{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/1078 <br>KARAR NO\t\t: 2024/238<br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/244 Esas  2019/1299 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 30/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/01/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul’a işi gereği giden müvekkili şirket yetkilisinin aracında çantası içerisinde bulunan ... ... Şubesi'nden alınma şirket adına ... numaralı hesaba ait 8966182 C1-8966207 C1 seri numaralı çek koçanından 8966186 numaralı ve sonraki çeklerinin ve eşyalarının çalındığını, şikayet üzerine soruşturmanın Küçükçekmece İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/25297 sayılı dosyasında yürütüldüğünü, çalınan çeklerden C1-8966193 seri numaralı çekin müvekkili şirket yetkilisinin sahte imzası atılmak ve üzerine 15/12/2016 tarihi ile 16.000,00-TL miktarının yazılarak,  lehtar  bölümüne  ise  “...”  ismi  yazılıp  arka tarafında ..., ... ve davalı ... cirolarıyla muhatap bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından çekin arkasına “Küçükçekmece C.Başsavcılığı'nın 13/06/2016 tarihli ve 2016/25297 sayılı kararı ile işlem yapılamamıştır, ayrıca keşideci imzası bankamızdaki keşideci imzasına benzememektedir” şeklinde şerh yazıldığını, ancak buna rağmen davalı tarafça bu çeke dayalı olarak İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 sayılı dosyasında müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığı, müvekkilinin İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/53 Esas sayılı dosyasında “imzaya ve borca itiraz” davası açtığını ancak bu davada “dava açma süresinin geçirildiğinin” ileri sürüldüğünü, takibe konu çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek, müvekkilinin bu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili yararına %20 kötü niyet tazminatının davalından tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP: Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava; sahtecilik hukuki sebebine dayalı menfi tespit davasıdır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “... Şubesi'ne ait ... numaralı hesaba ilişkin C1-8966193 numaralı, 15/12/2016 tarihli, 16.000,00-TL bedelli çek altındaki imzanın  davacı şirket temsilcisine ait olup olmadığı, davacı şirketin bu çek nedeniyle davalıya borcunun bulunup bulunmadığı” konusundadır.<br>İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 sayılı dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından, aralarında davacı şirketin de bulunduğu borçlular hakkında faiz ve fer'ileriyle birlikte toplam 17.715,07 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığı, takipte dayanak olarak ... Şubesi'ne ait, 15/12/2016 keşide tarihli, C1-8966193 numaralı, 16.000,00 TL bedelli çekin gösterildiği görülmüştür.<br>Dava konusu çek incelendiğinde; ... Şubesi'ne ait, davacı şirketin keşideci olarak yer aldığı, dava dışı ... emrine düzenlenme, 15/12/2016 keşide tarihli, C1-8966193 numaralı, 16.000,00 TL bedelli olduğu, çekin arka yüzünde sırasıyla ...'nın, ...'un, davalı ...'ın, ... San. Tic. A.Ş.'nin cirolarının bulunduğu, 15/12/2016 tarihinde bankaya ibraz edildiği, banka tarafından çekin arka kısmına  “Küçükçekmece C.Başsavcılığı'nın 13/06/2016 tarihli ve 2016/25297 sayılı kararı ile işlem yapılamamıştır, ayrıca keşideci imzası bankamızdaki keşideci imzasına benzememektedir” şerhinin yazıldığı görülmüştür.<br>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/9060 soruşturması sonucunda 2019/1126 iddianame numarası ile İzmir Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır. İddianamede; ... ve ... \"müşteki\" olarak, ... ise \"şüpheli\" olarak yer almıştır. İddianame içeriğinde; \"... numaralı hesaba ait (davamızın da konusu olan) 8966193 numaralı çekin boş ve imzasız olarak hırsızlandığı, bu nedenle İstanbul ilinde soruşturma başlatıldığı, çekin saptanamayan bir şekilde ...'nın eline geçtiği, bu kişinin çeki doldurduğu, müşteki şirket yetkilisinin imzasını taklit ettiği, ticari ilişki nedeniyle çeki ciro ederek ...'a verdiği, ...tanık ...'ın alınan ifadesinde söz konusu çeki sattığı cam karşılığında ...'a ait şirketten aldığını, çekin karşılığının olmaması nedeniyle icra takibi yapıldığını beyan ettiği, ....şüphelinin alınan ifadesinde çeki ...'dan   aldığını,   ...'a  verdiğini,  buna  ilişkin  elinde  belgesinin  olmadığını bildirdiği, ...tanık ...'ın alınan ifadesinde ...'yı iş nedeniyle tanıdığını, ...'ya herhangi bir çek vermediğini, aralarında husumet bulunduğunu,, bu nedenle çeki kendisinden aldığını söylediğini bildirdiği, ...bilirkişi ataması yapıldığı, bilirkişinin düzenlediği 11/12/2018 tarihli raporda söz konusu çekteki imzaların tarafların eli ürünü olmadığının, aldatma kabiliyeti olduğunun saptandığı, ...şüphelinin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, çek aldığına ilişkin herhangi bir belge sunamadığı, çeki saptanamayan bir şekilde ele geçirdiği, doldurarak keşideci olarak imzalanmasını sağladığı, menfaat temin ettiği, atılı nitelikli dolandırıcılık, resmi senette sahtecilik suçunu işlediği\" ifade ve görüşüne yer verilmiştir. Davanın İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/70 esas numarasına kaydı yapılmıştır.<br>... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gönderilen yazı cevabında; 08/05/2012 ile 08/05/2022 tarihleri arasında davacı şirketin temsile yetkilisinin ... isimli kişi olduğu bildirilmiştir.<br>Mahkememizce davacı şirket yetkilisi ...'nun imza örnekleri alınarak ve ilgili kurumlardan imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, davanın konusu olan çek aslı üzerindeki imzanın davacı şirket temsilcisinin eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu aldırılmıştır.<br> İstanbul Adli Tıp Kurumu Grafoloji Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 23/09/2019 tarihli raporda; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlılar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönünden yapılan incelemeye göre çekte atılı keşideci imzasının davacı şirket yetkilisi ...’nun eli ürün olmadığı bildirilmiştir.<br>Rapor örneği davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir.<br>Rapor, davacı şirket yetkilisinin mahkeme huzurunda atmış olduğu imzaları ile getirtilen diğer emsal ıslak imzaları karşılaştırılmak suretiyle ve  İstanbul Adli Tıp Kurumu Grafoloji Dairesi Başkanlığı tarafından laboratuvar ortamında ve optik aletler yardımıyla hazırlanmış olduğundan, rapor mahkememizce hükme esas alınmıştır. <br>Gerek davalı ... hakkında başlatılmış bir soruşturmanın ve açılmış bir davanın bulunmaması, gerek yapılan ceza soruşturması sırasında aldırılan bilirkişi raporunda da dava konusu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının belirlenmiş bulunması ve gerekse mahkememizce yetkili kurum olan İstanbul Adli Tıp Kurumu Grafoloji Dairesi Başkanlığı'ndan aldırılan raporla birlikte çekteki keşideci imzasının sahte olduğunun belirlenmiş olması karşısında, ceza davasının sonucunun eldeki dava sonucunu değiştirmeyeceği ve etkilemeyeceği kanaatine varılmış ve beklenmesine gerek görülmemiştir.<br>Aldırılan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davaya konu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı, çekin sahte olarak düzenlendiği anlaşıldığından, sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen def'ilerden olup, çek hamilinin iyi niyetli olup olmaması hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden, çekin sahteliği karşısında davalı tarafça kambiyo senedinden kaynaklı alacak isteğinde bulunamayacağından, haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Her ne kadar davacı vekili tazminat isteminde bulunmuş ise de; dava konusu çekin davalıya doğrudan geçmediği, davalının takibin ve davanın konusu olan çekte ciranta olduğu, çekte arada başka ciro imzalarının da bulunduğu anlaşıldığından imzanın sahte olduğunu bilebilecek durumda olmadığı kabul edilmiş ve davalının kötü niyetli olduğu hususu davacı tarafça kanıtlanamadığından, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\" gerekçesi ile; \"Davanın KABULÜ ile; İzmir 13 İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 sayılı dosyasında takibe konu edilen ... Şubesi'ne ait ... numaralı hesaba ilişkin C1- 8966193 numaralı, 15/12/2016 tarihli, 16.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın tazminat isteğinin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme nezdinde yapılan yargılama kapsamında dava dilekçesinin tebliği de dahil olmak üzere, müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olup söz konusu hükmün müvekkili tarafından öğrenilir öğrenilmez istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu olduğunu,  yargılamanın müvekkili tarafından İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 E. Sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine takip ikame edilmesini müteakip görülmeye başlandığını,  davanın ikame edildiği aşamada dahi işbu icra dosyası kapsamında gerekli icra takip işlemlerinin taraflarınca yapılmaya devam ettiği sabit olmakla birlikte yerel mahkeme nezdindeki yargılama kapsamındaki tebligatların vekile yapılması gerekirken asile yapılmasının tebligatın yokluğuna sebep olmakla birlikte müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayacak şekilde müvekkili lehine deliller toplanmaksızın yargılamaya devamla hüküm kurulmasının açıkça usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,  müvekkilinin iyiniyetli hamil olup iyiniyetli hamilin korunması gerekliliğinin sabit olduğunu, müvekkili tarafından takip dayanağı ... Şubesi'ne ait, 15.12.2016 keşide tarihli ve C1-8966193 numaralı, 16.000,00 TL bedelli çeke binaen davacı borçlunun da aralarında bulunduğu müracaat borçluları aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, işbu takibin davacı yönünden itiraz edilmeksizin kesinleştiğini davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.12.2019 tarihli ve 2017/244 Esas 2019/1299 Karar sayılı usule ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu çekte davacıya atfen atılan imzanın sahte olduğu iddiası ile davaya konu çekten ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine  dayalı menfi tespit davasıdır.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 sayılı dosyasında takibe konu edilen ... Şubesi'ne ait ... numaralı hesaba ilişkin 15/12/2016 keşide tarihli, 16.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın tazminat isteğinin reddine  karar verilmiştir. <br>İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dava konusu somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık ... Şubesi'ne ait  15/12/2016 keşide tarihli, 16.000,00-TL bedelli çekte davacı şirkete atfen atılan  imzanın  davacı şirket yetkili temsilcisine ait olup olmadığı, davacı şirketin bu çek nedeniyle davalıya borcunun bulunup bulunmadığı” noktasında toplanmaktadır. <br>Davaya konu; İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/296 sayılı dosyasının incelenmesinden,  davalı alacaklı tarafından, aralarında davacı şirketin de bulunduğu borçlular hakkında faiz ve fer'ileriyle birlikte toplam 17.715,07 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığı, takibe  dayanak olarak davaya konu ... Şubesi'ne ait, 15/12/2016 keşide tarihli 16.000,00 TL bedelli çekin gösterildiği görülmüştür.<br>Dava konusu çekin incelenmesinden, ... Şubesi'ne ait, davacı şirketin keşideci olarak yer aldığı, dava dışı ... emrine düzenlenmiş, 15/12/2016 keşide tarihli, 16.000,00 TL bedelli çek olduğu, çekin arka yüzünde sırasıyla ..., ..., davalı ..., ... San. Tic. A.Ş.'nin cirolarının bulunduğu, çekin 15/12/2016 tarihinde bankaya ibraz edildiği, banka tarafından çekin arka kısmına  “Küçükçekmece C.Başsavcılığı'nın 13/06/2016 tarihli ve 2016/25297 sayılı kararı ile işlem yapılamamıştır, ayrıca keşideci imzası bankamızdaki keşideci imzasına benzememektedir” şeklinde şerh düşüldüğü görülmüştür.<br>İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 23/09/2019 tarihli raporda; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlılar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönünden yapılan incelemeye göre çekte atılı keşideci imzasının davacı şirket yetkilisi ...’nun eli ürün olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.<br>Her ne kadar, davalı alacaklı  davaya konu icra takip  işlemlerini vekil vasıtasıyla yapmış ise de; borçlu davacının açmış olduğu iş bu menfi tespit davası açısından,  davalı alacaklının icra dosyasındaki işlemler açısından  atadığı avukatın eldeki bu  dava  için de yetkili olup olmadığı husus menfi tespit davasının açıldığı  mahkemece iş bu dosyaya vekaletname ibraz edilmeden bilinemeyeceğinden, eldeki  davada, dava dilekçesinin vekile değil asile tebliği gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen kararın gerekçesinde  \"Gerek davalı ... hakkında başlatılmış bir soruşturmanın ve açılmış bir davanın bulunmaması, gerek yapılan ceza soruşturması sırasında aldırılan bilirkişi raporunda da dava konusu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının belirlenmiş bulunması ve gerekse mahkememizce yetkili kurum olan İstanbul Adli Tıp Kurumu Grafoloji Dairesi Başkanlığı'ndan aldırılan raporla birlikte çekteki keşideci imzasının sahte olduğunun belirlenmiş olması karşısında, ceza davasının sonucunun eldeki dava sonucunu değiştirmeyeceği ve etkilemeyeceği kanaatine varılmış ve beklenmesine gerek görülmemiştir.\" şeklindeki gerekçe ile ceza davasının sonucu beklenmeksizin karar verilmiştir. Bu husus davalı vekili tarafından istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de; İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan yazıya verilen 25/04/2024 tarihli cevabi yazı ekindeki 2019/70 Esas 2020/99 Karar sayılı karar ve 23/06/2020 tarihli kararın incelenmesinden, katılanın ..., müştekisinin ..., sanığının ... olduğu, \"Resmi Belgede Sahtecilik, Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık\" suçundan yapılan yargılama neticesinde sanık ...'nın müşteki ...'ya karşı Resmi Belgede Sahtecilik suçunu işlediği sabit olmakla mahkumiyetine karar verildiği, işbu kararın istinaf denetiminden geçerek 08/02/2022 tarihi itibariyle kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Raporuna göre davaya konu çekte davacı şirkete atfen atılan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edilmiş olması karşısında, sahtelik iddiası mutlak def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/12/2019 tarih, 2017/244 Esas ve 2019/1299 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.092,96 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 273,24 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 819,72‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 30/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d057f68d2de9b78","SID":"f7f891b605e6940e"}}