{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1470 <br>KARAR NO: 2024/75 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 18/03/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2018/459 Esas - 2021/269 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) <br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu şirkete arasında taşıma işlemleri yapılmakta olup davalı borçlu şirketten 7.390,20 TL alacaklı bulunduğunu, müvekkili şirket, davalı taraf ile olan ticari ilişkisi nedeniyle cari hesabında davalı taraftan toplam 7.390,20 TL alacaklı bulunduğunu, davalı tarafın bakiye 7.390,20TL'yi ödemekten imtina etmesi üzerine müvekkilinin haklı fatura ücreti alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirkete hizmet vermiş/almış olan müvekkili şirket bu hizmet ve bedel karşılığında fatura düzenlediğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu taşıma işi sırasında müvekkili şirkete hasarsız şekilde teslim edilmesi gereken mallar zayi olmuş olup bu husus Ankara Gümrük Müdürlüğü nde tanzim edilen ve davacı çalışanının da imzasını havi 10.05.2018 tarihli tutanak ile sabit olduğunu, ilgili hasar, taraflar arasında yapılan mail yazışmaları ile de sabit olup davacının da kabulünde olduğunu, gerek TTK da gerekse CMR Konvansiyonu nda taşıyıcı eşyanın kendisi tarafından teslim alındığı tarih ile gönderilene teslim edildiği tarih arasında uğramış olduğu hasar ve ziyadan sorumlu olduğunu, davacının taşıma sırasında meydana gelen malların zayi olması ile sonuçlanan eylem ve ihlalleri neticesinde müvekkili şirketin uğradığı zararlar ile her türlü talep, alacak ve hakları saklı olmakla ve işbu dava ve iddiaları kabul gelmemek kaydıyla, malların zayi olan kısmı bakımından taşıma bedeli talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/03/2021 tarih ve 2018/459 Esas - 2021/269 Karar sayılı kararı ile; \" Dava ,açık hesap  ilişkisine dayalı İstanbul Anadolu  .... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkindir.Borçlu vekilinin 19/11/2018 tarihinde borca ve yetkiye itiraz ederek takibi durdurmuş olduğu görülmüştür. Ödeme emrine itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olması ve takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olmasının  itirazın iptali davalarının özel dava şartı olması nedeniyle ön inceleme duruşmasında  dava şartları incelenirken iş bu itiraz incelenmiş ve 6098 sayılı TBK'nın 89.maddesi uyarınca para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine ilişkin düzenleme uyarınca alacaklının yerleşim yerinin de  yetkili olduğu gözetilerek icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz reddedilmiştir. 29/04/2019 tarihli ara karar ile Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak dosyanın Mali Müşavir bilirkişine tevdi edilerek davalı kayıtlarının incelenmesi ve  bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 29/05/2019 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. 29/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin 2018 yılına ait ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; davalı şirketin 7.390,20-TL tutarındaki 11.05.2018 tarih ve ... sıra no.lu faturadan dolayı davacı şirkete borçlu olduğunu gösteren herhangi bir kayda rastlanılmadığı, bu çerçevede davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlara göre davacımn davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. 18/07/2019 tarihli ara karar ile  dosyanın Taşımacılık ve Mali Müşavir bilirkişisine tevdi edilerek davacı kayıtlarının incelenerek ilk alınan raporda yer alan davalı kayıtları ile karşılaştırılması ve taraflar arasında ihtilafa neden olan taşıma konusunda bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 07/10/2019 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. 18/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle:'' Tarafların aralarında ticari bir ilişkinin bulunduğu ve bu ticari ilişkiyi kabul ettiklerini, 14.11.2018 Takip tarihi itibariyle davacı kayıtiarında, davalı firmanın davacı firmaya 7.390,20 TL borçlu olarak belirtildiği, incelenen bilgi ve belgelerden; davacıya art araçlara davalı firmaya ait eşyalann yükleme yapıldığı, davalı tarafından teslim alınan maflann hasarlı olması durumunda bu durumun taşıyıcı olan davacı firmaya bildirilmesi gerektiği, incelenen bilgi ve belgelerden dava konusu taşımaya alt malların hasarlr teslim edildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanmadığa, dava konusu taşımaya ait malların hasarlı teslim edilmesi ispata muhtaç olduğu, davalı firmanın davaya konu taşıma için davacı firmaya taşıma bedeli için borçlu olduğu, dosyada davaya konu taşıma için davacı firma tarafından davalı firma adına düzenlenmiş olan taşıma bedeline ilişkin fatura bulunmadığı, dolayısıyla mevcut belgeler dahilinde taşıma bedelinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. '' şeklinde tespitte bulunarak hazırladıkları raporu mahkememize teslim etmişlerdir. 05/11/2019 tarihli ara karar ile  dosyanın Taşımacılık ve Mali Müşavir bilirkişisine tevdi edilerek  05/11/2019 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararında yer alan hususlarda ek  bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 31/01/2020 tarihli ek bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. 31/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dava dosyasında davacı olan ... firmasının yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, GIB Onaylı beratlann süresi içerisinde alındığı, Envanter defterinin ise TTK hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin lehe delil olarak ileri sürülebileceği, Sayın Mahkemenin talimatı ile Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesine ibraz edilen bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinin incelendiği, davalının ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunun 64. Maddesinde belirtilen şartlan taşıdığı, defterlerin davalı lehine delil olarak ileri sürülebileceğinin tespit edildiği, 14,11.2018 Takip tarihi itibariyle davacı kayıtlarında, davalı firmanın davacı firmaya 7,390,20 TL borçlu olarak göründüğü, davalının kayıtfannda davacının borç ve alacağının bulunmadığı, davacı tarafından 14.11.2018 tarih ve 7.390,20 TL olarak düzenlenen faturanın davalıya ihtarname aracılığı ile iade edildiğinin anlaşıldığı, incelenen bilgi ve belgelerden; davacıya ait araçlara davalı firmaya ait eşyaların yükleme yapıldığı, davalı tarafından teslim alınan mallann hasarlı olması durumunda bu durumun taşıyıcı olan davacı firmaya bildirilmesi gerektiği, incelenen bilgi ve belgelerden dava konusu taşımaya ait matların hasarlı teslim edildiğine dair herhangi ör beJgeye rastlanmadığı, incelenen bilgi ve belgelerden; rapora itiraz konusu zayt malların hasarlı olduğuna ve davacı şirket yetkilisinin de bulunduğu hasarlı olduğuna dair tutanağa dosyada rastlanmadığına, ilgili tutanağın dosyaya sunulması halinde tekrar değerlendirme yapılabileceğine, mevcut bilgi ve belgeler dahifinde, dava konusu taşımaya ait mallann hasarlı teslim edilmesi ispata muhtaç olduğu, davalı firmanın davaya konu taşıma için davacı firmaya taşıma bedeli için borçlu olduğu, dosyada davaya konu taşıma için davacı firma tarafından davalı firma adına düzenlenmiş olan taşıma bedeline ilişkin fatura bulunmadığı, dolayısıyla mevcut belgeler dahilinde taşıma bedelinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. 10/07/2020 tarihli ara karar ile  dosyanın Taşımacılık ve Mali Müşavir bilirkişisine tevdi edilerek 2. Ek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 11/09/2020 tarihli 2.ek  bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. 11/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı ... ait yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, GIB Onaylı beratların süresi içerisinde alındığı, Envanter defterinin ise TTK hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin lehe delil olarak ileri sürülebileceği, Sayın Mahkemenin talimatı ile Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesine ibraz edilen bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinin incelendiği, davalının ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunun 64. Maddesinde belirtilen şartları taşıdığı, defterlerin davalı lehine delil olarak ileri sürülebileceğinin tespit edildiği, iddia konusu navlun hizmetinin 11.05.2018 tarih ve .. nolu fatura ile 7.390,20 TL tutarlı olarak davalıya fatura edildiği, 14.11.2018 Takip tarihi itibariyle davacı kayıtlarında davalı firmanın 7.390,20 TL borçlu olarak göründüğü, davalı adına düzenlenen faturanın usulüne uygun olarak davacıya noter aracılığı ile iade edildiği ve bu nedenle davalı nezdinde davacının alacağının bulunmadığı, davalı tarafından teslim alınan matların hasarlı olması durumunda bu durumun taşıyıcı olan davacı firmaya bildirilmesi gerektiği, incelenen bilgi ve belgelerden dava konusu taşımaya ait malların hasarlı teslim edildiğine dair hertıangi bir taşımacılık açısından resmi belgeye rastlanmadığı, ancak incelenen e-mail yazışmalarında taşıyıcı olan davacı çalışanı tarafından hasarlı ürünlere istinaden davalı tarafından kendilerine ilgili malzemelerin kendilerine teslim edilmesine istinaden 600 Euro bedelli fatura edilebileceği belirtildiği, bu yazışmadan yola çıkarak davaya konu ürünlerin taşıyıcı olan davacı sorumluluğunda hasarlanması kabulünde, taşıyıcı olan davacının ödemekle yükümlü olacağı tazminat bedeli CMR Konvansiyonu gereği beher Kilogram başına 8,33 SDR ile sınırlandırıldığı, malzemelerin toplam da 6.070,00 Kg olduğu, davalı firmanın, davacı tarafından kendilerine ödenmesini istediği tazminat tutan 2.485,30 Euro + 240,58 TL olduğu, CMR Konvansiyonu gereği, mallann hasarlı olması durumunda ödenecek miktarın 50.563,10 SDR ile sınırlı olacağı (6.070 Kg x 8,33 SDR = 50.563,10 SDR ) ( 09.09.20201 SDR =10,5342 TL) (50.563,10 SDR X 10,5342 = 532.641,808 TL), incelenen bilgi ve belgelerden; rapora itiraz konusu zayi malların hasarlı olduğuna ve davacı şirket yetkilisinin de bulunduğu hasarlı olduğuna dair tutanağa dosyada rastlanmadığına, ilgili tutanağın dosyaya sunulması halinde tekrar değerlendirme yapılabileceğine, mevcut bilgi ve belgeler dahilinde, dava konusu taşımaya ait mallann hasarlı teslim edilmesi hususunun ispata muhtaç olduğu, yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler neticesinde Sayın Mahkemenin davacı lehinde hüküm kurması halinde huzurdaki dava ile davalıdan istenebilir tutarın 7.390,20 TL olacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. şeklinde tespitlerde bulunarak raporu mahkememize teslim etmişlerdir. 03/11/2020 tarihli ara karar ile Bilirkişi heyetinden alınan kök rapor ve her iki ek raporda taşımacılık konusunda uzman bilirkişinin görev alanına giren hususlarda her iki tarafında lehine veya aleyhine hükme elverişli tespitlerin bulunmadığı, taraf delillerinin değerlendirilmediği, yükleme yeri dordrecht-hollanda teslim yeri kazan-ankara olduğu dolayısıyla uyuşmazlığa cmr hükümlerinin uygulanması gerektiği iç hukuk kuralı olan ttk nın uygulama alanı olmadığı ancak bilirkişinin raporlarda 6102 sayılı ttk nın 875. Maddesine atıf yaptığı raporun bu yönüyle de hükme esas alınamayacağı gözetilerek mali müşavir bilirkişinin tespitleri göz önüne alınarak taşıma hususunun incelenmesi amacıyla taşımacılık konusunda uzman  yeni bir bilirkişiye dosya tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dava konusu olayda, davacının Hollanda'dan Ankara/Türkiye'ye parsiyel olarak taşıdığı emtianın taşıma sırasında hasarlandığının sübuta erdiği, davacı tarafından da hasarın varlığının kabul edildiği, CMR 23'üncü madde kapsamında hasarın kıymetlendirilmesi için gerekli belgelerin (mal faturası, paketleme listesi) dosya içerisinde mevcut olmadığından hasrın kıymetlendirilemediği, CMR 23'üncü madde 3. Paragraf gereği davacı taşıyıcının hasardaki sorumluluğunun üst sınırını belirleyebilecek bilginin (taşınan tüm ürünlere ait miktar, net ve brüt ağırlık bilgisi içeren çeki listesi, gümrük beyannamesi) dosyada mevcut olmadığı, davalının ihtarname ile talep ettiği tazminat tutarının denetlenemediği, taşıma sırasında meydana gelen ancak kıymetlendirilemeyen hasarın varlığının davacının hak ettiği navlun ücreti alacağını tahsil için başlatılan takibin yerindeliğinin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı sonuç ve görüşlerine ulaşılmıştır. şeklinde tespitlerde bulunarak raporunu mahkememize teslim etmiştir. Uyuşmazlığa konu olay,davacının davalıya ait emtiayı parsiyel olarak Hollanda'dan Ankara'ya taşıması karşılığında düzenlediği navlun faturasının ,davalı tarafından, taşınan emtiada hasar olduğu öne sürülerek iadesi üzerine davacının yukarıda belirtilen hususa dayanarak takip başlatmasıdır.25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere ,dosyaya sunulu fotoğraflardan görüldüğü üzere emtianın araç içerisinde sabitlemesinin yetersiz olmasından kaynaklı olarak ,aracın seyir halinde ike yapmış olduğu dönüşler sırasında eşyaya etki eden yatay ve dikey kuvvetler neticesinde,sabitlemesi yetersiz olan eşyaya ,bu eşya ile taşınan diğer eşyaların çarpması sonucunda hasarın meydana geldiği kanaatine varılmıştır.Taşıma sırasında meydana gelen hasar ,taşımayı yapan araç sürücüsünün de katılımı ile imzalanarak tutanakla tespit edilmiştir.Tutulan bu tutanak ile taşıyıcı da oluşan zarardan haberdar olduğundan taşıyıcıya ayrıca ihbara gerek olmadığı kanatine varılmıştır. Ayrıca teslimden 12 gün sonra mail ile ihbarın da yapılmış olduğu görülmüştür. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlığa konu parsiyel taşımada meydana gelen hasardan CMR 17. maddesi uyarınca  taşıyıcı yani davacı sorumludur.İncelenmesi ve açığa kavuşturulması gereken husus hasarın miktarı ve tutarıdır.25/02/2021 tarihli bilirkişi raporu ile gerçek hasar tutarı ve CMR 23.maddesi uyarınca taşıyıcının sorumlu olabileceği üst sınır tespit edilememiştir.Taşınan eşyanın 7 kap olduğu,zayi olan -hasara uğrayan emtianın ise 1 kapın içerisinde yer alan 4-5 teneke mal olduğu anlaşılmakla hasarın varlığı konusunda herhangi bir şüphe bulunmadığı ancak miktarının tespiti hususunda imkansızlık bulunduğu gözetilerek 6098 sayılı TBK'nın 50/2.maddesi uyarınca olayların olağan akışı ve yukarıda belirtilen toplam taşınan emtia miktarı ile hasara uğrayan emtia miktarının 7 kap'a 1 kap olduğu gözetilerek  CMR konvansiyonu 23/4 ve 25/1. Maddeleri uyarınca kısmen kaybolma halinde  karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılacağı gözetilerek navlun faturasına ve takibe konu miktarın 1/7si oranında indirim yapılarak talep edilen miktarın 6/7si oranında navlun ücretine hak kazanılacağına mahkememizce resen takdir edilmiştir. Taşıma sırasında hasarlanan emtianın navlun alacağına etkisinin CMR 23/4 ve 25.maddeleri uyarınca hangi oranda olacağının bilinmemesi ve bu nedenle alacağın belirlenebilir olmaması gözetilerek icra-inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Yukarıda beliritlen gerekçeler ışığında davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" Davanın Kısmen Kabulü İle; 1-İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 6.334,45 TL üzerinden iptaline, takip talebi doğrultusunda kabul edilen asıl alacak üzerinden takibin devamına, 2-)İcra İnkar tazminatı talebinin alacağın belirli olmaması nedeniyle reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Gerekçeli kararın, 04.06.2021 tarihinde UETS üzerinden elektronik posta adreslerine gönderildiğini, hatalı inceleme, tespit ve değerlendirmeler sonucunda verilen yasaya ve usule aykırı kararın kaldırılması taleplerini içeren istinaf dilekçelerini sunmuş olduklarını, Davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmesine rağmen, itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafından 29.01.2019 tarihli beyan dilekçesinin 3 no.lu ekinde sunulmuş olan CMR Karayolu Taşıma Belgesi’ ne göre, malların gönderildiği yerin \"... KAZAN / ANKARA \", malların teslim adresinin \" Ankara Tır Gümrük Müdürlüğü Ankara Lojistik Üssü ... Mahallesi Otoban Gişeleri Yanı ... KAZAN / ANKARA \" olarak belirtilmiş olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesinin, \" Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. \" şeklinde ve aynı yasanın 10. maddesi ise, \" Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. \" şeklinde düzenlenmiş olduğunu, CMR Konvansiyonu' nun 31. maddesinin 1. fıkrasının, \" Bu Sözleşmeye göre yapılan taşımalardan ortaya çıkan davalarda davacı taraflar arasında anlaşma ile belirlenmiş, Akit Taraf mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca şu ülke mahkemelerinde de dava açılabilir. a) Davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin veya şubesinin veyahut da acentesinin bulunduğu yerlerde, b) Taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde ve başka mahkemelerde dava açılamaz. \" şeklinde olduğunu, Buna göre, hem müvekkil şirketin yerleşim yeri hem de malın teslimi için öngörülen yer \"ANKARA \" olduğundan Ankara Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili olmasına karşın yetkisizlik kararı verilmemesinin mevzuata açıkça aykırı olduğunu, Davacı tarafından davaya konu taşıma bedelini ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığı halde, davacının iddialarının kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacının, davalı müvekkilden 7.390,20 TL tutarında taşıma bedeli alacağı olduğunu iddia ederek İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibini başlattığını ve takibi ödeme emrine itiraz ile durdurmuş olduklarını, Bunun üzerine davalı yanın itirazın iptali için davayı ikame ettiğini ve düzenlemiş olduğu 11.05.2018 tarih ve ... sıra no.lu 7.390,20 TL tutarındaki Fatura ile kendi ticari defterlerini delil olarak göstermiş olduğunu, HMK 190/1 hükmü uyarınca alacağını ispat yükünün davacıda olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, hem taşıma sözleşmesinin varlığı hem de taşıma işinin ücretinin iddia edilen tutar kadar olduğu bakımından ispat yükünün davacıya ait olduğunu, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20.05.2019 tarihli ve 2018/2497 Esas 2019/3911 Karar sayılı ilamında da, “ Davacının 7 adet navlun faturasına dayalı olarak yaptığı ilamsız icra takibine, davalı tarafından, taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığı ve faiz konusunda itiraz edilmiştir. Böylece taraflar arasındaki sorun, taşıma sözleşmesinin varlığı ve taşıma ücretinin miktarı noktasından toplanmaktadır. Ayrıca bu hususları ispat yükü de davacıdadır.” şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu (Emsal karar 10.03.2021 tarihli dilekçelerinin 5 no.lu ekinde sunulmuş olduğunu ), Davacının, iddiasını ispatlayamadığını, Davacının icra takibine konu ettiği faturanın, müvekkil şirket tarafından davacıya iade edilmiş olup faturanın delil niteliğini haiz olmadığını, Davacının davalı müvekkilden alacaklı olduğunu iddia ettiği 7.390,20-TL tutarındaki faturanın, müvekkil şirket tarafından, davacıya iade edilmiş olduğunu, faturanın delil niteliğini haiz olmadığı hususunun bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, Dosyada mübrez bilirkişi raporlarındaki davalı müvekkil aleyhine olan hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosya kapsamında alınan 5 Bilirkişi Raporu incelendiğinde, - Müvekkil şirketin ticari defterlerinin incelendiği 29.05.2019 tarihli Bilirkişi Raporu’nda “davalı şirketin 2018 yılına ait ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 7.390,20-TL tutarındaki 11.05.2018 tarih ve ... sıra no.lu 7.390,20 TL tutarındaki faturadan dolayı davacı şirkete borçlu olduğunu gösteren herhangi bir kayda rastlanmadığı” şeklindeki, - 07.10.2019 tarihli Bilirkişi Raporu’nda “dosyada davaya konu taşıma için davacı firma tarafından davalı firma adına düzenlenmiş olan taşıma bedeline ilişkin fatura bulunmadığı” şeklindeki, - 31.01.2020 tarihli Bilirkişi Raporu’nda “davalının kayıtlarında davacının borç ve alacağının bulunmadığı, davacı tarafından 7.390,20 TL olarak düzenlenen faturanın davalıya ihtarname aracılığı ile iade edildiğinin anlaşıldığı” ve “dosyada davaya konu taşıma için davacı firma tarafından davalı firma adına düzenlenmiş olan taşıma bedeline ilişkin fatura bulunmadığı” şeklindeki, - 11.09.2020 tarihli Bilirkişi Raporu’nda “davacının faturayı tek taraflı olarak kayıtlarına almasının davalıyı borçlandırıcı nitelikte etki doğurmayacağı” şeklindeki, - En son alınan 25.02.2021 tarihli Bilirkişi Raporu’nda ise “dosya içerisinde taraflar arasında taşıma öncesi kurulmuş bir taşıma sözleşmesine, buna delalet edebilecek taşıma güzergahı, taşınan emtia cinsi ve taşıma ücretinin yer aldığı bir mail yazışması, herhangi bir belde ve bilginin mevcut olmadığı“ şeklindeki tespitlerle bu hususun sabit olduğunun görünmekte olduğunu, a- Birbirini doğrulamayan ticari defterlerin davacı bakımından lehe delil teşkil etmediği hususunun yerleşik içtihatlarla da sabit olduğunu, Her iki tarafın da ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve fakat defter kayıtlarının birbirleri ile örtüşmediği hususlarının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222/2’ye göre, “Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.” Davacının, davalı müvekkilden alacaklı olduğunu ve alacağının iddia ettiği miktarı ticari defterleri ile de doğrulayamamış olduğunu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2010 tarihli ve 2008/1727 E. 2010/5393 K. sayılı kararında da, “  Ticari defterlerin sahibi lehine kanıt olarak kullanılabilmesinin ilk koşulu, uyuşmazlığın her iki tarafının da uyuşmazlık konusu işin yapıldığı tarihte tacir sıfatına sahip olması, defter tutma yükümüne tabi bulunan kişilerden olmasıdır. Uyuşmazlık Her İki Tarafın da Defterlerine Geçirmesi Gereken Bir Ticari İşten Kaynaklanmalıdır. Kanıt Oluşturması İstenen Defterler Kanuna Uygun Şekilde Tutulmuş Olmalıdır. Bunlara ek olarak, kanuna uygun şekilde tutulmuş olan ticari defterlerin sahibi lehine kanıt olabilmesi için uyuşmazlık konusu işle ilgili olarak defterlere geçirilen tüm kayıtların birbirini doğrulaması da gerekir.” şeklinde karar verilmiş olduğunu (Emsal kararın 13.02.2020 tarihli dilekçelerinin 2 no.lu ekinde sunulmuş olduğunu ), Benzer şekilde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2018 tarihli ve 2017/580 Esas 2018/5970 Karar sayılı ilamında da, “     … taraflar arasındaki taşıma akdinin varlığını ispat külfeti davacıya aittir. O halde, ispat külfetinin davacı yanda olduğu gözetilmek suretiyle, davacı tarafça sunulan faturanın davalı defterlerine kaydedilip kaydedilmediği belirlenerek, şayet davalı tarafça fatura defterlerine kaydedilmiş ise söz konusu defter kaydının aynı zamanda davalı tarafça taşıma akdinin varlığının da kabulü anlamına geleceği, aksi takdirde taşıma ilişkisinin kanıtlanamadığı dikkate alınmak suretiyle davanın reddi gerekeceği göz önüne alınmaksızın eksik inceleme ile ve ispat külfeti tersine çevirmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu (Emsal kararın 10.03.2021 tarihli dilekçelerinin 4 no.lu ekinde sunulmuş olduğunu ), Doktrinde de birbirini doğrulamayan defterlerin sahibi lehine delil oluşturmayacağı, davada karşı tarafın ticari defterinde iddia konusu hakkında kayıt bulunmadığı takdirde kendi lehine kayıt bulunan tarafın ticari defterinin delil değerinin olmadığı görüşünün hakim olduğunu (Ek.1 – Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi Cilt 2, Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Yayınları, 2017, s.2576 - 2577-2578 ) Buna göre, davacının ispata elverişli delil sunmadığı hususunun dosya kapsamı ile sabit olup yerleşik içtihatlara göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kabulle davacı lehine hüküm kurularak itirazın kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, Davacının taşımasını gerçekleştirdiği malların zayi olduğu tespit edilmesine karşın hasarın hesaplanmasının imkansız olduğu gerekçesi ile davacı lehine taşıma bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Davacının taşıma faaliyeti neticesinde malların zayi olduğu ve bu nedenle davacının oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu hususlarının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, Nitekim Gerekçeli Karar’ın 4. sayfasında da, karara esas alınan Bilirkişi Raporu ile dosyada sunulu fotoğraflardan görüldüğü üzere, emtianın araç içerisinde sabitlemesinin yetersiz olmasından kaynaklı olarak, aracın seyir halinde iken yapmış olduğu dönüşler sırasında eşyaya etki eden yatay ve dikey kuvvetler neticesinde, sabitlemesi yetersiz olan eşyaya, bu eşya ile taşınan diğer eşyaların çarpması sonucu hasarın meydana geldiğinin tespit edildiği ve davacının zarardan haberdar olduğu, ihbarın yapıldığı, uyuşmazlığa konu parsiyel taşımada meydana gelen hasardan CMR 17. maddesi uyarınca taşıyıcı olan davacının sorumluluğunun olduğu hususunun belirtilmiş olduğunu, Buna karşın, hasarın miktarının tespiti konusunda imkânsızlık bulunduğu gerekçesi ile soyut şekilde tanzim edilen Bilirkişi Raporu esas alınarak hüküm kurulmasının yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, Zira hasar gören emtianın ne olduğunun ve ağırlığının tespitinin dosyada mübrez belgelerle de sabit olup somut şekilde hesaplama yapılamamasının mümkün olmadığını, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 07.01.2013 tarihli 2011/15774 E. 2013/69 K. sayılı kararında da, “Uyuşmazlığa Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanacağı tartışmasızdır. … Taşıma sırasında hasar gördüğü iddia edilen emtia Antakya'dan Irak'a taşınmakta iken, Şanlıurfa yakınlarında kaza meydana gelmiştir. Mahkemece … tarihli bilirkişi raporunda belirlenen hasar miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tazminat tutarının belirlenmesi bakımından yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. … öncelikle gerçek zarar miktarının tespiti ve yine anılan CMR Sözleşmesi hükmü uyarınca, … karar vermek gerekirken, hasar miktarının ne şekilde ve emtianın neredeki fiyatına göre hesaplandığı anlaşılamayan, CMR hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı belirlenemeyen eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde (Ek.2) ve yine aynı dairenin 16.09.2013 tarihli ve 2012/17804 E. 2013/15652 K. sayılı kararında, ‘’ Davacı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kusur oranına göre navlun ücreti ödenmesinin CMR 23/4. maddesi hükümlerine aykırı olacağını beyan etmiştir. CMR Konvansiyonu’nun 25/1. maddesi dolayısıyla kısmi hasar halinde olaya uygulanması gereken 23/4. maddesi uyarınca taşıyıcı, hasara uğrayan kısımla ilgili olarak taşıma ücreti talep edemez. Bu itibarla, somut uyuşmazlıkta, taşınan emtianın ne kadarının sağlam teslim edildiği, ne kadarının hasara uğradığı, dolayısıyla ne kadar taşıma ücreti talep edilebileceği yönünde CMR Konvansiyonu'nun 25/1 ve 23/4. maddeleri doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve taşınan emtiadaki hasar miktarı tespit edilerek, buna göre davacı taşıyanın hasara uğrayan kısımla ilgili olarak navlun ücreti talep edemeyeceği de nazara alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik ve yanılgılı değerlendirmelere dayalı bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.’’ şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu (Emsal kararın 10.03.2021 tarihli dilekçemizin 3 no.lu ekinde sunulmuş olduğunu ) Diğer yandan, hem hasarın tespitinde imkansızlık olduğu hem de hasara uğrayan emtianın toplam emtiaya oranın 1/7 olduğuna kanaat getirilerek hüküm kurulmasının da çelişkili olduğunu, Bu nedenle, eksik incelemeyle tanzim edilen rapor esas alınarak ve kendi içerisinde çelişkili şekilde kurulan hükmün, yerleşik içtihatlar doğrultusunda kaldırılması gerekmekte olduğunu, Davacının taşıma faaliyeti neticesinde kullanılamaz hale gelen mallar bakımından tamamen kaybolma hükümlerinin uygulanması gerekmekteyken kısmen kaybolma hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesinin 4. bendinin; “ Yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödenir. Kısmen kaybolma halinde ise karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılır. ‘’ hükmünü amir olduğunu, Düzenlemeye göre, malın tamamen zıyaı halinde taşıyıcıya taşıma bedeli ödenmeyeceği veya ödenmiş taşıma bedelinin taşıyıcı tarafından geri ödenmesi gerektiği hususlarının açık olduğunu, Her ne kadar gerekçeli karar ile kısmen zayi bakımından hüküm kurulmuşsa da, dosyada mübrez dilekçelerinde, taşınan malzemelerin birbirleri ile iletişime giren ve beraber kullanılan malzemeler niteliğinde olup zayi olan malzemeler olmadan taşımaya konu diğer malzemelerin kullanılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, bu nedenle de, bizzat kendi kusuruyla malların zayi ve telef olmasına sebep olduğu açıkça tespit olunan taşımacının, “malların tamamen kaybolması” hükümlerine göre sorumlu tutulması gerektiğini, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.03.2016 tarihli ve 2015/8373 E. 2016/3125 K. sayılı kararında; “ Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davalının taşımayı üstlenmiş olduğu emtianın bir kolisini eksik olarak alıcıya teslim ettiği, alıcının ise bilahare teslim edilen koliyi de iade ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, eşyanın tamamen veya kısmen ziyaa uğrayıp uğramadığı saptanarak davalının sorumlu olduğu miktarın … belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, öncelikle malın niteliği göz önünde bulundurularak bu konuda uzman bir bilirkişi seçilip kurula dahil edilerek taşınan emtianın tam veya kısmen zayi olup olmadığı belirlenip oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu hususlar araştırılıp değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu (Ek.3) Bu nedenlerle, dosyada mübrez itirazları değerlendirilmeden ve malın niteliği dikkate alınarak malın tam veya kısmen zayi olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan hüküm tesisinin bozmayı gerektirmekte olduğunu, Davacının, davalı müvekkil şirketten alacağı olmadığına ilişkin yukarıdaki açıklamaları esas olmak kaydı ile, müvekkil şirket tarafından taşıma nedeniyle yapılan masrafların tenzili gerekmekte olup bu yönde herhangi bir hesaplama yapılmaksızın hüküm tesisinin hatalı olduğunu, CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesinin dördüncü bendine göre; “ Yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödenir. Kısmen kaybolma halinde ise karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılır.” İşbu düzenleme uyarınca, malın taşıma neticesinde zıyaı halinde, yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücretinden başka, gümrük resimleri ve diğer ödemelerin de taşıyıcının sorumluluğunda olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2015 tarihli ve 2014/14660 E. 2015/2817 K. sayılı kararında; ‘’ CMR nin 23/4 maddesinde \"yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerle malın kaybedilmesi halinde tamamen ödenir\" düzenlenmesi bulunduğu, malın tamamen kaybeden taşıyıcının, taşıma ücretini gönderene iadesi etmesi gerektiği ve aynı şekilde başarısız olan bu taşıma dolayısıyla yapılan gümrük ve diğer masrafların tamamı taşıyıcı tarafından ödenmesi gerektiği, belirtilen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerin taşıyıcı tarafından fiilen gerçekleştirilen taşımaya ilişkin olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 8.516 Euro'nun davalı ....'nden 01/07/2008 tarihinden itibaren diğer davalıdan ise dava tarihi olan 15/08/2008 tarihinden itibaren yıllık % 5 faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. ‘’ şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu (Emsal kararın 10.03.2021 tarihli dilekçemizin 6 no.lu ekinde sunulmuş olduğunu ) Buna göre, esasen davacının, davalı müvekkil şirketten herhangi bir alacağı olmamakla birlikte, malların zıyaında kusurlu olan davacının malzeme bedeli olan 985,30 Euro ve malzemelere ilişkin ödenmek zorunda kalınan damga vergisi, gümrük hizmet bedeli, yük belgesi temin bedeli de dahil olmak üzere diğer yasal yükümlülüklere ilişkin 240,58 TL bedeli geri ödemek zorunda olduğu, en aleyhe kabulle işbu tutarların tenzilinin gerektiği hususlarının yasa ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla sabit olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle; - İstinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.03.2021 tarih ve 2018/459 E- 2021/269 K sayılı kararının kaldırılmasına, - Davanın reddine, - Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedildiği iddia edilen taşıma sözleşmesi kapsamında navlun ücreti alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalıya taşıma hizmeti vermelerine rağmen davalı tarafından navlun ücreti alacağının ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, davacı tarafından taşıması gerçekleştirilen malların zayi olduğunu, bu sebeple taşıma ücreti talep edilemeyeceğini ve taşıma bedelinin davacı tarafından talep edilen miktarda olmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasında dava dışı gönderici firma tarafından davalıya satılıp gönderilen emtianın Hollanda'dan Ankara'ya taşınması için davacı ve davalı arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğine, davacı tarafından davalıya ait 7 kap 6.070 kg brüt ağırlığında emtianın davacı tarafından taşındığına dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki istinafa gelen ihtilaf; takibin yapıldığı icra dairesi ve ilk derece Mahkemesi'nin yetkili olup olmadığı, Mahkemece taşıma sırasında davacının kusuru ile kısman zayi olduğu kabul edilen dava konusu emtianın tamamen zayi olup olmadığı, davalının zarar miktarı, davacının taşıma ücretine hak kazanıp kazanmadığı, kazanmış ise taşıma ücreti bedelinin ne kadar olduğu, davalı tarafından taşınan emtia için yapılan masrafların taşıma ücretinden mahsup edilip edilmeyeceği hususlarındadır. HMK'nın 6. maddesine göre; genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yine HMK'nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Davacı tarafından davalı aleyhine navlun ücreti yani para alacağının tahsili için icra takibi başlatılmış ve icra takibine itiraz edilmesi üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmıştır. Taraflar arasında taşıma akdinin kurulduğu ve davacı tarafından taşıma ediminin ifa edildiği hususu tarafların beyanı ve CMR belgesi dikkate alındığında ihtilaf konusu değildir. TBK'nın 89. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. İİK'nın 50/1 maddesine göre; para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Bu hükümler dikkate alındığında davacı alacaklının kendi ikametgahı İcra Dairesi'nde takip yapması ve kendi ikametgahı Mahkemesi'nde dava açması usul ve yasaya uygundur. Bu sebeple Mahkemece davalının icra dairesinin yetkisine itirazının ve Mahkemenin yetkisine itirazının reddine ilişkin ara kararı isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından davaya konu emtianın Hollanda'dan Ankara'ya taşındığı ve bir kısmının zayi olduğu tarafların ve Mahkeme'nin kabulündedir. Davacı tarafından taşıma hizmeti yerine getirilmiş olup, taşıma ücretine hak kazandığı aşikardır. Davalı vekili, navlun ücretinin fatura edilen miktarda olmadığını savunmaktadır. Ancak taraflar arasındaki mailler incelendiğinde fatura bedeline itiraz edilmemiş, taşıma sırasında meydana gelen hasar sebebiyle zararların karşılanması talep edilmiş ve zararlar karşılanmadan fatura bedelinin ödenmeyeceği beyan edilip dava konusu fatura iade edilmiştir. Daha önce davacı tarafından düzenlenen fatura bedeline ve navlun ücretine davalı tarafından itiraz edilmemiştir. Davalı tarafından zayi olan malzemeler olmadan diğer malzemelerin kullanılmasının mümkün olmadığı ve tam zayi hükümlerinin uygulanması gerektiği savunulmuş, ancak davalı vekili tarafından bu savunmasını ispatlar herhangi bir rapor ve belge dosyaya sunulmamış ve bilirkişi raporlarında da bu yönde tespit yapılmamıştır. Davalı vekili, davacının tüm malzeme bedeli ve davalı tarafından yapılan masraflardan sorumlu olduğunu savunmuş, ancak söz konusu masraflara ilişkin ve emtiaya ilişkin fatura, paketleme listesi, ürünlerin ayrı ayrı miktarı, net ve brüt ağırlıklarına ilişkin çek listesi, gümrük beyannamesi ve savunmasını ispatlar delilleri bilirkişi son ek raporunda da belirtilmesine rağmen dosyaya sunmamıştır. Söz konusu eksik belgeler sunulmadığından emtianın zayi olan kısmına ilişkin hasar tespiti bilirkişiler tarafından yapılamamıştır. Ancak Mahkemece TBK'nın 50/2.  maddesi uyarınca zarar miktarı takdir etmiş ve davacı alacağından mahsup edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece takdir ve tenzil edilen zarar miktarı davacının kusuru, zayi olan emtianın taşınan tüm emtiaya oranı ve niteliği dikkate alındığında hakkaniyete uygundur. Bu sebeplerle davalı vekilinin tüm bu istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 432,70 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 109,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 323,7‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98fe59cfd2192af8","SID":"1edaab80ab1eca58"}}