{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/1086 <br>KARAR NO\t\t: 2024/269<br>KARAR TARİHİ\t: 06/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/1372 Esas  2019/1078 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/02/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ün,  müvekkili aleyhine  16/12/2015 düzenleme 05/01/2016 ödeme tarihli 55.000,00 TL bedelli senet nedeniyle İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2016/1633 Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine  mahsus haciz yolu ile  icra takibi başlattığını, haciz işlemlerine devam ettiklerini ancak davalı tarafça müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi usule ve yasaya aykırı olup iptalinin gerektiğini, öncelikle icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere icra takibine dayanak yapılan  senedin teminat senedi olduğunu, senedin teminat senedi  olarak verildiği ve hangi alt ilişkinin teminatı olduğu hususlarının açıkça yazıldığını, müvekkili tarafından imzalandığını,  senedin  teminat senedi olduğu kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içermediğini ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu edilemeyeceğini, icra takibine konu olan 05/01/2016 tarihli 55.000,00 TL bedelli senedin esasen  arkasında  açıkça yazılı olduğu üzere dava dışı ... adına düzenlenmiş olan 25/12/2015 ödeme tarihli 25.000,00 TL bedelli senet ile 05/01/2016 ödeme tarihli 30.000 TL bedelli senetlerin teminatı teşkil ettiğini, icra takibine konu senedin teminatı olduğu belirtilen  her iki senet bedelerine mahsuben 50.000 TL yi ödediğiklerini, bakiye 5.000 TL dışında herhangi bir borcu bulunmadığını, bunlara rağmen davalının müvekkilinin 50.000 TL lik ödemeyi bildiği halde kötü niyetli olarak ve müvekkilinden haksız kazanç temin etme gayesiyle icra takibi başlattığını,  bu nedenlerle  davacı müvekkilinin icra takibinde yazılı bedeller miktarında icra takibine devam edilmesi halinde ileride telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasını önlemek adına davacı müvekkili hakkındaki icra takibinin tedbiren mümkün ise teminatsız, mümkün değil ise tensip kılınacak teminat karşılığında  durdurulmasına, açılan davanın kabulüne,  İzmir 25 İcra Müdürlüğünün 2016/1633 Esas sayılı dosyasındaki  05/01/2016 ödeme tarihli ve 55.000 TL bedelli senet yönünden borçlu olmadığının tespitine,  icra takibinin iptaline, davacının icra tehdidi altında  resmi taahhüt vermek zorunda bırakılarak icra dosyasına ödemiş olduğu 36.779,29 TL lik ödemenin 5.000 TL'sinin  icra dosyasına konu borçtan mahsup edilmesi sonucu ortaya çıkan rakam olan 31.779,29 TL nin istirdat edilmesine, davalı takipte kötü niyetli olduğundan dava sonunda aleyhine kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava; İİK.nın 72.maddesi uyarınca açılan Menfi Tespit ve istirdat davasıdır. <br>Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa aittir. Davacı borçlu senetteki imzayı inkar etmemiş, dava konusu senedin ...'a verilen 25.12.2015 ve 05.01.2016 tarihlerindeki senetlerin teminatı olarak verildiğini, 15.12.2015 tarihli 35.000,00 TL bedelli para makbuzu ve 16.12.2015 tarihli 18.000,00 TL bedelli para makbuzu ile ...'a verilen senetlerin 50.000,00 TL'lik kısmının ödendiğini,  kalan 5.000,00 TL dışında dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiştir.  Senet metninde senedin ihdas nedeninin \"nakten\" yazdığı, senedin arkasına ise davacı keşideci tarafından \"Teminat senedidir. ...'a verilen 25.12.2015 ve 05.01.2016 tarihlerindeki senetler ödenmezse bu senet geçerlidir.\" şeklinde yazıldığı ve imzalandığı, senedin arkasında yalnızca davacı keşidecinin imzasının bulunduğu, davalı lehtarın imzasının bulunmadığı görülmüştür. Dava konusu senet davalı lehtar tarafından bu haliyle takibe konulduğundan senedin arkasında teminat senedi yazılması karşısında davacı taraf senedin teminat senedi olduğunu ispat etmiştir.  Dava konusu senet, davacı tarafından dava dışı ...'a verilen 25.12.2015 ve 05.01.2016 tarihlerindeki senetlerin teminatı olarak verilmiştir. Davacı, teminat şartının gerçekleştiğine dair 15.12.2015 tarihli 35.000,00 TL bedelli para makbuzu ve 16.12.2015 tarihli 18.000,00 TL bedelli para makbuzunu ibraz etmiştir. Davacı vekiline dava dışı ...'a verilen senetleri sunması için kesin süre verilmiş, davacı vekili dava konusu senedin teminat olarak verildiği bu senetleri ibraz etmemiştir. Keşideci olan davacının, ...'a verilen senetleri ödemiş olması halinde, senetlerin asıllarının elinde bulunması gerektiği halde davacı taraf söz konusu senetlerin elinde olmadığını bildirmiştir.  Para makbuz tarihlerinin, teminat şartı olan senetler tarihlerinden önce olduğu, para makbuzlarındaki ödemenin teminat şartı olan senetlere mahsuben yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığı, buradan hareketle para makbuzlarının, teminat şartı olan senetlere mahsuben yapıldığını ispata elverişli ve yeterli olmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını da istemediği, dava dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla teminat şartının yerine getirildiği ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davacının davasının REDDİNE\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın menfi tespit, istirdat ve takibin iptali talebini içerdiğini, dava konusu takibe konu senedin teminat senedi olup senet üzerinde \"‘teminat senedidir. ...’a verilen 25.12.2015 ve 05.01.2015 tarihlerindeki senetler ödenmez se bu senet geçerlidir’ ifadesinin yer aldığını, kambiyo senetlerinin kayıtsız şartsız borç ikrarını içermesi gerekmekte olup davaya konu senedin şarta bağlanmış, dayanak senetler belirtilmiş ve teminat senedi olduğu neyin teminatı olduğu yani borcun dayanağının açıkça yazıldığını, davaya konu senedin açıkça diğer senetlerin ödenmesi şartına bağlandığını, takibe konu senedin kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığını sadece bu hususun takibin iptalini gerektirdiği, takibe konu senette ‘25.12.2015 ve 05.01.2015 tarihlerindeki senetler ödenmezse bu senet geçerlidir’ kaydı bulunmakta olup, davacı cevap vermeyerek davanın reddini istediğinden aksini ispat etmekle yükümlü olduğunu, 2015 tarihli teminata konu senetlerin ödemelerine ilişkin yazılı belgeler de yerel mahkemeye sunulmuş olup; yerel mahkemece davalıya 08.06.2018 tarihli isticvap davetiyesi gönderildiğini, ancak usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilen isticvap davetiyesine davalı tarafından cevap verilmeyerek bu hususun da kabul edildiğini, senedin kambiyo senedi niteliğinde olmaması, senet üzerinde açıkça yazan hususlar ve davalıya gönderilen isticvap davetiyesi birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu çekişmeli hususların aydınlanmış olduğu ve ispat yükünün taraflarında olmadığının açıkça anlaşıldığını, bu nedenle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1372 E. 2019/1078 K. Sayılı ve 08/10/2019 tarihli davanın reddine dair kararının davacı müvekkili lehine ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu bonodan ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının davasının reddine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Davaya konu İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1633 sayılı dosyasının incelenmesinden,  alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine  16/12/2015 düzenlenme, 05/01/2016 ödeme tarihli, 55.000,00-TL bedelli, keşidecisi  ..., lehtarı ...,  olan bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra  takibi başlatıldığı,  ödeme emrinin davacı ...'a 25/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, icra takip dosyasından 15/08/2016 tarihinde  yapılan hacizde davacı borçlunun hazır olduğu, ödemeyi kabul ve taahhütte bulunduğu görülmüştür. <br>Takip ve davaya konu senedin incelenmesinden, davacı keşideci tarafından davalı lehtar adına düzenlenen 16.12.2015 keşide tarihli, 55.000,00 TL bedelli, 05.01.2016 vade tarihli bono olduğu ve senedin arkasında  \"Teminat senedidir. ...'a verilen 25.12.2015 ve 05.01.2016 tarihlerindeki senetler ödenmezse bu senet geçerlidir.\"  şeklinde şerh olduğu ve altının davacı keşideci tarafından imzalanmış olduğu  görülmüştür.<br>Davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan  para makbuzlarının incelenmesinden,  15.12.2015 tarihli 35.000,00 TL bedelli para makbuzunda, ödemeyi yapan ..., ödemeyi alan ... (...'a verilmek üzere aldım) şeklinde kayıt bulunduğu, 16.12.2015 tarihli 18.000,00 TL bedelli para makbuzunda ödemeyi yapan ..., ödemeyi alan ...  şeklinde kayıt bulunduğu görülmüştür.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ayrıca Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2013/18411 Esas, 2014/2771 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; davaya konu icar takip dosyası üzerinden dava tarihinden önce yapılan 15.08.1016 tarihli haciz tutanağının incelenmesinden,  davacı borçlunun borcu kabul ve  ödeme taahhüdünde bulunduğu, davacının borcu kabul beyanının yer aldığı haciz tutanağının ihtiyati haciz tutanağı olmadığı,  borçluya ödeme emrinin daha önce 25.01.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu ve bu şekilde davaya  konu icra takip dosyası üzerinden haciz işlemi yapılacağından davacı borçlunun önceden haberdar olması nedeni ile söz konusu borcu kabul ve ödeme tahhüdünün manevi cebir altında yapıldığının da söylenemeyeceği, bu nedenle daha önce  borcu kabul eden davacı borçlunun daha sonra haciz tutanağında kabul ettiği borçla ilgili olarak menfi tespit davası açmasının çelişkili davranış yasağına da aykırılık teşkil ettiği hususu da göz önüne alındığında  davacı  vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı ileri sürmüş olduğu tüm istinaf istinaf nedenleri  yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih, 2017/1372 Esas ve 2019/1078 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3- Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 06/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3afa9976a8fa5e85","SID":"6188a5a02778f583"}}