{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/2046 - 2024/211<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/2046 <br>KARAR NO\t: 2024/211<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/481 E.  -  2020/178 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka, YİDK Kararı İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/09/2020 Tarih ve 2018/481 Esas - 2020/178 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınan ... markasının lisansörü olarak Türkiye’de faaliyet gösteren, Türkiye’de 18,4 milyon aboneye hizmet veren bir GSM kuruluşu olduğunu, davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu “...” ibaresi ile müvekkili adına tescilli ve tanınmış “...” ve “...” ibaresini taşıyan markaların ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu,  “...” ibaresinin müvekkili tarafından kullanımı sonucu ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, tüketici nezdinde müvekkilinin bir ürün ve hizmet markası olarak algılanacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK’nın 28.09.2018 tarih ve 2018-M-8466 sayılı kararın iptaliyle, marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı şahıs vekili,  “...” ve “...” ibarelerinin jenerik marka olduklarını, bu kelimelerin kullanımının kimsenin tekeline verilemeyeceğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde \"...\" ve \"...\" kelimelerini barındıran binlerce marka olduğunu, kelimelerin sektörde yaygın olarak kullanıldığını ve ...’un bu kelimeler özelinde bir bilinirliğinin bulunmadığını, “...” markasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markanın bu haliyle tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"Şekil+...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...\"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibas koşullarının ve SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, (davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen  markadan \" haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği \" kanıtlanmadığı), dava konusu marka açısından  kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı, YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” ibaresinin zayıf marka olma iddiası dayanaktan yoksun olduğu gibi “...” markalarının seri marka olması nedeni ile davalı markasının müvekkilinin tanınmış markalarının devamı ve yeni bir versiyonu olarak algılanabileceğini, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markaların çok uzun zamandan beri sahibi olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile aynı mal ve hizmetlerde tescilinin istendiğini, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinçli olmadığını, ilk derece mahkemesi kararında davalı markanın müvekkili markalarının seri markası olarak algılanma ihtimalininin göz ardı edildiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibaresinin ... telefonu yerine kullanılan bir kelime olduğu, ayırt ediciliğinin düşük olduğu, \"...\" ibareli markaların alıcı kitlesinde \"... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmet\" algısını oluşturduğu, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkes tarafından kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da \"...\" kelimesinin, şekil unsurunun ve markanın düzenleniş biçiminin başvuruyu davacının sadece kelime unsurundan oluşan markalarından yeterince farklılaştırdığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında \"...\" ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. Sayılı ilamında \"...\" ibaresinin  davacının \"...\" esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f364bde7b5408c2c","SID":"60c549d221074dc5"}}