{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1454 <br>KARAR NO: 2024/73 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 18/05/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/494 Esas 2021/394 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ile davalı arasında kargo sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin unsurları gereği taşıyıcının taşıma taahhüdünde bulunduğunu, gönderenin ise taşıma ücretini vermeyi borçlanması olduğunu, bu sözleşme içerisinde mesafelere ulaştırma saatleri, davalı ve davacı şirketin yükümlülükleri, ücret tarifesi ve ödeme şekli, uyuşmazlık durumunda yetkili mahkemelerin hususlarının belirtildiğini, davacının, davalı ile arasındaki kargo taşıma sözleşmesindeki taşıma taahhüdünü özenle yerine getirdiğini, yapılan taşıma işlemleri neticesinde faturalar kesildiğini, bu karşılık davalının, davacı şirket tarafından gerçekleştirilmiş olan taşıma hizmetine karşılık olarak ödenmesi gereken ücreti ödemediğini, bu fatura değerleri toplamının 15.204,54TL olarak çıktığını, toplam tutarı 15.204,54TL olan faturaların davacı şirketin ticari defterleri incelendiğinde görülebileceğini, davacı tarafından bahse konu alacağın tahsili amacıyla davalı taraf aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, anılan dosyanın yenilenerek ... esas numarasını aldığını, borçlu tarafından kötü niyetli itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının mesnetsiz davasının reddi gerektiğini, davalı ile davacı arasında taşımacılık sözleşmesi yapıldığını, bu bağlamda davacı tarafından düzenlenen faturaların  davalı federasyona ödendiğini, son olarak ise 23/01/2017 ile 13/03/2018 tarihleri arasında 255 adet gönderi için toplamda 38.428,87TL fatura bedeli çıkartıldığını ve ödenmesi için davalıya gönderildiğini, aynı cari hesap dönemi içerisinde davalı federasyonun 7 koli gönderisini aynı anda davacının Rüzgarlı şubesine teslim ettiğini, hepsinin aynı anda teslim edilmesine rağmen kolilerden 5 tanesinin zamanında alıcısına ulaştırıldığını, 2 kolinin ise gitmesi gereken yere ulaştırılamadığını, bu nedenle ulaştırılamayan 2 koli içerisindeki malzemelerin davalı tarafından yeniden tedarik edilerek farklı bir yöntemle hızlıca alıcısına ulaştırıldığını, hal böyle olunca davacıya verilen ancak alıcısına ulaştırılamayan 2 adet kolinin tekrar istendiğini ve gelen 2 adet koliye ait kargonun, gönderi kolisinin parçalanmış olması sebebiyle davacı şirket tarafından \"iki koli malzeme kırık ve hasarlı teslim alınmıştır\" ibaresi ile federasyon çalışanına teslim edildiğini, kırık ve hasarlı koliler açıldığında içindeki 5 adet ürünün kırık olduğunun tespit edildiğini ve söz konusu durumun derhal davacıya bildirildiğini, zararın tespiti için 4 farklı  marketten fiyat alındığını ve toplamda 2.972,10Euronun davacı şirketten talep edildiğini,  ancak bütün taleplerine rağmen zararın karşılanmadığını,  davalı tarafından düzenlenen 34.428,87TL değerindeki fatura alacağından ilgili zararın TL olarak karşılığı olan değerin düşüldüğünü ve davacıya 23.239,22TL ödeme yapıldığını, geri kalan tutarın ise davalının zararının ödenene kadar ödenmeyeceği veya bakiye fatura alacaklarına karşı sayılacağının davacı şirkete bildirildiğini, taraflar arasında   sulh olarak online mutabakat formu onayladığını, davacı kargo şirketinin 30/09/2018 tarihi itibari ile cari hesap bakiye bilgisini 0 TL olarak mailde taraflarına bildirildiğini, bu nedenle davalı tarafından zararın tazmini hususunda ek bir icra takibi yoluna gidilmediğini, davacının iddialarının haksız olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/05/2021 tarih ve 2020/494 Esas 2021/394 Karar sayılı kararı ile; \" Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, faturalar, cari hesap ekstresi, sözleşme, mutabakat formu, ticari defter ve kayıtlar  celp olunmuştur.  İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ...  AŞ tarafından borçlu Türkiye Satranç Federasyonu aleyhine 15.204,54TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyada toplanan deliller nazara alınarak, dosya  bilirkişiye gönderilmiş olup, bilirkişi SMMM ... tarafından tanzim olunan 15/03/2021 tarihli raporunda; davacının mail adresinden davalıya 01/10/2018 tarihinde gönderilen online mutabakat formunda  \"30/09/2018 tarihi itibari ile cari hesap bakiyesi 0,00TL\" şeklinde metin içeren mail ile tarafların mutabık olduğunun görüldüğünü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın cari hesap konusunda toplandığını,  mutabakat mektubunun düzenlendiği 30/09/2018 tarihinden önce ortaya çıkan ayıplar nedeniyle mutabık kalınan 15.000TLlik alacaktan bir tenzilat yapılmaz ise de 30/09/2018 tarihinden sonra ortaya çıkan gizli ayıpların giderilme bedelinin hesaplanıp alacaktan mahsup edileceğini,  davacı tarafından icra dosyasında 15.204,54TL asıl alacak yönünden ilamsız takip başlatmış ise de, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, söz konusu alacak bakiyesinin olmadığını, davacı tarafından davalı ile ticari ilişkinin 25/05/2018 tarihinde sonlandığı ve bakiyenin 0 olduğunun tespit edildiğini,  taraflar arasındaki mutabakata ilişkin mailin mahkemece kabul edilmesi halinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığını belirtmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora karşı beyan ve itirazlar dosyaya ibraz edilmiştir. Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince verilen taşıma hizmet bedelinin tahsili maksadı ile başlatılmış olan takibe vaki itirazın iptali  talebine ilişkindir. Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve  tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında kargo sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ise işbu taşıma sözleşmesi gereğince verilen taşıma hizmeti sonucu davacının alacağının tahsiline yönelik başlattığı icra takibine davalının itirazı noktasında toplandığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından davalıya 01/10/2018 tarihinde gönderilen mailde online mutabakat formunda \"30/09/2018 tarihi itibari ile cari hesap bakiyesi 0,00 TL\" metnini içeren mail ile tarafların mutabık oldukları,  mutabakat mektubunun düzenlendiği 30/09/2018 tarihi itibari ile cari hesap bakiyesinin 0,00TL olarak taraflarca kabul edildiği,  davacı tarafça mutabakat formunun sehven gönderildiği iddia edilse de dosyaya sunulan ve itiraza uğramamış teslim tutanaklarına göre  gönderinin bir kısmının hasarlı olarak davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan belge ve faturalara göre hasar bedeli olan 2.972,10 EU'nun davalı tarafından bu miktar düşülerek yapılan ödeme tarihindeki (04/05/2018) kur üzerinden TL karşılığı mahsup edildiğinde davacının davalıya herhangi bir borcunun kalmadığı, bu itibarla da mutabakat formunun sehven gönderildiğine ilişkin davacı iddialarına itibar edilemeyeceği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafın davalı taraf ile ticari ilişkisinin 25/05/2018 tarihinde sonlandığı ve mutabakat formu da dikkate alındığında bakiyesinin 0 olduğunun tespit edildiği, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı,  davacı tarafın davalı hakkında başlattığı icra takibinde davacının haksız olduğu anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Sübut bulmayan davanın REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine başlatmış oldukları İstanbul .... İcra Dairesindeki ... E. sayılı dosyasına haksız şekilde itiraz ettiğini ve itirazın iptali davası ikame ettiklerini, yerel mahkemenin yapmış olduğu yargılamada itirazlarını dikkate almaksızın eksik inceleme ile hüküm kurmuş olduğunu, ilgili kararın son derece haksız ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin, dosyada alınan bilirkişi raporunda itirazlarını hiçbir şekilde dikkate almadan davanın kabulüne karar verildiğini, Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda müvekkil şirketin cari hesabına ilişkin yanlış değerlendirmelerde bulunulmuş olup müvekkil şirketin alacaklı olmadığı şeklinde hatalı bir tespitte bulunulduğunu, İşbu dosya kapsamında yapmış oldukları itirazlarında da belirttikleri üzere dosyaya ibraz olunan raporun müvekkil şirket cari hesabında yapılan tespitler bölümünde taraflar arasında karşılıklı olarak borç alacak ilişkisinin sıfırlandığı bu nedenle de müvekkil şirketin davalı şirketten alacaklı olmadığı yönünde yapılmış olduğunu,Bilirkişiler tarafından ekstrenin sıfırlanmış olarak görünmesinin müvekkil şirketin iç prosedürü olan ve borçlu davalı şirketi hukuka sevk etmek üzere hazırladığı cari hesap ekstresinde hesabını sıfırlamasından ötürü kaynaklanmış olduğunu, Dosyaya sunulu ilgili cari hesap ekstresinde müvekkil şirketin iç prosedürü olarak davalı şirketten alacağını hukuka sevk etmek amacıyla sıfırlamakta olduğunu, borçlu şirketlerin hukuka sevk edilmesi yani alacakların yargı yoluna taşınması işleminin; tahsil edilemeyen  faturaların tek tek girilmek suretiyle hesabın sıfırlanmakta ve davalı şirkete ait başka bir hesap oluşturulmakta olduğunu, bu nedenle faturaların sisteme ödeme olarak girilmesinin bilirkişilerin yanılgıya düşmesine sebep olduğunu ve müvekkil şirketin \"hukuka sevk edilen çıkışları\"nın ödeme olarak kabul edildiğini ve sonuç itibariyle cari hesap ekstresinde sıfırlanmış gibi anlaşılmış olduğunu, Rapora itiraz dilekçeleri ekinde sunulu olan ve defter incelemesi esnasında bilirkişilere ibraz edilen cari hesap ekstresine bakıldığında açıklamalar bölümünde yer alan hukuka intikal eden çıkış açıklamasına kadar karşılıklı ticari ilişkinin gerektirdiği şekilde yeri geldiğinde davalı şirket tarafından yapılan ödemeler yeri geldiğinde müvekkil şirket tarafında sisteme kaydedilen faturaların yer almakta olduğunu, devamla yukarıda da belirttikleri üzere \"hukuka intikal eden çıkış\" açıklamalarından hemen önce yer alan borç alacak bakiyesinde müvekkil şirket'in davalı şirketten 15.189,26-TL olan asıl alacak tutarında alacaklı olduğunun görülmekte olduğunu, Davalı tarafın alacağa konu faturalarla ilgili olarak tazmin talebi olduğundan işbu alacakların muhasebesel işlem olan 128 hesabına aktarılmış olduğunu, 128 hesabının işleyişinin şu şekilde olduğunu; tahsili şüpheli hale gelmiş olan alacakların ilgili hesapların alacağı karşılığında 128 nolu hesaba borç yazılarak bu durumdaki alacakların normal alacaklardan çıkarılacağını, alacağın tahsili veya tahsil edilemeyeceğinin kesinleşmesi durumda bu hesaba alacak kaydedileceğini, Yukarıda açıklanan, hesap ekstresinin sıfırlanmış gibi görünmesinin bu işlemlerden ötürü kaynaklandığını, zira yine işbu dilekçeleri ekinde sunmakta oldukları davalıya ait 128 hesap ekstresine bakıldığında dönem sonu kapanışta müvekkil şirketin 15.189,24-TL alacaklı olduğunun görüleceğini, ancak bilirkişinin sektörde uzman olmasına rağmen rutin bir muhasebe işlemi olarak  borcun 128 hesaba aktarıldığına dikkat etmeden bu şekilde bir tespitte bulunmasının kabul edilemeyeceğini, İlgili 128 hesap ekstresi uyarınca davalının borcunun açıkça görülmekte olup bilirkişinin bunu göz ardı ederek tanzim etmiş olduğu raporu kabul etmenin mümkün olmadığını, Raporda mutabakat sağlandığına ilişkin tespitler bulunsa da ilgili mutabakatın davalı şirkete sehven gönderilmiş olup akabinde bu hususta davalıya sehven gönderilen mutabakatlar için mail ile bilgilendirme yapıldığını, Nitekim mutabakat sağlanmadığı, müvekkil şirketin davalıya göndermiş olduğu ihtarname uyarınca borcun devam ettiği hususlarının açık olduğunu, Davalı tarafın, hasar gördüğü ve kaybolduğunu iddia ettiği kargolar için müvekkil şirket tarafından verilen bir tazmin onayı bulunmadığını, ancak davalı tarafın müvekkil şirketin işletilmesi gereken standart tazmin süreçlerini işletmeden kendi inisiyatifinde 3 ayrı yerden rayiç fiyatını öğrenip borcundan mahsup ettiğini, akabinde taraflar arasında mutabakat olduğu iddiasında bulunmakta olduğunu, Davalı sistem test edilirken sehven gönderilen mutabakat mailine göre borcu olmadığını iddia ediyor olsa da müvekkil şirket tarafından kabul edilmeyen tazmin taleplerini borçlarından düşüp ödeme yapmış olmasının da kendi içlerindeki çelişkiyi göstermekte olduğunu, Müvekkil şirket tarafından davalı şirkete mutabakat formu gönderildiği ve taraflar arasında anlaşıldığı iddia edilse de ilgili mutabakat formunun davalı şirkete sehven gönderildiğini ve akabinde bu işlemin sehven olduğuna dair davalı şirkete açıklama yapılmış olduğunu, bu nedenlerle taraflar arasında sağlanan herhangi bir mutabakat söz konusu olmadığını, zira davalı tarafın cevap dilekçesinde \"38.428,87 TL değerindeki fatura alacağından ilgili zararlarının Türk lirası karşılığı olan değer düşüldüğünü ve davacı şirkete 04.05.2018 tarihinde 23.239,2 TL ödeme yapıldığını\" şeklinde belirtmiş olup bu beyanın dahi müvekkil şirketin davalı şirketten kalan tutar için alacağını talep ettiğini açıkça göstermekte olduğunu, zira müvekkil şirketin kalan bakiye alacağı için davalı şirkete ihtarname gönderdiğin ve ilgili tutarın ödenmesini talep ettiğini, Tüm bu itirazlarının yerel mahkemeye yapılmış olmasına rağmen mahkemenin ek rapor alınması taleplerini reddettiğini, hükme esas alınan raporun eksik inceleme sonucu tanzim edildiği hususunun açık olmakla birlikte yerel mahkemece eksik bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermiş olduğunu, eksik inceleme ile verilen ret kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; Yerel Mahkemenin verdiği kararın ortadan kaldırılarak yeni bir kararla davanın kabulüne karar verilmesini, Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen kargo taşıma sözleşmesi kapsamında dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu taşıma hizmetinin davacı tarafından davalıya verilmesine rağmen davalı tarafından bakiye fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen kargo taşıma sözleşmesi kapsamında dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu taşıma hizmetinin davacı tarafından davalıya verilmesine rağmen davalı tarafından bakiye fatura bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında kargo taşıma sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmeye istinaden 23/01/2017-13/03/2018 tarihleri arasında davacı tarafından 255 adet gönderi için 38.428,87 TL fatura bedeli çıkarıldığını, aynı cari hesap dönemi içerisinde davalı tarafından davacıya 7 koli gönderi teslim edildiğini, kolilerden 5 adedinin alıcısına teslim edildiğini, ancak 2 adedinin alıcısına teslim edilmediğini ve davalının kargo şirketinden gönderileri hasarlı olarak tutanak ile teslim aldığını, kendileri tarafından alıcısına söz konusu emtianın tekrar tedarik edilerek teslim edildiğini, hasarlı teslim alınan emtiaya ilişkin zarar tespiti yapılmak suretiyle davacı şirketten zararın talep edildiği, ancak davacı şirket tarafından zararın ödenmediğini, kendileri tarafından zararın mahsup edilerek davacıya 23.239,22 TL ödeme yapıldığını ve taraflar arasında 01/10/2018 tarihli mutabakat maili ile mutabakat sağlandığını ve cari hesap bakiyesinin sıfırlandığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).   Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilikin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet teslimi faturayı düzenleyen tarafından geçerli ve yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından kargo taşıma sözleşmesi kapsamında faturalara konu taşıma hizmetinin verildiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında kargo taşıma hizmet sözleşmesi akdedildiğine dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; aynı cari hesap dönemi içerisinde davalı tarafından taşınması için davacıya teslim edilen 7 koli gönderiden 2 adedinin alıcısına hasarsız bir şekilde teslim edilip edilmediği, hasarlı olması halinde kusurun ve sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu, emtianın hasarlanması sebebiyle davalının zarar miktarı, taraflar arasında cari hesap mutabakatının sağlanıp sağlanmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarındadır.  Davacıya taşınması için teslim edilen 7 koli gönderiden 2 adedinin davalı tarafından 06/11/2017 tarihinde hasarlı teslim alındığı şerh düşülmek suretiyle davacı kargo şirketinden teslim alındığı davalı tarafından sunulan kargo iade tutanağı ve fotoğraf ile sabittir. Davalı tarafından hasarlı teslim alınan emtianın emsal fiyat araştırması yapılarak hasar tutarı olarak belirlenen 2.972,10 Euro bedelin ödenmesi için davacıya 14/05/2018 tarihinde ihtarname gönderilmiştir. Davacı tarafından ise davalıya 13/04/2018 tarihli ihtarname ile 38.428,87 TL fatura bedelinin ödenmesi ihtar edilmiştir. Davalı tarafından tespit edilen zarar miktarı mahsup edildikten sonra davacıya 23.239,22 TL ödeme yapılmıştır. Davacı tarafından davalıya 01/10/2018 tarihinde davalının cari hesap bakiyesinin (0) olduğuna ilişkin cari hesap mutabakat maili gönderilmiş ve davalı tarafından kabul edilmiştir. Tarafların defter ve belgelerinin incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalının cari hesap borcunu ödeme sebebiyle sıfırladığı ve davacının davalıdan alacaklı olmadığının tespit edildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasındaki hesap mutabakatına göre davalının davacıya olan cari hesap borcunu sıfırladığı ve borcunun olmadığı tespit edilmiştir. Ancak davacının cari hesap ekstresi incelendiğinde davacının davalıdan olan bir kısım fatura alacağını hukuka intikal eden çıkış olarak kaydettiği ve şüpheli alacaklar hesabına kaydettiği anlaşıldığından bilirkişi tarafından cari hesabın ödeme ile sıfırlandığının kabulü yerinde olmamıştır. Ancak  01/10/2018 tarihli online mutabakat formu ile taraflar davalının cari hesap borcunun (0) olduğu hususunda mutabakata varmışlardır. Davacı vekili tarafından söz konusu mutabakat formunun sehven davalıya gönderildiği ve bakiye borç bedelinin davalıdan talep edildiği ve mail ile düzeltme yapıldığı savunulmuş ise de dosyaya hatadan dönüldüğüne ilişkin bir  düzeltme ve mail yazısı sunulmamış ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacının söz konusu savunmasına itibar edilmemiştir. Kaldı ki davalı tarafından taşınması için davacıya teslim edilen emtianın davacı kargo şirketi tarafından herhangi bir çekince konulmadan alındığı dikkate alındığında emtianın hasarsız ve ambalajına uygun olarak teslim alındığının ve emtianın bir kısmının alıcısına teslim edilmeyip hasarlı bir şekilde davalıya iade edildiği iade tutanağı ve fotoğraf ile sabit olduğundan hasarın taşıma sırasında meydana geldiği ve hasalı emtia sebebiyle oluşan zarardan davacının sorumlu olduğunun ve davacının alıcısına teslim etmediği kargo hizmeti karşılığında taşıma ücreti talep edemeyeceğinin  kabulü gerekmektedir. Davalı tarafından yapılan emsal araştırmasına göre de tespit edilen zarar miktarı yerinde olup, söz konusu zarar miktarının davacının fatura alacağından mahsubu ile bakiye fatura bedelinin davalı tarafından davacıya ödendiği anlaşıldığından ve taraflar arasında mutabakat formu ile davalının cari hesap borcu sıfırlandığından davacının davalıdan alacaklı olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a93831932b16845c","SID":"77fbdedd210acf2a"}}