{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/1052 <br>KARAR NO\t\t: 2024/207<br>KARAR TARİHİ\t: 23/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2019<br>NUMARASI\t\t: 2014/306  Esas 2019/326 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/01/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile dava dışı ... A.Ş. arasında hizmet sözleşmesi mevcut olduğunu, ödenmeyen hizmet alacağı nedeniyle firma hakkında faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyasından takibe başlanıldığı, takibe itiraz edildiğini, İzmir 3. ATM'de açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiği ve ... firmasının 437.123,37 TL alacağının olduğuna karar verildiğini, bu süreçte firma yetkilisinin alacağın tahsilini engellemek amacı ile muvazaalı bir çok hukuki işlem gerçekleştirdiğini, bilirkişi raporu ile alacağın sabit hale gelmesine müteakip 1 hafta sonra ... firmasının başka bir atıl adrese taşındığı, aynı adreste bu defa ... Hizmetleri Ltd. Şti. firması adı altında faaliyet gösterdiği ve dolayısıyla ...'dan ancak ... firmasının alacağı olduğunu, dava dışı ... firmasının taşındığı iddia olunan adreste bekar bir şahsın yaşadığı, kendisinin 2006 yılından bu yana bu adreste ikamet ettiği ve borçlu isminde hiçbir şirket olmadığını görüldüğünü, ... firmasının adresine hacze gidildiğinde hem ... firmasının hem de ... firmasının şirket yetkilisi ve ortağı olan ...'nın hazır bulunduğu görülmüş ve bu şahıs tarafından  şirketin artık ... firması olarak faaliyet gösterdiğini beyan edilmiş ve istihkak iddiasına dayalı olarak İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/240 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, ... firmasının hak ve alacaklarına ilişkin de işlem yapabilme ihtimaline binaen olsa gerek gerçek olmayan borçlar yaratılmaya başlanıldığı, alacaklısının ... olduğu 185.000,00 TL bedelli gerçek borcu yansıtmayan bir senet tanzim edilerek takibe başlandığını, ... firması aleyhine istihkak davası açılmasına müteakip bu defa hacze gidilen 06/04/2014 tarihinden 1 gün sonra aynı adreste ... Sağlık Ve Tic. A.Ş. isimli yeni şirket daha kurulduğunu, bu defa şirketin ... isimli bir şahıs üzerine kurulduğu ve aynı tabela ismi ile faaliyet göstermekten de kaçınıldığını, ...'nın ise kendi bünyelerinde hekim olarak çalıştığını beyan ettiklerini ileri sürerek yapılan muvazaalı işlemler nedeniyle İzmir 3. ATM'nin 2013/213 esas ve 2014/328 karar sayılı ilam borcundan ve işbu ilamın infazına ilişkin açmış oldukları İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyasından ... Ltd. Şti. ile birlikte davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulüne karar verilmesini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... ...  A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ltd. Şti. ile müvekkili ... Sağlık ve Ticaret A.Ş. arasında fiili ve organik bağ olduğu iddiasının sadece alacaklı vekili tarafından ortaya atılmış bir iddia olduğu, alacaklı vekili tarafından dosyaya sunulmuş delillerin hiç birisinin bu iddiaları kanıtlar nitelikte olmadığı, bu nedenlerle müvekkili ... A.Ş. aleyhine verilen haksız ve hukuka aykırı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini, diğer davalılar ile muvazaalı işlemler olma ihtimaline rağmen müvekkili şirketin bu şekilde bir muvazaasının olmadığını, satın alınan şirketin ortağının yanlarında doktor olarak çalışmasının organik bağ anlamına gelmediğini, davanın müvekkili şirket hakkında reddi ile tarafları lehine dava masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile borçlu ... Ltd. Şti. arasında sadece bir ortağın aynı olmasından başka bir bağın söz konusu olmadığı gibi diğer davalı şirket ile her hangi bir bağ tesis etme imkanı olmadığı bu bağlamda tüzel kişilik ayrılığının kötüye kullanıldığından bahsetmenin mümkün olmadığı, bu nedenlerle alınan tedbir kararı tek taraflı ve yanlı olup ileride telafisi güç hatta imkansız sonuçlar doğuracağı ortada olduğu, bir an önce hak ve adaletin sağlanması ve üçüncü şahısların zararının giderilmesi için tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"... Davacının, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nden ilama dayalı alacağının; muvazaalı işlemler ile engellenip engellenmediği, davalı şirketler ile dava dışı şirket arasında organik bağın bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>Üç kişilik mali müşavir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmış, bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu 12/11/2018 havale tarihli heyet raporunda özetle; her üç şirketin sağlık sektörünün alt dalı kardiyoloji alanında faaliyet gösterdiği, borçlu şirketin icra takibindeki tebligat adresi ve ilk haciz adresi olan ... Cad. No:... ... ... adresinde her üç şirketin de faaliyet gösterdiği, borçlu şirketin adreste ilk faaliyet gösterdiği, bundan sonra borçlu şirketin adresinde sırası ile davalı .. şirketi, sonrasında ... şirketinin faaliyet göstermeye başladığı, borçlu ... şirketinin imza yetkisinin ... ile ... olduğu, yine en son tek hissedarının ... olduğu, davalı ... şirketinin en son tek hissedarı ve temsilcisinin ... olduğu, ... AŞ.'nin ise tek hissedarı ve temsilcisinin ... olmasına rağmen haciz tutanağına göre ...'nın bu şirkette doktor olarak istihdam edildiği, bu halde organik bağ ve perdenin kaldırılması teorileri dışında TBK 202 maddesi gereği devir tarafları arasında işletmenin devralınması sebebiyle müteselsilen sorumluluğun doğabileceği görüş olarak açıklanmıştır. <br>Bilirkişi heyet raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir. <br>Davacı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/213 esas ve 2014/238 karar sayılı ilam alacağının tahsili için dava dışı ... ... Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlattığını, alacağın sabit olmasına müteakip aynı adreste davalılardan ... Hizm. Ltd. Şti. olması ve sonrasında da aynı adreste ... Sağlık ve Ticaret A.Ş.'nin faaliyet göstermesi nedeniyle alacağın tahsilinin sonuçsuz kaldığını, takip borçlusu şirket ile davalı şirketlerin aynı şirketler olduğunu, borçtan kurtulmak amacı ile muvazaalı kurulup faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek ilam borcundan davalı şirketlerin de sorumlu olması yönünde karar verilmesi için eldeki davayı açmıştır. <br>Somut olayda; İlam borçlusu şirket ile davalı şirketlerin faaliyet adreslerinin ... Cad. No:... ... ... olduğu, şirket ortaklarının ve şirketi temsile yetkili kişilerin aynı kişiler olduğu, ayrıca borçlu ... şirketinin imza yetkisinin en son tek hissedarının ... olduğu, davalı ... şirketinin en son tek hissedarı ve temsilcisinin de ... olduğu, ... A.Ş.'nin ise tek hissedarı ve temsilcisinin ... olmasına rağmen haciz tutanağına göre ...'nın bu şirkette doktor olarak istihdam edildiği, faaliyet adresleri aynı olan şirketler tek bir hastanede ticari işletmelerini sürdürdükleri, hal böyle olunca davalıların hukuki sorumluluğu, özellikle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve organik bağ kavramları ışığında da ele alınması gerekmektedir. Perdenin kaldırılması teorisiyle, tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı hallerde farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişiler sorumlu tutulabilecektir. Buna göre, borçlu şirket ve aynı adreste faaliyet gösteren, ortakları ve çalışanı aynı kişiler olan davalı şirketler \"fikri birliktelik içinde\" ve muvazaa yoluyla arka planda aynı olduğu, ancak resmi planda ayrı ayrı tüzel kişlikler olarak görünüp, hukuku dolandıkları, bu durumda hukuka karşı aynı kişi olarak değerlendirilir ve birlikte borçtan sorumlu tutulurlar. Öte yandan, aynı faaliyet alanında birden fazla şirket kurulması gibi olguların, organik bağın varlığına delalet ettiği, davalı şirketlerle ilam borçlusu şirketin davacının alacağını almasını engellemek amacıyla fikir ve işbirliği içinde olduğu, kaldı ki; ticari işletmelerde devamlılık esas olduğundan, sonraki öncekinin devamı niteliğinde olup, ilam borçlusunun borçlarından TBK 202 ve devamı maddeleri gereği külli halefiyet kuralları gereğince de davalıların sorumlu olduğu, davalı şirketlerin sırf davacının elde ettiği ilamın infazını engellemeye yönelik olarak ticari işletmeyi mevcut ticari unvanlar altında sürdürdüğü anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesi ile; \"Tahsilde tekerrür olmamak şartı ile; Açılan davanın kabulü ile, İzmir 3. ATM 2013/213 esas ve 2014/328 karar sayılı dosyanın ilamında hüküm altına alınan 437.123,37 TL'nin davalıların dava dışı borçlu şirket ile sorumlu olduklarının tespitine ve 437.123,37 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/306 E  2019/326 K. sayılı kararı ile  toplanan delillerle ışığında, haklı davalarının kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda karar verilmediğini, dilekçenin sonuç ve istem kısmında “İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/213 E, 2014/328 K sayılı ilam borcundan ve işbu ilamın infazına ilişkin açmış olduğumuz, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyasından , ... Ltd Şti ile birlikte davalıların da müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulüne karar verilmesi” talep edildiği, asıl alacak miktarı olan 437.123,37 TL olarak;  davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olması yönünde karar verilerek işlemiş faiz ve yargılama giderleri yönünden karar verilmediğini, davalı firmaların  sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikteki karar hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketler  ile dava dışı  ... Ltd. Şti arasında organik bağ iddiasına dayalı olarak davanın ikame edildiğini, usul ekonomisi açısından da  yeni bir yargı süreci ile alacağını 2013 yılından beri tahsil edememiş olan müvekkili firmanın aynı zamanda adil yargılanma ilkesi  gereği  alacağın tahsili için yeniden icra takibi yapılmasına ve tüzel kişilik perdesinin aralandığının ispatlanmış  ve bu alacağı da imkansız hale getirmiş olan davalı için sürekli mal kaçırma yolunu açan bir sisteme dönüşmesine sebebiyet verdiğini, İzmir 8.İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyasında alacağın müşterek ve müteselsilen tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile borçtan sorumlu olmasına şeklinde olan talebinde icra dosyası asıl ve fer'iden oluşan bir alacak kalemi olup bu konuda sadece asıl alacak yönünden karar verilip fer'ileri yönünden karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/306 Esas 2019/326  sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/213 E , 2014/328 K sayılı ilam borcundan ve işbu ilamın infazına ilişkin açmış oldukları İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyasından, ... Ltd Şti ile birlikte davalıların da müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davacının, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'den olan ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/213 E, 2014/328 K sayılı ilamı ile karar altına alınıp İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 Sayılı  icra takip dosyası ile takibe konu edilen alacak ve fer'ilerinden aralarındaki organik bağ nedeni ile dava dışı asıl borçlu şirketle birlikte  davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespit ve kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili; davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili için İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile ilgili olarak İzmir 3. ATM'de açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davacının dava dışı asıl borçlu şirketten 437.123,37 TL alacaklı  olduğuna karar verildiğini, bu süreçte dava dışı borçlu şirket  yetkilisinin alacağın tahsilini engellemek amacı ile iş bu davanın davalıları ile muvazaalı bir çok hukuki işlem gerçekleştirdiğini ileri sürerek yapılan muvazaalı işlemler nedeniyle İzmir 3. ATM'nin 2013/213 Esas ve 2014/328 Karar sayılı ilamına konu alacaktan ve infazına ilişkin olarak  İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı dosyasına konu alacaktan dolayı dava dışı asıl borçlu şirket olan ... Ltd. Şti. ile birlikte davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulüne karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br> Davalı ... ...  A.Ş vekili dava dışı asıl borçlu şirket ile; müvekkili şirket arasında fiili ve organik bağ olduğu iddiasının sadece davacı  alacaklı vekili tarafından ortaya atılmış bir iddia olduğu, davacı alacaklı vekili tarafından dosyaya sunulmuş delillerin hiç birisinin bu iddiaları kanıtlar nitelikte olmadığını ileri sürerek müvekkili şirket hakkında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... şirketi vekili  müvekkili şirket ile; dava dışı asıl borçlu şirket arasında sadece bir ortağın aynı olmasından başka bir bağın söz konusu olmadığı gibi diğer davalı şirket ile her hangi bir bağ tesis etme imkanı olmadığını, bu bağlamda tüzel kişilik ayrılığının kötüye kullanıldığından bahsetmenin mümkün olmadığından  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tahsilde tekerrür olmamak şartı ile; açılan davanın kabulü ile  İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/213 Esas ve 2014/328 Karar sayılı dosyası ilamında hüküm altına alınan 437.123,37 TL'den davalıların dava dışı borçlu şirket ile sorumlu olduklarının tespitine ve 437.123,37 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br> İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/213 Esas sayılı dosyasına konu İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı ...  A.Ş tarafından borçlu ... San ve Tic. Ltd. Şti. aleyhinde 03/05/2013 tarihinde 444.155,29 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. <br>Dosya içerisinde bulunan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/213 Esas ve 2014/328 Karar sayılı dosyasının incelenmesinden, bu dosya üzerinden davacı ... İşletmeleri A.Ş tarafından davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 17/03/2013 tarihinde açılan itirazın iptali davası neticesinde, davanın kabulüyle İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptaliyle icra takibinin 437.123,37 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si olan 87.424,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği, işbu kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/9858 Esas 2017/3585 Karar ve 04/12/2017 kararıyla onanarak 31/01/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; iş bu dava dosyasındaki davalıların İzmir 3. ATM'nin 2013/213 Esas ve 2014/328 Karar sayılı dosyasında davalı konumunda bulunmadıkları  ve bu kapsamda verilen kararın infazı için icra takibine konu edildiği  İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5161 sayılı ilamlı icra takip dosyasında da borçlu konumunda olmadıkları, bu nedenle iş bu davanın konusunu oluşturan asıl alacak dışındaki icra takibine konu faiz ve fer'ilerden işbu dava dosyasının davalılarının da açılan iş bu dava ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi asıl alacağın faiz ve fer'ileri açısından icra takibinden ve davadan evvel davalıların temerrüde düşürüldüğüne dair yazılı bir ihtarnamenin de dosyaya davacı tarafça delil olarak sunulmamış olması karşısında, davacı  vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karara karşı ileri sürülen tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2019 tarih, 2014/306  Esas ve 2019/326 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 383,2‬0 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06462f8fb8868f38","SID":"3890af93ba632454"}}