{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/982 <br>KARAR NO\t\t: 2024/162<br>KARAR TARİHİ\t: 17/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2016/1058 Esas 2019/1111 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t:  17/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  17/01/2024<br><br>Davacı vekili ve davalı ...-... vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 10/03/2016 tarihinde ... ili ... Mah. ... ada, ... parsel ... Sokak No:... adresli ... inşaatında kullanılmak üzere davalılardan aster beyaz fayanslar sipariş edildiğini ve alındığını, davalı şirketlerin sipariş edilenden farklı ve ayıplı mal gönderdiklerini, müvekkili şirketin  fayansların farklı olduğunu fayanslar döşendikten sonra fark ettiğini, bu nedenle İzmir 1.Sulh Mahkemesi 2016/76 Değişik İş dosyasında delil tespiti talebinde bunduğunu, ve fayansların kusurlu olduğunun tespit edilip davalılara 08/09/2016 tarihinde noterden gönderilen ihtarname ile bu hususun bildirildiğini ve tebliğ edildiğini müvekkili şirketin  üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirdiğini, ödemelerini zamanında yaptığını, karşı tarafın ise ayıplı mal göndermesi ile müvekkilini  zarara uğrattığını,  zararın delil tespitinde belirlenen miktardan çok daha fazla olduğunu, bu nedenle tespit dosyasına da itiraz edildiğini, üretim aşamasında fark edilmeyen ancak ton farklılıklarının yarı karanlık halde bulunan şantiye ortamında işçiler tarafından fark edilmesinin çok güç olduğunu, bu nedenle ... San.ve Tic.A.Ş. nin İzmir 1.Sulh Mahkemesin 2016/76 Değişik İş dosyasındaki bilirkişi raporuna itirazının yerinde olmadığını, ...nın  hem ihtarda hem itiraz dilekçesinin 6.fıkrasında geçen “daha önce yapılan 11 farklı sevkiyat sonunda kalan farklı seri kalibre ve renk tonundaki diğer ürünlerden kalan parça seramikleri birleştirip ...’a satmış olabileceği hususu tarafımızca öngörülmektedir” ibaresiyle seramikte farkların çıkabileceğinin kabul edildiğini ve davalı ... ...’yı sorumlu tuttuklarını belirtmiş, satıcı firmanın iddia ettiği gibi kutu üzerinde bulunan yazı dolayısıyla sorumluluktan kurtulmasının düşünülemeyeceğini çünkü döşeme aşamasında farklı numaralı ürünler değil, aynı kutudan çıkan ürünlerin kullanıldığını tüm bu nedenlerle  fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 3.350,00 TL zararının tespiti bilirkişi raporunun tebliği tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri, tespit giderleri ve vekalet ücretlerinin  karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ...-... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı olarak gösterilen müvekkili  “...” İbaresinin bir tüzel kişiliği veya gerçek kişiyi tanımlamadığını, bu sebeple HMK. 50. Madde gereğince taraf ehliyeti olmadığı gibi 51. Madde gereği dava ehliyeti de olmadığını, dava dilekçesinin bu yönüyle eksik olduğunu, davacının tespit davasına konu edilen miktarın 3.350,00 TL sını dava konusu yapmasına rağmen fazlaya  ilişkin haklarını saklı tutmuş olduğunu, oysaki zararın tespit bilirkişisi tarafından saptandığını, maddi tazminat istemine dayalı davanın belirsiz alacak davasına konu olabilmesi hususunun usule aykırı olduğunu, nitekim davacının İzmir 9.Noterliğinin 08.08.2016 tarih ve 9881 yevmiye  sayılı ihtarnamesi ile davalı taraflardan 24.480,00 TL tazminat ödenmesini talep ettiğini, ödeme olmayınca bu davayı ikame ettiğini, davacı şirketin  diğer davalı ... firması tarafından üretilen seramiklerin diğer davalı müvekkili ...-... firmasınca söz konusu <br>şantiyeye tek ton ve tek kalibre olarak sevk edildiği, seramikler döşendikten sonra davacının sözlü ihbarı üzerine döşenen seramiklerin ton farklılığı olduğunu  gözle tespit edildiğini belirttiklerini, bunun üzerine davalı ... fabrikası Ege Bölge Satış sorumlusunun arandığını ve şantiye  alanında açılmamış kutuların  yere serilip açıldığında gözle görülür ton farklılıklarının olduğunu diğer davalı firma yetkilisi kişiler tarafından tespit edildiğini, yapılan arıza tespiti sonrasında  diğer davalı ... firması ürün sorumlusundan davacının mağduriyetinin giderilmesinin istendiğini ancak sonuçsuz kaldığını, davalı ... tarafından davalı ...-... firmasına 12 irsaliye ile sevk edilen tüm ürünlerin 20500100001 ürün kodlu, 20x50 ... ürün adlı 1.sınıf seramik olduğunu, davacı beyanında yazan toplama ve farklı ürünler olduğu iddiasının gerçeğe uygun olmadığını, nitekim irsaliyelerden de görüleceği üzere tamamının tek ton tek kalibre olarak sevk edildiğini belirttiklerini, irsaliyeler ve kod etiketleri ve tüm taraflarca birlikte yapılan tespitler neticesinde müvekkili davalı ...’e atfedilecek herhangi bir kusur ve ihmalin söz konusu olmadığını,  tazminat gerektirecek zarar doğurucu işlemde davalı müvekkilinin bir katılımı olmadığını, davalı ...'ın  satış sonrasında yükümlülüklerini yerine getirmediğini , ürünler arasındaki ton farklılığını bildiği halde davacının mağduriyetini gidermediğini bu nedenlerle davalı müvekkilinin yerine getirilen edimlerde kendisine yüklenebilecek herhangi bir kusur olmaması nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>Davalı ...  San ve Tic. Aş vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davaya karşı  öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep ettiklerini, şirketin Uşak ilinde bulunmasından dolayı da yetki itirazında bulunduklarını, davanın esası yönünden üretilen seramiklerin ayıplı olduğuna ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, sevk edilen ürünlerin aynı ton ve kalibrede olduğunu herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, ... firmasına 2013 ve 2014 yıllarında davaya konu ürünlerden farklı tarihlerde 11 farklı sevkiyat yapıldığını, aynı gün içerisinde yapılan sevkiyatlarda ürünlerin aynı ton ve kalibrede sevk edildiğini, farklı tarihlerde ve farklı paletlerden alınmış ürünlerde ton ve kalibre farklılıklarının çıkmasının gayet normal olduğunu, bu nedenle ...’nın seramik satışlarında bu ton ve kalibre ayrımlarına kendi deposunda yaptığı yükleme esnasında dikkat etmesinin gerektiğini, bu ürünlerin normal seri ürünler olmayıp, o dönemde stokta sadece 3.pişirim yani bordür dekor fabrikası için ayrılan malzemelerden satın alındığını, bu konuda sözlü uyarı yapıldığını, bu tarz ürünlerin o dönemki satış fiyatının 9,50 TL+KDV olduğu halde, 3. Pişirim malı olduğu için 7,40+KDV fiyatla satın aldıklarını, yani ...’nın bu ürünün seri üretim olmadığını bilerek ve fiyatı uygun olduğu için aldığını, fiyatı uygun olduğu için ağırlıklı olarak satın almayı tercih ettiğini, firmaya yapılan diğer sevkiyatlarda da açıkça görüldüğünü,  ... firmasına sevk edilen 9408 m2 20x50 ... üründen bu güne kadar hiçbir şikayet gelmediğini , bu nedenle davaya konu olayda daha önce yapılan 11 farklı sevkiyat sonunda kalan farklı seri kalibre ve renk tonundaki diğer ürünlerle birleşip ...a satmış olabileceğini, aksi halde 9408 m2 ürünlerden de şikayet gelmesinin gerektiğini, bu nedenlerden  dolayı davaya konu olayda müvekkili şirketin kusurunun ve sorumluluğunun olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.<br>MAHKEMECE: \"...Dava; satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın, davalı satıcı ile davalı üreticiden tahsili davasıdır.<br>TBK 227 maddesine göre,   <br>\" Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:<br>1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.<br>2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.<br>3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.<br>4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.<br>Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.<br>Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.<br>Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir \" denmektedir.<br>6102 sy TTK m. 23/c   uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Gizli ayıp basit bir muayeneyle anlaşılamayacak durumda ise bu tür bir ayıbın ortaya çıkması halinde B.K.'nun 223-2. fıkrası uyarınca ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. <br>Bu maddeye göre, Tüketici Kanundan farklı olarak ayıptan sorumlu olan satıcıdır. Dava konusu olayda davacı ile davalı üretici ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.arasında satım ilişkisi olmayıp, davalı şirket, ticari satıma konu fayansları üreten şirtkettir. Bu nedenle davacı taraf ile davalı üretici ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Arasında satış sözleşmesi olmadığı, garanti veden sıfatının da bulunmadığı anlaşılmakla TBK 227 maddeye dayanarak davacının bu davalıdan talep hakkı bulunmadığından, davacının bu davalı hakkındaki davasının pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Somut olayda; davaya konu, davalı satıcı faturalarda bahsi geçen, aster beyaz renk fayansların  davalı satıcı ... tarafından davacı alıcı şirkete satışının gerçekleştirildiği, satın alınan seramiklerin tek ton ve tek kalibre olarak davacıya teslim edildiği, bedelinin ödendiği, seramiklerin bir kısmı döşendikten renk tonu farklılığı olduğunun anlaşıldığı, davacının bunun üzerine ton farklılığını derhal sözlü olarak davalı satıcı ...'e ihbar ettiği, davalı ..., davacı şirket yetkilisi, şantiye şefi ve davalı üretici şirket Ege Bölge Satış sorumlusu ve fabrika ürün sorumlusunun birlikte davacının şantiyesine gittiği, döşenen seramikler birlikte incelendiğinde çıplak gözle renk tonu farklılığı olduğunun tespit edildiği, şantiye alanında bulunan seramik kutularının kontrol edildiği, kutular üzerinde yazılardan tamamının tek ton ve tek kalibre olduğunun belirlendiği, gerek delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu gerekse mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlar dikkate alındığında davacı tarafından satın alınan seramiklerde renk tonu farklılığının bulunduğu, bunun tespitin ancak farklı açılardan, gün ışığı veya gün ışığına yakın aydınlatma ile uygulama sonrasında ya da uygulama öncesinde her bir kutunun tek tek açılarak gün ışığında seramiklerin yan yana dizilmesi ile fark edilebileceği, davalı ...'in, davalı üretici firmadan farklı tarihlerde aldığı farklı paletlerden ve farklı kutulardaki ürünleri birbirine karıştırdığı yönünde somut delil bulunmadığı, ayıbın açık ayıp olmadığı, ton farklılığına ilişkin ayıbın ancak fayanslar döşendikten sonra uygulama sonrasında fark edilebileceği, dolayısıyla  davacının yasal ayıp ihbar sürelerine uygun şekilde ayıp ihbarında bulunduğu, ayıbın giderilmesi için 16 adet banyodaki fayansların sökülmesi, yerine yeni temin edilecek fayansların yapılması, inşaat artıklarının atılması gerektiği, buna göre bilirkişi heyetinin 2. Ek raporunda tespit edildiği üzere ayıp nedeniyle uğranılan zarar miktarının 14.973,00 TL olduğu, davalı satıcı ...'in davacının ayıp nedeniyle uğradığı maddi zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davacının davalı ... hakkındaki davasının kabulüne, dava dilekçesinde talep edilen kısmi alacağa dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi, ıslah dilekçesinde ise ıslah edilen alacağa yalnızca faiz işletilmesi talep edildiğinden istekle bağlı kalınarak 14.973,00 TL maddi tazminatın, 3.350,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, bakiye 11.623,00 TL'lık kısmına ıslah tarihi olan 07.01.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; <br>H Ü K Ü M  :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının, davalı ... hakkındaki davasının KABULÜ ile 14.973,00 TL maddi tazminatın, 3.350,00 Tllık kısmına dava tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren avans faiziyle, bakiye 11.623,00 TL'lık kısmına ıslah tarihi olan 07.01.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>2- Davacının davalı ... SANAYİ VE TİÇARET A.Ş. hakkındaki davasının pasif husumet yokluğundan REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, davacı vekili ve davalı ...-... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı  ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. nin üretici konumunda olup diğer davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu,  söz konusu dava sırasında bilirkişi tarafından müvekkili şirketin uğradığı zararın 11.853,00-TL KDV olarak tespit edildiğini, ancak bilirkişi tarafından bu hesaplama yapılırken fayansların sökülmesi ve inşaat atıklarının atılması, fayans temini ve yerine döşenmesi, fayansların sökümünden önce lavabo, lavabo bataryası, klozet, aramusluklar, ayna, duşakabin, elektrik armatürleri ve  kapı pervazı gibi montaj malzemelerinin sökümünün  gerektiği, seramiklerin sökülmesi sırasında duvar yüzeyinde bulunan sıva imalatı ve tuğla duvar yüzeyi hasar göreceğinden dolayı, fayans kaplanması gereken tüm alanlar yeniden sıvanmak zorunda kalması, tüm seramik imalatları bitirildikten sonra lavabo, klozet, duşakabin, lavabo bataryası, klozet ara muslukları, elektrik armatürleri ve kapı pervazının tekrar montajının gerektiği, yapılan tüm işlerin çıkan molozun çuvallanması, taşınması, atılması, nakliyesi için işçilere verilen günlük yevmiyeler dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin uğradığı zararın mahkeme tarafından 14.973,00 - TL  olarak belirlendiğini, ancak, müvekkil alacağının 24.480,00-TL olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, bilirkişi raporuna da itiraz edildiğini, müvekkil şirket adına açılan davada uğranılan zarar ile ilgili tüm delillerin her iki davacı yönünden de iddialarının ispat ettiğini belirterek, yerel mahkemenin gerek davalı üretici firma ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden reddine ilişkin kararının gerekse de müvekkili şirketin ayıplı mal dolayısıyla uğradığı maddi zarar hesaplaması yönünden verdiği  kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı  ...-... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türkiye'de üretilen ve ithal edilen her ürünün belli bir TSE standardında olmasının mevzuat gereği olduğunu, kullanım yerine göre farklı dayanıklılık içerdiği için çok sayıda TSE standardının belirlendiğini ve üretimde bu standartlara uyulmasının zorunlu olduğunu, davacının dava konusu emtianın kusurlu, hatalı, ayıplı olmasından dolayı kendisine malı satana ve malı üreten firmaya açacağı davanın kısıtlanamayacağını, çünkü davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, her iki davalı arasında tam teselsül niteliği bulunduğunu, çünkü keşif sırasında ve dinlenen tanıklardan öğrenildiği üzere üretici firma ... temsilcisinin ihbar sonrası yetkili satıcı ve davacı firma temsilcileri ile bir araya geldiğini, davacıdan olayı dinlediğini, serilen malzemeleri incelediğini, sözlü olarak onay verdiğini ancak inşaattan ayrıldıktan sonra   yönetimsel sebepler ile konunun telafisine dair bir adım atılmadığını, TBK nun 61 nci maddesinde dış ilişkide sorumluluğun düzenlendiğini, verilen zararın birden çok kişi tarafından verilmesinin sonucu zarar verenler arasında müteselsil sorumluluk olduğu kurala bağlandığını, davacının uğradığı zarar sebebiyle davalıların yetkili satıcı ve üretici firmanın davacıya karşı müteselsil sorumlu olduğunu, ... firmasının TBK 61 nci maddesine uyarlı olarak  (1) nolu bentte verilen hükme ve diğer maddelerde yazılı masraf ve avukatlık ücreti bölümüne davalı olarak dahil edilmesini ve bu suretle eşitsizliğin giderilerek müteselsil sorumluluğun hakkaniyete uygun hale getirilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;  incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davalı  ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. nin dava konusu fayansların üreticisi olmasına, TBK nun ayıptan sorumluluk hükümlerini düzenleyen 219.  Maddesinde satılandaki ayıptan üreticinin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunmamasına,  davalı üretici şirketin garanti veren sıfatının da bulunmamasına,  üretici firma ile alıcı arasında satım sözleşmesi bulunmamasına göre (Yargıtay 3. HD nin 2023/620 esas ve 2023/2462 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır)  davacı  vekilinin ve davalı ...-... vekilinin bu hususa ilişkin  istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf istemlerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih ve 2016/1058 Esas 2019/1111 Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalı ...-...nin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ...-... tarafından alınması gereken 1.022,81 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 256,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 766,81 TL'nin anılan davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-Davacı ve Davalı ...-... tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 17.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyuna karşı oy çokluğu ile karar verildi. <br><br><br>MUHALEFET ŞERHİ:<br>Dava; satılan ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın davalı satıcı ve davalı üreticiden tahsili talebi ile açılan tazminat davasıdır. <br>Mahkemece davalı satıcı yönünden davanın kabulüne, davalı üretici yönünden pasif husumet yokluğundan reddine dair karar verilmiştir. <br>Üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir.<br>Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür.<br>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 30/06/2021 tarihli ve 2020/5083 esas, 2021/5398 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)<br>Somut olayda; uyuşmazlığa konu seramiklerin ayıplı olduğu mahkemenin kabulünde olduğu, ayıbın üretim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmediği, belirlenme yapıldıktan sonra üretim hatasından kaynaklı ise davalı ... ...A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulüne, üretim hatası yok ise davanın reddine karar verilmesi görüşünde olduğumdan üretici - davalı hakkında husumet yokluğundan reddine dair verilen karar hakkında istinaf talebinin reddine ilişkin çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.17/01/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2de9b0a8d65b45b4","SID":"925dac8c50af6012"}}