{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1565 <br>KARAR NO\t: 2024/86<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                      \t    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/61 E.  -  2020/413 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2020 tarih ve 2020/61 E. - 2020/413 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2018/82003 başvuru numaralı “...” ibaresiyle yapılan başvuruya itiraz ettiklerini, söz konusu itiraz süreci sonunda YİDK’nın 2019-M-10983 sayılı kararı ile itirazlarının reddedildiğini, oysa müvekkilinin birçok marka müracaatı olduğunu, marka müracaatlarının önemli bir kısmının “...” ibaresini taşıdığını, müvekkilinin tescilli ve/veya tescilsiz olarak kullandıkları, ... ..., ..., ... ..., ... ... ... ... markalarının eğitim sektöründe, Türkiye genelinde yaygın olarak bilindiklerini ve bu halleriyle en azından maruf olduklarını, davalıların, yanılgıya sebebiyet verecek marka oluşturarak kötüniyetli olduğu gibi alanında maruf olan davacı markalarıyla iltibas oluşturacak marka seçimiyle de kötüniyetli olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmaları da dikkate alındığında, tüketiciler nezdinde iltibas meydana geleceğinin açık olduğunu, ayrıca, müvekkilinin tescilli markalarının tanınmışlığından dolayı da diğer tüm mal ve hizmetler için de söz konusu marka başvurusunun tescilinin iltibas meydana getireceğini, “...” ibaresinin eğitim ve öğretim hizmetleri alanında zayıf marka olmadığını ileri sürerek 2019-M-10983 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın tescilinin iptaline, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2017 Tarih ve E. 2016/4973, K. 2017/6705 sayılı kararında “41. sınıfta yer alan hizmetlerin tüketici kitlesi daha dikkatli ve özenlidir.” tespitinde bulunulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2018/82003 sayılı ve “...” ibareli markanın  kapsamında yer alan dava konusu hizmetlerin davacıya ait 2012 36867, 2008 04472, 2009 45082, 2009 45084, 2008 29305 2008 29310, 2008 29317, 2008 29319, 2008 29310, 2008 29317, 2008 29319, 2011 79720, 2012, 53981, 2006 26818, 2006 27297, 2011 42118, 2011 42113, 2011 42106, 2007 42533, 2006 27298, 2014 78623, 2014 78620, 2014 90973, 2014 78637, 2014 78627, 2017 81211, 2018/08873, 2018 30481 markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, davacıya ait markalar ile esas unsuru bütüncül olarak “...” ibareli dava konusu markanın marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, “...” kelimesinin tescili istenilen 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt edici gücünün zayıf olduğu, dava konusu markada \"...\" kelimesinin yanı sıra “...”, “...” “...” gibi başka unsurların da bulunduğu, diğer yandan dava konusu eğitim ve öğretim hizmetlerinden, özellikle dil öğrenmeye ilişkin verilen hizmetlerde, İngiliz ..., Amerikan ..., Alman ... gibi birçok seçenek yer aldığından algıda karıştırılma ihtimali oluşturmayacak kadar fazlalıkta “...” ibaresiyle karşılaşıldığı, dolayısıyla, “...” ibaresinin tüketicilerin karşısına bu kadar fazla şekilde çıkmasının bütüncül izlenimde dava konusu markanın davacılara ait markaların devamı niteliğinde algılanmasına engel teşkil edebilecek bir faktör olduğu, dava konusu hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu da dikkate alındığında, aralarında bütünsel olarak görsel ve işitsel benzerlik bulunmayan dava konusu marka ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimali tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik dolayısıyla karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davalının kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eksik inceleme yapılarak savunma hakkının kısıtlandığını, dava konusu markaya karşı yapılmış olunan itirazların sadece bir kısmının dikkate alındığını, önemli bir kısmının dikkate alınmadığını, tescilsiz ama fiilen kullanılan markalar ile dava konusu marka arasında iltibas değerlendirilmesi yapılmadığını, diğer yandan müvekkili ile organik ve idari bağ içinde olan kurumlar adına halihazırda tescilli markaların da olduğunu, \"...\" ile \"...\" benzer olup ayrıca her iki tarafında markalarında \"...\" ibaresinin esaslı unsur olduğunu, dava konusu \"...\" markasının esas unsurunu \"... ...\" ibaresinin oluşturduğunu,  müvekkilinin tescilli ve tescilsiz \"...\", \"...\", \"... ...\" , \"...\" marka kullanımlarının olduğunu, her iki tarafın da markalarının esas unsurunu \"...\" ibaresinin oluşturduğunu, markalar arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, markaların, hem işitsel, hem anlam hem de sınıf bakımından ayniyet ve/veya büyük benzerlik taşıdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.        <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının 2018/82003 sayılı ve “...” ibareli markasının  kapsamında yer alan dava konusu hizmetlerin davacıya ait mesnet markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak bulunduğu, ayrıca davacıya ait markalar ile esas unsuru bütüncül olarak “...” ibareli dava konusu markanın marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, zira “...” kelimesinin tescili istenilen 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt edici gücünün zayıf olduğu, dava konusu markada \"...\" kelimesinin yanı sıra “...”, “...” “...” gibi başka unsurların da bulunduğu, dava konusu hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik dolayısıyla karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, ayrıca davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cece17117409152c","SID":"e8f299f06e28c066"}}