{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/260 <br>KARAR NO: 2024/333<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2023<br>NUMARASI: 2023/146 E. 2023/1052 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 08/02/2023\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/11/2023 tarih ve 2023/146 E - 2023/1052  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  Davacı şirketin ...  Cad. No: ...  ... adresinde bulunan ... parke ve ...  fabrika binasının maliki olduğunu, müvekkili olduğu şirketin fabrika binasının çatı kaplamasında kullanılan panellerin ara kısımlarına ışık ve sıcaklık ihtiyacı için kullanılan polikarbonat levha (sunroof) ürünlerini davalı şirketten satın aldığını ve ilgili şirket tarafından bu ürünlerin montajının yapıldığını, taraflarına teslim edilen malların ayıplı çıktığını, hasar ve delil tespiti amacıyla Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/46 D.İş sayılı dosyasının açıldığını, bilirkişinin raporunu sunduğunu, bilirkişi raporu ile ‘Özellikle bina güney cephesindeki polikarbon levhalar olmak üzere, polikarbon levhalarda düşmeleri renk değiştirme, ondülasyon, çatlama ve kırılmalar tespit edilmiştir.Polikarbon örtünün düşmesi nedeniyle çatı örtüsünün muhtelif kısımlarında açılmalar olduğu, fabrika binasının dış hava koşullarından korunmasında zafiyet oluştuğu görülmüştür.Açık kısımların rüzgarda uçabilen hafif metal kaplamalarla örtülmeye çalışıldığı, üzerlerine brikat konulduğu, bu durumun özellikle rüzagarlı havalarda, can ve mal emniyetini tehlikeye atacağı anlaşılmıştır.’ belirtildiğini, Polikarbon levha (sunroof) 30 mm 79 adet 841,70 metrekarelik çatı kaplamasının ayıpsız mal olacak şekilde yenisi ile değiştirilmesini, değiştirilmediği takdirde 1000 TL alacağın genel hükümler çerçevesinde davacının zararına karşılık gelmek üzere bedelinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasını, masraf ve vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafın somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, altı senedir kullanılan ürünlerin ücretsiz değişimin amaçlayan davanın kötüniyetli olduğu, ürünlerin bir kısmının 17/12/2014, geri kalan kısmının 28/02/2015 tarihinde ayıpsız, eksiksiz ve sözleşmeye uygun şekilde teslim edildiğini, ayıp iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davalının yalnızca ürünleri üretip sattığını, kesinlikle montaj yapmadığını, tespiti yapılan ürünlerin davalı tarafından satılan ürünler olup olmadığı, ayıbın olup olmadığı, ortaya çıktığı belirtilen bozulmanın ne zaman ne sebeple ortaya çıktığı, ne kadarının bozulduğunun belirsiz olduğu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin hiçbir inceleme yapılmaksızın, mahkemenizin yetkisizliğine, aksi kanaatte olunması durumunda, davacıya eksik harcı tamamlanması için süre verilmesini, süre içerisinde harcın tamamlanmaması durumunda dosyanın işlemden kaldırılmasını, harcın tamamlanması durumunda, müvekkilli aleyhine ikame edilen kötüniyetli ve dayanaktan yoksun davanın-terditli her iki talep yönünden de ayrı ayrı- külliyen reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Yapılan yargılama neticesinde toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davacının fabrika binasının çatı kaplamasındaki panellerin ara kısımlarına ışık ve sıcaklık ihtiyacı için kullanılan polikarbonat levha  ürünlerini davalı şirketten satın aldığı ve ilgili şirket tarafından bu ürünlerin montajının yapıldığı, davacıya teslim edilen mallın ayıplı çıktığı iddiasıyla ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde terditli talep olarak tazminat istemiyle bu davanın açıldığı,  davalı tarafından ürünlerin satışının yapıldığı kabul edilmekle birlikte montajının kendilerince yapılmadığının beyan edildiği, ürünlerin 12/12/2014 ve 28/02/2015 tarihli faturalar ile satışının yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, ürünlere ait 17/12/2014 ve 28/02/2015 tarihli sevk irsaliyelerinin de davalı tarafından sunulduğu görülmüştür.Davacı tarafından satıcının ağır kusurlu olduğu yönünde bir iddia ve delil sunulmadığı gibi  ürünleri  aldığı tarihten başlayarak iki yıl içinde ayıp nedeniyle bildirimde bulunulduğuna ilişkin delil sunulmadığı, ürünlerin satış ve teslim tarihine göre TBK'nın 231. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 27/01/2021 tarihi itibariyle dolduğu, zamanaşımını kesen yahut durduran bir neden bulunmadığı, süresinde davalı tarafından zamanaşımı def’inde bulunulduğu anlaşılmakla; davanın zamanaşımı nedeniyle  reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Davanın zamanaşımı nedeniyle süre yönünden reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, \"... Cad. No: ...   ... \" adresinde bulunan ... parke ve ... fabrika binasının maliki olduğunu, müvekkili şirketin fabrika binasının çatı kaplamasında kullanılan panellerin ara kısımlarına ışık ve sıcaklık ihtiyacı için kullanılan polikarbonat levha (sunroof) ürünlerini davalı şirketten satın aldığını ve ilgili şirket tarafından bu ürünlerin montajının yapıldığını, Polikarbon levhaların, ışık ihtiyacı olan yerlerde, sıcaklığın korunmak istendiği mekanlarda, ses izolasyonu yapılmak istenen ortamlarda, dayanıklı malzemelerin tercih edildiği tüm ortamlarda ilk tercih edilen malzemeler olduğunu, yine özellikle inşaat sektöründe kullanılan polikarbon levhaların bir diğer adıyla polikarbonat levha, cama oranla çok daha sağlam, uzun ömürlü ve hafif bir malzeme olduğunu, cama oranla daha hafif olması, kırılma ve darbelere karşı dayanıklı olması bununla birlikte ışığı geçirgenlik özelliği sebebiyle inşaat sektöründe yaygın şekilde kullanıldığını, ancak bu levhaların kullanımdan kaynaklanmayan, malın ayıplı olmasından dolayı kendisinden beklenen faydayı ve özellikleri kısa bir süre içerisinde kaybettiğini, levhalar üzerinde çürümeler meydana geldiğini, davacıya teslim edilen maldaki ayıp henüz ortaya çıkmaya başladığını, müvekkili şirket yetkilileri tarafından davalı şirket ile yapılan şifahi görüşmelerde ilgili hususlar belirtilerek üründe çıkan gizli ayıplar bildirilmişse de bir netice alınamadığını, hasar ve delil tespiti amacıyla Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/46 D.İş sayılı dosya açıldığını,  Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/46 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunun yapılan tespitler bölümünde ‘Özellikle bina güney cephesindeki polikarbon levhalar olmak üzere, polikarbon levhalarda düşmeleri renk değiştirme, ondülasyon, çatlama ve kırılmalar tespit edilmiştir. Polikarbon örtünün düşmesi nedeniyle çatı örtüsünün muhtelif kısımlarında açılmalar olduğu, fabrika binasının dış hava koşullarından korunmasında zafiyet oluştuğu görülmüştür. Açık kısımların rüzgarda uçabilen hafif metal kaplamalarla örtülmeye çalışıldığı, üzerlerine brikat konulduğu, bu durumun özellikle rüzagarlı havalarda, can ve mal emniyetini tehlikeye atacağı anlaşılmıştır.’ şekline belirtildiğini, bu halde, taşınmazda çatı kaplama polikarbon levhaların aleyhine tespit istenilen tarafından yapıldığını,inşaa edildiği ancak yapının fen ve sanat kurallarına aykırı şekilde imal edilmek suretiyle tesliminin ve montajının yapıldığının anlaşıldığını, yerel mahkemenin her ne kadar zamanaşımı başlangıcını malın satış ve teslim tarihine göre belirlemiş ise de bu dava dilekçesinde ileri sürülen iddialara uygun olmadığını, dava dilekçesinde iddia edilen ayıbın varlığının henüz satış ve teslim anında bulunmayıp sonradan ortaya çıkan ayıptan kısacası gizli ayıptan bahsedilmekte olup iddiaya göre inceleme yapılamadan zamanaşımı başlangıcının bu tarihlere göre belirlenmesinin doğru olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili  istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça öne sürülen tüm istinaf sebeplerinin dinlenemez olduğunu, yerel  mahkemenin verdiği kararın gerekçe ve sonuç olarak hukuka ve kanuna uygun olduğunun her türlü şüpheden uzak olduğunu, davacının mesnetten yoksun istinaf başvurusunun reddinin gerektiğinin açık olduğunu savunarak davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve  vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, 6098 sayılı TBK'nın 227  ve devamı maddeleri uyarınca ayıplı olduğu iddia edilen polikarbon  levhaların ayıp nedeniyle  ayıpsız misli ile değişim olmadığı takdirde genel hükümler uyarınca 1000 TL alacak talebine ilişkindir.Davacı   davalı ile   aralarında davalı şirkettin ürettiği  polikarbon levhaların fabrikalarında montajı ve teslimi konusunda anlaşma olduğunu, ürünlerin ayıplı olduğunu  belirterek eldeki davayı açmıştır. Davalı, bahse konu ürünlerden 48 adedini davacıya ...   tarih ...  sıra 30.949,25 TL bedelli fatura ile 21 adedini davacıya 28.02.2015   tarih ...  sıra 9.783,14 TL bedelli fatura ile  sattığını ve teslim ettiğini, montaj işinin kendilerince yapılmadığını davanın zaman aşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Davacının satılan ürünlerde çürüme olduğunu beyan ederek ayıpların tespiti amacıyla   22.07.2020 tarihinde Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine baş vurduğu görülmüştür.Taraflar  Limited  şirket olup  6102 sayılı TTK  16. Maddesi uyarınca tacirdirler.Davacı davalı ile aralarında  eser sözleşmesi kurulduğunu davalı ise satım sözleşmesi kurulduğunu iddia etmiştir.Taraflar tacir olup uyuşmazlığa konu ürünlerde   ticari amaçla  satın alındığından uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu sabittir.Davalı tarafça dosyaya sunulan  ...  tarih ... sıra 30.949,25 TL bedelli fatura ile...   tarih ... sıra 9.783,14 TL bedelli fatura içerikleri incelendiğinde  69(48 +  21 ) adet  polikarbonat levha malzemesi  satışına ilişkin olduğu faturalarda montajcve işçilik kaleminin bulunmadığı davacının da dosyaya taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğuna dair yazılı deliller sunmadığı görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık  ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya  sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Taraflar arasında kurulan akdin nevine göre uyuşmazlığın çözümünde  satım sözleşmesine ilişkin hükümlere değinmekte fayda vardır.Türk  Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır.6098 sayılı Türk  Borçlar Kanunu’nun. 207 ve devamı maddelerinde satım sözleşmesine dair hükümler düzenlenmiştir.Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır.  Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.\" Alıcının bildiği ayıplar\" başlıklı 222. Maddesinde;  Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen  ayıplardan sorumlu  olmadığı,  yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak  böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı  TBK 223.maddesinde ise \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" hükmü düzenlenmiştir.\"Satıcının ağır kusurunun sonuçları\" başlıklı 225. Maddesinde;  Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde  bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir.<br>Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;  Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: <br>1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.<br>2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.<br>3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.<br>4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.<br>Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. \" \"Zaman aşımı\" başlıklı 231. Maddesinde;  \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından  doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile,  satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın  kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin  geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı  süresinden yararlanamaz.Davacı tarafından faturaya konu ürünlerin  17.12.2014 ve 28.02.2015 tarihlerinde   satın  alındıkları, davacı tarafından  22.07.2020 tarihinde Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine baş vurulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı 22.07.2020 tarihi öncesi davalıya baş vurduğunu ispata yarar deliller dosyaya sunmamıştır.Davacı dava dilekçesinde satın aldığı ürünlere davalı tarafından daha uzun süreli garanti verildiğini  veya sattığı ürünleri devr ederken ağır kusurlu olduğunu iddia etmemiştir. Bununla birlikte davacı tespit dava dosyası öncesinde davalıya TTK 18/3 hükmü uyarınca ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosyaya delil sunmamıştır.Davalı cevap dilekçesinde zaman aşımı definde bulunmuş olup  açıklamalar ve 6098 sayılı TBK 231. Maddesi uyarınca davanın reddi yönündeki mahkeme kararı yerindedir.Davacının mahkemece yapılan ihtar üzerine  dava değerini 40.732,39 TL olarak belirleyip bu değer üzerinden eksik harcı tamamladığı dolayısıyla dava değerinin 40.732,39 TL olduğu sabittir.  Bu durumda mahkemece red edilen meblağ  üzerinden AAÜT uyarınca davalı lehine maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla vekalet ücretine hükm edilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 23/11/2023 tarih ve 2023/146 E - 2023/1052  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,   <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  08/02/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e84a9af3f0091c98","SID":"0b87e47bf5008152"}}