{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1554 <br>KARAR NO: 2024/201 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/12 Esas- 2021/713 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin KDV iadesi alacağı için 13/06/2011 tarihli Yeminli Mali Müşavirlik Katma Değer Vergisi iadesi raporu hazırlandığını, bu rapora göre müvekkili şirketin davalıdan yaptığı alışlardan ötürü Pendik Vergi Dairesi'nden 341.833,51 TL tutarında katma değer vergisi alacağının doğduğunu, ancak davalı şirketin defter ve belgelerini sunmaması nedeni ile müvekkilinin katma değer vergisi iadesini alamadığını, alacağının bloke edildiğini, bu tutarın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000TL'lik kısmi alacağına işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve takibin devamına, % 20 oranında kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/06/2021 tarih ve 2020/12 Esas 2021/713 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, Katma Değer Vergisi iade alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK.nun 67/1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir. Davacının ; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra dosyası ile  341.833,51 TL asıl alacak, 182.286,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 524.119,74 TL'nin  tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, davalının süresinde itiraz ettiği ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2015/496 Esas - 2018/1255 Karar sayılı 05/12/2018 tarihli kararı ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi' nin 2019/756 Esas - 2019/1736 Karar sayılı 04/12/2019 Tarihli ilamı ile; Mahkemece, KDV iadesi alacağının adi ortaklığa ait olduğu, davanın ise ortaklardan biri tarafından açıldığı, oysa zorunlu dava arkadaşlığı olduğu için hepsinin birlikte dava açması gerektiği, davacının ise adi ortaklık ile ilgili bir iadeyi tek başına talep ettiği, kendi hissesi oranında bile talepte bulunmadığı belirtilerek ve aynı zamanda davanın esasına yönelik değerlendirmelerde yaparak davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de; davacı vekili yargılama aşamasında ortaklığı oluşturan dava dışı şirketlerin KDV alacağı için davacı lehine vazgeçtiklerini belirtir 11/01/2018 havale tarihli dilekçe ekinde; 08/04/2009 tarihli hisse devir protokolü, 11/04/2011 tarihli ek protokol, 11/04/2011 tarihli protokol başlıklı belge sunduğu, mahkemece bu belge incelenerek davacının taraf ehliyetinin olup olmadığının tespitinin yapılmadığı, Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan ve itiraz dilekçesinde,dilekçede belirttiği hususlarda vergi dairesine müzekkere yazılmasını talep ettiği,ayrıca itirazları konusunda ek rapor alınmasını talep ettiği halde mahkemece bu yönde karar verilmediği görülmüştür. Mahkemece, ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak ödeme için yasal imkan olup olmadığı, davalı hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, blokenin kaldırılıp kaldırılmadığı ve ödeme yükümlülüğünün vergi dairesinde olup olmadığı hususları sorularak gelen cevabi yazıya göre ve davacının ibraz ettiği temlik belgeleride değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-6. maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır. Yine davada tarafların iddia ve savunmalarının bir kısmının hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması da istinaf incelemesi yapılmaksızın kararın HMK 353/1-a-6 maddesine göre kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için mahkemeye gönderilmesi halleri arasında değerlendirilmelidir. Çünkü istinaf incelemesi için tarafların iddia ve savunmalarının mahkeme tarafından hangi gerekçe ile kabul veya reddedildiğinin belirtilmesi gerekmektedir. İstinaf incelemesi de buna göre yapılacaktır. Mahkemenin bazı talep ve savunmalar konusunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapmaması durumunda bu hususların ilk defa istinaf aşamasında değerlendirilmesi söz konusu olacaktır ki bu husus usul kanunumuzca kabul edilen dar istinaf usulüne de aykırıdır. Sonuç itibariyle, davanın esasını etkileyecek delil niteliğinde bulunan ve yukarıda sözü edilen hususlarda inceleme yapılarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınıp hüküm kurulması gerekirken, bu önemli deliller hiç değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmakla, davacının bu yöndeki istinaf başvurusu kabul edilerek ve davalının istinaf başvurusunun verilen kararın sonucuna göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığından, ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a4,6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararı sonrası yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılmıştır. Davacı vekilinin yargılama aşamasında ortaklığı oluştan dava dışı şirketlerin KDV alacağı için davacı lehine vazgeçtiklerini  belirtir sunduğu belgeler gözetilerek aktif dava ehliyetlerini varlığı kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmış, gelen yazı cevabı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınmış olup, Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır. Davacının ortaklarından olduğu adi ortaklık üstlendiği inşaatı yaparken, davalı ...'nden mal ve hizmet satın almıştır. ... - Teminat - ... İş Ortaklığı, mal ve hizmet temin ederken satıcılarına % 18 oranı üzerinden katma değer vergisi (KDV) ödemiş, yaptığı daireleri ise % 1 KDV'li olarak satmıştır. Bu nedenle aradaki KDV farkını Vergi Dairesinden talep ederek iade alma imkânı doğmuştur. Katma değer vergisi iadesi; • Vergi Dairesinden talep edilerek alınabilir. • Teminat mektubu vererek alınabilir. • Yeminli Mali Müşavire inceleme yaptırılarak, düzenleyeceği YMM raporu ile alınabilir. Yeminli Mali Müşavir incelemesi daha kısa bir yol olduğundan, davacı şirket YMM ... ile anlaşarak iade talebinde bulunmuştur. Yeminli Mali Müşavirin, anlaşma yaptığı mükellefe mal ve hizmet temin ederek fatura kesen firmaların kayıtları üzerinde gerekli incelemeleri yaptıktan ve tahsil ettikleri KDV'ni beyan ettiklerini tespit ettikten sonra iade raporunu düzenlemesi gerekmektedir. Burada kural; firmaların kestikleri faturalardaki katma değer vergilerini, maliyeye doğru bir şekilde beyan ettiklerinin tespit edilmesidir. Yeminli Mali Müşavir ... da KDV iade raporunu 13-06-2011 tarihinde düzenlemiştir. Adi ortaklık, 2008 ve 2009 senelerinde davalı şirketten toplam 1.899.074,87 T.L. lık mal ve hizmet temin etmiştir. Bunla ilgili olarak da 341.833,51 T.L. sı tutarında KDV ödemiştir. Yeminli Mali Müşavirin KDV iadesi raporunda; \"... yetkililerin, İş Ortaklığı ile aralarındaki ticari anlaşmazlık nedeniyle defter ve belgelerini ibraz etmediği için, iade edilmesi gereken 341.833,51 T.L. sının bloke edilmesi gerektiğini\" bildirmiştir. Bu nedenle İdare (Vergi Dairesi) tarafından katma değer vergisi iadesi 341.833,51T.L. sı noksan ödenmiştir. Adi Ortaklığın 341.833,51 T.L. lık KDV iadesi alacağı ret edilmiş değildir. Yeminli Mali Müşavirlik raporunda bloke edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Gerekçe olarak da defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi gösterilmiştir. Yeminli Mali Müşavirlik raporunda gerekçe olarak bu gösterilmişse de; davacı vekilince delil olarak ibraz edilen ve düzenleme tarihi 10-05-2010 olan Yeminli Mali Müşavir ...'ın tutanağında davalı ...'nin defter tasdik bilgileri \"Yevmiye, Kebir, Envanter, Beyoğlu .... Noterliği, 29-12-2008, ... - 17 - 16\" olarak yazılıdır. Hatta aynı tutarın da davalı şirketin kestiği faturaların yevmiye defterindeki kayıt tarihlerine, yevmiye numaralarına, ayrıca KDV beyannamelerinin tahakkuk tarih ve numaralarına, beyannamelerin içeriği bilgilere bile yer verilmiştir. Davalı şirket, kestiği faturalara ve katma değer vergilerine ilişkin beyannamelerini bağlı bulunduğu Vergi Dairesine beyan etmiştir. Dolayısıyla, Adi Ortaklığa KDV'nin iade edilmesinin önünde bir engel olmaması gerekir. Yeminli Mali Müşavirlik raporunda defterler ibraz edilmediği için 341.833,51 T.L. sının bloke edilmesi yazılmışsa, bu durum yolun sonu olmayıp davacı şirketin Vergi Dairesi'ne başvurarak müettiş incelemesi yapılmasını veya teminat karşılığında KDV iadesinin ödenmesini istemesi gerekmekteydi. Görüldüğü kadarıyla davacı şirket netice alabileceği yasal yolları denemeden ve tüketmeden, yeminli mali müşavirlik raporuna dayanarak davalı şirket aleyhine icra takibi yapmayı tercih etmiştir. Oysa bu gibi durumlarda, karşı tarafın sorumluluğuna gidilebilmesi için tüm yasal yolların denenmesi ve netice alınamaması zorunludur. Nitekim, Pendik Vergi Dairesi'nin İstinaf Mahkemesi kararından sonra Mahkemeniz tarafından yazılan müzekkereye verdiği, 16-12-2020 tarihli ve ... sayılı cevabi yazısının son paragrafında  mükellefin eksiklikleri tamamlayarak iadesi için başvurmadığı belirtilmiştir. Görüleceği üzere davacı şirket, Yeminli Mali Müşavirin 13-06-2011 tarihli KDV iade raporunda belirtilen bloke konusunun halli için, Müfettiş incelemesi isteme veya teminat gösterme yollarına başvurarak iadenin tamamlanmasını sağlamak yerine, doğrudan davalının sorumluluğuna gitme yolunu tercih ettiği, dolayısıyla erken açılan bir dava olduğu, koşulların gerçekleşmediği belirlenmekle koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. \"gerekçeleri ile; \" 1-KOŞULLARI OLUŞMAYAN DAVANIN REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 07/05/2021 tarihli dava dilekçesi ile müvekkil şirketin Pendik Vergi Dairesi nezdinde bulunan 341.833,51.-TL miktarındaki alacağını tazminine davalı ... İnşaat’ın engel olması sebebiyle davalıdan tahsilini talep etmiş olduğunu, Müvekkil şirketin alacağa kavuşmak için gerekli ve zorunlu yasal yollara başvurmuş olduğunu, Alacak talebine binaen müvekkil şirketin dava açma yoluna başvurmadan önce yasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, Dosyada mevcut bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, Yeminli Mali Müşavirlik Katma Değer Vergisi İadesi Tasdik Raporu alınmış olduğunu, İlgili raporun 13/06/2011 tarih 1461/01-268/2011-17 sayılı ... tarafından düzenlenmiş olduğunu, nitekim yerel mahkemenin gerekçeli kararında ve 07/05/2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporu’nda da belirttiği üzere; “Katma değer vergisi iadesi; •Vergi Dairesinden talep edilerek alınabilir. •Teminat mektubu verilerek alınabilir. •Yeminli Mali Müşavire inceleme yaptırılarak, düzenleyeceği YMM raporu ile alınabilir.” ifadeleri ile KDV iadesinin nasıl alınabileceğinin düzenlenmiş olduğunu, Müvekkil şirketin, kararda belirtilen “Yeminli Mali Müşavire inceleme yaptırılarak, düzenleyeceği YMM raporu ile alınabilir.” işlemini gerçekleştirdiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkil şirketin alacağını tahsilinin engellenmiş olduğunu, Mahkemece verilen karar ile; müvekkil şirketin alacağı sabit ve kanıtlanmış olmasına ve müvekkil şirket tarafından gerekçeli kararda da yer alan gereklilikler tamamlanmış olmasına rağmen müvekkil şirketin alacağa kavuşması için açtığı davanın “koşulları oluşmadığından” reddine karar verilmiş olduğunu, Oysa müvekkil şirketin davalı şirketi defterlerini ibraz yükümlülüğünü yerine getirmesi için zorlamak adına vergi müfettişine başvurması ve/ veya teminat sunarak halihazırda hak ettiği bedelin iadesini almasının kanuni yükümlülüğü değil bir seçeneği olduğunu, Yerel Mahkemece alacağını ispat eden davacı müvekkil şirkete yasal yükümlülüklerinden daha da fazlasını yapma yükünün yüklendiğini, ancak yasal yükümlülüklerine asgari düzeyde dahi yerine getirmeyen ve bu hususun dosyada da sabit olduğu dosyada müvekkil şirketin davasının reddine karar verilmiş olduğunu, Alacağı dava dosyası nezdinde kanıtlanan müvekkil şirketin alacağını tahsil etmesi için YMM Raporu alması yeterli iken, bilirkişi ve mahkeme tarafından kanunen bir düzenleme alacağın tahsili için ek yollara başvuru yapma külfetinin müvekkil şirkete yüklenmiş olduğunu, Gerekçeli kararda belirtilenin aksine müvekkil şirketin tüm gerekliliklerini yerine getirmiş olduğunu, Gerekçeli kararda her ne kadar “Pendik Vergi Dairesi’nin İstinaf Mahkemesi kararından sonra Mahkememiz tarafından yazılan müzekkereye verdiği, 16-12-2020 tarihli ve ... sayılı cevabi yazısının son paragrafında mükellefin eksiklikleri tamamlayarak iadesi için başvurmadığı tespit edilmiştir.” ifadeleri kullanılmış ise de dosya kapsamında müvekkil şirketin gerekli tüm işlemleri yaptığı, iade bedelinin alınmamasının davalı şirketin defter ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 32. maddesi ile geçici maddelerde yer alan tam istisna kapsamındaki işlemlere ilişkin iade talebinde bulunacak mükelleflerin, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde istisnaya ilişkin yüklenilen KDV sütununu doldurmaları ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle vergi dairelerine başvurmalarının zorunlu olduğunu, Müvekkil şirketin bu başvuruyu gerçekleştirdiğini ve üzerine düşen başkaca bir yükümlülüğü kalmadığını, Dosya kapsamında bu husus sabit iken Mahkemece, müvekkil şirketin Vergi Dairesi’nden iade talebi bulunulmasına rağmen, Mahkemece davalının Vergi Dairesi’ne defterleri sunması ve/veya Vergi Dairesi’nce davalıya müzekkere yazılmasının aranmadığını, ancak müvekkil şirketin defter ibrazı ve incelemesi için yeniden vergi dairesine başvuru yapmasının alacağın tahsili için bir şart olarak aranmış olduğunu, Davalı şirketin defter ibrazı sorumluluğunu ihlal ettiği hususunun hiçbir şekilde incelenmediğini, Müvekkil şirketin, faaliyetleri sebebi ile gerçekleştirdiği bir kısım Katma Değer Vergisi ( KDV ) ödemelerinin iadesi için öncelikle 13/06/2011 tarihli YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile 13/10/2014 tarihinde Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne tekrardan  başvuru yaptığını, ancak ilgili başvurunun vergi dairesinin 24/10/2014 tarihli cevap yazısı ile reddedilmiş olduğunu, Müvekkil şirketin vergi iadesi hakkı bulunduğu dosyada sabit olmakla işbu alacaklarına davalı ...’ın ilgili ticari kayıtlarını vergi dairesi incelemesine sunmadığından kavuşamadığının da sabit olduğunu, Vergi Usul Kanunu’nun 256. maddesi uyarınca; “Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk, Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli malî müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.” ilgili mükelleflerin sadece defter değil bir kısım kayıtlarının talep halinde yeminli mali müşavirlere, serbest mali müşavirlere, yetkili makam ve memurlara ve mahkemeye sunmakla yükümlü olduklarını, Oysa somut olayda müvekkil şirketin vergi iadesini almasının engellendiği, davalının bundan haberdar olduğu ancak sonrasında da hiçbir şekilde ticari defter ve kayıtlarını dosyasına sunmadığı, vergi dairesine ibraz etmediği ve vergi dairesince de bu hususta bir zorlama yapılmadığı hususlarının sabit olduğunu, Müvekkil şirketin davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmemesinden kaynaklı olarak zararının olduğunu, her ne kadar davalı şirket vekilinin 26/02/2019 tarihli İstinaf Başvuru dilekçesinde “…davacı tarafın KDV iadesi alacağı vergi dairesi nezdinde bulunmakta olup dava tarihi itibariyle davacının iade alamamasında müvekkilimize atfedilecek herhangi bir kusur söz konusu değildir.” denmişse de davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmuş olması durumunda Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü’nce 341.833,51.-TL ödeneceği hususunun dosya kapsamında sabit olduğunu, müvekkil şirketin davalı sebebi ile uğradığı zararların bu miktar ile de sınırlı olmayıp müvekkilin vergi dairesinden ilgili bedeli talep ettiği tarihten bu yana alacağı tahsil amaçlı yaptığı masraf ve faizlerden de davalının sorumlu olduğunu, Davalı şirketin bu kapsamda sorumluluğu bulunduğu sabit olmakla, davalının ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiği, işbu davranışı ile müvekkili alacağından mahrum ettiği hususlarının açık olduğunu, oysa davalı şirketin mahkeme ara kararı uyarınca davalı şirketin ilgili ticari defterlerini dava dosyasına da sunmadığını, 09/10/2017 tarihli bilirkişi raporu ile  dava dosyasındaki mevcut içerik ile; “Dosyaya sunulan davalı şirkete ait KDV beyannamelerine göre davalı şirketin, davacı adına hesaplanan 341.802.99 TL tutarlı KDV’yi Sarıgazi vergi dairesi müdürlüğüne beyan ettiği, anlaşılmaktadır.” ifadeleri ile davalının ilgili tutarı kabul ettiği hususunun da sabit olduğunu, Davalının defter ibraz etmemesinin davayı kanıtlamakta olduğunu, Davalı şirketin, vergi dairesine defterlerini ibraz etmediği gibi mahkeme dosyasına da ibraz etmediğini, Bu hususun 09/10/2017 tarihli Bilirkişi Raporu’nda “Her ne kadar bu defterler, inceleme gün ve saatinde ibraz edilmemiş ise de” ifadeleri ile tespit edilmiş olduğunu, Davalı şirket tarafından defterlerin ibraz edilmemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca müvekkil şirketin iddiasını ispatlamış durumda olduğunu, İlgili maddenin; “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” bendi uyarınca dahi Mahkemece koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerine koşulları oluşan ve ispatlanan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, görüş bildirilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, Her ne kadar bilirkişi ek raporunda \" Vergi Müfettişinin yetki ve yaptırımları, Yeminli Mali Müşavire nazaran daha geniş ve etkili olduğundan, bu yolla sonuç alınması kuvvetle muhtemel olacaktı.” ifadeleri yer almakta ise de yukarıda belirtilen madde ve mevzuat uyarınca davalı şirket defterlerini sunma ve ibraz etmek ile sorumlu iken defter ve kayıtları ibraz etmediği sabit iken bilirkişi tarafından müvekkil şirketin “yasal yolları denemediği”nin iddia edildiğini, bilirkişinin ilgili açıklamaları ile görüş bildirdiğini ve adeta mahkeme yerine geçtiğini, Oysa kanunda, mahkemenin gerekçeli kararında ve yine bilirkişi ek raporunda vergi dairesine başvurma veya YMM raporu alınmasında başvuru zorunluluğu bulunmadığını, sadece başvurucuya seçimlik hak tanınmakta olduğunu, Bilirkişi aynı zamanda 05.09.2018 tarihli kök raporu ile aynı yönde olacak şekilde müvekkil şirkete KDV’nin iadesi için yol göstermişse de kanunen müvekkilin bu yollara icra takibi başlatmadan ya da dava açmadan başvurma zorunluluğu bulunmadığını, bilirkişinin 05.09.2018 tarihli kök raporunda da “Bütün bu yollar denendikten sonra iade mümkün olmazsa, ancak o zaman rücu etmesi gündeme gelecektir.” ifadeleri ile görüş bildirir ve taraflı bir şekilde rapor oluşturmuş olduğunu, Sonuç olarak bilirkişi tarafından dosyada bulunan mevcut belgeler dahi incelenmeden ve tek taraflı olarak açıkça hüküm niteliğinde beyanda bulunulmuş olup işbu sebeple de söz konusu rapor ile hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemece verilen 13/05/2015 tarihli kararın 3. sayfasının Avukatlık Ücreti başlıklı 3. Bendinde; “3-Davada avukatla temsil edilen davalı yararına belirlenen 2.180 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” karar verilmiş ve yapılan istinaf incelemesinde bu hususta herhangi bir aksi husus bulunmamakta iken hiçbir gerekçe belirtilmeksizin, 16/06/2021 tarihli gerekçeli kararın 4. sayfasının Avukatlık Ücreti başlıklı 3. Bendinde; “3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 43.255,99TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesin,” karar verilmiş olduğunu, Mahkemece ilk gerekçeli kararda maktu vekâlet ücretine hükmedilmişken ikinci gerekçeli kararda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin iki kararı arasında çelişkiler bulunmakta olduğunu, bozulması gerektiğini, Özetle; müvekkil şirketin, varlığı ispatlanmamış alacağının tahsili için YMM tasdik raporu ile Vergi Dairesi’ne başvurusunu gerçekleştirdiğini, ancak davalı şirketin defterlerini hem vergi dairesi hem de mahkemeye ibraz etmemesi sebebiyle müvekkil şirketin alacağına kavuşamadığını ve hukuka uygun bir şekilde alacağın tahsili için işlem başlatmış olduğunu, Ancak İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce yapılan eksik inceleme ve değerlendirme ile hükme esas alınmaması gereken ve hatalar içeren Bilirkişi Raporu esas alınarak müvekkil şirketin ispatlanmış alacağının koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş olduğunu, Müvekkil şirketin yasal yollara başvurmuş olmasına rağmen bilirkişi raporu ile ek yollara başvurulması yönünde hatalı görüş verildiğini, ancak bu yönde herhangi bir hukuki düzenleme olmamasına rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından hukuka aykırı olarak 2020/12 Esas ve 2021/713 Karar sayılı ilamın oluşturulmuş olduğunu, ancak bu kararın davacı müvekkil şirket tarafından kabulünün mümkün olmadığını beyanla; Yukarıda açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; Bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayıp görüş içerdiği, müvekkil şirket tarafından yasal olarak başvurulması zorunlu tüm başvuruların gerçekleştirildiği sabit olmakla, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/12 Esas ve 2021/713 Karar sayılı ilamının tehiri icrasına; kaldırılmasına, yargılama masraf ve giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalıdan aldığı mal/hizmet karşılığında düzenlenen faturalara ilişkin KDV iadesi alacağının davalının kusuru ile Vergi Dairesi'nden alınamadığı iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Dairemizin kaldırma kararından önce Mahkemece 05/12/2018 tarih ve 2015/1496 Esas, 2018/1255 Karar sayılı ilamı ile; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması ve tüm yasal yolların denenmeden erken dava açıldığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 04/12/2019 tarih, 2019/756 esas ve 2019/1736 karar sayılı ilamı ile; \"...Mahkemece, ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak ödeme için yasal imkan olup olmadığı, davalı hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, blokenin kaldırılıp kaldırılmadığı ve ödeme yükümlülüğünün vergi dairesinde olup olmadığı hususları sorularak gelen cevabi yazıya göre ve davacının ibraz ettiği temlik belgeleride değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görüldüğü...\" gerekçesi ile karar kaldırılmıştır. Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın davacı tarafından tüm yasal yolların denenmeden erken dava açıldığı gerekçesi ile koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, KDV iadesi için düzenlenen yeminli mali müşavirlik katma değer vergisi iadesi tasdik raporuna göre davalının defter ve belgelerini sunmaması sebebiyle iade edilmesi gereken dava konusu KDV miktarının yeminli mali müşavirin talebi üzerine Vergi Dairesi tarafından bloke edildiğini ve kendilerine ödenmediğini, KDV iadesine konu alacağın ve işlemiş faiz miktarının tahsili için başlatılan icra takibine haksız itirazın edildiğini, haksız itirazın iptaline karar verilmesini ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamakla birlikte yargılama aşamasındaki beyanlarında ödenmesi gereken KDV'yi vergi dairesine beyan ettiğini, ancak davacı tarafından iade alınmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında, dava konusu KDV iadesinin davacı ve davalı tarafından beyan edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davacı tarafından KDV iadesi için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, icra takibi yapılmadan ve dava açılmadan önce KDV iadesinin alınması için tüm yasal yolların tüketilip tüketilmediği, Vergi Dairesi'nde blokeli olarak bulunan KDV'nin davacıya iade edilmemesinde hangi tarafın kusurlu olduğu hususlarındadır. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden  davalıdan aldığı mal/hizmet karşılığında düzenlenen faturalara ilişkin KDV iadesinin alınabilmesi için 13/06/2011 tarihli yeminli mali müşavirlik katma değer vergisi iadesi tasdik raporu düzenlenmiş ve vergi dairesine başvuru yapılmak suretiyle bir kısım vergi iadesi alınmıştır. Ancak yeminli mali müşavirlik katma değer vergisi iadesi tasdik raporu uyarınca taraflar arasında ticari anlaşmazlık nedeniyle davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmemesi gerekçe gösterilmek suretiyle yeminli mali müşavirin de talebi üzerine dava konusu iadesi gereken KDV miktarına bloke konulmuştur. Davacı tarafından da davalının kusuru ile KDV nin iade edilmediği iddia edilerek iş bu dava açılmış,  Mahkemece davacı şirketin Vergi Dairesi'ne başvurarak müfettiş incelemesi yapılmasını veya teminat karşılığında KDV iadesini talep etmesi gerekirken yasal tüm yollar tüketilmeksizin davanın erken açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartlarından sayılmıştır. Yine HMK'nın 115/2 maddesine göre; Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.Dava konusu KDV vergi iadesi bedelini ödemekle yükümlü olan asıl kurumun Vergi Dairesi olduğu ve Vergi Dairesi'nden talep edilmesi aşikar olup, davacı tarafından yeminli mali müşavirlik katma değer vergisi iadesi tasdik raporu ile vergi dairesinden talep edilmiştir.  Pendik Vergi Dairesi'nin 12/07/2011 tarihli yeminli mali müşavire hitaben yazdığı cevabı yazıda KDV iadesi ile ilgili eksik olan belgelerin sıralandığı ve tamamlanması istenildiği, davalı kurumun incelemeye sevk edildiği ve KDV iadesine konu faturalara ilişkin ödeme belgelerinin sunulmasının talep edildiği, ancak Pendik Vergi Dairesi'nin vermiş olduğu 27/10/2020 tarihli ve 27/10/2020 tarihli cevabi yazılarda; YMM ve mükellef tarafından tenzil ve blokede bırakılan tutarlara ilişkin bu süre zarfında eksikliklerin giderilerek iadenin tamamlanması için herhangi bir başvuru yapılmadığı görülmüş olup kalan tutarın iadesinin gerçekleştirilmesine imkan bulunmadığı bildirilmiş ve davacı tarafından eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, geçerli bir icra takibi bulunması itirazın iptali davasının özel dava şartıdır. Davacı, icra takip tarihi itibariyle davalı aleyhine icra takibinde bulunmakta hukuki yararının bulunduğunu, davalının kusurunu ve davalının kusuru ile zarara uğradığını ve zarar miktarını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak davacı tarafından icra takip tarihi itibariyle dava konusu KDV iadesi bedelini Vergi Dairesi'nin ödemesi için üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve tüm yasal yolları tükettiğini, davalının kusuru ile davacı alacağını vergi dairesinden talep etme imkanının kalmadığını ve zararını kesin ve inandırıcı deliller ile ispat edememiş, aksine Pendik Vergi Dairesi'nin 12/07/2011 tarihli yeminli mali müşavire hitaben yazdığı cevabı yazıda KDV iadesi ile ilgili eksik olan belgelerin tamamlanmaması ve ödeme belgelerinin sunulmaması sebebiyle Vergi Dairesi'nden blokeli olarak bekleyen KDV iade bedelini alamamıştır. Davacı tarafından söz konusu eksiklikler giderilmediği gibi, KDV iadesi bedelinin tahsili için Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere mevzuattaki diğer yasal yollar da tüketilmemiştir. İcra takip tarihi itibariyle, davacının dava konusu KDV iadesi bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu    yani somut zararı oluştuğunu ispat edemediğinden, erken icra takibi yapmakta ve iş bu itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu sebeple Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de, davacının icra takibi başlatılmadan ve dava açılmadan önce mevcut tüm yasal yolların tüketilmemesi sebebiyle erken açılmış dava niteliğinde olması davacının bu icra takibi başlatılmasında ve davanın açılmasında henüz hukuki yararının bulunmadığını gösterir. HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK'nın 115/2 maddesine göre; Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu sebeple Mahkemece davanın hukuki yarar dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesi ve davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusu kısmen yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; <br>Davanın hukuki yarar dava şartı eksikliği sebebiyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,   <br> karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2021 tarih ve 2020/12 Esas- 2021/713 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; Davanın hukuki yarar dava şartı eksikliği sebebiyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 27,70 TL ve yargılama aşamasında tamamlama harcı olarak yatırılan 8.951,00 TL olmak üzere toplam 8.978,7‬0 TL harçtan mahsubu bakiye 8.551,10 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakiben talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 43,00 TL posta giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini yargılama sırasında vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/2024 AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 34,30 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş-dönüş gideri olmak üzere toplam 196,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9106e6cbd9810bd4","SID":"0657628c8c34c1f9"}}