{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/218 <br>KARAR NO\t: 2024/221<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2017/300 Esas,  2021/407 Karar<br>DAVA\t\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil bankanın... Şubesi ile dava dışı borçlu ...... arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesine istinaden adı geçen dava dışı borçluya nakdi ve gayri nakdi (Teminat Mektubu) ticari krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı borçlunun ise 26/07/2012 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, borcun tamamından ve işleyecek temerrüt faizi ile ferilerden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, krediyi kullanan borçlu ...... ile imzalanan 26/07/2012 tarihli kredi genel sözleşmesinde yetkili mahkeme ve icra dairesinin Erzurum mahkemeleri ile icra daireleri olarak belirlendiğini ve bu hususun kredi genel sözleşmelerinin 9. Sayfasında bulunan 19. maddesi ile açığa kavuşacağını, dava dışı asıl borçlu olan ...... hakkında borcun tahsili amacıyla Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2016/.... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını ve 450.923,61 TL alacağa karşılık satılan ....'a ait taşınmaz 71.000,00 TL bedelle müvekkil banka tarafından  satın alındığını fakat bu taşınmazın satış bedelinin borcu karşılamaya yetmediğini, bu nedenle İİK Md. 45 ve TBK'nın 586. Maddesi gereğince yasal olarak davalıya müteselsil kefil olarak başvuru haklarının bulunduğunu, tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak davalı borçlunun Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2016/..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu dayanaktan yoksun ve mesnetsiz itirazının iptaline, borç miktarının tamamından ve takip tarihinden yürütülecek %39 faiz ve ferilerden davalı borçlunun müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, takibin devamına ve takip konusu alacaklarının %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesi hususlarını arz ve talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, .... Bankası... şubesinde 2015/2016 yıllarında ortaya çıkan ve banka personeli olan .......tarafından bir çok kişiye usulsüz kredi tanımlanması ve usulsüz işlemlerle kredi kullandırıldığını ve bu durumun çok net bir şekilde ortada olduğunu, bu kişinin bankada bir çok ticari krediyi müşterilerinden habersiz olarak açarak kendi ticari faaliyetlerinde kullandığını, bu durumun bankaca yapılan teftişte ortaya çıktığını ve banka aleyhinde açılan bir çok davanın bulunduğunu ve yine bu kişi hakkında Kars Cumhuriyet Başsavcılığına bir çok suç duyurusunda bulunulduğunu ve hali hazırda soruşturma işlemlerinin devam ettiğini, yapılan bu usulsüzlükler neticesinde müvekkile hiç bir şekilde bahse konu krediye kefil olduğu yönünde bilgi verilmediğini ancak müvekkilinin banka işlemleri sırasında imzaladığını düşündüğü evraklar ile bahse konu krediye kefil edilmiş olabileceği düşüncesinde olduklarını ve tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddini, karşı yanın %20 den az olmamak kaydı ile icra tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Somut olayda; davacı banka ile davalı borçlu arasında kredi sözleşmesinin 26/07/2012 tarihinde imzalandığı, davalının da kefalet sözleşmesinin bu tarihte imzaladığı görülmektedir. Kredi genel sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle 6098 sayılı TBK'nun yürürlükte olduğu görüldüğünden sözleşmenin bu yasa hükümlerine tabi olduğu sunucuna varılmaktadır. Nüfus kayıtlarının incelemesinde davalının kredi genel sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli olduğu, bu haliyle kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefil olan davalının eşinin de yazılı rızasının alınması gerekmektedir. Ancak , kredi genel sözleşmesi ve davalının kefaletine ilişkin kefalet sözleşmesi incelendiğinde davalının kefilliğine ilişkin eşinin yazılı rızasının alınmamış olduğu görülmektedir. Buna göre davalının kefaletine ilişkin sözleşmenin yasada aranan kurucu unsurları barındırmadığı, kredi sözleşmesinin geçerlilik şartına ilişkin eşin yazıl rızasına yönelik şartları taşımadığı, bu haliyle kefalet sözleşmesinin davalı yönünden geçersiz olduğu, bu nedenle davalıya herhangi bir sorumluluk yüklenmesinin yasal olarak mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı vekili, mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatını davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İcra takibine konu edilen kredi sözleşmesinde davalının kefaletine ilişkin sözleşmenin geçerli olmadığı sabittir. Davacı banka, kendisi tarafından hazırlanıp düzenlenen bu kredi genel sözleşmesi uyarınca icra takibi başlatmış olup, tacir sıfatını haiz olan davacı bankanın kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktasında değerlendirme yapabilme imkanına sahiptir. Bir güven kurum olan davacı banka, kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında kefalete ilişkin hükümlerin geçerliliği noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek, kefalet sözleşmesinin geçersiz olup olmadığını bilebilecek durumda olmalıdır. Bu nedenle, geçersiz kefalet sözleşmesine dayanarak, davacı bankanın icra takibine başlamış olması haksız ve kötü niyetli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle davalının kötü niyet tazminatının kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.712,81 TL tutarında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup, Davanın REDDİNE, Asıl alacak olan 370.218,78 TL üzerinden %20'si oranında hesaplanan 74.043,76 TL tutarında kötü niyet tazminatının davacı bankadan alınarak davalıya verilmesine\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın bankadan bir personelin iş akdinin feshedilmesine ilişkin durumu fırsata dönüştürme çabası içerisinde olduğunu, davalı basiretli bir tacir gibi davranmadığını, dürüst davranmayan ve kötü niyetli olarak icra borcuna itiraz eden borçlunun itirazı karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme ilamında yargılama giderlerine ilişkin oluşturulan hükümlerde de müvekkil banka aleyhine hataların mevcut olduğu bu konuda istinaf incelemesi yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava,  genel kredi sözleşmesine istinaden müteselsil kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kefalet tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 6098 sayılı TBK'nın 581. maddesi uyarınca geçerli bir kefalet sözleşmesninin kurulabilmesi için kefilin eşinin rızası şartının bulunması ve somut olayda TBK 584/3. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun  6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince  esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Başvuru sırasında davacı kurumun harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere ..... tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7746bf5590b36392","SID":"dcceb91ee5b72506"}}