı eylem bulunmadığından aleyhe maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, haciz talebinin usul ve yasaya uygun olduğuna ve kural olarak borçluya ait malların gerek borçlunun elinde gerek ise üçüncü şahsın elinde haczedilebileceğini, gerçekleştirilen haciz işleminin haksız olmayıp, icra ve iflas hukukundan kaynaklanan hakka dayandığını, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz tutanağıyla da sabit olduğu üzere dosya borçlusu mahalde hazır bulunduğunu ve haciz işleminin borçlu huzurunda gerçekleştirildiğini, haciz uygulanan adresin borçlu ...'nın ticaret sicil gazetesi ve İTO'da ilan edilen resmi faaliyet adresi olduğunu, haciz işleminin gerçekleştirildiği adresin borçlu ...'nın eski mernis adresi olduğunu, haciz mahallinde hazır bulunan borçlunun ve iflas idare memuru ...'nın mahalle ilişkin muvazaalı beyanlar vermesinin istihkak iddiasının kötü niyetle ileri sürüldüğünü gösterdiğini, davacı tarafından haciz işlemi sırasında istihkak iddiasını ispata yönelik herhangi bir evrak sunulamadığını, her ne kadar adrese polis marifetiyle cebren girildiği iddia edilmiş ise haciz uygulamasının kanunun öngördüğü şekilde gerçekleştirildiğini, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, açıklanan sebeplerle davacının maddi ve manevi tazminat talebi haksız olduğundan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Vekilinin davaya cevap dilekçesinde; Müvekkili ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, huzurda görülen davanın, İst. ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı (İst. And. ... İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. Sayılı Dosyası) icra takibi ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1244 D. İş- 2019/1282 K. sayılı ihtiyati haciz kararının uygulanması kaynaklı tazminat davası olup, anılı icra takibi ve ihtiyati haciz kararında müvekkilinin alacaklı olmadığını, dolayısıyla iş bu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin hukuken olanaklı olmaması, müvekkili bakımından davanın tefrik edilerek, pasif dava ehliyeti(taraf sıfatı) içermeyen işbu davanın müvekkili bakımından reddinin talep edildiğini, davacı tarafın gerçek dışı iddialarla tazminat davası açtığını, haczi gerçekleştirenin müvekkili değil kanuni takip direktörü sıfatıyla çalışmakta olduğu ... A.Ş olduğunu, bu sebeple haciz uygulama kaynaklı tazminat davalarının haciz alacaklısına yöneltilmesi gerektiğini, alacaklı banka çalışanına husumet  yöneltilmesinin hukuken olanaklı olmadığını, huzurda görülen işbu davada müvekkili ... bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı yanın uğramış olduğu zarara dayanak olarak belirtmiş olduğu fiillerin hepsinin icra memuru işlemi olduğunu, söz konusu haciz işleminde alacaklı tarafından hukuka ve usule uygun haciz talep edildiğini, alacaklı tarafça işlem sırasında haczin seyrini değiştirmeye yönelik herhangi bir müdahale olmadığını, tazminat için gerekli koşulların oluşmadığını, hukuka ve usule aykırı eylem bulunmadığından aleyhimize maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, haciz talebinin usul ve yasaya uygun olduğuna ve kural olarak borçluya ait malların gerek borçlunun elinde gerek ise üçüncü şahsın elinde haczedilebileceğini, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz tutanağıyla da sabit olduğu üzere dosya borçlusu mahalde hazır bulunduğunu ve haciz işleminin borçlu huzurunda gerçekleştirildiğini, haciz uygulanan adresin borçlu ...'nın ticaret sicil gazetesi ve İTO'da ilan edilen resmi faaliyet adresi olduğunu, haciz işleminin gerçekleştirildiği adresin borçlu ...'nın eski mernis adresi olduğunu, haciz mahallinde hazır bulunan borçlunun ve iflas idare memuru ...'nın mahalle ilişkin muvazaalı beyanlar vermesinin istihkak iddiasının kötü niyetle ileri sürüldüğünü gösterdiğini, davacı tarafından haciz işlemi sırasında istihkak iddiasını ispata yönelik herhangi bir evrak sunulamadığını, her ne kadar adrese polis marifetiyle cebren girildiği iddia edilmiş ise haciz uygulamasının kanunun öngördüğü şekilde gerçekleştirildiğini, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, açıklanan sebeplerle, öncelikle pasif dava ehliyeti (taraf sıfatı) içermeyen işbu davanın HMK 167 maddesi gereğince müvekkili bakımından tefrik edilerek, esasa girilmeksizin husumet yokluğundan reddine, davacının yasal dayanak içermeyen maddi ve manevi tazminat taleplerinin ve dolayısıyla işbu davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'un davaya cevap dilekçesinde;  Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, tazminat için gerekli şartların oluşmadığını, hukuka ve usule aykırı eylem bulunmadığından aleyhe maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, haciz talebinin usul ve yasaya uygun olduğuna ve kural olarak borçluya ait malların gerek borçlunun elinde gerek ise üçüncü şahsın elinde haczedilebileceğini, gerçekleştirilen haciz işleminin haksız olmayıp, icra ve iflas hukukundan kaynaklanan hakka dayandığını, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz tutanağıyla da sabit olduğu üzere dosya borçlusu mahalde hazır bulunduğunu ve haciz işleminin borçlu huzurunda gerçekleştirildiğini, haciz uygulanan adresin borçlu ...'nın ticaret sicil gazetesi ve İTOo'da ilan edilen resmi faaliyet adresi olduğunu, haciz işleminin gerçekleştirildiği adresin borçlu ...'nın eski mernis adresi olduğunu, haciz mahallinde hazır bulunan borçlunun ve iflas idare memuru ...'nın mahalle ilişkin muvazaalı beyanlar vermesinin istihkak iddiasının kötü niyetle ileri sürüldüğünü gösterdiğini, davacı tarafından haciz işlemi sırasında istihkak iddiasını ispata yönelik herhangi bir evrak sunulamadığını, her ne kadar adrese polis marifetiyle cebren girildiği iddia edilmiş ise haciz uygulamasının kanunun öngördüğü şekilde gerçekleştirildiğini, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, öncelikle pasif dava ehliyeti (taraf sıfatı) içermeyen işbu davanın HMK 167 maddesi gereğince şahsı bakımından tefrik edilerek, esasa girilmeksizin husumet yokluğundan reddine, davacının yasal dayanak içermeyen maddi ve manevi tazminat taleplerinin ve dolayısıyla işbu davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ün davaya cevap dilekçesinde; Davanın İİK madde 5 gereği dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu haciz işlemine icra memuru sıfatı ile katıldığını, İcra ve İflas Kanununun 5. maddesinde yer alan “icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmü karşısında huzurdaki davanın müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını,  müvekkilinin davaya konu edilen eylemleri İİK 80. maddesi gereği görevi olup davanın bu yönüyle reddi gerektiğini, borçlu adresi  olarak gösterilen dava konusu adrese İİK'nun ilgili maddelerinin gereklerini yerine getirmek üzere gittiğini, söz konusu adreste yer alan ve tek bir girişi bulunan 5 katlı villa şeklindeki taşınmazda yapılan haciz işlemleri sırasında, davaya konu edilen kapıların İİK'nun 80. maddesi gereği açılmış olup, yapılan tüm işlemlerin yine müvekkili tarafından tutanak altına  alındığını, yapılan tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu, bu sebeple görevini gereği gibi yapan ve tüm süreci detaylı ve şeffaf bir  şekilde tutanak altına alan müvekkiline karşı atfedilecek herhangi bir kusur bulunmayıp davanın bu sebeple esastan reddi gerektiğini belirterek, sunulan sebeplerle öncelikle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaate olması halinde davanın esastan reddi ile dava masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılı kanunla değişik 164/ son fıkrası gereğince karşı taraf vekalet ücretinin avukat olarak taraflarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... Mahkememizce, dosya durumu  hakkında ihtiyati haciz işlemlerinin kanuna uygun olup olmadığı, ihtiyati haczin haksız olup olmadı olduğu durumu varsayıldığında davacının uğramış olduğu zararın tespiti için taraf defter ve kayıtları, tüm dosya içeriği, icra dosyaları incelenerek rapor hazırlaması için mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmış olup, rapor özetinde; Dosya, taraf iddia ve savunmaları, sunulan belgeler, dosya içeriğine ilişkin tespit edilenler kapsamında, davacının bildirdiği haczin haksız haciz olarak değerlendirilerek talep edilen maddi/manevi tazminata ilişkin kanaat oluşturulup oluşturulmamasının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davacının bildirdiği hususlarda talep edilen 1,00 TL maddi tazminat talebine ilişkin haciz zaptı dışında tespite yarar belgesinin sunulmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin tarafından dosya içeriğinde tespit edilen belgelere ve davalıların kusurlarına ilişkin incelemelerin de takdirinin yine mahkemeye ait olacağına, dair rapor tanzim edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizin  2019/1244 Değişik İş sayılı dosyasında borçlu ... hakkında verilen ihtiyati haciz kararı sebebiyle borçlunun davacı olan annesine ait olan evde haksız  ihtiyati haciz uygulandığı iddiasıyla iş bu davanın açıldığı, mahkememizce verilen ihtiyati haciz kapsamı doğrultusunda alacaklı  banka vekili tarafından haciz kararının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile takip konusu yapıldığını, borçlunun adresinin Koşuyolu/Kadıköy/İstanbul adresinde bulunması sebebiyle ihtiyati haciz gereği için Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyasına talimat gönderildiği, her ne kadar davacı tarafından söz konusu adresin borçluya ait olmadığı iddia edilmişse de bahse konu haciz tutanağı ve borçluya ait kayıtlar incelendiğinde dosya borçlusunun haciz sırasında haciz mahallinde hazır bulunduğu, haciz uygulanan adresin borçlu ...'nın Ticaret Sicil Gazetesi ve İTO'da ilan edilen resmi ticaret merkezi adresi olduğu gibi söz konusu adresin borçlu ...'nın eski mernis adresi olduğu anlaşıldığından, dava konusu haciz işleminde hukuka aykırı işlem olmadığından davacının  maddi ve manevi tazminat taleplerine konu tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine, Yukarıdaki karar başlığında yazılı olan davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 6.000,13-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak, kendilerini vekil ile temsil eden davalı taraflara müştereken ve müteselsilen verilmesine, ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;  1- Davalıların İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1244 E. sayılı dosyasına sundukları eksik ve yanıltıcı belgeler ile müvekkilinin dava dışı  oğlu hakkında ileri de kesin olarak ortadan kaldırılacak olan haksız ihtiyati haciz kararı aldıklarını, ihtiyati haciz kararı ile davacı müvekkili ile oğlu arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile borçluya ait olmayan müvekkiline ait konuta çilingir ve polis marifeti ile girdiklerini  ve 130 dakika süren haksız haciz işlemi gerçekleştirdiklerini, bilirkişi raporda davalıların ağır kusurlu oldukları yönündeki tespitlere rağmen davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin davanın reddine yönelik kararının ve  gerekçesinin doğru olmadığını, haciz işlemi gerçekleştirildikten sonra dava dışı borçlu tarafından ihtiyati haciz kararına itiraz edildiğini,  mahkemece  borçlunun itirazlarının yargılamayı gerektirdiğini gerekçe göstererek talebin reddine karar verildiğini, kararın borçlu tarafından istinaf   edildiğini ve dava konusu ihiyati haciz kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2020/1112 D.- 2020/974 K, sayılı kararı ile kesin olarak kaldırıldığını, dava konusu haciz işlemi gerçekleştirildikten sonra dava dışı borçlu hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E, sayılı dosyası ile başlatılan 9.288.185,31 TL tutarındaki icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini ve itirazının kaldırılması için davalı tarafın  İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/711 E. Sayılı dosyası ile açtığı  itirazın iptali davasının davalı borçlunun müteselsil kefil sıfatı ile takip edildiği, takip tarihi itibarıyla TBK'nın 598/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre dolduğundan kefaletin sona ermesi  gerekçesiyle reddedildiğini, İhtiyati haczine karar verilen ... Caddesi ... Kadıköy adresi müflis ... A.Ş. nin yasal işyeri adresi olduğunu  ve aynı adresin ... numarasın da ise sadece müvekkilim ... ikamet ettiğini, dava dilekçesin de sunulan ve Koşuyolu muhtarlığından alınan 01.11.2019 tarihli yerleşim yeri ve diğer adres belgesinde davacı ...'nın adres bilgilerinin \"... Caddesi No:... Koşuyolu Kadıköy\" olarak belirtildiğini ve belge de ikinci bir kişinin ismine yer verilmediğini,  Kadıköy Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen tutanakta ise dava dışı borçlunun mernis adresinin “... sokak ... Koşuyolu Kadıköy İstanbul\" olarak tespit edildiğini, 2-Mahkemece davalılar lehine maktu vekalet ücreti yerine  6.000,13 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını  kararın kaldırılmasına ve davanın  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\tDava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın  kanıtlanması  davacı  tarafa,  hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi ise, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut olayda  haciz uygulanan adresin dava dışı borçlu ...'nın Ticaret Sicil kayıtlarında tescil edilen adresi olup aynı zamanda bu adres ...'nın uyap sisteminde kayıtlı yurt içi ikametgah adresi olduğundan ve  davalıların   ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğu hususunda delil bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Karar tarihinde yürüryükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3. maddesi gereğince manevi tazminat isteminin tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. AAÜT'nin tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13/4. maddesi   gereğince maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda ise avukatlık ücreti bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirlenen maktu vekalet ücretini geçemeyecektir. İlk derece mahkemesince maddi ve  manevi tazminat isteminin reddi sebebiyle davalı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, davalıların istinafı bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 5.100,00 TL maktu ve maddi tazminat davası yönünden 1,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih, 2020/39 Esas - 2021/715 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda;2- Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 683,12 TL'den mahsubuyla fazla alınan 255,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,  3/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2). maddesine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 1,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle kendini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 3/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/(3). maddesine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle  kendini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise  kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0076a5788d2e7d20","SID":"eb48b60449cb69e3"}}