{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                     T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/208 <br>KARAR NO\t\t: 2024/310<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/39 Esas -  2022/525 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>\t\t2-... - ...<br>\t\t3-... - ...<br>\t\t4-... - ...<br>\t\t5-... - ...  <br>VEKİLİ\t: Av.  ... -...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ... -  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br>DAVALI\t: RAY SİGORTA A.Ş. <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -...\t  <br>\t  Av. ... -...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br><br>BAŞVURU TARİHİ\t: 25.12.2022 - 30.12.2022 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ     : 31.01.2023 <br>KARAR TARİHİ\t: 14.02.2024 <br>YAZIM TARİHİ\t: 14.02.2024 <br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.02.2017 günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken araçta davacıların murisi ... olduğu halde viraja dar bir açı ile mevcut hızı ile girmesi akabinde sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağ tarafından yoldan çıkıp yol dışında devrildiğini, kazada sürücü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yaptıkları başvurunun sigorta genel şartlarına göre teminat dışı olduğunu ileri sürerek tazminat taleplerini reddettiğini belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalması kaydı ile davacı baba ... ve ... için 500,00'er TL, destekten yoksun kalma tazminatının, yine davacı ... ve  ... için 1.000,00 TL cenaze ve defin giderinin,  tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılar  ... ve ... için 75.000,00' er TL, diğer davacı kardeşler için 50.000,00 er TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacılar vekili 06.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini davacı ... için 552.437,62 TL'ye, davacı ... için 278.173,38 TL'ye, cenaze ve defin giderinin davacı ... ve davacı ... için toplam 1.500,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde;  Davacı tarafça dava dilekçesinde davalının asli ve tam kusurlu olduğunu, müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını iddia etmiş ise de davalının kazada asli kusurlu kabul etmek hakkaniyetle bağdaşmayacağını, söz konusu kazada Karayolları Genel Müdürlüğü'nde kusurlu olduğunu ve davalıya izafe edilen kusur durumunu kabul etmediklerini, kazada davacıların murisinin emniyet kemeri takmayarak zararın artmasına neden olduğunu, müvekkil ile arkadaşları piknik yapmak amacıyla yola çıktıklarını, müteveffayı da bu şekilde araca aldığını, bu nedenle meydana gelen elim kaza neticesinde hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarih, meydana geliş şekli, zarar görenlerin konumları, davacının müterafik kusurlu olduğu da gözetildiğinde davacı yanın manevi tazminat istekleri fahiş derecede yüksek olduğunu ve söz konusu tutarların zenginleşme amacı taşıdığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı Ray Sigorta A.Ş vekilinin cevap dilekçesi ile; ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ölüm başına azami teminatının 330.000 TL olduğunu, huzurdaki davaya konu kazada vefat eden ... aracın işleteni olup, davacıların talebi poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, Sigorta ilişkisinin sigortalının 3. Kişilere olan sorumluluğunu temin altına alındığını, somut olayda işletenin 3. Kişi olmaması ve işleten sıfatıyla da kendi aracının trafik sigorta poliçesinden faydalanamayacak olması ve davacının vefat edenin haklarıyla sınırlı haklarının bulunması sebebiyle \"kimse kendi kusurundan faydalanamaz ilkesi\" ve de davacının destek zararlarından kaynaklı davalı şirkete herhangi bir tazminat sorumluluğu yüklenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü ile; Davacı ... için 552.437,62 TL, davacı ... için 278.173,38 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 25.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, 33.000,00 TL araca ilişkin bedel ile 1.500,00 TL defin giderinin 25.02.2017 tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacılar ... ve ...'a verilmesine, Davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine, davacılar ... ve ... için 70.000,00'er TL, davacılar ..., ... ve ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında Anayasa Mahkemesi'nin KTK hükümlerinin bir kısmında verdiği iptal kararı ile çelişerek ZMSS Genel Şartlar hükümleri dayanak gösterilerek sigorta şirketi yönünden açılan davasını reddettiğini, davacıların üçüncü kişi olduğunu, sigorta şirketinin bu tazminatta sorumluluğunun bulunduğunu, davacıların desteği ...'ın yolcu olarak bulunduğu sırada sürücü ...'ın asli ve tam kusuruyla hayatını kaybettiğini, davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6 maddesinin (d) bendi gereği verilen red kararının kanuni dayanağı kalmadığından ve dava tarihinde KTK md.92 de sigorta şirketinin dayandığı ZMSS Genel Şartlarının A.6 maddesinin (d) bendini içerir bir hüküm bulunmadığından destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğundan davalı sigorta şirketine yönelik taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, Anayasa mahkemesi kararı, Yargıtay kararları ve yerel mahkeme kararları incelendiğinde her iki davalının da huzurdaki davada destekten yoksun kalma tazminatıdan sorumluluğunun bulunduğunun açık olduğunu ve her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek istinaf itirazlarının kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatı talebinin davalı sigorta şirketi yönünden kabülüne, davacıların manevi tazminat zararlarının ise talepleri gibi aynen kabülü ile davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde; dosya içerisinde mevcut dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin değerlendirilmediğini, mahkemenin Otomotiv Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. ...'dan araç hasarı ile ilgili rapor aldırırken bu bilirkişinin, ceza mahkemesinde aldırılan ATK kusur raporuna atıf yaparak araya birkaç cümle kusurla ilgili  sıkıştırdığı beyanları yeterli görerek kusur yönünden rapor aldırılması taleplerini ciddiye dahi almadığını, davacıların murisinin emniyet kemeri takmaması ve hatır taşıması olgusu dikkate alınmayarak gerekli indirimlerin yapılmamasının  hatalı olduğunu,  davalının evli ve çocuğu olduğunu, kirada olduğunu, eşinin çalışmadığını ve hiçbir mal marlıklarının bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek istinaf incelemesi sonunda yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini; aksi kanaatte ise Hatır ve Müterafik Kusur indirimi yapılmasını ve manevi tazminat tutarlarının hakkaniyete uygun olarak hükmedilmesine, aksi kanaatte ise dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilerek işin esasına girilip yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı,araç hasar bedeli, cenaze defin gideri ile manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>Somut olayda, 25.02.2017 tarihinde,davalıların sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın, karıştığı tek taraflı kazada davacıların desteği oğlu/kardeşleri  yolcu ... vefat etmiştir.<br>Hükme esas alınan otomotiv mühendisi bilirkişi raporunda dava dışı sürücünün viraja gelmeden önce tedbir alabilecek yeterli mesafe bulunduğu, tek taraflı meydana gelen trafik kazasında karayolları idaresine bir kusur yöneltilemeyeceğinin belirtildiği, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının yerinde görüldüğü, her ne kadar ceza dosyasındaki iddianame içeriğinde Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'nın olay yeri inceleme raporuna göre emniyet kemerinin takılı olmadığı belirtilmiş ise de kaza tespit tutanağında emniyet kemeri kısmının belirsiz olduğu, ekindeki kaza tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında müteveffanın aracın arkasında sıkıştığı, itfaiye  ekiplerince çıkarıldığının belirtildiği dikkate alındığında davacıların desteğinin müterafik kusur teşkil edecek eyleminin dosyaya yansımadığı, müteveffa ve davalı sürücünün arkadaşları ile pikniğe giderken olayın meydana geldiği,müteveffanın aracın maliki olduğunda dikkate alındığında hatır taşıması indirimi uygulanmaması dairemizce doğru bulunmuş,  haksız fiil niteliğindeki eylemin gerçekleştiği yer ve zaman, gerçekleşme biçimi ve sonuçları,  olayların gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminat takdirine ilişkin diğer ilkeler de nazara alındığında dairemizce yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının da olaya uygun olduğu değerlendirildiğinden taraf vekillerinin bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Davacılar vekilinin davalı sigorta şirketi bakımından davanın reddine ilişkin istinaf itirazının değerlendirilmesinde;<br>Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi açısından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasına ilişkin hükümlerin irdelenmesi gerekmektedir.<br>Davalı, kaza yapan aracı ZMMS ile sigortalayan sigorta şirketi olup, kanunla sınırları belirlenen işletenin üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğunu üstlenir.  <br>01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde; “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün veya işletenin kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır.<br> 6704 Sayılı Kanun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesine eklenen \"h\" ve \"i\" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 tarihli kararında teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesinin \"i\" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş, \"h\" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen \"İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri\" maddesine ilişkin gerekçesinde; \"2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir.\t<br>Yukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin KTK.nın 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez. Kural uyarınca sigortalının sorumluluk riski kapsamında değerlendirilemeyecek risklerden doğan tazminat taleplerinden dolayı zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanılarak sigorta şirketinden talepte bulunulmayacaktır. Mali sorumluluk sigortasının sigortalının kanundan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına almak amacıyla zorunlu kılındığı dikkate alındığında, sigortalının hukuki sorumluluğu kapsamında olmayan tazminat taleplerinden dolayı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamamasının işin niteliği gereği olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğunun zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına aldığı riskler ile sınırlandırılması suretiyle ilgililerin, işletenin dahi sorumlu olmadığı tazminat taleplerini sigorta şirketine yöneltmelerinin önüne geçilmesinin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda esasen sigortalıdan talepte bulunması mümkün olmayan ilgililerin, sigorta şirketinden de talepte bulunamamasının Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen hakları ihlal ettiği söylenemez. Kuralın ilgililerin menfaatleri ile sigorta şirketinin menfaatleri arasında makul bir denge kurulmasını engelleyen bir yönünün bulunmadığı görülmektedir.\" denilerek, 2918 Sayılı yasanın 85. maddesi kapsamında kalmayan, üçüncü kişilerin zararlarının sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Buna göre, sigortalının  araç sürücüsünün  kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin \"h\" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda 2918 Sayılı Yasanın 85. maddesi kapsamında işletenin sorumlu olmadığı hususların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı ya da doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumluluğu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.\t<br>Somut olayda, desteğin, dava dışı üçüncü kişinin sevk ve idaresindeki araçta yolcu olarak bulunduğu, araç sürücüsünün kusuru ile sebebiyet verdiği kazada vefat ettiği, sigortalının destek ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kaza ve poliçe düzenleme tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK.nın 92/h maddesi gereğince sigorta şirketi tarafından işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu poliçe limitleri kapsamında teminat altına aldığından  üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararlarından sorumlu olduğu, başka bir deyişle sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği, araçta yolcu olup aynı zamanda aracın işleteni olan sigortalı ...'ın üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, işletenin vefatı nedeniyle oluşan destek zararlarının poliçe teminatı kapsamında olmadığı anlaşıldığından davanın sigorta şirketi yönünden reddi kararı doğru bulunmuş davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığından, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2022 tarih ve 2021/39 Esas, 2022/525 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekili  ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2- Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacılardan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70*5=403,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 24,10 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken 74.807,03 TL harçtan peşin alınan 18.702,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 56.105,03 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan  istinaf avansının yatıranlara iadesine, <br>5-Karar tebliği ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,  <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14.02.2024<br><br>Başkan ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>*Üye ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>Üye  ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır   <br><br><br>        *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f63563028e0097fd","SID":"371b590d1b3bb500"}}