{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1200 - 2024/191<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1200 <br>KARAR NO\t: 2024/191<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/472 Esas 2023/589 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 14/02/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı   süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.08.2020 tarihinde, ... plakalı aracın tek taraflı yapmış olduğu trafik kazasında araçta yolcu konumunda olan davacı ...'ın yaralandığını, davacının şu anda yatalak durumda olduğunu, kazaya neden olan ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin davalı ... Sigorta tarafından, kasko poliçesinin ise davalı ... Sigorta tarafından düzenlendiğini, davalılara başvuru yapıldığını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirtilerek şimdilik, 800,00 TL bakıcı gideri, 250,00-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 60.000,00 TL manevi tazminatın  temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili 11.05.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından; bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 410.000,00 TL olarak, sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 410.000,00 TL olarak, davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından; sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 250.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, Yeni Genel Şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri talebinin poliçe kapsamında olmadığını, kusur tespiti için rapor alınması gerektiğini, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini bildirerek  davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta Şirketi cevap dilekçesinde; davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, önce ZMMS limitlerinin aşılması gerektiği, ZMMS poliçe limitleri dolduğu halde kasko poliçe limiti olan 250.000,00 TL maddi tazminat ile sorumlu olduklarını, maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, müterafik kusur indirimi indirimi yapılması gerektiğini, kusur tespiti için rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediği, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini ileri sürerek bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 22.07.2022 tarihli raporda, davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle, kaza tarihinde yürürlükte olan, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğine göre % 97 maluliyet oranı tespit edildiği, davacının kusursuz yolcu konumunda olduğu anlaşıldığı, güncel içtihatlara uygun bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak, progresif rant yöntemine göre, davacı ... lehine 4.150.695,35 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, davacı lehine 5.024.651,12 sürekli bakıcı gideri zararı hesaplandığı, davacının, davalı ... Sigorta Şirketi'nden, Sakatlanma ve Ölüm Teminatı Yönünden toplam 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile Tedavi Sağlık Giderleri Teminatı Yönünden 410.000,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı talep edebileceği, ... plakalı aracın ZMMS poliçe limitinin tüketilmiş olması nedeniyle, davacının, kasko poliçesini tanzim eden davalı ... Sigorta Şirketinden 250.000,00 TL maddi tazminat talep edebileceği hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş olup davanın kısmen kabulü ile 410.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının ve 410.000,00 TL Sürekli İş Göremezlik Tazminatının temerrüt tarihi olan 29.09.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi (araç hususi olmakla) ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline, 250.000,00 TL Sürekli İş Göremezlik Tazminatının temerrüt tarihi olan 22.09.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi (araç hususi olmakla) ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar vermek gerektiği, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılsa bile zararın limitlerin üzerinde kalacağı, davacı lehine geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verildiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; \"1.-Davanın kısmen kabulü ile,<br>410.000 TL Bakıcı gideri tazminatının ve 410.000 TL Sürekli İş Göremezlik Tazminatının temerrüt tarihi olan 29.09.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline,<br>250.000,00 TL Sürekli İş Göremezlik Tazminatının ve 60.000,00 TL Manevi Tazminatın temerrüt tarihi olan 22.09.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yargılama aşamasındaki savunmalar yok sayılarak, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, kararın yeterli gerekçeyi ihtiva etmediğini, ilamda; ... Sigorta Şirketin'den, Sakatlanma ve Ölüm Teminatı Yönünden toplam 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi sağlık giderleri teminatı yönünden 410.000,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatına hükmedildiğini, sürekli bakıcı giderine ilişkin ayrı bir teminat limiti sigorta şirketince ayrılmamış olması, müvekkil şirketin sürekli iş göremezlik ve sürekli bakıcı gideri dahil 410.000,00-TL teminat limitinden sorumlu olmasına karşın, gerekçesiz ve eksik bir şekilde değerlendirme yapıldığını, sürekli bakıcı giderinin ölüm/sakatlık teminatı kapsamında yer aldığının KZMSS Genel Şartlarında açıkça belirlendiğini, kaldı ki davacının talebi olan sürekli bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu, itirazlar, baki kalmak kaydıyla; avukatlık ücret tarifesi kanununa ve yerleşik içtihatlara aykırı olarak, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, istinaf başvurusuna konu gerekçeli kararda; “Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince bakıcı gideri tazminatı üzerinden hesaplanan 60.400,00 TL nispi vekalet ücretinin ve sürekli iş göremezlik tazminatı üzerinden hesaplanan 60.400,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine...\" karar verildiğini, aynı davaya konu farklı talepler için tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak, her iki talep yönünden ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının faize ilişkin taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, KTK 99. maddesi uyarınca sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün, ancak sigorta şirketine ihbar ile başlayacağını, müvekkil şirkete usulüne uygun olarak ihbar yapıldığının ve tazminatın hesabına esas olabilecek tüm belge ve bilgilerin ibraz edildiğinin ispat görevinin başvuran tarafa ait olduğunu, ancak bu yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle müvekkil şirketin temerrüdünden bahsedilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının gerekçeden yoksun olduğunu, deliller değerlendirilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe ve teminat limitini aşar mahiyette hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olacağını, dava dilekçesinde bahsi geçen 02.08.2020 tarihinde kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın müvekkil şirkete 20.07.2020-20.07.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Kasko Genişletilmiş Ticari Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin manevi tazminattan söz konusu poliçede İMM teminat limitinin azami %25 kadar sorumluluğu söz konusu olduğunu, müvekkil şirket tarafından maddi tazminat ZMMS limitleri dolduğu halde kişi başı 250.000,00 TL'ye kadar sorumluluğunun söz konusu olduğunu, nitekim taraflar arasında tanzim edilen poliçenin \"MANEVİ TAZMİNAT KLOZU\" başlıklı bölümünde: \"Manevi  tazminat talepleri bu poliçede tayin edilen ihtiyari mali sorumluluk limitlerinin azami  % 25'i kadar ve maddi/manevi tazminat yekününün ihtiyari mali sorumluluk şahıs başına ve kaza başına limitlerini aşmaması kaydıyla hüküm ifade eder.\" şeklinde belirtildiğini, dolayısıyla davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket aleyhine hükmedilecek maddi ve manevi tazminat toplam tutarının her halükarda 250.000,00-TL'yi geçemeyeceğini, davacının güncel muayenesi yapılmamış olup evrak üzerinden rapor tanzim edildiğini, her halükarda kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulamadığını, mevzuata uygun olarak rapor hazırlanması için davacının sadece trafik kazası nedeniyle oluşan özür oranının tespiti amacıyla rapor vermeye yetkili Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü devlet veya Üniversite Eğitim Araştırma Hastanesinden kazazedenin bizzat muayene edilerek rapor alınması gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, zira sürekli maluliyet oranının, 20 Şubat 2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Çerçevesinde hazırlanması gerektiğini, Yönetmeliğin 6.maddesinde sağlık kurulunun kimlerden oluşacağı 8.ci maddesinde ise raporun nasıl düzenleneceğinin belirtildiğini, itirazlar baki kalmak kaydıyla bilirkişi raporunda TRH 2010  yaşam tablosuna ve 1.65 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun kabulünün mümkün olmadığını, müterafik kusur ve hatır indirimi yapılması gerektiğini, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen avukatlık vekalet ücretinin hatalı olduğunu, müvekkil şirket yönünden diğer davalılar aleyhine yöneltilen davada her tazminat kalemi için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi  tazminat istemidir.<br>Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kaza tarihinde Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in yürürlükte bulunduğu anlaşılmakla hükme esas alınmamasında isabetsizlik görülmemiştir.<br> Hesaplama yöntemine gelince, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hâkim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarı, hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmişti. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas, – 2020/8874 Karar. sayılı ilamı, 14/01/2021 Tarih 2020/2598 Esas. – 2021/34 Karar. sayılı ilamı). Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nın 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve anüite formülüne göre devre başı ödemeli belirli süreli rant esası (%1,8 teknik faiz) bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Anılan nedenlerle tazminat hesaplamasında davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosu’na göre belirlenmesi, davacının bilinen dönem sonrası muhtemel gelirinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek aktif ve pasif dönem tazminat hesabı yapılması gerekmekte olup, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Teminat limiti konusunda ise, uyuşmazlık, davacının sürekli bakıcı gideri zararının “sakatlık teminatı” kapsamında mı, yoksa “tedavi gideri teminatı” kapsamında mı olduğu noktasında toplamaktadır.\tTedavi gideri ve sakatlık olarak iki ayrı teminat limiti bulunmakta olup, limit kişi başına ölüm/sakatlanma bakımından 410.000,00-TL, tedavi gideri bakımından 410.000,00-TL'dir.\tDaimi sakatlık tazminatında mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma hesaplanırken, yaşam boyu bakıcı gideri tazminatında, mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleri hesaplanmaktadır. Daimi iş gücü kaybı tazminatı ile yaşam boyu bakım giderleri farklı tazminat kalemleri olup, yaşam boyu bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bakıcı giderleri de tedavi giderleri kapsamındadır. Limitler dahilinde davalı ... Sigorta A.Ş.  tedavi giderlerinden de sorumludur. Somut olayda; sürekli bakıma muhtaç kalacak derecede yaralanan davacı, bakıcı masraflarını da talep etmiştir. Bakıcı gideri sakatlanma tazminatı kapsamında değerlendirilemez, ancak kişinin yaralanması nedeni ile bakıma ihtiyaç duyduğu dönem içinde yapacağı bakıcı gideri, tedavi gideri olarak hükmedilebilir. Bu nedenle davalı ... Sigorta AŞ’nin maluliyet nedeni ile tazminata mahkum edilmesi, bakım ihtiyacı nedeniyle yapılacak gider yönünden sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, tek teminat limiti bulunduğuna ilişkin istinaf sebeplerine de itibar edilememiştir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 110. maddesi gereğince davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır. Davacının, aynı davalıya karşı olan birbirbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik - fer'ilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde,  ileri sürmesine davaların yığılması denir. Buna göre eldeki davada, objektif dava yığılması mevcut olup, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT.'nin 10. maddesine göre her talep yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davacı tarafın, her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiş olması HMK’nin 110. maddesi gereğince dava yığılması niteliğinde olup, kabul edilen bu istemlerin her biri için davacı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/03/2018 tarihli, 2016/9119 Esas ve 2018/1929 Karar nolu kararı) bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde değildir.<br>Bununla birlikte, dosya kapsamında bulunan Kaskolay Hususi Genişletilmeş Kasko Sigorta Poliçesinde ölüm malul ŞB 250.000,00 TL olarak belirtildiği, poliçede yer alan manevi tazminat klozunun bu poliçede tayin edilen ihtiyari mali sorumluluk limitlerinin azami %25'i kadar limiti aşmaması kaydı ile hüküm ifade ettiği belirtilmiştir. Mahkemece davalı sigorta yönünden bu husus dikkate alınmadan, poliçe limiti aşılmak suretiyle  karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf talebinin incelenmesinde ise, <br>Sigorta şirketi hakkında, ZMMS kapsamında açılan sorumluluk davasında, KTK'nın 99. maddesinde sigorta şirketinin, zarar görenin Genel Şartlar'da sayılan evraklar ile kendisine müracaat etmesi halinde, 8 iş günü sonunda temerrüdünün gerçekleşeceği kabul edilmiştir. Zarar görenin eksik evrak ile müracaat etmesi halinde temerrüt gerçekleşmeyeceğinden, ancak açılan dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilebilir.<br>Somut olayda; davacı, davalıya tazminat talebine esas alınacak maluliyet raporu alınmaksızın müracaat ettiğinden, dava öncesi temerrüdü gerçekleşmediğinden, hükmedilen tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hükmedilen tazminatın dava tarihinden önce yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş olması isabetli değildir.<br>İhtiyari mali mesuliyet sigortası açısından ise, ihtiyari mali sorumluluk sigortasına uygulanacak hükümleri düzenleyen 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 100. maddesinde aynı Kanun'un 98 ve 99. maddelerine atıf yapılmamış olması ve genel şartlarda da bu hükümlere paralel bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tür sigortada tazminat alacağının muacceliyeti genel hükümlere göre saptanmalıdır.<br>Sigortacının sigorta bedelini ödeme borcuna ilişkin TTK'nın 1427/2. maddesi hükmü uyarınca, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. Davadan önce ihbar bulunmadığı takdirde davalı sigortanın dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16/05/2019 tarih ve 2016/12563 Esas, 2019/6224 Karar sayılı ilamı)<br>Belirtilen düzenleme uyarınca, hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra alacağın muaccel olacağı dikkate alınarak faiz başlangıç tarihi belirlenmelidir. Davacılar vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş.’ye başvurusunun tebliğ tarihi 09/09/2020 olup, buna göre anılan davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi de 24/10/2020  tarihi olmakla (aynı yönde Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2019/1089 E.-2020/4351 K), birlikte, bu tarih davadan sonraki bir tarihe tekabül ettiğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gereği gözetilmelidir. <br>Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı  kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi kapsamında kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıdaki eksik deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;\t<br>1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12/07/2023 tarihli, 2020/472 Esas – 2023/589 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davalıların sair istinaflarının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>3-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca  KESİN olmak üzere 14/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br>\t Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e3e642015ea5527","SID":"d4290227952c566a"}}