{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t  <br>ESAS NO\t: 2023/713 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1110<br><br>DAVA\t: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 20/07/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 04/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 07.12.2023<br>Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin üçüncü şahıs olarak eklenmiş olduğu, davalı tarafından açılmış olan  Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ....  Esas sayılı icra dosyası ile, haksız şekilde borçlu sıfatına haiz olan müvekkili hakkında  haciz işlemleri uygulandığını, bu takibin dayanağı olarak  davalı alacaklı .... ÜRÜNLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 'e ve dosya borçlularına hiçbir şekilde borcu yokken 3. Şahıs olarak 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini ancak tebligat hiçbir şekilde ellerine  ulaşmadığını,  müvekkilin ne davalı tarafa ne de bahse konu icra dosyası borçlularına hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu icra takibi ile takibe konu olayı öğrenmiş olduğunu,  konuyla alakalı hiçbir ilgisinin olmadığını alacaklıya borcunun olmadığını dosyada borçlu olan şahısları tanımadığını yazılı dilekçe ile bildirdiğini, pandemi dönemi olması sebebi ile dış koridorlarda kurulmuş olan bankoda dilekçesini Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün kalemine teslim ettiğini, ancak dosyaya işlenmediğini,  bu müvekkilinden doğan bir problem olmayıp; ikinci ihtarnamede ise taraflarınca müvekkili adına dosyaya ve şahıslara ait bir tanışıklığının olmadığını ve bu şahıslara ait herhangi bir borç veya alacağının olmadığına dair itiraz dilekçesini sunmalarına rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin her ne kadar dosyaya üçüncü şahıs olarak eklenmiş olsa da nasıl ve ne sebeple dahil olduğu konusunda hiçbir fikri olmadığını, müvekkile ait dahi olmayan bir borç sebebiyle müvekkilinin maddi olarak zorluk çekmekte ve müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, malvarlığı üzerinde haciz kararı verilmesi müvekkilinin ticari hayatını idame ettirmesini de imkansız kılmakta olduğunu; hacizlerin de kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle  ihtiyati tedbir  isteminin kabulü ile; müvekkili için  öncelikle teminatsız olarak,   mahkeme aksi kanaatte ise asıl alacağın %15'i oranında teminat karşılığında  Bakırköy ..... icra müdürlüğünün .....  esas sayılı icra dosyasının  bu davanın sonuna kadar durdurulmasına, müvekkilinin dosya kapsamındaki borçlulara ve alacaklıya borcunun mevcut olmadığının tespitine, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü Dosya No: .... Esas sayılı icra dosyasından müvekkilinin borçlu sıfatının kaldırılmasına, kötü niyetli alacaklı .... SÜT ÜRÜNLERİ SAN. TİC. LTD.ŞTİ. nin takip konusu alacağın yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde 10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın borçlu olmadığının tespiti talepli olduğundan görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle ve öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmediğini, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacının iddiasının aksine dosyada davacı adına çıkarılan tebligatların hukuka uygun olarak tebliğ edildiğini,  Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyasından dosya borçlusu .....'un hak ve alacaklarının haczi için davacıya, 89/1 Haciz İhbarnamesi tebliğinin istendiğini,  89/1 Haciz İhbarnamesinin davacıya 27.07.2020 tarihinde T.K. mad. 21/2 uyarınca tebliğ edildiğini, davacı tarafından 89/1 Haciz İhbarnamesine itiraz edilmediği için gönderilen 89/2 Haciz İhbarnamesinin ise davacıya 12.11.2020 tarihinde T.K. mad. 21/2 uyarınca tebliğ edildiğini, haciz ihbarnamalerinin tebliğine ilişkin işlemlerin, Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğüne uygun olduğunu, 89/1 ve 89/2 Haciz İhbarnamelerine cevap vermeyen davacıya bu defa 89/3 Haciz İhbarnamesi tebliği istendiğini  ve ihbarnamenin 20.04.2021 tarihinde T.K. mad.21 uyarınca tebliğ edildiğini  ve huzurdaki davanın ikame olunduğunu, bu nedenlerle öncelikle görevsizlik kararı verilmesine, haksız davanın reddine, davacının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,\tyargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, aksi halde, yani davanın kabulüne karar verilmesi halinde, (davanın açılmasında davalıya atfı kabil kusur bulunmadığı gözetilerek) davalı aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hüküm kurulmasına yer olmadığına\tkarar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:<br>Dava; menfi tespit  istemine (3. Şahıs İİK m.89) ilişkindir.<br>Bilindiği üzere mahkemenin görevi HMK 114. maddesi gereğince dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken bir husustur.<br>Yargılama tarihi itibari ile HMK. 114. maddesi çerçevesinde aranan dava şartlarından birisi ise mahkemenin görevli olmasıdır. HMK. 115/1 maddesi uyarınca dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında mahkeme kendiliğinden araştırır. Bu dava şartı noksanlığını mahkeme tespit eder ise  HMK .115/2 maddesine göre usulden ret kararı verir.<br>Talep esasen İİK'nun 89. Maddesi gereğince 3. Kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinden kaynaklanan  menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Somut olayda bu davanın dayanılan takip dosyasındaki alacağın niteliği takibin tarafları dikkate alndığında , davacı üçüncü kişi ile takip alacaklısı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı anlaşılmış olup mahkememizdeki davanın ise alacaklı ile takibe dayanak olan sözleşme ve kambiyo ilişkisinin tarafı olmayan davacı 3. Kişi  arasında bulunduğu dikkate laındığında uyuşmazlığın da  İİK'nun 89. Maddesi gereğince 3. Kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinden kaynaklandığı görülmüş tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının gerçek kişi olduğu ve yapılan araştırmalar neticesinde tacir olmadığı anlaışmış olup bu duurmda görevli mahkemenin genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.<br>Emsal İstanbul Bölge Adalet Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin .... Esas, ..... Karar  sayılı 03/07/2018 tarihli ilamında \"Somut olayda davacı vekilinin, dava dışı ... yönelik icra takibi yaptığı, bu icra dosyasından dava dışı ... Borcu nedeniyle davacıya haciz ihbarnamesi gönderildiği, davacının haciz ihbarnamesine itiraz süresini geçirmediği, davacının, davalılara herhangi bir borcununu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açtığı, davalı , davacı ve dava dışı takip borçlusunun tacir olmadığı, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmadığı ve ticari iş niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 2.maddesi gereğince davanın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.Konuyla ilgili İstanbul ... Bam Hukuk Dairesinin  Dosya No: .... Esas Karar No : .... Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.<br>Dava hukuki niteliği itibariyle İİK.89. maddeye dayalı menfi tespit davasıdır. Dosya üzerinden yapılan incelemede; her ne kadar davacı taraf İİK.89. maddeye dayalı menfi tespit  davası açmış ise de, İİK’dan kaynaklanan işbu davanın ticari dava niteliğinde bulunmadığı, davacının gerçek kişi olduğu ve yapılan araştırmalar neticesinde tacir olmadığı, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı, görevin dava şartlarından olup re’sen her aşamada dikkate alınması gerektiği, bu davada mahkememizin görevli olmadığı, (emsal: Yargıtay 19. H.D.’nin 2015/15365 Esas, 2016/3253 Karar sayılı ve 26.02.2016 tarihli ilamı, aynı dairenin 2015/7065 Esas, 2015/17162 karar sayılı ve 17.12.2015 tarihli ilamı) görevin re’sen her aşamada dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.<br>Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Kaldı ki davacının gerçek kişi olup davalı ile aralarında kambiyo ilişkisi bulunmamaktadır. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen dikkate alınması gerektiğinden  HMK 138 maddesindeki düzenleme de gözetilerek HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın  usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde  karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden  REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,<br>2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin  görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,<br>3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk  Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,<br>5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, <br>5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile  kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye  vereceği cevap dilekçesi ile  iki hafta  içerisinde  İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne   karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 04/12/2023<br><br>Katip ...<br> ¸e-imza  <br> <br>Hakim ...<br>¸e-imza  <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"629d5ced248169f3","SID":"c4e14fb1430efa45"}}