{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/663 <br>KARAR NO: 2024/292<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2022<br>NUMARASI: 2020/592 Esas  2022/908 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ: 08/09/2020<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH:16/02/2024 <br>YAZILDIĞI TARİH:16/02/2024 <br> Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/592 Esas 2022/908 Karar sayılı kararı asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili, davalı ...  A.Ş vekili, davalı ...  A.Ş vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/12/2019 tarihinde davalı sürücü ... i’nin sevk ve idaresindeki ...  plakalı kamyon ile ona bağlı ...  plakalı römork ile sürücü ... ’nın sevk ve idaresindeki ...  plakalı otobüsün çarpışması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, kazada davacıların murisi otobüs sürücüsünün hayatını kaybettiğini, olayın meydana gelmesinde kaza tespit tutanağına göre de davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu, davalı ...  şirketinin kazaya sebep olan aracın ruhsat sahibi, ...  kargo şirketinin aracın işleteni ve davalı ...  Sigortanında aracın ZMSS poliçesini yaptığını, olaya ilişkin Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2020/59 E sayılı dosyada yargılama yapılıyor olduğunu, soruşturma aşamasında alınan raporda da davalının kusurlu olduğunu tespit edildiğini, müteveffanın yaklaşık 20 yıldır otobüs şöförlüğü yaptığını, aylık gelirinin 8000 TL olduğunu, davacıların bu ölüm nedeni ile desteklerini kaybettiklerini, olay nedeni ile büyük üzüntü ve keder yaşadıklarını, davalıya başvuru 03/01/2020 tarihinde tebliğ olmasına rağmen ödeme olmadığını, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması ile destekten yoksun kalma tazminat talebi yönünden davacı ... için 9000 TL, Kadir için 5000 TL, ...  için 6000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL maddi tazminatın davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsili ile, davacı ... için 70.000 TL, davacı ...  için 50.000 TL, davacı ...  için 50.000 TL ve davacı ...  için 30.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL’nin davalı sigorta şirketi hariç diğer davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen 2022/398 Esas - 2022/384 Karar sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/12/2019 tarihinde davalı sürücü ... ’nin sevk ve idaresindeki ...  plakalı kamyon ve ona bağlı ...  plakalı römork ile İstanbul ilinden Kayseri iline doğru TEM otoyolunu takiben Sakarya istikametinden Ankara istikametine seyir halinde iken kaza yerine geldiği esnada sadece geçiş üstünlüğü araçlara ait olan orta refuj aralığından U dönüşü yapmaya çalıştığı esnada aynı istikamette seyir halinde olan ve orta şeritte sürücü ...  sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün ön kısmı ile ... plakalı römorkun sol arka ve yan kısmına çarpması sonucu ...  plakalı otobüsün sürücüsü olan müvekkilin oğlu ... 'nın hayatını kaybettiğini, Ayrıca bu kazada muavin olarak bulunan ... 'da vefat etmiş olup çok sayıda yolcunun da yaralandığını, davalılardan ... 'nin kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü olduğunu, Davalı ... AŞ. kazaya sebebiyet veren aracın ruhsat sahibi, ... A.Ş. aracın işleteni olduğunu, davalı...  AŞ. tarafından sigortalı olduğunu, müteveffa  ... 'nın ...  plakalı otobüsün sürücüsü olup yaklaşık 20 yıldır otobüs şoförlüğü yaptığını, Müteveffa’nın kaza tarihi itibariyle kazancını aylık 8.000-TL civarında olduğunu, müvekkili Nahide'nin müteveffa ... ’ın annesi olduğunu, Eşini kaybetmiş ve herhangi bir kazancı da olmadığını,  tek desteğinin oğlu olduğunu, oğlu ... ’ın ölümü ile birlikte bu destekten de mahrum kaldığını, sözkonusu trafik kazası  nedeni ile tarafları aynı olan maddi ve manevi tazminat davası Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/592 esas sayılı dosyası ile görüldüğünü ve dosyanın halen derdest olduğunu, Müvekkili ...  için sadece manevi tazminat talep etmiş ettikleri dosyada, yapılan bilirkişi hesaplamasında müvekkil ...  için 89.478,81-TL destekten Yoksun Kalma Tazminatı hesaplandığını, Davalı sigorta şirketine kaza sonrasında sigorta teminat bedelinin tazminat olarak ödenmesi taleplerinin sonuçsuz kaldığını belirterek öncelikle işbu davanın, tensip ile birlikte sebebi ve tarafları aynı olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/592E sayılı derdest dava dosyası ile birleştirilmesini, trafik kazası sonucunda  desteği olan oğlunu kaybeden müvekkil ...  için şimdilik 10.000-TL Destekten Yoksun Kalma Tazminatının,  davalı sürücü ... , davalı araç sahibi...  AŞ. ve aracın işleteni ...  A.Ş.yönünden olay tarihinden, davalı ... AŞ.yönünden teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte müteselsil sorumlu olarak davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. Asıl dava dosyasında davalı... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının işleten sıfatı olmadığını, bu nedenle davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, ...  plakalı araç ile ona bağlı ...  plakalı römorkun davalı ...  A.Ş.'ye uzun süreli olarak kiraya verildiğini, kazaya karışan...  plakalı araç ve ona bağlı ...  Plakalı römorkun davalı şirket tarafından 01.12.2012 tarihli oto kiralama sözleşmesi kapsamında diğer davalı ...  A.Ş.'ye kiraya verilmiş olduğunu, 01.12.2012 tarihinden bu yana da ilgili aracın ... Kargo firmasının fiili hakimiyet ve tasarrufunda olduğunu,  dosya kapsamında mevcut olan araç özet bilgilerinden de görüleceği üzere her ne kadar davalı Şirket ruhsatta malik olarak gözükse de \"Diğer Bilgiler\" kısmında aracın araçta ... Kargo reklam logosu mevcut olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, aracı kullanan davalı sürücünün davalı ... kargo çalışanı olduğunu, davalı...  İnşaat firmasının faaliyet amacının inşaat olup, kargo taşımacılığı alanından hiç bir faaliyetinin söz konusu olmadığını, işleten tanımının 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesinde yapıldığını, taraflar arasındaki uzun süreli kira ilişkisinin tespitinde davalı Şirket defter ve kayıtları ile faturalar üzerinde yerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı takdirde de bu husus tespit edilebilecek olduğunu, açıklanan nedenlerle, diğer davalı ...  Kargo firması ile davalı şirket arasındaki kira sözleşmesinin uzun süreli olması, ... Kargo firmasının araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması hususları birlikte dikkate alındığında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre işleten sıfatı olmayan davalı şirket için husumet yokluğundan davanın reddi gerekme olduğunu, kaza tespit tutanağındaki tespitlere itiraz ettiklerini, kusur yönünden rapor alınması gerektiğini, trafik kazasında kusurun mahallinde keşif yapılmak ve tüm dosya kapsamın değerlendirilmek sureti ile kusur bilirkişisince tespit edilmesini talep ettiklerini, ... plakalı araç ile ona bağlı ...  plakalı römorkun ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan...  Şirketi'ne de ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın davalı şirket yönünden öncelikle ve önemle husumetten reddini, her halükarda davanın esastan reddine karar verilmesinin istemiştir.Davalı ...  A.Ş (Eski Ünvanı ... A.Ş) vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğramış olması nedeni ile zamanaşımı defileri olduğunu, zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun değiştirilen 97. maddesinin 6704 Sayılı Kanun’un 5.maddesi ile değiştirildiğini, davacının genel şartlarda belirtilen belgeler ile kendilerine başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddi gerektiğini, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olacağını, kusur durumunun tespiti için heyet raporları alınması gerektiğini, davalı Şirket’in sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Yargıtay’ın kemikleşmiş içtihatı uyarınca ceza yargılamalarında alınan kusur raporlarının hukuk hakimini bağlamayacağından, yeniden rapor alınmasının zaruri bir olgu olduğunu, davada ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, ölenin destekleri olduğunu davacıların ispatlaması gerektiğini, destek kavramı ile mirasçılık kavramları birbirinden farklı olup, salt mirasçısı sıfatını haiz olmak, müteveffanın destek sıfatını haiz olduğu anlamına gelmemekte olduğunu, davacıların elde edilen kazanımlarının olması halinde bunun belirlenmesi ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini, SGK’dan davacılara herhangi bir maaş bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiğini, aktüer bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan bir ceza davası var ise, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının faiz talebinden sorumlu olmadığını belirterek zamanaşımı def’ ve usuli itirazlar dikkate alınarak, haksız ve hukuka davanın reddine veya mahkeme akis kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ...  A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, davaya konu olay sebebiyle davalı ... 'nin sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de, haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiilin, hukuka aykırı fiil neticesinde doğan bir zararın, fiili gerçekleştirenin zararın meydana gelmesinde kusurunun ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında nedensellik bağı bulunması gerekli olduğunu, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde artık kişinin haksız fiil sorumluluğunun bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, ceza dosyasında neticenin gerçekleşmesi bakımından davalı sürücüye isnat edilen kusur kast derecesinde olmamasına rağmen, soruşturma kapsamında davalının fiilinin kasti/ihmali olup olmadığı incelenmemiş olduğunu, müteveffanın kazada asli kusurlu olması sebebiyle yönetmelikte belirtilen esaslara göre kusur tespiti yapılmasının gerekmekte olduğunu, tazminatın belirlenmesinde mütevveffanın hukuka aykırı ve kusurlu davranışı ile kazanın meydana gelmesindeki etkisinin değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, İşleteni olduğu aracın karıştığı kazada davalı şirketin sorumluluğunun 6098 sayılı TBK madde 66’da düzenlendiğini, davalı şirket uygulamasında sürücüler, araç kullanma konusunda yeterli kişiliğe, ehliyete ve tecrübeye sahip olmasına özen gösterilerek işe alınmakta, gerekli nitelikleri haiz sürücüler işe başlatılırken araç kullanımı ve kargo dağıtımı ile ilgili belli eğitimlere tabi tutulmakta olduğunu, işe alınan her sürücü öncelikle şubede görev aldıktan sonra beceri ve yeteneğine göre zamanla ring sürücüsü; sonrasında tecrübe ve yetkinliği konusunda kanaat oluşması ve kullanacağı araca dair gerekli ehliyet/yetki belgelerinin bulunması halinde uzun yol şoförü olarak görevlendirilebilmekte olduğunu, belirtilen aşamalardan geçerek uzun yol şoförü olan işçinin, rutin iş yeri denetimleri ve kullandığı araçta bulunan takograf cihazı aracılığı ile denetim ve gözetimi sürekli olarak yapılmakta, böylelikle iş yerinde yapılan her işin ehil kişiler aracılığı ile yürütülmesi sağlanmakta olduğunu, davalı sürücünün işe alınmasında, talimat vermede ve denetiminde gerekli özeni gösteren davalı şirketin zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, haksız fiilden kaynaklı tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için fiilin haksız olarak nitelendirilmesinde gerekli unsurların her birinin somut olayda mevcut olması gerekli olduğunu, açıklandığı üzere, davalı ...  ile müteveffanın meydana gelen olayda fiillerin hukuka aykırılığının, kusur durumlarının somut olarak tespit edilemediği, somut olayın koşulları dikkate alındığında olayda davalı şirketin özen yükümlülüğünü ihlal eder fiilinin bulunmadığı ve davalının hukuka aykırı olduğu tespit edilen fiilinin neticenin gerçekleşmesinde tek başına yeterli olmadığı, fiilin hukuka uygun olsa dahi davalının hukuka aykırı fiilleri gözetilerek aynı neticenin meydana geleceği, bu nedenle nedensellik bağının kurulamadığı açık olduğundan, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep ettiği, davalı şirketin işleteni olduğu ... plakalı tır ile ...  plakalı römorkün kaza tarihinde ... Şirketi tarafından sigortalandığından, davanın ...  Şirketi'ne ihbarını talep ettiklerini belirterek esasa ilişkin savunmaları ve davalı şirketin sorumluluğuna dair beyan ve talepleri doğrultusunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ...  cevap dilekçesinde özetle; kazanın müteveffa sürücünün kusuru sonucu meydana geldiğini, olayda kusur durumunun tespiti için keşif yapılarak rapor alınması gerektiğini, davacı tarafın tazminat talebinin fahiş olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; <br>\"...ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;<br>1-Maddi Tazminat Davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile, davacı ...  için 355.048,09-TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin (Davalı sigorta şirketi yönünden bu bedelin 311.496,91-TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılar ...  ile davalı ... Şirketi yönünden olay tarihi olan 08/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 16/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davacılar yönünden talebin reddine,<br>2-Davalı ...  İnş. ve Tic. A.Ş yönünden açılan davanın HMK md. 114/1-d ve HMK md. 115/2 gereğince taraf sıfatı (pasif husumet) yokluğu dava şartı nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>3-Manevi tazminat davasının KABULÜ ile, davacı ... için 70.000,00-TL, davacı...  için 50.000,00-TL, davacı...  için 50.000,00-TL, davacı ...  için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL'nin davalılar ...  için ... Şirketi yönünden olay tarihi olan 08/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hak ettikleri bedelin ayrı ayrı verilmesine,\" dair karar verildiği görülmüştür.<br>BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2022/398 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;<br>1-Davalı ...  İnş. ve Tic. A.Ş yönünden açılan davanın HMK md. 114/1-d ve 115/2 gereğince (pasif husumet) taraf sıfatı yokluğu dava şartı nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-Diğer davalılar hakkında açılan Maddi Tazminat Davasının KABULÜ ile, davacının 89.478,81-TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin (davalı sigorta şirketi yönünden bu bedelin 78.503,09-TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılar ...  ile ...  Kargo Şirketi yönünden olay tarihi olan 08/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 16/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,\" dair karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... 'nın destek süresinin yanlış hesaplandığını, ...  için 20 yaşını doldurana kadar hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi verilerek bu konuda ek rapor alınmasını talep edilmiş ise de mahkemenin bu talebini reddettiğini, itirazları doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınarak bu konuda yeniden karar verilmesini talep ettiğini, mahkemenin gerekçeli kararında davalı ...  Şirketi yönünden davayı neden reddettiğini gerekçelendirmediğini, vekalet ücretine hükmedilmesinin müvekkillerinin mağduriyetine sebep olacağını, bu davalı yönünden kabul edilmesine karar verilmesini talep ettiğini, müteveffanın asgari ücretle çalıştığı belirtilerek bu rakam üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın asgari ücretin üzerinde aylık gelirinin olduğunun dosyaya gelen belgeler ve tanık beyanları ile sabit olduğunu, 20 yıllık otobüs şoförünün asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemenin hüküm kurarken dosyaya gelen belgeleri ve tanık beyanlarını nazara almadan hüküm kurduğunu, bu nedenle müteveffanın asgari ücretin üzerinde aylıkla çalıştığının kabul edilerek buna uygun bilirkişi raporu alınmasını talep ettiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...  A.Ş vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde sigortalı diğer davalı ... İnşaat olmakla birlikte sigortalı aracın ... İnşaat tarafından diğer davalı ... kargoya uzun süreli olmak üzere kiralandığını, işbu sebeple işleten sıfatı değişmiş olup işleten sıfatı kazanan ... kargo ile müvekkili şirket arasında düzenlenen bir sigorta poliçesinin bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmayıp müvekkili şirket aleyhine verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Sgk tarafından bağlanan PSD gelirinin müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulacağı kabul edilse dahi, mutlak suretle teminat limitinden tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin teminat limiti ile sorumlu tutulduğundan, PSD gelirinin rücu edilme ihtimaline binaen bakiye teminat limiti kalmayacağından söz konusu tutarın tenzil edilmesi gerektiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı...  A.Ş vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyasında davalı sürücünün hukuka aykırı fiili dayanakları ile net olarak ortaya koyulmuşken, müteveffanın arkadan çarpması ve hız sınırının üzerinde seyretmesine rağmen gerekli dikkat ve özeni gösterdiğine ve hukuka aykırı fiilin bulunmadığına ilişkin delil ve tespitler ortaya konulmadığından tutanak ve soruşturma dosyası içeriğini kabul etmediğini, ceza dosyasında neticenin gerçekleşmesi bakımından davalı sürücüye isnat edilen kusurun kast derecesinde olmamasına rağmen, soruşturma kapsamında davalının fiilinin kasti/ihtimali olup olmadığının incelenmediğini, dönüş yapmak üzere emniyet şeridinde bulunduğu, her iki yolu kontrol ettikten ve araçların geçişini bekledikten sonra dönüşe başladığı, kazanın meydana gelmemesi için gerekli dikkat ve özeni gösterdiği, buna rağmen dönüşü bitirmek üzere iken müteveffanın dalgınlık/uyku sonucu römorku fark etmeyerek mevcut hızıyla römorkun tam sol arka ucuna çarptığının sabit olduğunu, kaza yeri krokisindeki otobüsün çarpmaya rağmen ancak 32 mt sonra durabildiği ve çarpma noktasından sonra otobüse ait 19 mt fren izinin bulunduğunun tespiti ve yolcu beyanları ile sabit olduğu üzere müteveffanın boş olan yolun orta şeridinde ıslak zemine rağmen süratli şekilde seyretmekte iken kazanın meydana geldiğini, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, tazminatın belirlenmesinde müteveffanın hukuka aykırı ve kusurlu davranışı ile kazanın meydana gelmesindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalı ...  ile müteveffanın meydana gelen olayda fiillerin hukuka aykırılığının, kusur durumlarının somut olarak tespit edilemediği, somut olayın koşulları dikkate alındığında olayda müvekkili şirketin özen yükümlülüğünü ihlal eder fiilinin bulunmadığı ve davalının hukuka aykırı olduğunun tespit edilen fiilinin neticenin gerçekleşmesinde tek başına yeterli olmadığı, fiilin hukuka uygun olsa dahi davalının hukuka aykırı fiilleri gözetilerek aynı neticenin meydana geleceği, bu nedenle nedensellik bağının kurulmadığı açık olduğundan davanın reddinin gerektiğini, kazaya neden olan araç şoförü diğer davalının kusurlu hareketinin hız sınırlarına uymamak olarak tespit edilmiş olup, müvekkili şirketin bu fiilde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının usule aykırı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatından oluşan maddi tazminat ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/2. maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2022 tarih 2020/592 Esas 2022/908 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı asıl ve birleşen davada, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin kısmın kabul kısmen reddine, asıl dava dosyasında davacı ...  lehine 355.048,09TL.(davalı sigorta yönünden 311.496,91 TL.)destekten yoksun kalma tazminatına, davacılar ...  ve ... 'nın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, birleşen dava dosyasında davacı ...  lehine 89.478,81 TL.(davalı sigorta yönünden 78.503,09 TL.) destekten yoksun kalma tazminatına; asıl dava dosyasında davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne, davacı ...  lehine 70.000-TL, davacı ...  lehine 50.000-TL, davacı ...  lehine 50.000-TL ve davacı ...  lehine 30.000-TL. manevi tazminata karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili, davalı ...  Aş.vekili ve davalı ...  Kargo vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>A-)Davacı  Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; <br>TBK'nun 53/3. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yoksun kalınan gerçek destek miktarının tespit edilebilmesi için öncelikle desteğin sağlığında elde ettiği net gelirin doğru saptanması icap eder. Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.(Yargıtay 4.HD'nin 23/09/2021 tarih ve 2021/14828 E. 2021/5403 K. Sayılı ilamı)Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacılar desteğin asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki desteğin ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise S.G.K kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır.Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin kaza tarihindeki gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi tazminatın hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17.HD.’nin 2020/2073 E. 2021/1812 K. 23/02/2021 tarihli ilamı)Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı iptal kararı (Resmi Gazete yayınlanma tarihi 09/10/2020) ile 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde geçen ve genel şartlara atıf yapan cümle iptal edilmiş olunduğundan davacının gelirinin belirlenmesinde genel şartlardaki usul ve esaslar dikkate alınmayıp, 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesi uyarınca bu kanun, 6098 sayılı TBK ve Yargıtay yerleşik uygulamaları dikkate alınarak araştırma yapılarak, davacıların desteğinin geliri tespit edilecektir. Davacıların desteğinin asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği tespit edilemediği takdirde Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince davacıların desteğinin geliri olarak asgari ücret baz alınarak, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacaktır.Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, davacıların desteğinin kaza tarihinde yaptığı işin ve kazancının kesin olarak tespiti için kolluk marifetiyle sosyal ekonomik durum araştırması yaptırılması, SGK Başkanlığı'ndan davacının kazancına ilişkin belgelerin getirtilmesi; davacının yaptığı işin niteliğine göre ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yapılması suretiyle davacının geliri belirlendikten sonra (gelirin net biçimde saptanamaması halinde yasal asgari ücret üzerinden) tazminatın hesaplanması gerekir.Somut olayda, mahkemece davacının gelirinin tespiti açısından, davacının otobüs şoförü olduğundan bahisle ... Başkanlığı'na, ...  Başkanlığı'na aylık kazancı sorulduğu ve yazı cevabının  dosya içerisine alındığı, davacının çalıştığı işyerinden ücret bordrolarının getirtildiği, SGK.kayıtlarının, hizmet cetvellerinin dosya içerisine alındığı, davacıların dosya içerisine alınan belge ve bilgilerden asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğine ilişkin bulguya rastlanmadığından, davacı tarafça desteklerinin asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği ispatlanamadığından, hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda desteğin aylık gelirinin asgari ücret kabul edilmek suretiyle, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.Destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir.(Yargıtay 17.HD'nin 18/06/2020 tarih ve 2019/1469 E. 2020/3711 K.sayılı ilamı) Somut olayda; hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacı ... 'nın ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne 16/08/2019 tarihinde kaydını yaptırdığı, okulun eğitim süresinin 4 yıl olmasına göre muhtemel mezuniyet tarihi olan 30/06/2023 tarihine kadar destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, davacı ... 'nın ise yüksek öğrenim gördüğüne ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle 18 yaşın ikmal edildiği 16/11/2021 tarihine kadar destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı anlaşılmakla birlikte, davacı ... 'nın üniversite eğitimini 4 yıl içerisinde bitirememe ve uzaması ihtimali dikkate alınarak, davacının muhtemel mezuniyet tarihinde mezun olup olamayacağının araştırılarak, mezun olamayacağı anlaşıldığı takdirde Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda destekten yoksun kalma tazminatı hesabının 25 yaşına kadar hesaplanması gerekirken; yine Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda davacı ... 'nın ablası davacı ... 'nın üniversite eğitimi aldığı, davacı ... 'nın okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek, yüksek öğrenim görmesi ihtimalinin değerlendirilerek, bu hususta araştırma yapılması, yapılan araştırmalar neticesinde yüksek öğrenim görmesinin muhtemel olması halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabının 25 yaşına kadar hesaplanması gerekirken, davacı  ... 'nın üniversiteden 4.yılın sonunda mezun alacağı varsayılarak, davacı ... 'nın 18 yaşı dikkate alınarak, düşük miktarda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmış olması ve SGK.tarafından PSD ödemesinin mahsubu neticesinde, davacılar ...  ve ... 'nın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine hükmedilmiş olması doğru görülmemiş olup, davacılar vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olduğu görülmüştür. <br>B-)Davalı ...  Aş.Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede;<br>Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava açılmadan önce tarafların sulh olması ve sigorta adına ibraname düzenlenmesi halinde, ibraname tarihi itibariyle hak sahibinin  tazminat alacağı hesaplanacak, hesaplanan bedel hak sahibine sigorta tarafından ödenmiş olan bedelden fazla ise fahiş fark olmadığından, hak sahibinin tazminat alacağı olmadığı, hesaplanan bedel hak sahibine ödenen bedelden az ise ve bu fark da fahiş ise o takdirde bu kez aktüerya rapor tarihi itibariyle hak sahibinin hesaplanan tazminat alacağından, sigorta tarafından hak sahibine dava açılmadan önce ödenmiş olan tazminat rapor tarihi itibariyle güncellenecek ve güncellenen bu bedel, rapor tarihi itibariyle aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen bedelden düşülerek, hak sahibinin fark alacağı tespit edilecektir. Dava açıldıktan sonra 2918 sayılı Yasanın 111. maddesi gereğince ödenen tazminat ile aktüerya raporu ile belirlenen miktar arasında açık nispetsizliğin bulunmasına göre ibraname makbuz niteliğinde olup, belirlenen tazminattan, yapılan ödemenin güncellenmeksizin mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 05/06/2012 tarihi 2011/8559 E. 2012/7287 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17.HD'nin 20/10/2020 tarih ve 2019/5511 E. 2020/5853 K. sayılı ilamı), Yine, SGK.tarafından davacı tarafa ödenmiş olan rücuya tabi peşin sermaye değerli ödemelerin aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan tazminattan rapor tarihi itibariyle güncellenmeksizin mahsup edilmesi gerekir. <br>Dosya içerisinde, dava dışı SGK. tarafından davacı ... 'ya 192.981,64 TL., davacı ... 'ya 20.165,60 TL, davacı ... 'ya 39.495,57 TL. ödendiğine ilişkin ödeme belgesi bulunmaktadır ve bu ödeme davacı tarafça inkar edilmemiştir. Ödeme ve ibra borcu söndüren nedenler olup, ödeme belgesinin sunulması mahkemece savunmanın genişletilmesi şeklinde algılanmayıp, davacılar için aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından güncellenmeksizin mahsup edilmesi, davalı sigorta yönünden ise davalı sigortanın poliçesi aşan tazminatlarda her halükarda sigorta poliçe limiti ile sorumlu olduğu husus gözetilerek, dava dışı SGK. tarafından yapılan ödemelerin, poliçe limitinden mahsup edilmemesi  isabetli olup, davalı sigorta vekilinin, SGK. tarafından yapılan ödemelerin poliçe limitinden mahsup edilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>C-) Davalı ... Şirketi Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede;<br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.Somut olayda, Düzce Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/59 E. sayılı dosyasında hazırlık aşamasında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/14577 CBS. nolu dosyasında trafik kusur bilirkişisi... 'dan alınmış olan 16/12/2019 tarihli kusur raporunda, trafik kazasının meydana gelmesinden ...  plaka sayılı kamyon ve arkasına takılı ... plaka sayılı römorkun sürücüsü olan davalı ... nin  asli kusurlu, ...  plaka sayılı otobüs sürücüsü müteveffa ... 'nın ise kusursuz olduğunu rapor  edildiği; yine Düzce Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/59 E.sayılı dosyasında trafik kusur bilirkişisi... ' ve ... 'dan alınmış olan kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde kamyon sürücüsü daval... 'nin asli kusurlu, müteveffa otobüs sürücüsü ... 'nın ise kusursuz olduğunun rapor edildiği, ceza dosyasında İstanbul ATK'dan alınmış olan 01/04/2021 tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde davalı kamyon sürücüsü ... 'nin asli kusurlu, müteveffa otobüs sürücüsü... 'nnı ise kusursuz olduğunun rapor edildiği; eldeki davaya ilişkin olarak Ankara ATK'dan alınmış olan 04/08/2021 tarihli kusur raporunda ise trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...  'nin %100 oranında kusurlu, davacıların desteği müteveffa  ... plaka sayılı otobüs sürücüsünün ise trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığının rapor edildiği, raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, raporun olayın oluş tarzı ve şeklini doğruladığı, kaza sonrasında tutulmış olan kaza tespit tutanağının da aynı yönde olduğu, raporun hükme esas alınmasının isabetli olduğu kanaatine varılmış olunduğundan, davalı ... Kargo şirketi vekilinin kusura yönelik istinafının ve trafik kazası neticesinde davalı  ...  Kargo şirketinin sorumluluğu işleten sıfatı nedeniyle kusursuz sorumluluk olduğundan, davalı vekilinin özen yükümlülüğünü yerine getirdiğine yönelik istinafının da yerinde olmadığı görülmüştür.Olay tarihinde yürürlükte olan TBK’nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da  gözetilerek  takdir  hakkını  etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu  para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Somut olayda, taraflar arasında yaşanan olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın uygun olduğu kanaatine varılmış olmakla, davalı ...  Kargo şirketi vekilinin manevi tazminata yönelik istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.Davacılar Vekilinin ve Davalı ...  Aş. vekilinin Ortak İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede;Trafik kazası neticesinde zarar meydana gelmesi halinde, zarar görene karşı, aracın sürücüsü kusur sorumluluğu gereğince, aracın işleteni kusursuz sorumluluk gereğince, ZMMS ve İhtiyari Mali Mesuliyet (İMMS) sigorta şirketi ise poliçeden kaynaklı sözleşme sorumluluğu gereğince müteselsilen sorumlu olacaktır. Araç sürücüsü, işleteni, ZMMS ve İMMS arasındaki dava arkadaşlığı zorunlu dava arkadaşlığı olmayıp, ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan, zarar gören, tahsil kabiliyeti en güçlü sorumluya karşı dava ve icra takibi yoluna başvurabileceği gibi sorumluların tamamına karşı da dava ve icra takibi yoluna başvurabilecektir. Zarar görenin, sigortaya başvurma mecburiyeti olmayıp, zararını sürücü ve işletenden talep etme hakkı mevcuttur.Davanın dayanağı olay trafik kazası olup, KTK'nın 88. maddesi gereğince \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Yani işletilen bir aracın neden olduğu kaza sonucu araç sürücüsü, işleten ve sigorta şirketi ve varsa başka sorumlular müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk \"dış ilişkide\" TBK 61. maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”  şeklinde düzenlenmiştir.Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğu aynı kanunun 91. maddesi sürücünün sorumluluğu TBK'nın 49. maddesi ve ev başkanın sorumluğu ise TMK'nın 369. maddesidir.İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu  olacağı  ilkesi  benimsenmiş  ise  de, bu  araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.Somut olayda, kazaya neden olan aracın dosya da mevcut trafik kayıt bilgilerinde ...  plaka sayılı kamyon ile ...  plaka sayılı römorkun 08/12/2019 kaza tarihinde maliki davalı ...  Aş. olup, 01/12/2012 tarihinden itibaren araç kiralama sözleşmesi gereğince...  Kargo şirketine uzun süreli olarak kiralandığı ve kaza esnasında araç ve römork üzerinde ...  Kargo şirketinin logosunun olduğu, ...  plaka sayılı kamyon ve onun arkasına takılı bulunan ... plaka sayılı römork üzerindeki fiili hakimiyetin uzun süreli kira vs. yollarla ...  Aş. şirketinden ...  Kargo şirketine devredildiği anlaşılmakla, trafik kazası neticesinde meydana gelen zarardan, üçüncü kişi konumundaki davacılara karşı ...  Aş'nin işleten sorumluluğu, dolayısıyla kusursuz sorumluluğu olmadığı kanaatine varılmakla, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı ancak davacı tarafça trafik kazasına sebebiyet vermiş olan kamyon ile römorkun davalı ... . Aş. tarafından ...  Kargo şirketine devredilmiş olduğu bilinmediğinden ve bilinemeyeceğinden  kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirmiş olan davalı ...  Aş. lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, mahkemece vekalet ücretine hükmedilmiş olması hatalı olup, davacılar vekilinin bu yöndeki istinafının ise yerinde olduğu görülmüştür.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3.maddesi uyarınca, işleten: araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Uzun süreli kiralamalarda aracın maliki kendisini işleten sıfatından kurtaramamakta, yalnızca 2918 sayılı kanunun 85. ve devamı maddeleri gereğince, işletenin hukuki sorumluğundan kendisini kurtarmaktadır. Böyle olunca da aracı sigortalayan sigorta şirketi araç malikinin işleten sorumluluğundan kurtulmuş olmasına bağlı olarak, hukuki sorumluluktan kurtulamayacak, sorumlu olacaktır, zira poliçe gereğince primini almış ve sigortalamış olduğu aracın riski devam etmektedir.Somut olayda trafik kazasına sebebiyet vermiş olan ...  plaka sayılı kamyon ve ... plaka sayılı römork davalı ... Aş'nin mülkiyetindeyken, davalı ...  Kargo şirketine 01/12/2012 tarihinden itibaren kiraya verilmiş olduğu ve araç ... Kargonun zilyetliğindeyken kazanın meydana gelmiş olduğu tespit edilmekle birlikte, araç uzun süreli olarak ...  Kargo şirketine kiraya verilmiş olunduğundan 2918 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca ...  Kargo şirketi işleten sayılacak, davalı ...şirketinin işleten sorumluluğu olmayacak ancak araç davalı sigortaya sigorta ettirilmiş olunduğundan sigorta şirketi sorumluluktan kurtulamayacaktır. Davalı sigorta şirketinin, ... .Aş, şirketinin hukuki sorumluluktan kurtulmasına bağlı olarak, kendisinin de hukuki  sorumluluktan kurtulması gerektiği yönündeki istinafı yerinde değildir. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek bilirkişi raporlarının yöntemine uygun olarak alınmadığı ve delillerin yeterince toplanmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile, HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-) Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ İLE;  6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/592 Esas 2022/908 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-) Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE,<br>3-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvuranlara iadesine,<br>4-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuranlar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-) İstinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>7-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1-a/6. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1 - a, 362/1 - g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/02/2024\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68a2a9f3958afe95","SID":"c9c5b1e9c85a9732"}}