{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1618 <br>KARAR NO: 2024/124<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2023<br>NUMARASI: 2023/516 Esas -  2023/858 Karar<br>DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>Taraflar arasındaki Kıymetli Evrak İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı  davanın reddine yönelik hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ... Ticaret A.Ş Arnavutluk Cumhuriyeti\"nde  kurulu ve  Arnavutluk Cumhuriyeti Milli Ticaret Merkezi (...) 'de  ... numarası ile  tescilli ... (... )’nın  %100  hissedarı iken; Davalı  ... Ticaret A.Ş ile akdedilen 02/09/2016 tarihli hisse alım-satım ve hissedarlar sözleşmesi ile hisselerin %50’i 3.000.000,00 USD bedelle Davalıya satılmış,  %1’i ise ...’nın yapacağı maden çıkarma işlerinin finansmanı için ticari ilişki içinde bulunduğu  bankalardan kredi  temin edilebilmesini kolaylaştırmak için geçici olarak Davalıya devredilmiş olduğunu, sözleşmenin 5.2 nci maddesinde davacının bizzat ödeyeceği 1.500.000,00 USD'nin ödeme koşulları düzenlendiğini, ancak bu bedel davalı tarafından ödenmediğini,   ilerleyen süreçte ...  tarafından müvekkil şirkete hisse devir bedeli olarak ödenen 834.040,00 USD'nin hisse devir bedeli olarak değil borç olarak ödendiği ileri sürülerek bu bedelin geri ... ödenmesi için ... tarafından Davacı şirkete Beşiktaş .... Noterliğinin 26/01/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, neticeten;  davalı şirketin sözleşmede yazılı devir bedellerini ödememesi nedeniyle sözleşmenin 5 nci maddesinin son bendindeki \"İşbu sözleşmedeki devre konu hisse bedellerinin bu sözleşme hükümlerine uygun olarak ödenmemesi halinde, işbu sözleşme geriye etkili olarak fesh edilmiş (taraflar sözleşmeden dönmüş) olacaktır. Sözleşmenin fesh edilmesine sebep olan taraf, karşı tarafın bu nedenle uğramış olduğu zararların tazmini ile yükümlüdür” hükmüne  uygun olarak Davacı şirket bu sözleşmeyi geriye etkili olarak feshettiğini, sözleşme geriye etkili olarak feshedilmiş olduğuna göre her iki taraf karşı taraftan aldığını geri iade etmekle yükümlü olup öncelikle davalı şirket adına kayıtlı olan ... şirketinin %51 hissesinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için şirket hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, sözleşmenin feshine Davacı şirket haksız olarak sebebiyet vermiş olduğundan Davacının ihtiyati tedbir teminatı ödemekten muaf tutulmasına, ihtiyati tedbir kararının Arnavutluk Cumhuriyeti Milli Ticaret Merkezi (...)'a gönderilmesine, Tiran/Arnavutluk Ticaret Sicilinde Davalı şirket adına kayıtlı olan ...'a şirketinin %51 hissesinin  terkin edilerek (Davalıdan alınarak)  Davacı adına tescil edilmesine, talebin kabul görmemesi halinde, şimdilik 100.000,00 USD olmak üzere Davalı tarafından Davacıya ödenmesi gereken hisse devir bedelinin tespit edilecek bedelin ihtarnamenin Davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek bankaların USD ye uyguladıkları değişen oranlardaki en yüksek vadeli mevduat faizi ile birlikte Davalı tarafından Davacıya ödenmesine,yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin Davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  toplam hisse devir bedelinin açıkça belli olması ve hatta bu meblağa dava dilekçesinde de yer verilmiş olması karşısında, davacının alacaklı olduğu hususundaki ferî talebini, belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaat bulunmadığını, davacının, eksik harç bedelini ikmal etmesi gerekmekte olup aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, Davacının, şartları oluşmayan teminatsız ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini, Davacının huzurdaki davada alacak iddiasında bulunmuş olması dolayısıyla TTK md. 5/A uyarınca zorunlu arabuluculuk başvurusu yapması gerekirken herhangi bir başvuru yapmaksızın doğrudan işbu davayı ikame etmiş olması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, Davacının birbirinden farklı taleplerinin olduğu da dikkate alındığında, HMK'da belirtilen hangi dava çeşidinin ikame edildiği belirtilmeksizin taleplerin yalnızca asli talep - ferî talep şeklinde öne sürmesi usulen hatalı olup hangi dava çeşidinin ikame edildiğinin davacıya açıklattırılması gerektiğini, Davacı, her ne kadar hisse devir bedelinin ödenmediğini iddia etmiş de; toplam 3.000.000,00 USD'lik hisse devir bedelinin yarısı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin 5.2. maddesi uyarınca davacıya ödenmiş, bakiye bedel ise ...'nın kâr etmesi halinde müvekkile ait olacak kar payının temlik edilmesiyle ödenecek olmasına karşın ...'nın kâr edememesi sebebiyle Hisse Devir Sözleşmesi'nin 5.3. Maddesi muaccel hale gelmediğini, bu sebeple de temerrüdün gerçekleşmiş olduğu iddiası mesnetsiz olduğunu, Davacının, taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesinin 5.3. maddesinin geçersiz olduğu iddiası, hukuken son derece hatalı bir yoruma dayalı olduğu gibi tacir olan davacının bu iddiasını, Çerçeve Niyet Sözleşmesinin imzalanmasından 8; Hisse Devir Sözleşmesinin imzalanmasından ise tam 7 yıl sonra öne sürmesi dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, Davacının, ...'dan borç olarak almış olduğu tutarı, hisse devir bedeli olarak kabul etmesi, 01.01.2019 tarihli borç sözleşmelerine açıkça aykırı olup davacının, ... ile arasındaki hukuki ilişkiden huzurdaki davada bahsetmesinin de huzurdaki dava ile bir ilgisi bulunmadığını, davacının, hisse devir sözleşmesinin 5.3. maddesinin geçersiz olduğunu ileri sürmesine ve ... tarafından ödeme yapılamayacağı iddiasına karşın esasında kendisine ... tarafından borç olarak verilen tutarın, hisse devir bedeli olarak ödendiğini beyan ve iddia etmesi çelişkili olduğunu, davacı, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin kendisi tarafından geriye dönük olarak feshedildiğini iddia etmiş ise de, davacı tarafından açıkça ileri sürülmüş ve müvekkil Şirkete varmış, taraflar arasındaki sözleşmeye, usule ve hukuka uygun geçerli bir fesih/dönme beyanı bulunmadığından ve ayrıca, doğmamış bir hakkın hukuki tasarruflara konu edilmesi mümkün olmadığından taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesi halen ayaktadır ve cari olup, Davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin fesih/dönme yerine geçeceği mahkemece değerlendirilmesi halinde dahi davacı tarafından yapılan bu fesih haksız olduğunu, bu sebeple de davalı Şirketin uğramış olduğu zararların tazmini gerektiğini, Davacıya, Hisse Devir Sözleşmesinin 5.2. maddesi uyarınca nakden ödenmesi gereken hisse devir bedelinin ödenmiş olmasına rağmen davacının, müvekkili Şirketten herhangi bir şey almadığı iddiası kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket davacı taraftan ziyadesiyle alacaklı olduğunu, hem tazminat alacakları hem de cezai şart alacakları mevcut iken davacının sözleşmeyi fesih/dönme ile hisseleri iade isteyebilmesi ( kaldı ki ödenen 1.500.000 USD de müvekkile iade edilmemiştir) ayrıca bu talebi kabul olmazsa hisse devir bedelini bu aşamada isteyebilmesi mümkün olmadığını, Davacı tarafın huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gibi işbu davadaki talepleri bakımından taraflar arasındaki sözleşmeler, ...  mali durumu, ayrıca davacının müvekkili hisse devrinde yanılttığı nazara alındığında işbu davada şartlar oluşmadığını tüm bu sebeplerle işbu davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında \"..Davacının eski ortak olduğu bu nedenle bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları düzenlenmesi kapsamına girmeyeceği düşünülebilir ise de HMK 12. maddede gayrimenkuller açısından getiren düzenlemedeki maksada kıyasla, çoğu durumda bir gayrimenkule göre kıyas bile kabul edilemeyecek şirket mülkiyetinin değiştirilmesine ilişkin davanın ancak şirketin kayıtlı olduğu şirket merkezinde açılabileceği anlaşılmakla uluslararası münhasır yetkimiz bulunmamakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. (Emsal kararlar Ankara BAM 21. HD 2022/1731, 2007/15062K, 2012/8459 K) Bu durumda taraflar arasındaki yetki şartının, dava konusu bu talebe ilişkin mahkememizin uluslararası yetkisini doğurması da mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine \"  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçelerinde  özetle; gayrimenkulün aynına ilişkin yetki kurallarının düzenlendiği HMK'nın 12 maddesi hükümlerinin buradaki düzenlemeyle hiç ilgisi olmayan şirket hisse devir sözleşmelerine uygulanmasının oldukça zorlama bir yorum olduğunu, taraflar arasındaki yetki anlaşmasının bu nedenle Mahkemeyi bağlayıcı olmadığının düşünülemeyeceğini, her ne kadar hissesi devredilen ... şirketi Arnavutluk Tiran'da kurulu bir şirket ise de hissesini devreden Davacı Tete Madencilik şirketi ile hisseyi devralan Davalı ... Madencilik şirketinin her ikisi de İstanbul'da kurulu şirketler olduğunu, üstelik hisse devir sözleşmesi İstanbul'da yapıldığını , icra yerinin  (bedellerin ödeneceği yer) İstanbul olduğu ve bu sözleşmeden doğan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığını,  Mahkemenin yetkisizlik kanuni sebebine dayalı olarak davanın dava şartı yokluğundan reddine dair kararının ortadan kaldırılarak yetkili olduğuna karar verilmesini, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davalı tarafça ödenmesine  karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde yazılı devir bedellerinin ödememesi ve sözleşmenin geriye etkili olarak feshedilmesi iddiasına dayalı Tiran/Arnavutluk Ticaret Sicilinde davalı şirket adına kayıtlı olan ... şirketinin %51 hissesinin  davacı adına tesciline, talebin kabul görmemesi halinde hisse devir bedelinin tahsili  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda  şirket mülkiyetinin değiştirilmesine ilişkin davanın ancak şirketin kayıtlı olduğu şirket merkezinde açılabileceği, bu nedenle uluslararası münhasır yetkinin bulunmadığı, taraflar arasındaki yetki şartının, dava konusu talebe ilişkin mahkemenin uluslararası yetkisini doğurmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş,  karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf  yoluna başvurmuştur. HMK'nun 355. maddesi uyarınca, kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.Somut olayda davaya konu hisse devrinin iptali istenen  şirketin Arnavutluk siciline kayıtlı olması ve davanın ortaklık sıfatı ile kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunduğundan konuyla ilgili Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) uygulanması gerekmektedir.MÖHUK'un 40. maddesi, Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi başlığı altında \"Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.\" şeklinde düzenlenmiş olup,Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin tayininde MÖHUK’un 40. maddesinde yer alan genel kuralın yanında 41 ilâ 46. Maddeleri arasındaki düzenlemeleri ile tamamlayıcı nitelikte yetki kuralları düzenlenmiştir.Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisi öncelikle MÖHUK’ta 41 ilâ 46. maddeler arasında düzenlenen Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin özel kuralları kapsamında kalıp kalmadığına göre belirlenir. Taraflar arasında davaya konu olan uyuşmazlık, MÖHUK’ta yer alan bu kuralların herhangi birinin kapsamına giriyorsa, Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı münhasıran ilgili özel yetki kuralına göre tespit edilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetkisini kaldıran herhangi bir münhasır yetki düzenlemesi söz konusu değildir.MÖHUK 'un 40.maddesi uyarınca somut uyuşmazlıkta iç hukukun yer itibariyle yetki kuralı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 14/2. Maddesinde düzenlenmiş olup, maddeye göre ortaklar arasında ortaklar hukukundan kaynaklanan davada tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi işbu davada kesin yetkilidir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 'nin 2021/9104 Esas - 2022/2412 Karar sayılı ve 25/03/2022 tarihli kararı)MÖHUK'un \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. Maddesinde; Türk Mahkemeleri'nin yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, anlaşmanın, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olacağı, davanın ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebileceği düzenlenmiştir.Yer itibariyle yetkili bir Türk mahkemesinin bulunmasının milletlerarası yetkinin varlığı için gerekli ve yeterli olduğu yolundaki kuralın zorunlu sonucu olarak iç hukuk kurallarınca yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunmaması halinde Türk mahkemelerinin o davada milletlerarası yetkisinin olmadığı kabul edilmelidir. Bundan dolayıdır ki anılan Yasa'nın 47. maddesine uygun olarak yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili kılınmasının kararlaştırılmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların tarafı olan gerçek ve tüzel kişi Türk uyruklular bakımından Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığından söz edilemez.Mahkemece davacı şirket merkezinin Arnavutluk'ta  olması nedeniyle iç hukukun bu konudaki normatif düzenlemesine ilişkin HMK'nun 14/2.maddesinin emredici hükmü uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Ancak HMK'nun 14/2.maddesince öngörülen kesin yetki kuralı, merkezi Türkiye'de bulunan ve Türk yasalarına göre kurularak faaliyet gösteren tüzel kişilere ilişkin olup, değinilen kesin yetki kuralının, yabancı uyruklu tüzel kişilerle ilgili davalarda işletilemeyeceği gözetildiğinde bu davanın HMK'nun 6.maddesinde tanımlanan genel yetki kuralına uygun olarak Türk uyruklu tüzel kişi davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde ikame edilmesi somut olayda davalı şirket merkezinin bulunduğu yer olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılması nedeniyle Türk mahkemelerinin milletlerarası  yetkisinin bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilmesi  gerekirken HMK.'nın 19.maddesi  uyarınca yabancı mahkemenin yetkili olduğuna ilişkin itirazın, ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekli olup, davalı tarafça cevap dilekçesinde  bu yönde bir ilk itiraz da ileri sürülmemiş olmasına rağmen mahkemece  mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20.02.2009 tarih ve 2007/12254 Esas-  2009/1912 Karar sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda,  ilk derece mahkemesinin  kararı isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu  İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  07/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17ee406822d71f2a","SID":"637bcf683036adc9"}}