{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2162 <br>KARAR NO: 2024/202<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/245 <br>KARAR NO: 2023/273<br>DAVA TARİHİ: 03/05/2017<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya iş güvenliği, işyeri hekimliği ve diğer sağlık personeli hizmeti verdiğini, fatura kesildiğini, davalının borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine ise haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkilinin davacıdan hizmet almadığını ve davacıya borçlu olmadığını, davacının faturaların müvekkiline tebliğ edilip edilmediğini açıklamaktan imtina ettiğini,  bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı isteminin reddi gerektiğini, takip öncesi müvekkili temerrüde düşmediğinden işlemiş faiz talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2018 tarihli 2017/424 E. 2018/592 K. sayılı kararı; \"...İddia, beyan, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu, takip tarihi itibari ile davacı kayıtları uyarınca davacının davalıdan 100.186,43 TL alacağının bulunduğu, davalı kayıtlarına göre ise davalının davacıya 47.392,93 TL borçlu olduğu ancak davalı tarafından ihtarlı davetiyeye rağmen 2015-2016 ve 2017 yıllarına ait cari hesap ekstrelerinin ve defter görüntülerinin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Takip konusu alacağın davacı tarafından düzenlenen 34 adet faturaya dayandığı, Bu faturaların davacı tarafından \"işyeri hekimliği hizmet bedeli\", \"iş güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli\" ve \"diğer sağlık görevlisi hizmet bedeli\" açıklaması ile düzenlenmiş olduğu ve toplam miktarının 100.186,43 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirket ile davalı şirket arasında A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı, İş yeri hekimi ve diğer sağlık personeli hizmeti olarak 05/05/2014 - 10/10/2016 tarihleri arasında iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sözleşmesinin bulunduğu, davalı şirket yetkilisi tarafından bu sözleşmenin e-devlet şifresi ile onaylandığı, dolayısı ile sözleşme gereği belirtilen tarihlerde davalı tarafın davacıdan iş güveniliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği hizmeti almış olduğu ve takip konusu faturaların bu dönemi kapsadığı anlaşılmakla davalı tarafın dayanaksız savunmalarına itibar edilmemiş ve davacı tarafın alacak talebi haklı görülerek asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne...\" karar verilmiştir.  Dairemizin 02/02/2022 tarihli 2020/536 E. 2022/96 K sayılı kararı; \"...Bilirkişi teslim tutanağına göre dosya bilirkişiye 08/12/2017 tarihinde yani belirlenen inceleme gününden önce teslim edilmiştir. Davalı vekili 14/12/2015 tarihinde UYAP üzerinden müvekkiline ait ticari defterlerin yerinde incelenmesine ilişkin talep dilekçesi sunmuştur. Kök raporda davalının mahkemece belirlenen inceleme gününe katılmadığı ticari defter ve belge ibraz etmediği ifade edilmiş, davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmamıştır. Davalı vekilinin itirazı üzerine dosya ek rapor alınması yönünde bir ara karar oluşturulmaksızın celse arası bilirkişiye tevdi edilmiş, ek rapor düzenlenmiştir. Ancak davalı tarafça ticari defterlerine ilişkin tasdik bilgileri sunulmuş ve defterlerinin açılış-kapanış tasdikleri yapılmış ise de sadece 2014 yılına ilişkin cari hesap ekstresinin sunulduğu, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait cari hesap ekstreleri ve defter görüntülerinin bilirkişiye incelenmek üzere ibraz edilmediği belirtilmiştir. Her ne kadar mahkemece inceleme gününden önce dosyanın bilirkişiye teslim edilmiş olması hatalı ise de, davalı vekilinin bilirkişi heyetinin tarafsızlığını yitirdiği ve gerçek dışı beyanlarla rapor hazırladığı iddiasına yönelik somut bir açıklama yapmadığı anlaşılmakla bu itirazları yerinde değildir. ...Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından takibe dayanak olarak sunulan faturalardan 30/04/2014-25/12/2014 tarihleri arasında düzenlenen 2014 yılına ait 11 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının kendi defterlerine göre davacıya 47.392,93 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, 2014 yılına ait 11 adet fatura nedeniyle davacının 47.392,93 TL alacaklı olduğu sabittir. Davacı tarafından tanzim olunan 2015 ve 2016 yıllarına ait 23 adet faturanın ise davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı tarafından 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin cari hesap ekstreleri ve defter görüntülerinin incelenmek üzere bilirkişiye teslim edilmemesi nedeniyle tespit edilememiştir. ...mahkemece 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterleri ile davacı şirketle olan cari hesap kayıtlarını sunmak üzere davalı tarafa kesin süre verilerek ve sonuçları ihtar edilerek, ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, kesin süre içerisinde bu kayıtları sunmadığı takdirde emsal ilamda belirtildiği şekilde değerlendirme yapılması gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programının (İSG-KATİP) çalışma esasına ilişkin açıklamalar bilirkişi raporunda yapılmış olup, davalı şirket tarafından bu işlemlerin e-devlet üzerinden gerçekleştirildiği ÇSGB'dan gelen kayıtlarla sabittir. Ancak davalı tarafından defter ve kayıtlar sunulup faturaların kayıtlı olmadığının tespit edilmesi halinde, hizmetin verildiğinin ve fatura bedellerinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından her ne kadar faturaların tebliğ edildiğine dair kargo kayıtları sunulmuş ise de, kargo içerikleri belli olmadığından faturaların tebliğ edildiğine kesin kanıt teşkil etmeyecektir.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İSG Katip Programı ekran görüntüsünde; B sınıfı iş güvenliği uzmanı ... 05/05/2014-18/06/2015 ve 11/08/2015-26/02/2016, A sınıfı iş güvenliği uzmanı ... 07/03/2016-10/10/2016 tarihleri arasında, İşyeri hekimi ... 05/05/2014-20/07/2015, ... 11/08/2015-04/09/2015, ...'ın 07/09/2015-18/01/2016, ... 10/02/2016-10/10/2016 tarihleri arasında, Diğer Sağlık Personeli ...'nin 05/05/2014-17/06/2015, 11/08/2015-03/02/2016 ve 10/02/2016-28/04/2016 tarihleri arasında görev yaptığı anlaşılmaktadır. Düzenlenen faturalar ile görevlendirilen iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinin belirlenen çalışma tarihlerinin karşılaştırılması ve davacının alacaklı olduğu miktarın tespiti gerekmektedir. Ayrıca  2015 yılına ait 29/01/2015 tarihli ... no'lu KDV dahil 4.012,00 TL bedelli faturanın \"iş güvenliği danışmanlık hizmet bedeli\" açıklaması ile düzenlendiği ve aynı tarihli ... no'lu \"iş güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli işyeri hekimliği ve diğer sağlık hizmetleri - Gebze Madeni Yağ Fabrikaları\" açıklamalı KDV dahil 2.212,50 TL bedelli ikinci faturanın bulunduğu, 28/02/2015 tarihli ... no'lu KDV dahil 4.012,00 TL bedelli faturanın \"iş güvenliği danışmanlık hizmet bedeli\" açıklaması ile düzenlendiği ve aynı tarihli ... no'lu \"iş güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli işyeri hekimliği ve diğer sağlık hizmetleri - ...\" açıklamalı KDV dahil 2.212,50 TL bedelli ikinci faturanın bulunduğu ve 28/07/2015 tarihli 31529 no'lu KDV dahil 1.298,00 TL bedelli  faturanın \"danışmanlık hizmet bedeli\" açıklaması ile düzenlendiği, diğer tüm faturaların ise \"iş güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli işyeri hekimliği ve diğer sağlık hizmetleri\" açıklaması ile düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, danışmanlık hizmet bedeli açıklaması ile düzenlenen faturalar yönünden davacının açıklama yapması sağlanarak, bu faturaların hangi hizmet nedeniyle düzenlendiği tespit edilerek, hizmetin verilip verilmediği belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir...\" gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırma kararı verilmiştir. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2023 tarihli kararı; ''Somut olayda, davacı taraf davalı ile aralarındaki iş sağlığı ve güvenliği hususunda danışmanlık sözleşmesi kapsamında düzenli olarak her ay bakanlığa mevzuatta belirtilen işlemleri yapıp gönderme şeklinde hizmeti ifa etmesine ve faturaları davalıya göndermesine rağmen davalı tarafından fatura karşılığının ödenmemesi nedeni ile yapılan takbie davalının itirazının haksız olduğu iddiası ile iptali talep edilmiş davalı ise davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı taraftan hizmet almadığı savunmasında bulunmuş olup mahkememizce istinaf ilamından sonra davalı vekilinin hazır olduğu 06/06/2022 tarihli celsede davalının ticari defterlerini sunması ve üzerinde inceleme yapılması amacıyla davalı tarafa kesin süre verilerek sonuçları ihtar edilmesine rağmen davalı tarafça ticari defterler sunulmadığından davalının davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmış, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davacının 2014,2015,2016 ve 2017  yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil niteliğinin bulunduğu ve defterlerine göre davacıdan 100.186,43 TL alacaklı olduğu, davalının hizmetin verilmediği iddiasını somut delilerle ispatlamadığı gibi kayıtlar üzerinde İSG uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede de hizmetin verilmediği tespit edilemediğinden davalının takibe itirazının haksız olduğu...\" gerekçesiyle; \"1-Davanın KABULÜ ile Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile asıl alacak miktarı olan 100.186,43 TL 'nin takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,2-Alacağın likit olması ve itirazın haksız olması nedeni ile asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan 20.037,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Kararda müvekkili şirket tarafından ticari defterler sunulmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ticari defterler sunulduğu gibi bilirkişi ek raporlarında ticari defterlerin müvekkili lehine delil niteliği bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporlarının BAM kaldırma kararı incelenmeden düzenlendiğini, hizmetin verildiği hususunda ispat yükü davacı üzerinde olmasına rağmen aksi yönde değerlendirme yapıldığını, rapora yönelik itirazlarının ise mahkemece dikkate alınmadığını, salt fatura düzenlenmesi hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığından, davacı tarafından fatura konusu hizmetin verildiğinin ispatlanması gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacı tarafça takip tarihinden önce hiçbir ödeme ihtarında bulunulmadığı halde 19.556,17 TL işlemiş faiz talep edildiğini, bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davacının takip tarihinden önceki kısım için faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, işbu husus yönünden de yerel mahkeme tarafından verilen davanın kabulüne ilişkin karara itiraz ettiklerini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında davacı tarafından 100.186,43 TL asıl alacak (30/04/2014 tarihinden 28/09/2016 tarihine kadar düzenlenen 34 adet fatura) ve 19.556,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 119.742,60 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, ödeme emrinin 16/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/02/2017 tarihinde süresi içinde borca itiraz ettiği, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca bir yıllık yasal süre içinde açıldığı tespit edilmiştir Dava dilekçesinde dava değeri 137.575,30 TL olarak belirtilmiş, bu miktar üzerinden nispi harç yatırılmış ise de takibe konu alacak miktarı 119.742,60 TL olduğundan, mahkemece, davacı vekilinden bu hususta beyan alınmalıdır. Bilirkişi raporları; Mahkemece iş müfettişi ... ve mali müşavir ... bilirkişi heyetinden alınan kök raporda; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30/06/2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 02/08/2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 56'ncı maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun “Yürürlük” başlıklı 38'inci maddesinde değişiklik yapıldığı, Yürürlük maddesinde yapılan değişiklikle birlikte; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinden hizmet alma yükümlülüğü, 50'den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 01/01/2014 tarihinde başladığı, Söz konusu kapsamda yer alan işyerlerinin öncelikli olarak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili iş ve işlemlerini, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'nce (kayıt, takip ve izleme için) oluşturulan “İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programına (İSG-KATİP)” girmeleri gerektiği, İşverenlerin, İSG-KATİP sistemi üzerinden iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini görevlendirebilmeleri için; işyeri “e-bildirge yöneticisi”nin SGK kayıtlarında tanımlanmış olması, bu kişinin e-devlet şifresi aracılığıyla http:/....csgb.gov.tr adresinden İSG-KATİP sistemine giriş yaparak, görevlendirilecek iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini T.C. kimlik numarası vasıtasıyla sistem havuzundan seçmesi, sistem üzerinden seçilen iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin yine aynı sistem üzerinden e-devlet şifreleri ile sisteme giriş yapıp uygun bulmaları halinde sözleşmeleri onaylamaları gerektiği, İşverenlerin, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) veya Toplum Sağlığı Merkezleri'nden (TSM) iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini almaları halinde; hizmet alacak işyerlerinin OSGB'lere veya TSM'lere SGK numaralarını tam ve doğru bir şekilde bildirmeleri, OSGB'ler veya TSM'ler işlemlerini sistem üzerinden yaptıktan sonra işyerlerinin sisteme giriş yaparak onay vermeleri gerektiği, Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'nün web sitesinde yer alan İSG-KATİP sistemine elektronik ortamda giriş yaparak, ilgili bölümleri doldurup sözleşmeyi tamamlamalarının ardından, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinden hizmet alabilecekleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tescil edilmiş işyeri kayıtları ile işyerinin İSG-KATİP'e kayıtlı onaylanmış ve devam eden iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin verilmesine ilişkin, hizmet sunucusu ile yapılmış bir sözleşmesinin olması şartının esas alınacağı, bu bağlamda Kanun kapsamında yer alan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin yerinde denetim yapılmaksızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetini alıp almadığının Bakanlıkça İSG-KATİP sistemi üzerinden tespit edilebildiği, İSG Katip programının bu hizmeti alan tarafından (e-imza, e-devlet şifresi vb. güvenli elektronik yollarla) onayına bağlı bir program olarak işlediği açık olup davacı tarafından dava konusu hizmetin davalıya verildiğine dair vesaikler arasında en önemlisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İSG Katip Programı ekran görüntüsü olduğu, bu ekran görüntüsüne göre davalının 05/05/2014 - 10/10/2016 tarihleri arasında davacıdan İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği hizmeti aldığı, Davacı şirket tarafından görevlendirilen OSGB İş Güvenliği Uzmanları tarafından davalı şirkete belirli tarihlerde denetim ziyaretlerinin yapıldığı, bu ziyaretlerin İş Güvenliği prosedürü çerçevesinde dosyaya mübrez işe giriş/periyodik muayene formları adı altında davalı şirketin personelleri tarafından imzalı olarak onaylandığı,  Davacının, davalı şirket ile olan ticari ilişkisi nedeniyle oluşan 34 adet fatura alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talep ettiği, davacının 2014, 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (14/02/2017) itibariyle davacının davalıdan 100.186,43 TL alacaklı olduğu, davalının mahkemece belirlenen inceleme gününe katılmadığı ticari defter ve belge ibraz etmediği, davacının dava konusu toplamda 34 adet faturadan kaynaklı cari hesap alacağının olduğu, bu faturaların davacı tarafından “İş Yeri Hekimliği Hizmet Bedeli” ve “İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Bedeli”, \"Diğer Sağlık Görevlisi Hizmet Bedeli” açıklamalı ile düzenlenmiş olunan toplamda 100.186,43 TL olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasında A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli hizmeti olarak 05/05/2014 - 10/10/2016 tarihleri arasında İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği Sözleşmesi'nin bulunduğunun davalı şirket yetkilisi tarafından e-devlet şifresi ile onaylandığı, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, fatura üzerinde herhangi bir ödeme vadesinin bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının 19.556,17 TL işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığı ifade edilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 1. ek raporda; Davalının 2014, 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı ticari defterlerine göre 2014 yılı sonunda davacıya 47.392,93 TL borçlu olduğu, ancak 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait cari hesap ekstreleri ve defter görüntülerinin rapor tarihine kadar ibraz edilmediği, davalı tarafından hizmet alımının e-devlet şifresi ile onaylamış olması ve mübrez tüm belgeler çerçevesinde, davalının 05/05/2014 - 10/10/2016 tarihleri arasında davacıdan İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği hizmeti almış olduğu kanaati ile bu döneme ilişkin davacının davalıya düzenlemiş olduğu 34 adet faturadan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle 100.186,43 TL alacaklı olduğu yönündeki kök rapordaki kanaatlerinin değişmediği belirtilmiştir.Kaldırma kararından sonra mali müşavir ... alınan 2. ek raporda;Davalı şirketin 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde defterlerin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 29/01/2015-28/09/2016 tarihleri arasında düzenlenen 23 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının defterlerine göre 2014 yılından devreden 47.392,93 TL borcunun olduğu ve takip tarihi itibariyle 47.392,93 TL borçlu olduğu, ihtilaf konusu faturalara ilişkin fatura dönemleri ile davacı yan personelinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İSG Katip Programı kayıtlarına göre çalışma sürelerinin karşılaştırılması neticesinde mezkur fatura dönemlerinde İşyeri Hekimi ve İşgüvenliği Uzmanı (A-B Sınıfı) hizmetinin sunulmuş olduğu, Haziran, Temmuz ve Eylül 2016 dönemlerinde Diğer Sağlık Personelinin çalışmadığı ancak fatura içeriklerinden İşyeri Hekimliği ve Diğer Sağlık Hizmetleri bedelinin tek hizmet kalemi olarak düzenlenmiş olduğu, mezkur dönemlere ait faturaların içeriğindeki hizmetin karşılanması için İşyeri Hekimi'nin yeterli olup olmadığı değerlendirmesinin uzmanlık alanı dışında olduğu,Davacı yan 23/06/2022 tarihli dilekçesinde Danışmanlık Hizmeti açıklamalı faturalarının içeriği ile ilgili olarak \"danışmanlık hizmet bedeli adı altında kesilen faturalar, davalı şirkete İGU(İş Güvenliği Uzmanı), İH(İşyeri Hekimi) ve DSP(Diğer Sağlık Personeli) görevlendirilmesi hizmet bedeli olmayıp davalı şirket merkezine ve bağlı işletmelere ayrıca verilen ve de İSG Katip üzerinden uzman görevlendirmesi zorunluluğu bulunmayıp da düzenlenmesi zorunlu olan belgelerin hazırlanması ve gerekli faaliyetlerin yürütülmesi (Risk Değerlendirme Raporu hazırlanması, Acil Durum Planı Hazırlanması, Patlamadan Korunma Dokümanı hazırlanması, Çalışanlara İSG Eğitimi verilmesi vs.) hizmetlerini kapsamaktadır. Bu sebeple ayrıca faturalandırılmış ve faturalarda “danışmanlık hizmet bedeli” olarak belirtilmiştir.\" açıklamasını yaparak dilekçe ekinde davalı adına hazırlanmış Risk Değerlendirme Raporu örneğini sunmakla, 29/01/2015 tarihli ... no'lu 4.012,00 TL bedelli \"iş güvenliği danışmanlık hizmet bedeli\" açıklamalı, 28/02/2015 tarihli ... no'lu 4.012,00 TL bedelli \"iş güvenliği danışmanlık hizmet bedeli\" açıklamalı ve 28/07/2015 tarihli ... no'lu 1.298,00 TL bedelli \"danışmanlık hizmet bedeli\" açıklamalı faturalar içeriğindeki hizmetin sunulup sunulmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, Neticeten; davacı yanın \"Danışmanlık Bedeli\" açıklamalı faturaların içeriğindeki hizmeti sağlamış olduğu yönünde kanaate varılması halinde davacının takip tarihi itibariyle 100.186,43 TL alacaklı olduğu, aksi yönde kanaate varılması halinde takip tarihi itibariyle 100.186,43 - 9.322,00 = 90.854,43 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekeceği yönünde rapor sunulmuştur. İş müfettişi ... ve mali müşavir ... alınan 3. ek raporda;İş güvenliği uzmanı yönünden 19/06/2015-10/08/2015 ve 27/02/2016-06/03/2016 tarihleri arasında, İşyeri Hekimi yönünden 21/07/2015-12/08/2015, 05/09/2015-06/09/2015 ve 19/01/2016-09/02/2016 tarihleri arasında,Diğer Sağlık Personeli yönünden 18/06/2015-10/08/2015, 04/02/2016-09/02/2016 ve 29/04/2016-10/10/2016 tarihleri arasında hizmet boşlukları olduğu, İSG katip üzerinden yapılan onay süreci ve sistem girişleri nedeniyle bazı durumlarda İSG hizmet boşlukları görülebileceği, uzun boşluklar olmadığı zamanlarda bu durumun makul olduğu, uzun sürmeyen bu boşlukların onay, İSG katip ve E-Devletten kaynaklanan aksiliklerden kaynaklanabileceği,Ancak; İş güvenliği uzmanı yönünden 19/06/2015-10/08/2015 tarihleri arasında, İşyeri Hekimi yönünden 21/07/2015-12/08/2015 tarihleri arasında, Diğer Sağlık Personeli yönünden 18/06/2015-10/08/2015 ve 29/04/2016-10/10/2016 tarihleri arasındaki hizmet boşluklarının makul olmadığı, bu sürelerde İSG Katip Sistemi üzerinden davacı Üstatlar firmasının davalı ... firmasına uzman, hekim ve diğer sağlık personeli ataması yapmadığı, diğer sağlık personeli yönünden eğer işyerinin çalışan sayısı 10 işçinin altına düştüyse atama yapılması zorunluluğunun olmadığı, bununla birlikte İSG katip sistemi üzerinden atama görünmemesinin davacının fiziki olarak İSG hizmetlerini vermediğini göstermediği, İSG hizmetlerinin verilmesinin tek başına İSG Katip sistemi üzerinden atama yapılmasına bağlı olmadığı, Davalı tarafından işyerine gelinmediği ve hizmet verilmediği iddiasına yönelik somut her hangi bir bilgi, belge bulunmadığı, davacı yanın “Danışmanlık Bedeli” açıklamalı faturaların içeriğindeki hizmeti sağlamış olduğu, bu itibarla davacının takip tarihi itibariyle 100.186,43 TL alacaklı olduğu yönünde rapor sunulmuştur. İnceleme ve sonuç; İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde \"İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın  \"İspat Yükü\" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972). 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde  yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..\" şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.İSG-KATİP sistemi üzerinden sözleşmelerin onaylanması taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu ispat etmekle birlikte hizmetin verildiğini ispatlamamaktadır.Dairemizin kaldırma kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı taraf hizmetin verilmediğini iddia ettiğinden, dava konusu hizmete yönelik davacı tarafından 29/01/2015-28/09/2016 tarihleri arasında düzenlenen ancak davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde kayıtlı olmayan toplam 23 adet (52.793,50 TL bedelli) fatura yönünden hizmetin verildiği hususunda ispat yükü davacı üzerindedir.Davacı tarafından hizmetin verildiğini ispata yönelik dosyaya sunulan mail yazışmaları, işyeri hekiminin değerlendirme raporları, işe giriş/periyodik muayene formaları, risk değerlendirme raporları ise 2014 yılına aittir. Oysa Dairemizin kaldırma kararında açıklandığı üzere 2014 yılında davacı tarafından düzenlenen 11 adet faturanın zaten davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının kendi defterlerine göre davacıya 47.392,93 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının 2015 ve 2016 yıllarında düzenlemiş olduğu faturalara konu hizmeti verdiğini ispat etmesi gerekmektedir. Bilirkişi heyeti tarafından, davacı tarafın sözleşmeler kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve faturalara konu hizmeti verip vermediği hususunda inceleme yapmaları gerekirken, davalının hizmetin verilmediğini ispatlayamadığı şeklinde sonuca gitmeleri, Dairemizin kaldırma kararına ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davalı tarafından defterler bilirkişi incelemesine ibraz edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi kararındaki \"...06/06/2022 tarihli celsede davalının ticari defterlerini sunması ve üzerinde inceleme yapılması amacıyla davalı tarafa kesin süre verilerek sonuçları ihtar edilmesine rağmen davalı tarafça ticari defterler sunulmadığından davalının davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmış...\" gerekçesi dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı gibi \"davalının hizmetin verilmediği iddiasını somut delilerle ispatlamadığı gibi kayıtlar üzerinde İSG uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede de hizmetin verilmediği tespit edilemediğinden davalının takibe itirazının haksız olduğu...\" gerekçesiyle ispat yükünün tersine çevrildiği ve hatalı karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkemece sadece asıl alacak 100.186,43 TL yönünden itirazın iptaline karar verildiğine, işlemiş faiz talebi kabul edilmediğine göre dava kısmen kabul edilmiştir. Buna rağmen \"davanın kabulüne\" dair hüküm tesis edilmesi de hatalıdır.Bu durumda, davacının delil listesinde de yer alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Bölge Müdürlüğünden ilgili kayıtların getirtilmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile işyeri hekimliği konularında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden sözleşmeler kapsamında davacının yükümlülükleri tespit edilerek, bu hususlarda davacı tarafından 29/01/2015-28/09/2016 tarihleri arasında düzenlenen ancak davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde kayıtlı olmayan 23 adet fatura yönünden hizmetin verilip verilmediği hususunda hükme elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksikliklerin giderilmesinden sonra yeni bir heyetten rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/245 E. 2023/273 K. sayılı 27/03/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"343d9d1611135172","SID":"68b9486451aa3f2d"}}