{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1716 <br>KARAR NO: 2024/4<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 24/03/2021<br>NUMARASI: 2017/1065 Esas - 2021/259 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde  16/03/2016-16/03/2017 vadeli Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın 13/10/2016 tarihinde davalı firmaya ait ... numaralı aracın sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde hasarlandığını, yaptırılan hasar ekspertiz incelemesi neticesinde 20/10/2016 tarihli fatura neticesinde 11/11/2016 tarihinde aracın tamiratını gerçekleştiren servise 23.501,00 TL onarım bedeli ödendiğini, hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına ve Ticaret Kanununun 1472.maddesi hükmüne göre şirketlerinin sigortalısının yerine kaim olduğunu ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakları şirketlerine intikal ettiğini, davalı firmaya ait ... nolu araç sürücüsünün meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olması nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalıların Gaziosmanpaşa .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itiraz sebebiyle takibin durduğunu belirterek  davalıların takibe, borca, faize ve ferilerine vaki itirazlarının iptaline karar verilmesini talep  etmiştir. Davalılar ... İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi, ... Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İnşaatı Adi Ortaklığı'nı  oluşturan şirketler ...Ticaret A.Ş., ... A.Ş., ... Ticaret A.Ş., ... Ticaret A.Ş., ... A.Ş. olduğunu, taraf teşkilinin sağlanabilmesi için adi ortaklığı oluşturan tüm şirketlerin davaya dahil edilmesi gerektiğini,  davacı dava dilekçesi ile işbu davayı ... A.Ş. yerine ... İnşaat  Sanayi ve Ticaret A.Ş. isimli şirkete yönelttiğini,  dava dışı ... Havacılık ve İnşaat A.Ş.'nin davaya dahil edilmesi gerektiğini, dava konusu kaza dava dışı .... Ltd. Şti. çalışanı ...  aceleci ve dikkatsiz davranışı neticesinde meydana geldiğini, bu ağır kusurlu davranış nedeniyle müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  08.03.2017 tarih 9279 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından da tespit edileceği üzere müvekkil şirketin ... İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi'nın ortaklarından olmadığını, adi ortaklığın ortağı \"... A.Ş.\" olduğunu,  Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları doğrultusunda davanın müvekkil ... A.Ş. yönünden husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulüne, Gaziosmanpaşa .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında davalıların itirazının 12.258,50 TL alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren 11.750,50 TL asıl alacağa yıllık %9,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, Fazlaya dair talebin reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... Tic. İşletmesi vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu kaza, davalılara ait Loder iş makinesinin geri geri gelerek park halindeki sigortalı araca çarpması neticesinde meydana gelen hasara ilişkin olup, yargılama sırasında alınan 30.10.2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında davalı şirketlere ait aracın sürücüsüne % 50 oranında kusur atfedildiğinden bahsedilse de raporun içeriğinden bu sürücüye hiç kusur verilmediğini, kusurun gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalılara verildiği anlaşıldığını ancak geri manevra yaparken, durmakta olan araca çarpan davalı tarafa ait araç sürücüsüne hiç kusur verilmemiş olması hukuk kurallarına, trafik kurallarına ve hakkaniyete tamamen aykırı olduğunu, Loder iş makinesi, \"kepçe\" tabir edilen inşaat makinesine benzer bir makine olduğundan arka tarafın görülmemesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, olay yerinde özel bir manevra alanı belirlenmediğini, araç sürücüsü tarafından bilinen bir durum olduğu halde, arkasını hiç kontrol etmeden geri gelen loder sürücüsüne kusur verilmemiş olması tamamen hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı .... Tic. İşletmesi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Dava tarihi itibariyle müvekkil şirket ..., ... İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi ortağı olmayıp, bu husus Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ile sabit olduğundan davanın  ... İnşaat yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,  gerçekleşen kaza sigortalı araç sürücüsü ve dava dışı ...  çalışanı ...'in şantiye sahasında hatalı yerde beklemesi neticesinde gerçekleştiğini, kazanın dava dışı, ... İnşaat çalışanı ... ağır kusurlu davranışı ve çalışanlarına iş sağlığı, güvenliği, kontrollü sürüş, yol güvenliği ve şantiye çalışma düzeni eğitimi vermekle ve çalıştırdığı araçların düzenli bakımını yaptırmakla yükümlü olan ... firmasının ihmali suretiyle meydana geldiği dikkate alındığında gerçekleşen kazada ...'ya kusur atfedilerek tazminat talep edilmesi mümkün olmadığını, hükme esas alınan raporun dayanak gösterdiği bilirkişi kök raporunda;\"Loder Operatörü ...'in yürütmekte olduğu, çalışma sırasında arkasını kontrol ederek seyri mümkün olmadığını, bu nedenle arkasından gelen araca çarpmış olması nedeni ile kendisine kusur izafe edilmesi uygun görülmemiştir.\" şeklinde ifadelere yer verilmiş olmasına rağmen, kök raporunda sonuç kısmında; \"davalı şirket sürücüsü olayda %50 oranında kusurludur.\" şeklinde kanaate yer verildiğini, bu yönde tesis edilen raporun  kendi içerisinde çelişkili olduğunu, aksi düşünüldüğünde dahi, müvekkil şirketlerin üzerine düşen tüm yükümlülükler ile dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olması ve 3. kişilerin ağır kusuru nedeniyle TBK'nın 66/2. fıkrası uyarınca sorumluluğu bulunmadığını, olay mahallinde keşif yapılmaksızın, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini,  davacının rücu talebini öncelikli olarak zarara sebep olan aracın trafik sigortacısına yöneltmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 14/10/2016 günü saat 20.00 sıralarında kazı yükleme alanında  05-301 kapı numaralı Loderi kullanan operator ... , yönetimindeki iş makinası ile geri manevra ile yükleme alanına yaklaşması sırasında, yine yükleme alanına yaklaşmakta olan davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigortalı ... firmasına ait ... yönetimindeki 546 no'lu (... plaka sayılı) kamyona çarpması sonucu gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasında sigortalı araçta  meydana gelen hasarın Kasko sigorta poliçesi kapsamında davacı tarafından ödendiği, kusuru oranında davalılara rücu için başlatılan icra takibine itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalılar istinaf dilekçesinde aracın ZMSS poliçesi bulunduğunu, bu nedenle  zararın  sigorta şirketinden tazmin edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir.  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde  müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek  birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede  düzenlenmiştir.  Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Bu nedenle yukarıda belirtilen KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 61., 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar zarara sebebiyet veren aracın  işleteni olduğuna göre aleyhlerine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 04/06/2018  tarihli ön inceleme duruşmasında 4 nolu ara kararı ile  davacı vekiline \"Dava, .... A.Ş aleyhine açılmadığından adi ortaklığın ortağı olmayan ...Tic. A.Ş.'ye açılmış olmakla davalıların düzeltilmesi\" için süre verilmiş; Davacı vekilince bu mehil içerinde tarafın düzeltilmesi için dilekçe verilerek adi ortaklığın değişen şirketi davalı olarak gösterilmesi üzerine de  İlk Derece Mahkemesince  24/04/2019 tarihli duruşmada davalı ... Tic. A.Ş.  yerine ...  A.Ş.'nin davaya taraf olarak eklenmesine karar verilmiştir. Bu durumda taraf değişikliği yapılması ile  ... Tic. A.Ş.  davanın tarafı olmadığından ve hakkında açılmış bir dava da bulunmadığından  davalı vekilinin husumete  ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Ne var ki taraf olmadığı halde  gerekçeli karar başlığında  ... Tic. A.Ş.' nin davalı olarak gösterilmesi ve ara kararı ile davalı görünen ... ihbar olunan olarak düzeltilmesine karar verildiği halde gerekçeli karar başlığının düzeltilmemiş olması doğru olmamıştır. Ancak karar başlığındaki bu hatalar  mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiğinden esasa etkili görülmemiş ve kaldırma nedeni yapılmamıştır. Kusur tespiti için alınan 30/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirket sürücüsünün olayda %50 kusurlu olduğu, davacı şirket tarafından kasko sigortalı aracın sürücüsü ... olayda %50 oranında kusurlu olduğu tespit  edilmiştir. Taraf vekillerince rapora itiraz edilmesi üzerine alınan 20/03/2019 tarihli ek kusur raporunda, kök raporun sonuç kısmında yer alan \"davalı şirket sürücüsü\" ifadesini \"Davalı şirket yetkilileri\" şeklindeki düzelterek kök rapordaki görüşün değişmediğini bildirilmiş; İlk Derece Mahkemesince  kök ve ek raporda belirlenen %50'şer kusur oranına göre hesaplanan tazminat üzerinden karar verilmiştir.  Adam çalıştıranın sorumluluğu olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesinde; ''Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde  düzenlenmiştir. Buna göre; adam çalıştıran ile zarar veren kimse arasında bir çalıştırma ilişkisi bulunması halinde TBK'nun 66.maddesi uyarınca sorumluluk söz konusu olacaktır. Bilindiği gibi adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu değil, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir.Adam çalışanın sorumluluğunu düzenleyen TBK'nın 66.maddesine göre çalışan kendisine verilen işin yürütülmesi sırasında, 3.kişilere verdiği zararlardan, istihdam eden kusursuz olarak sorumludur. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu için: Zararın çalışanın kendisine verilen işin görülmesi sırasında doğmuş olması, üçüncü kişinin zararı ile çalışanın yaptığı iş arasında illiyet bağının bulunması gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/1598   E. - 2019/5590 K.  sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta; 13/10/2016 alt işveren kaza/olay  tutanağına göre kasko sigortalı aracın sürücüsü ... doluma yaklaşması sırasında ... no'lu loderin geri gelirken kendisini görmediğini, korna çalmasına rağmen duymadığını ve kendisine önden çarptığını beyan etmiştir. Davalı tarafa ait iş makinasının operatörü ..., geri manevra yaparak bulunduğu alanı kendisine alan yarattığı sırada yanlış moktada bulunan ... kamyonuna hafif çarptığını açıklamıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunda  13/10/2016 alt işveren kaza/olay  tutanağına uygun olarak  kaza mahalli, araçların konumu, loderin arka görüşünün olmamamı gibi kriterler de değerlendirilerek kusur belirlemesi yapılmıştır. Bu halde davalıların çalışma sahasında loder operatörünün arkasını kontrol ederek çalışmasının mümkün olmaması nedeniyle  ona kontrol ve harekat için gerekli ikaz ve manevra için eleman bulundurmaması, loderin çalıştığı alan ile doluma gelen kamyonların bekleme alanını ayırmamış olması nedeniyle verilen kusur  TBK'nın 66.maddesine dayanmakta olup kaza ile illiyet bağı bulunmaktadır. Yine sigortalı kamyon sürücüsü da dolum alanında bekleme yapmakta  ise de loderin manevra sahasına girmemeye özen göstermemesi nedeniyle kusurlu kabul edilmesinde olayın oluş şekli, dosya kapsamına uygun düştüğünden kusura ve keşif yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı ... Tic. İşletmesi vekili istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ve davalı .... Tic. İşletmesi vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre davalılardan alınması gereken 837,38 TL harçtan peşin alınan 209,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 628,03 TL harcın davalı .... Tic. İşletmesi tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b122659c51c0801d","SID":"24ce04eaeade87f6"}}