{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/2060 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2282<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2023 <br>NUMARASI\t\t: 2023/798  Esas <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/12/2023<br><br>İhtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece  yapılan yargılama neticesinde; <br>\"TALEP:  Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davacı şirketin uluslararası taşımacılık faaliyeti yürüttüğünü, faturaların kesildiği davalı şirkete ait karayolu navlunundan kaynaklanan taşıma hizmetini yerine getirdiğini, davalı şirkete kesilen ve tanzim tarihi ödemeli olan TRN202300000329 -TRN2023000000326- TRN2023000000334 numaralı faturaların ödemesinin gerçekleşmediğini, faturaların toplam bedelinin faizler hariç 7.275 Euro olduğunu, ödenmeyen faturalara ilişkin olarak İzmir 9. İcra Dairesinin 2023/17189 Esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibine başlandığını ve borçlunun takibe itiraz ettiğini, itiraz neticesinde de takibin durduğunu, bunun üzerine 2023/103494 numaralı dosya ile arabuluculuğa başvurulduğu fakat buradan da olumlu sonuç alınamadığını belirterek, öncelikli olarak ihtiyati haciz talebinin kabulünü, haksız olan itirazın iptali ile İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2023/17189 Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamını, borçlunun borca itirazının iptaline takibin devamına haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, borçlunun itirazının kötü niyetli olarak yapmasından dolayı ayacağıh %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER VE GEREKÇE;<br>İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1.maddesinde \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\". Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.<br>\tİcra ve İflas Kanunu'nun 257/2. Maddesinde ise  \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa\". hükmü bulunmaktadır.<br>\tİcra ve İflas Kanunu'nun 258/1.maddesi \"...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur...\"<br>Anılan hükümlere  göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.'nın 257/2.maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz karan verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de,  alacağın varlığının ve  muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekir.<br>Somut olayda; İstem, davacı tarafça davalının borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının   ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir. Davacının alacağının varlığı yargılamayı gerektirmektedir, dolayısıyla alacağın varlığı ve alacağın muacceliyeti konusundaki iddiasını yaklaşık ispat kuralı gereği  ispatlayamadığından talebin reddine karar vererek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesiyle, davacı vekilinin  ihtiyati haciz  talebinin reddine, dair karar verilmiştir.<br>İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalıdan alacağı nedeniyle başlattığı icra takibine borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, faturaların kesildiği davalı şirkete ait karayolu navlununundan kaynaklanan taşıma hizmetinin yerine getirildiğini, kestikleri ve tanzim tarihi ödemeli faizleri hariç net 7.275 Euro bedelli faturaların ödemelerinin gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine icra takibi başlattıklarını, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazın kaldırılması amacıyla ihtiyati haciz talepli itirazın iptali davası açtıklarını, ilk derece mahkemesince faturalandırılmış ve vergiye tabi olan alacaklarının faturalarını görmesine rağmen yaklaşık ispat kuralı gereği talebin reddine karar verdiğini, taşıma sözleşmelerinde tarafların üzerilerine düşen sorumlulukları yerine getirdikten sonra alacağın faturalandırılmasıyla alacağın muaccel hale geleceğini, faturalandırılmış alacağını alamayan müvekkilinin borçlu şirketin uhdesinde menkul ve gayrı menkul değer olup olmadığını bilmediğini ve davalının borcu ödemeyi kabul etmemesi nedeniyle başlatmış olduğu yargılamanın uzun bir sürece yayılmasından dolayı telafi imkansız zararlara uğrama riskleri bulunduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü talep etmiştir. <br>DELLİLER VE GEREKÇE :<br>Talep: İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine  ilişkindir.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.<br>İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun  ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından  önemlidir.     <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.<br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.<br>Dava konusu somut olaya gelindiğinde, davacı vekilince müvekkili şirketin davalı şirkete vermiş olduğu taşıma hizmetine karşılık kestiği fatura alacağının tahsilinin talep edildiği, davalı vekilince aralarındaki ticari ilişkide, cari hesap ekstresine göre müvekkili şirketin faturalardan kaynaklı 6.679 Euro borcu olduğunun bildirildiği, buna göre davacı tarafından davalıya taşıma hizmetinin verildiğinin anlaşıldığı, tüm bu deliller ile dosya kapsamı birlikte değerlendirme neticesinde bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği sonucuna varılarak  ilk derece mahkemesince talebe konu tutar üzerinden İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz  talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile  kararın kaldırılarak  talebin  kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına, karar verilmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1)İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/798 Esas sayılı dosyasında verilen 06/10/2023 Tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2)İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf karar harcı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>3)İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep eden davacıya verilmesine, <br>4)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; <br>KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>1)İhtiyati haciz talep eden davacı yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KABULÜ ile,<br>2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı aleyhine ihtiyati haciz istenenden dava açılış tarihi itibariyle 212.109,74 TL (7.349,61x28,86 Euro) üzerinden alacağı karşılayacak şekilde davalı şirket adına kayıtlı haczi kabil gayrimenkul ve motorlu araçlarla sınırlı olmak kaydıyla İHTİYATEN HACZİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>3-Aleyhine ihtiyati haciz istenen ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak  212.109,74 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 31.816,46 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin  ihtiyati haciz talep eden davacı vekiline verilmesine,<br>4-HMK'nın 261/1. maddesi uyarınca 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,<br>5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6-Görülmekte olan bir dava içinde ihtiyati haciz talep edildiğinden davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 12/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cc63775717625c3","SID":"31cb46fec9ff886c"}}