{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1501 <br>KARAR NO: 2024/100 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 17/03/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2018/567 Esas - 2021/240 Karar  <br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) ve Alacağın Temliki Sözleşmesinin İptali <br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Tic. Ltd. Şti. tarafından başlatılan icra takibine dayanak olarak 01/06/2015 tanzim, 03/10/2015 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli bononun gösterildiğini, ilgili icra takibi ekinde sunulan bononun farklı bir bono olduğunu, söz konůsu icra takibinin dayanağı olan bononun icra müdürlüğü kasasına girmediğini, kasada bulunan bononun 03/06/2015 tanzim tarihli 13/10/2015 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli bono olduğunu, kasaya alınan bonoya dayalı olarak başlatılan bir icra takibi bulunmadığını, davalı tarafından başlatılan takibin hukuken geçerli bir takip olmadığını, bonoda \"bedeli malen\" yazılı ibaresine yer verildiğini, takip alacaklısı şirket ile kendi arasında mal tedarik edilmek üzere işbu bononun düzenlendiğini ve imzalanarak teslim edildiğini, bonoyu icraya koyan lehtar .... Tic. Ltd. Şti'nin taahhüt ettiği malları kendisine teslim etmediğini, malın teslim edildiğine dair herhangi bir fatura ve sevk irsaliyesi sunulmadığını, mahkeme tarafından söz konusu bonoyu takibe koyan şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerektiğini, bonoyu icraya koyan şirketin İstanbul Kartal .... Noterliğinin 15/12/2015 tarih ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile bonodan doğan alacağını ... ve ... isimli şahıslara 589.640,06 TL bedel üzerinden temlik ettiğini, alacağın devri sözleşmesinde temlik bedeli olan 589.640,06 TL'nin nakden ödendiğinin belirtildiğini, banka kanalıyla havale yapılmadığını, temlik bedelinin elden ödeme yapılmış gibi gösterildiğini, alacağın temliki karşılığında banka üzerinden havale yapılmadığı için temlikin hukuken geçersiz olduğunu, devreden ve devir alan davalıların kötü niyetli olduğunu, bedeli malen yazılı bono karşılığında kendisine mal vermeyen davalının ispat külfetinden kurtulmak maksadıyla alacağın temliki işlemi gerçekleştirdiğini, temlik alacaklılarına takip konusu bonodan kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını, bonoyu takibe koyan şirket ile temlik alacaklıları arasında işbirliği yapıldığını, temlik alacaklıları ile kendisi arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, akrabalar arasındaki husumet nedeniyle böyle bir oyuna başvurulduğunu, TBK m.188 uyarınca temlik edene karşı öne sürülebilecek tüm savunmaların temlik alana karşı da ileri sürülebileceğini, temlik alacaklılarının üzerinde bedeli malen yazılı olan bonodan dolayı kendisine mal verildiğini ispat etmek zorunda olduğunu, icra dosyasındaki alacak sebebiyle maliki olduğu taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, temlik alacaklılarının formaliteden alacaklı görünerek maliki olduğu dubleks daireyi elinden almak istediklerini belirterek İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya alacağından dolayı temlik eden ve temlik alacaklısı davalılara borçlu olmadığının tespiti ile takibin ve temlikin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ... Tic. Ltd. Şti. tarafindan başlatılan icra takibinde davalıya gönderilen ödeme emrinde senedin tarihinin sehven yanlış yazıldığını, ödeme emrinin ekinde bulunan bonodan takibin ne maksatla başlatıldığının anlaşılabileceğini, davacının süresi içinde itirazda bulunmadığını, davacının halihazırda takibe itirazda bulunma hakkı olmadığını, davacının ... ili, ... ilçesi, ... Mah. , ... ada, ... parsel sayılı yerin maliki olduğunu, müvekkili şirket ile söz konusu taşınmazın sahibi olan davacı arasında 06/05/2015 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için \"Ön Anlaşma Protokolü\" akdedildiğini, davacının ön protokol gereğince taraflar arasında kurulması vaat edilen satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gerçekleştirilmesi için müvekkili şirketten 06/05/2015 tarihinde ön protokol imzalandığı anda 10.000 USD kapora tahsil ettiğini, 320.000 TL satış bedelli dairelerinden birinin icra dosyası nedeniyle icraen satılmış olmasına rağmen davacının daireyi icradan alan Av. ...  para ödenmesini müvekkili şirketten talep ettiğini ve bu ödemenin, davacının oğlu  ... 03/06/2015 tarihinde tapu senedinin devri sırasında yapıldığını, söz konusu satış için tahsili istenen 13.306,25 TL tutarındaki tapu harç bedellerinin de müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirket tarafından 3.029 TL vergi harcı olmak üzere toplam 336.335 TL'nin tapu işlemleri ve tapu devir işlemleri sırasında ödendiğini, sözleşme anında ödenen 10.000 USD'nin o tarihteki karşılığının 28.000 TL olduğunu, müvekkili tarafından 364.335 TL tutarındaki meblağın sözleşme tarihi olan 06/05/2015 tarihinden tapu devir günü olan 03/06/2015 tarihine kadar bu kişiye ödendiğini, davacının diğer borçlarını da ödemek ve tapularını takyidatsız hale getirmek için müvekkili şirketten 135.635 TL elden tahsil ettiğini, takip konusu senedin tapu takyidatlarının kaldırılması için müvekkili şirket tarafından kendisine borç olarak verilen paralara karşılık olarak bizzat davacı tarafindan imzalanarak verildiğini, aralarındaki anlaşmaya göre de borç karşılığında takip konusu senedin müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili şirketin bir yandan tapu kayıtlarında gözüken borçların davacı tarafından müvekkili şirketin borç olarak verdiği para ile ödendiğini düşünürken, diğer yandan 6306 sayılı Kanuna göre binanın yıkımı ile ilgili işlemlerin yapılması, mimari projenin hazırlanması ve diğer teknik işlemlerin gerçekleştirilmesi için  ifaya başladığını, söz konusu binanın sahibi olduğunu zannedilen davacının müvekkili şirketten 2 ay gibi kısa bir sürede 500.000 TL borç aldığını, davacının tapu takyidatlarının hepsini sildirmek için 500.000 TL'ye daha ihtiyacı olduğuru bildirdiğini, müvekkili şirket yetkilileri bir şeylerin ters gittiğini anlasa da davacıya 500.000 TL daha para verdiğini, müvekkili şirketin binadan edeceği kârı düşünürken cebindeki paradan da olduğunu, müvekkili şirketin davacıya verdiği ikinci 500.000 TL karşılığında davacının oğluna ait taşınmaz üzerine ipotek konulduğunu, ilgili ipotek tesis işleminin Kadıköy Tapu Sicil Müdürlüğünde 09/06/2015 tarihinde ... yevmiye numarasıyla gerçekleştirildiğini, davacı ve oğlunun ipotek tesis gününe kadar müvekkili şirketten 1.000.000 TL tahsil ettiğini, anılan tüm ödemelerin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapma vaadiyle gerçekleştirildiğini, dava dışı ...'ın babasından ayrı olarak 08/06/2015 günü 3.000 TL, 15/07/2015 günü 10.000 TL, 18/06/2015 günü 4.000 TL 10/06/2015 günü 12.760 TL, 12/06/2015 günü 20.000 TL, 08/09/2015 günü 40.000 TL olmak üzere toplamda 89.760 TL'yi elden makbuz karşılığında aldığını, davacının talimatı ile firma muhasebecisi ...'dan 13/06/2015 tarihinde 20.000 TL'yi tahsil ettiğini, davacının  ... isimli şahsa 13.500 TL borcu olduğundan bahisle 22/09/2015 tarihinde 11.000 TL'yi tahsil ettiğini, müvekkili şirket tarafindan anılan şahıslara 1.103.260 TL ödeme yapılması akabinde davacının bir anda ortadan kaybolduğunu, davacının ortadan kaybolması üzerine huzurdaki davanın diğer davalıları ..., ... ve dava dışı ...'ın devreye girdiğini, anılan kişilerin  ... dairesinin aslında kendilerine ait olduğunu bildirdiğini, kardeşleri olan davacının satış yapan avukat dahil herkesi kandırdığını ve davacının ipotek ve icra dosyasını müvekkilden temlik almak istediklerini söylediklerini, davalıların temlik sözleşmesi için elden ödeme alınmasını sözleşmenin geçerlilik koşulu yaptıklarını, davacının ağabeyinin gelini olan davalı ...'ın, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası için 250.000 TL, ipotek alacağı için ise 500.000 TL olmak üzere toplamda 750.000 TL karşılığında müvekkil firmanın alacağını temlik aldığını, tarafların birbirinden herhangi bir alacağı kalmadığını, davacının \"senet üzerinde malen yazıyor, mal almadık\" şeklindeki beyanının maddi vakıalarla alakası olmadığını, ipotek akit tablosu, harç ve tahsilat makbuzlarından davacı ve oğlunun müvekkili şirketten 1.103.260,00 TL tutarında para aldığının anlaşılabileceğini, davacı ile diğer davalıların 1. dereceden hısım olduğunu, davacı ve diğer davalıların birlikte hareket etme ihtimali bulunduğunu, diğer davalı ... tarafindan davacının oğlu ... karşı takip başlatıldığını, dava dışı ...'ın söz konusu takibe itiraz etmesi üzerine duran takibi harekete geçirmek için diğer davalı ...'ın hakkını aramaktan vazgeçtiğini, müvekkili şirketin akdettiği alacağın temliki sözleşmesi ile davacıdan herhangi bir alacağının kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/03/2021 tarih ve 2018/567 Esas - 2021/240 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, 03.06.2015 düzenleme, 13.10.2015 vade tarihli lehtarı dosyamız davalısı ... Ltd Şti, borçlusu davacı ... olan 500.000,00 TL bedelli bono ve bu bonoya dayanak yapılarak girişilen Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti ve takibin, temlikin iptali istemine ilişkin olup İİK'nun  72 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Davaya konu bononun dayanak yapılarak başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelenmesinde; dosyamız davalısı .... Ltd Şti tarafından dosyamız davacısı ... aleyhine 01.06.2015 tanzim ve 03.10.2015 vade tarihli 500.000,00 TL miktarlı bono dayanak yapılmak sureti ile 500.000,00 TL asıl alacak, 246,58TL işlemiş faiz, 1.500,00 TL %0,30 komisyon ücretinden oluşur toplam 501.746,58 TL alacağın tahsili için genel haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, takibin kesinleştiği, dosyamız davalılarından ... ve ... ile .... Ltd Şti arasında Kartal .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı 15.12.2015 tarihli alacağın devri başlıklı temlikname düzenlenerek takibe konu alacağın davalı şirket tarafından diğer davalılara temlik edildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf takip talebinde dayanak bononun 01.06.2015 tanzim ve 03.10.2015 vade tarihli 500.000,00 TL lik bononun dayanak yapıldığını bildirdiğini, halbuki bononun 03.06.2015 düzenleme, 13.10.2015 vade tarihli olduğunu bildirerek takibin usule uygun olmadığını iddia etmiş ise de; takip talebi başlatılırken icra müdürlüğü'ne sunulan bononun 03.06.2015 düzenlenme 13.10.2015 vade tarihli bono olduğu anlaşılmakla takip talebinde maddi hata yapıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz mahkememizce nazara alınmamıştır.  İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/419 Esas sayılı dava dosyasında dosyamız davalıları ... ve ... tarafından yine dosyamız davalısı  ... Ltd Şti aleyhine temlik sözleşmesinin feshi ve alacak istemine  ilişkin dava açıldığı, mahkemece 2018/310 Karar sayılı birleştirme kararı ile mahkememizin 2017/356 Esas sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir. Mahkememizce birleştirilen dava dosyası yönünden ; \"...Mahkememizin 2017/356 esas sayılı dava dosyası birleşen dava dosyası yönünden dava dışı olan ... tarafından  iş bu davanın davacıları ve  davalısı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İŞ bu davanın tarafları dier dava dosyasında davalı konumundadırlar. Bu yönden  her iki dosya arasında fiili bağlantı bulunmaktadır. Ancak davaların konuları yönünden farklılık arzetmektedir. Şöyle ki; mahkememizin 2017/356 esasında kayıtlı iken  tefrik edilerek 2018/567 esasına kaydedilen dava dosyasında , ... tarafından İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında ... Ltd Şti.tarafından kendisi aleyhine 01.06.2015 tanzim ve 03.10.2015 vade tarihli 500.000.00TL bedelli bono nedeniyle yapılan takip yönünden borçlu olmadığının tespitini istemekte iken, birleşen dava dosyasında iş bu icra takip dosyasında alacaklı konumunda bulunan şirketin takibe konu alacağı Kartal ... Noterliğinin 15.12.2015 tarih ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile  devrine yönelik sözleşmenin tarafı olan ....Ltd Şti aleyhine ... ve ... tarafından açılan alacağın devri sözleşmesinin feshini istemektedir. Bu nedenle her iki uyuşmazlığın konusu farklı olduğundan dava dosyalarının mahkememizce tefrikine...\" karar verilmiş, ayrıca birleştirilen dava dosyasındaki uyuşmazlığın hukuki niteliği itibari ile temlik sözleşmesinin feshi ve alacak istemine ilişkin olup, 6098 sayılı TBK nun 183 vd.maddelerine dayandığı,  davacıların tacir olmadığı, dolayısıyla davanın TTK da sayılan  Mutlak ve Nisbi  Ticari dava niteliği bulunmadığından mahkememiz görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğından davanın HMK.nun 114/1-c ve HMK.nun 20. maddeleri uyarınca görev dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek kesinleşen görevsizlik kararı uyarınca dava dosyası İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilerek 2018/415 Esasını almıştır. Tarafların tüm delilleri celp olunarak dosya kapsamı ve davalı şirkete ait tüm ticari defter kayıt ve dayanakları belgeler üzerinde iki farklı heyet aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır. Alınan raporun birbiri ile uyumlu, dosyadaki verilere uygun ve denetime açık bulunduğu görülmüştür. Davacı taraf davaya konu bononun davalı ... Şti ile şirketin kendisine mal tedarik edilmek üzere düzenlendiğini, zaten bononun üzerinde de malen kaydının bulunduğunu belirterek, davalı şirketin kendisine malları teslim etmediğini, bu nedenle bononu bedelsiz hale geldiğini iddia ederek bono nedeni ile davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini istemektedir. Davalı şirket ise davacı ile şirket yetkilisi  ... arasında 06.05.2015 tarihinde \"... ili .... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel\" de bulunan taşınmaz ile ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi için ön anlaşma protokolü yapıldığını, bu anlaşmaya istinaden davacıya 10.000,00 USD kapora ödendiğini, söz konusu taşınmazda bulunan dairelerden birinin icra yolu ile satılmasını önlemek için yine şirket tarafından toplam 336.335,00 TL ödeme yapıldığını, davacının diğer borçlarını da ödemek ve tapuları takyidatsız hale getirmek için davacıya elden 135.635,00 TL ödendiğini, takip konusu bononun taşınmazın tapu takyidatlarının kaldırılması için davalı tarafından davacıya borç olarak verilmiş olan paralara karşılık olarak davacı tarafından davalıya verildiğini, söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ön anlaşma protokolünün akdedilmesinden sonraki iki ay içinde davacının davalıdan 500.000,00 TL borç para aldığını, davacının tapu takyidatlarının sildirilmesi için daha fazla borç paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine bu defa davacının oğlu ...'ın verdiği ipotek teminatı karşılığında davacının oğluna 500.000,00 TL daha verdiğini, davacı ve oğlunun ipoteğin tesis edildiği güne kadar şirketten  1.000.000,00 TL para tahsil ettiklerini, tüm bu ödemeleri taraflar arasında üzerindeki takyidatların kaldırılacağı taşınmaz ile ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedileceğine güvenerek yaptığını, davacının oğlu ... babasından ayrı olarak kendisinden elden makbuz karşılığında toplam 89.760.000,00 TL tahsil ettiğini, yine davacının talimatı ile şirketten 20.000,00 TL tahsil edildiğini ayrıca davacının talebine göre borcu olduğunu iddia ettiği ... adlı kişi için 11.000,00 TL daha tahsil edildiğini, şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedileceğine güvenerek davacı ve oğluna taşınmaz üzerindeki takyidatların kaldırılması için toplam 1.103.260,00 TL lik ödeme yaptığını, bu ödemenin 500.000,00 TL lik kısmının dava konusu bono karşılığından yapıldığını, diğer 500.000,00 TL lik kısmının ise davacının oğluna ait daire üzerinde tesis edilen ipotek karşılığından yapıldığını, ancak davacının takyidatları kaldırmadıklarını öğrenmeleri üzerine hem senedin hemde ipoteğin icraya konulduğunu iddia etmiştir. Dosya kapsamına sunulan delillerden; 06.05.2015 tarihli ön anlaşma protokolünün incelenmesinde; protokolün davalı şirketi temsilen  ... ile mal sahibi davacı ... arasında İstanbul İli Kadıköy İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı yerde bulunan taşınmaza ilişkin kat karşılığı inşaat ön sözleşmesi şeklinde 06.05.2015 tarihinde imzalandığı; protokolün 1. maddesinde taraflar arasında imzalanacak kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamındaki paylaşım, protokol ekinde krokide gösterilen şekilde olacaktır, ikinci maddesinde taraflar arasında imzalanacak kat karşılığı inşaat sözleşmesi için .... Ltd Şti ile ...'a sözleşme konusu taşınmaz ile ilgili ön anlaşma kapora  bedeli olarak .... Ltd Şti tarafından ...'a 10.000 USD elden teslim edilmiştir, 3. Maddesinde ön sözleşme protokolüne istinaden verilen 10.000 USD anlaşmanın bozulması durumunda .... Ltd Şti yetkilisi  ... geri iade edilecektir, 4. Maddesinde ön anlaşma protokol detayları daha sonra hazırlanacak olan ek protokol ile imza altına alınacaktır, şeklinde düzenlendiği; Kadıköy Tapu Müdürlüğü' nün 09.06.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı resmi senedin incelenmesinde; ... Mahallesi ... ada ... parsel ... arsa paylı 3. ve 4. Kat 9 nolu dairenin tamamı  .... adına kayıtlı iken bu defa ...  .... Ltd Şti'nden aldığı 500.000,00 TL tutarındaki ticari kredi için ... Ltd Şti lehine 1. Derecede faizsiz ve F.B.K süre ile ipotek hakkı tanındığı, Kartal ... Noterliği' nin 15.12.2015 tarih ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesinin incelenmesinde; davalı şirketin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasındaki 589.640,06 TL alacağının tamamının bütün ferileri ile devir bedeli nakden ve tamamen alınmış olarak ... ve ...'a devrettiği, 14.12.2015 tarihli tahsilat makbuzunun incelenmesinde; davalı şirketin yetkilisi ... tarafından ... ... ada ... parsel sayılı yerin ipotek ve senet bedeline istinaden 700.000,00 TL nakit ve 50.000,00 TL tutarlı 25.01.2016 keşide tarihli ... nolu çek olmak üzere toplam 750.000,00 TL  tahsil edildiğine ilişkin olarak düzenlendiği, tahsilat makbuzunun altında ... tarafından ... Ltd Şti'ne yapmış olduğu ödeme ... ... ada ...parsel 9 nolu daire üzerindeki 500.000,00 TL ipotek bedeli, 250.000,00 TL ise feragatname ve ihbarnamenin 1. Maddesinde belirtilen İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya alacağının temlik edilmesi üzerine işbu tahsilat makbuzunun tanzim edildiğinin ve ... firma yetkilisine 700.000,00 TL ... Ataşehir Şubesi'nde elden nakden ödendiği, ayrıca 25.01.2016 tarihli 50.000,00 TL lik çekin verildiğinin yazılı olduğu, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP üzerinden celp olunarak incelenmesinde; alacaklı ... vekili tarafından başlatılan işbu takipte Kadıköy Tapu Müdürlüğü'nün 14.12.2015 tarih ve ... yevmiye resmi senedi ve ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... ada, ... parsel sırada kayıtlı ana taşınmazdaki 3 ve 4. Kattaki 9 nolu daire dayanak gösterilerek  23.12.2015 tarihinde borçlu ...  500.000,00 TL asıl alacağın tahsili için takip başlatıldığı, Kadıköy Tapu Müdürlüğü'nün 14.12.2015 tarih ... yevmiye numaralı resmi senedinden ... Mahallesi ... ada ... parsel ... arsa paylı 3. Ve 4. Kat 9 nolu dairenin tamamı ...  adına kayıtlı iken bu kez taşınmaz üzerinde 09.06.2015 tarih ... yevmiye numarası ile ve birinci derecede faizsiz ve F.B.K süre ile 500.000,00 TL bedel ile .... Ltd Şti lehine tesis edilen ipoteğin ... adına temlik edildiği, Feragatname ve İbraname başlıklı bila tarihli belgenin incelenmesinde davalı şirket ile diğer davalı ... arasında düzenlenen feragatname ve ibranamede davalı şirketin davacı ...'dan alacaklı olduğu, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya alacağının ...'a temliki ile .... Ltd Şti nin  ... ait ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmazın 12/0160 arsa paylı 9 nolu dairesine konulan ipoteğin alacaklısı olarak ipoteğin temliki protokolleri kapsamında herhangi bir hak ve alacakları kalmadığını taahhüt ettikleri, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası alacağının 250.000,00 TL bedelle ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmazın 12/0160 arsa paylı 9 nolu dairesine konulan ipoteğin 500.000,00 TL bedel ile temlik edildiği görülmüştür. Davalı şirketin davacıya dava konusu bonoya dayanak olmak üzere yaptığını bildirdiği ödemelere ilişkin dosyaya sunulan makbuz ve belgelerin incelenmesinde; davacı ile davalı şirket arasında yapılan 06.05.2015 tarihli ön anlaşma protokolüne göre davacıya 10.000,00 USD karşılığı 28.000,00 TL ödeme yapıldığı, yine davalı şirketin 08.06.2015 tarihinde \"Kozyatağı işi için nakit ödeme\" açıklaması ile oğlu ...'a 3.000,00 TL 09.06.2015 tarihinde Kadıköy Tapu Sicil Müdürlüğü ... İpotek karşılığı açıklaması ile oğlu ...  500.000,00 TL, 10.06.2015 tarihinde ... ... pafta ... ada ... parsel için nakit ödenen açıklaması ile ...'a 12.760,00 TL, 12.06.2015 tarihinde ... işi ... pafta ... ada ... parsel için ödenen açıklaması ile  ... 20.000,00TL 18.06.2015 tarihinde Kozyatağı işi C/H açıklaması ile ...'a 4.000,00 TL 15.07.2015 tarihinde Kozyatağı Kat Karşılığı Sözleşmesi'ne istinaden nakit ödenen açıklaması ile ... 10.000,00 TL, 08.09.2015 tarihinde Kozyatağı Kat Karşılığı işi ... ada ... parsel açıklaması ile ...'a 40.000,00 TL olmak üzere 589.760,00 TL davacının oğlu  ... ödeme yapıldığı, bunların dışında 22.09.2015 tarihinde ... ile Kozyatağı işine istinaden nakit kasadan ödenen açıklaması ile ... 2.500,00 TL, 22.09.2015 tarihinde ... ile ... Kat Karşılığı ... parsel inşaatı açıklaması ile ...  11.000,00 TL olmak üzere 13.500,00 TL lik bir ödemenin daha yapıldığı, 13.06.2015 tarihinde banka yolu ile davacı şirket hesabından 20.000,00 TL ve ... (Davacı şirket yetkilisinin) hesabından da banka yolu ile 6.600,00 TL olmak üzere toplam 660.860,00 TL lik bir ödemenin yapıldığı, tespit edilmiştir. Bu yapılan ödemelerden 28.000,00 TL sinin davacıya şahsen ödendiği, kalan 589.760,00 TL lik kısmın da davacının oğluna yapıldığı kısım kabul edildiğinde dahi miktarın 617.760,00 TL belgeli olarak ödemenin yapıldığı kabul edildiğinde dahi senet bedelini aştığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf her ne kadar davaya konu bononun \"Malen olarak düzenlendiğini ancak bono karşılığı malın davalı şirket tarafından kendisine teslim edilmediğini iddia etmekte ise de; iddianın doğru olduğu kabul edildiğinde malın davacıya teslim edilerek karşılığında bedelin senet olarak peşin ödendiğinin kabulü gerekir. Aksi halde senetteki malen kaydına rağmen malın senet düzenlendikten ve verildikten sonra malın teslim edileceği iddiası var ise bu defa da davacının malın senedin davalı tarafa verildikten sonra kendisine teslim edileceği yönünde yazılı bir sözleşmeyi dosyaya sunması gerekmektedir. Dolayısıyla malın teslim edilerek senedin karşı tarafa bedel olarak verildiğinin kabulü gerekir. Kaldı ki; davalı şirket her ne kadar bononun malen kaydı ile düzenlenmiş ise de; bononun davacıya teslim edilecek mal karşılığı değil, davacı ile yapılan 06.05.2015 tarihli ön anlaşma protokolüne konu edilen ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı yerde bulunan taşınmaza ilişkin  kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılacağı  inancıyla davacıya yapılan nakit ödemeler dışında bononun davacı tarafça düzenlenerek kendisine verildiğini, bono nedeni ile davacıya her hangi bir malın teslimini yükümlenmediği gibi mal tesliminde de bulunmadığını savunmuştur.  Bu savunma doğrultusunda davalının davacıya mal teslim edip etmediği hususunda inceleme yapılmamıştır. Dava, yukarıda da belirlendiği üzere kambiyo senedi nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup İİK 72 ve devamı maddesine dayanmaktadır. Bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği hukuki bir karinedir. Çünkü kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Bunun aksine senedin teminat amaçlı veya rehin amaçlı veya ileride yerine getirilecek bir hizmetin ifası veya malın teslimi amacıyla avans olarak verildiğinin yazılı delil ile ispatı gerekir. Bu nedenle yukarıda da belirtildiği gibi işbu davada senet karşılığı davalı şirketin yükümlendiği malların teslim edilmediğini ispat yükü iddia eden davacıdadır. Davacı taraf senedin düzenlenme sebebini oluşturan malların teslim edilmediğini ya da senet düzenlendiğinde malların daha sonra kendisine teslim edileceği yönünde yazılı sözleşmesini sunmak sureti ile ispat etmek zorundadır. Yargıtay 19. H.D'nin 2012/3381 Esas 9645 Karar sayılı kararı, 2012/11813 Esas 16314 karar sayılı ve daha benzer içtihatları bu yöndedir. Davalı şirket davaya karşı verdiği savunmada; senetlerin mal karşılığı değil nakden düzenlendiğini, bono nedeni ile davacıya mal teslimini yükümlenmediğini, kendisine verilen nakit ödemeler nedeni ile davacı tarafından düzenlenerek senedin kendisine verildiğini iddia etmiş olmakla ispat külfeti davalı tarafa geçmiştir. Davalı şirket savunması doğrultusunda davacının da imzasına itiraz etmediği, davacı şirketi temsilen ...  ile davacı arasında düzenlenen 06.05.2015 tarihli ön anlaşma protokolüne konu edilen ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı yerde bulunan taşınmaza ilişkin  kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılacağı  inancıyla davacıya yaptığı ödemelere ilişkin banka dekont ve tahsilat makbuzlarını dosyaya ibraz etmiştir. İbraz edilen tüm ödeme ve tahsilat makbuzları nazara alındığında dava konusu bononun bedelsiz olmadığı davacının bu bonodan dolayı davalı şirkete borçlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı taraf her ne kadar davalılar arasındaki temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve temlik sözleşmesinin bu nedenle iptali gerektiğini iddia etmiş ise de; dosya kapsamında bulunan 14.12.2015 tarihli tahsilat makbuzunun üzerinde Kozyatağı ... ada ... parsel ... nolu daire üzerindeki 500.000 TL tutarındaki ipoteğin ve derdest davanın konusu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası alacağının 50.000,00 TL si çek, 700.000,00 TL si nakit ödeme olacak şekilde toplam 750.000,00 TL karşılığında devredildiğinin yazılı olduğu, davacı tarafın alacağın temlikine ilişkin bedelin banka üzerinden havale yapılmadığı için de temlikin geçersiz olduğunu iddia etmektedir. Alacağın temlikinin geçerli olabilmesi için temlik bedelinin banka havalesi yolu ile gönderilmesi gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki temlik sözleşmesinin sırf bu nedenle geçersiz olduğu ileri sürülemez. Ayrıca temlik sözleşmesinde temlik edenle temlik alan arasındaki muvazaayı (gerçekte var olsa dahi ) borçlu ileri süremez. Çünkü davada borçlunun temlik edene borcu olup olmadığına bakılır. Eğer borç var ise a ya da b ye mi ödeyeceği borçluyu ilgilendirmeyeceğinden temlik sözleşmesinin geçerli ya da geçersiz olduğu hususu mahkememizce inceleme konusu yapılmayarak, davalılar arasında görülen temlik sözleşmesinin iptali yönündeki dava yönünden mahkememizce görevsizlik kararı verilerek İstanbul Anadolu 21 Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen 2018/415 Esas sayılı dava dosyasının sonucunun da işbu dava yönünden bekletici mesele yapılması gerekmediği sonuçlarına varılarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (Mahkememizce her ne kadar davacı tarafın talebine binaen 14.04.2017 tarihinde davaya konu icra takip dosyasında icra veznesine yatırılacak paranın davalı alacaklıya ödenmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de ; davacı tarafça yasal süresi içerisinde teminat yatırılmadığından ve ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalının kötü niyet tazminat istemi de reddedilmiştir.) \" gerekçeleri ile; \" 1.DAVANIN REDDİNE, 2.Davalı şirketin kötü niyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının kanuna ve usule aykırı olduğunu, Takip konusu bonoda bedelin malen yazılı olduğunu, mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia ederse, alacaklı da borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiasının sabit olacağını, lehtarın bedelin para olarak verildiği iddiasının ise ispatının kendisine düşen bir husus olduğunu, davalı ... Ltd. Şti.' nin bonodan dolayı davacıya mal vermediğini, nakden ödünç para verdiğini iddia etmekte olduğunu, davalı şirketin beyanının yok sayılamayacağını, sonuçta davacı müvekkili ile temlik alan davalılar arasında hiçbir şekilde ticari münasebet, alacak- borç ilişkisi olmadığını, temlik alan davalıların, temlik eden davalı şirketin mevcut olduğunu iddia ettiği bir alacağı temlik aldıklarını, ancak gerçekte alacağın mevcut olmadığını, mevcut olmayan alacağın temlikinin söz konusu olmayacağını, dolayısıyla alacağın esası ile ilgili olarak davalı şirketin beyanının temlik alan davalılar için bağlayıcı olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin vermedim dediği mal için davacının malı almadığını ispat etmesini istemenin izah edilebilir bir tarafı olmadığını, yerel mahkemenin ret kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yasal mevzuat hükümleri ile emsal Yargıtay kararları ile delillendirilmemiş olduğunu, temlik eden davalı şirketin davacıya mal vermediği, nakden ödeme yaptığı yönündeki beyanının temlik alan davalılar için de bağlayıcı olduğunu, Dosyaya sunulan ve karara dayanak teşkil eden 22/03/2019 tarihli bilirkişi raporunun geçeği yansıtmadığını, bilirkişinin mahkemece verilen görev çerçevesinde takip dayanağı bonoya ilişkin olarak davalı ... Ltd. Şti. tarafından davacı ...' a ödeme yapılıp yapılmadığı hususunu incelemesi gerekirken, başka sebeplerle ve davada ve takipte taraf olmayan kişilere yapıldığı belirtilen ödemelerin dökümünü de çıkardığını, eksik inceleme söz konusu olduğunu, hesap uzmanı olarak atanan hukukçu bilirkişinin, kambiyo senetleri, icra hukuku alanında uzman olmadığını, Mahkemenin ret kararında bahsedilen 06/05/2015 tarihli ön anlaşma protokolü incelendiğinde; ... Tic. Ltd. Şti. İle ... arasında ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel sayılı yerde bulunan taşınmaza ilişkin kat karşılığı inşaat ön sözleşmesi yapılması konusunda tarafların anlaştığı ve buna istinaden ...'a 10.000 USD verildiğinin belirtilmekte olduğunu, İcra takibine konu olan bono ile ön anlaşma protokolü arasında hiçbir bağlantı olmadığını, ön anlaşma protokolünün tarihinin 06/05/2015 olduğunu, ön anlaşma protokolünde 10.000 USD' nin ...'a kat karşılığı ön sözleşmesi yapılması için verildiğinin belirtilmekte olduğunu, ancak ... tarafından davalı ... Ltd. Şti.' ne takip konusu 03/06/2015 tanzim tarihli, 13/10/2015 vade tarihli, 500.000 TL bedelli bono verildiğine veya söz konusu 10.000 USD paranın ... Ltd. Şti. tarafından ...' a 03/06/2015 tanzim tarihli, 13/10/2015 vade tarihli 500.000 TL bedelli bonodan dolayı verildiğine dair ön anlaşma protokolünde hiçbir açıklama olmadığını, bonoda mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu, 06/05/2015 tarihli ön anlaşma protokolünün imzalandığı tarihte takip dayanağı bono daha düzenlenmemiş olduğunu, davalı ... Şirketi' nin 06/05/2015 tarihli ön anlaşma protokolünden dolayı davacı ...' dan bir alacağı varsa yasal yollara başvurulabileceğini, Mahkeme ilamında belirtilen ... ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde 09/06/2015 tarihinde tesis edilen 500.000 TL bedelli ipoteğe ilişkin olarak ... hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, .... Tic. Ltd. Şti. İpotekten kaynaklandığı iddia edilen alacağını temlik alacaklısı ... ile ...'a temlik etmiş olduğunu, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipotekten dolayı yapılan takip üzerine takip borçlusu ... ın ipotekten dolayı kendisine 500.000 TL ödeme yapılmadığı, ticari kredi verilmediği gerekçesi ile ödeme emrine itiraz etmiş olduğunu, alacaklı tarafın 1 yıllık hak düşürücü sürede itirazın iptali davası açmamış olduğunu, ancak taşınmaz üzerinde ipotek kaldırılmadığı için takip borçlusu ... tarafından İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/415 Esas sayılı dosyası ile açılan ipoteğin fekki davasının derdest olduğunu, dolayısıyla 9/6/2015 tarihli 500.000 TL ....  adına kayıtlı taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin, işbu menfi tespit davası ve icra takibine konu olan 03/06/2015 tanzim tarihli, 13/10/2015 vade tarihli, 500.000 TL bedelli keşidecisi ... olan bono ile hiçbir ilgisi olmadığını, Ayrıca yerel mahkemenin kararında belirtilen ... Ltd. Şti. Tarafından davacının oğlu ... parça parça toplam 89.760 TL ödeme yapıldığından bahsedilmekte olduğunu, yine diğer kişilere de toplam 117.760 TL parça parça ödeme yapıldığından bahsedilmekte olduğunu, davalı ... Şirketi tarafından dosyaya sunulan ve gerek ...  ve gerekse diğer kişilere yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin makbuz ve belgelerin hiçbirinde takip dayanağı 03/06/2015 tanzim tarihli, 13/10/2015 vade tarihli, 500.000 TL bedelli, keşidecisi ... olan bonodan dolayı ödeme yapıldığına ilişkin hiçbir açıklama olmadığını, gerek ...  ve gerekse ödeme yapıldığı belirtilen diğer kişilerin menfi tespit davasında, icra dosyasında taraf olmadıklarını, dolayısıyla menfi tespit davasında taraf olmayan, icra dosyasında borçlu olmayan ... ve diğer kişilere ödeme yapıldığına dair makbuz ve belgelerin, takibe konu bonodan dolayı davacıya ödeme yapıldığına delil teşkil etmeyeceğini, davalı ... Ltd. Şti.' nin söz konusu makbuz ve belgelerden dolayı ... ve diğer kişilerden alacağı varsa yasal yollara başvurabileceğini, Dosyaya sunulan 09/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda icra takibine konu olan 03/06/2015 tanzim tarihli, 13/10/2015 vade tarihli, 500.000 TL bedelli bonodan dolayı davalı ... Ltd. Şti. tarafından davacı ...' a ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, eksik inceleme söz konusu olduğunu, dolayısıyla raporun denetime elverişli olmadığını, mahkemece bu konuda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verildiğini, Ayrıca aynı taşınmazda bulunan bir dairenin alınması sırasında satış bedelinin ödendiği, üzerindeki takyidatların kaldırılması için davalı taraftan para alındığı iddiasının da asılsız olduğunu, taşınmazın tapuda bedeli ödenmek suretiyle alındığını, aksini yazılı delille ispat etmeleri gerektiğini, Borçlunun, bonoda senet metninden kaynaklanan defileri bononun ciro edildiği üçüncü kişilere karşı da ileri sürebileceğini, ayrıca BK 188 maddesine göre borçlunun, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, defileri devralana karşı da ileri sürebileceğini, Davacının beyanına göre, tapuda davacının oğlu  ... adına kayıtlı olan ve üzerinde ipotek bulunan dairenin daha önce davacının ağabeyi ... borcundan dolayı icrada satışa çıkarıldığını ve Av. ...  satıldığını, ... daha sonra bu daireyi ... satmış olduğunu, davalılar ... ile ...'ın ise ...  oğlu ve gelini olduklarını, davalıların bu durumu kabullenemediklerini, davacıyı mağdur etmek için ipotekten dolayı takip yapılan İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile bonodan dolayı takip yapılan İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasında alacağı temlik aldıklarını ve davacı adına Kadıköy Tapu' da kayıtlı daireye haciz koyduklarını, alacağın şeklen var olmakla birlikte gerçekte böyle bir borç olmadığını, temlik alan davalıların davacının yakın akrabaları olduğu için bu durumu bilebilecek durumda olduklarını, İddia edildiği gibi temlik alan davalılar temlik bedelini temlik eden davalı ... Ltd Şti' ne ödemişse bu ödemenin şirket defterlerinde kayıtlı olması gerektiğini beyanla; Açıklanan nedenlerle; - İstinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/567 Esas - 2021/240 Karar sayılı ve 17/03/2021 tarihli ret kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, - Duruşmalı olarak yapılacak istinaf incelemesi sonucunda davanın kabulü ile davacı müvekkilinin İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya alacağından dolayı temlik eden ve temlik alacaklısı davalılara borçlu olmadığının tespitine, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, - Davanın yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı aleyhine davalı ... tarafından 03/06/2015 düzenleme tarihli 13/10/2015 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli keşidecisinin davacı lehtarının davalı şirket olduğu ve malen kaydı içeren bonoya dayalı olarak başlatılan ve alacağın temliki sözleşmesi ile diğer davalılara temlik edilen İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine konu borçtan borçlu olmadığının tespitine ve davalılar arasında akdedilen temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı tarafından davalı ...'ne verilen dava ve takibe konu  03/06/2015 düzenleme tarihli 13/10/2015 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli keşidecisinin davacı lehtarının davalı şirket olduğu ve malen kaydı içeren bononun davalıya mal teslimi karşılığı verildiğini, ancak davalı şirket tarafından kendilerine mal teslimi yapılmadığını ve bononun bedelsiz kaldığını, icra takibine konu alacağın muvazaalı olarak diğer davalılara temlik edildiğini, bononun bedelsiz kalması sebebiyle icra takibine konu borçtan temlik eden davalı şirket ve temlik alan diğer davalılara borçlu olmadığının tespitine ve muvazaalı alacağın temliki sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacı ve davalı şirket arasında ... İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel sayılı taşınmaz için kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için 03/06/2015 tarihli ön anlaşma protokolü verildiğini, bu protokol kapsamında davalı şirket tarafından davacıya 10.000 USD kapora verildiğini, yine anlaşma kapsamında ve anlaşmanın ifa edileceği inancı ile davacıya, davacının oğlu ve talimatı ile farklı kişilere borç para ödendiğini, davacı ve oğluna toplamda 1.103,260 TL borç verdiğini, 500.000,00TL için davacının oğluna ait taşınmaza ipotek konulduğunu ve ön sözleşme kapsamında borç olarak verilen paralara karşılık davacının dava konusu bonoyu borç olarak verdiğini, dava konusu icra takibine konu alacağın ve ipotek alacağının 750.000,00 TL bedel karşılığında diğer davalılara alacağın temliki sözleşmesi ile temlik edildiğini, davacının iddialarının haksız olması ve alacağın temlik edilmesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili aşamalarda vermiş olduğu beyanlarında; dava ve icra takibine konu alacağın  ... tarafından kendilerine temlik edildiğini, temlik eden şirketin davacıya verdiği borç paraya karşılık dava konusu bononun verildiğini ve kendilerinin alacaklı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'da düzenlenen kambiyo senetleri ve bunlar arasında bulunan bono sebepten mücerrettir. Kambiyo senetlerindeki taahhüdün mutlaka bir sebebi vardır. Ancak bu sebep senet üzerinde açıklanmaz ve bu husus kambiyo senetlerini temel ilişkiden soyut hale getirmektedir. Aksine davranış, yani kambiyo senetlerinin temel ilişki ile ilişkilendirmesi kambiyo senetlerini hükümsüz hale getirecektir. Kambiyo senetlerinde bedelsizlik iddiası ancak kesin delilleri ile ispat edilebilir. Kambiyo senetlerinden bono, temel borç ilişkisinden mücerret borç ikrarını içerir. Bonoda ihdas nedenin gösterilmesi gerekmeyip, ihtiyari kayıttır. Bono metninde düzenleme sebebi gösterilmemiş ise, senedin bedelsiz olduğunu iddia eden ispat yükü altındadır. Bono metninde senedin ihdas sebebi (\"bedeli nakden alınmıştır\" veya \"bedeli malen alınmıştır\") gösterilmiş ise bu kayda dayanan taraf lehine karine mevcut olduğundan, o ispat yükü altında olmayıp, ispat yükü kaydında aksini iddia edene düşer. Senedin ihdas sebebinin aksinin iddia edilmesi, senedin başka bir sebebe bağlanması demek olup, senedin ta'lili olarak adlandırılır. Senedin ta'lili halinde ispat yükü yer değiştirir ve senedi talil eden, iddiasını ispat yükü altına girer. (YİBK'nun 12.04.1993 tarih ve 1933/30-6 sayılı ilamı, HGK'nun 17/12/2003 tarih, 2003/19-781 esas ve 2003/768 karar sayılı ilamı, 17/04/2015 tarih, 2013/19-1622 tarih ve 2015/1238 karar sayılı ilamı) (Prof Dr. Timuçin Muşul İcra İflas Hukukunda; Menfi Tespit ve İstirdat Davaları 3. Baskı 2020 yılı sayfa 407-408) TMK'nun 6. Maddesine göre kanun aksini emretmedikçe taraflardan her biri iddiasını ispata mecburdur. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK'nın 190/1) HMK'nın 200/1. maddesine göre; Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.HMK'nın 201/1 maddesine göre; Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.  Bu açıklamalar ve yasal mevzuat ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; davacı vekili dava konusu bonoda \"malen\" kaydı bulunduğunu, bononun davalı şirkete mal karşılığı verildiğini, ancak davalı şirketin bono karşılığı malı teslim etmediğini ve bedelsiz kaldığını iddia etmiştir. Bonoda malen kaydı bulunması malın teslim alındığının borçlu davacı tarafından ikrar edildiği anlamına gelir. Bu durumda alacaklı mal teslim ettiğini ispatlamakla yükümlü değildir.  Bu durumun aksini iddia eden davacının malın teslim alınmadığını yazılı deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Ancak davalı şirket cevap dilekçesinde bononun mal karşılığı verilmediğini, davacı ve oğluna verilen borç paralar karşılığında davacı tarafından verildiğini savunmuş ve bononun ihdas sebebinin aksine iddiada bulunarak senedi talil etmiştir. Davalının senedi talil etmesi sebebiyle ispat yükü yer değiştirmiş ve davalıya geçmiştir. Davalı bononun mal karşılığı değil, nakden verildiğini yazılı deliller ile ispat külfeti altındadır. İlk Derece Mahkemesince de ispat külfetinin davalıda olduğu isabetli bir şekilde kabul edilmiştir. Davalı şirket ve alacağı temlik alan diğer davalılar tarafından dava konusu bononun davacı ve oğluna verilen borç paralara karşılık verildiğini iddia etmiş ve davalı şirket tarafından dosyaya davacı ile davalı şirket arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için 03/06/2015 tarihli ön anlaşma protokolü, tahsilat makbuzları ve alacağın temliki sözleşmesi sunulmuştur. Mahkemece de söz konusu belgeler dikkate alınarak dava konusu bononun davalı şirket tarafından davacı ve oğluna verilen borç para karşılığı verildiğinin davalı tarafından ispat edildiği ve davacının davalılara borçlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili söz konusu ödemelerin dava ve icra takibine konu bono ile ilgisinin olmadığını iddia etmiştir. Ancak dava konusu ödemelerin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için anlaşılan taşınmaza ilişkin olduğu tahsilat makbuzları ve ön anlaşma protokolünde belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından davalı şirket ile aralarında bundan başka bir hukuki ilişki olduğuna ve ödemelerin bunun dışındaki bir hukuki ilişkiye istinaden yapıldığına ilişkin geçerli ve yazılı delil sunulmamış ve bu iddiası ispat edilememiştir. Bu sebeple davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davalılar arasında akdedilen alacağın temliki sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davalılar tarafından temlik sözleşmesi bedelinin diğer davalı şirkete elden ödenmesinin kabul edilemeyeceğini, banka kanalı ile ödenmesi gerektiğini, gerçek bir alacağın temliki sözleşmesi akdedilmediğini, temlik sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. TBK'nın 183. maddesine göre Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez. TBK'nın 184/1 maddesine göre de alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın temliki borçlunun rızasına bağlı olmadığından ve davalılar arasında akdedilen temlik sözleşmesi yazılı olarak yapıldığından geçerli olup, alacağın temliki sözleşmesinin ivazlı veya ivazlı yapılıp yapılmadığı, alacağın temliki sözleşmesindeki tarafların edimlerinin ifa edilip edilmediği, ifa şekli sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği sözleşmesinin tarafları arasında geçerli olup, sözleşmenin tarafları tarafından ileri sürülecek hususlar olup, davacı tarafından ileri sürülemez. Davacının alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz olduğu ve iptali talebi de yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesi'nin kabulü de bu yönde olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e56a689f95a0d289","SID":"3b7a0d354b54dd10"}}