{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2019/1462 - 2024/203<br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ          <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>ESAS NO\t     : 2019/1462 <br>KARAR NO\t: 2024/203<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/04/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/49 E.-2019/380 K.<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 17.08.2011 ve 26.01.2012 tarihlerinde hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını, 17.08.2011 tarihli sözleşmenin teminatı olarak 92.545,00 TL tutarında; 26.01.2012 tarihli sözleşmenin teminatı olarak 50.070,61 TL tutarında kesin ve süreli banka teminat mektuplarının davalıya verildiğini, daha sonra idarenin talepleri üzerine teminat mektuplarının süresinin uzatılageldiğini, <br>17.06.2013 tarihinde ... Termik Santralı ve ilgili maden sahasının özelleştirilerek dava dışı ... A.Ş.'ne devredilmesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmelerin, 36.1. maddeleri uyarınca sona erdiğini, bunun üzerine müvekkilinin kesin teminat mektuplarının iadesini talep ettiğini ancak davalı tarafça olumsuz yanıt verildiğini, sözleşmelerin 12.4.1. maddelerindeki teminatın iadesi için gereken, müvekkili davacının İdareye borcunun bulunmaması ve SGK ilişiksizlik belgesi alınıp İdareye sunulması şeklindeki iki koşulun müvekkilince yerine getirildiğini, davalının teminatın iadesi için aradığı \"İbraname\"'nin son hak edişin ödenmesi için şart koşulduğunu,  müvekkilinin son hak edişinin de ödendiğini, <br>Kütahya İş Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile işçilerin iş akitlerinin feshedilmediği, devam etmekte olduğu, işçilerin bu devir nedeniyle herhangi bir şekilde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya yıllık izin ücreti talep edemeyeceklerinin anlaşıldığını, dolayısıyla <br>müvekkili yönünden bu alacakları ödeme yükümlülüğünün ortaya çıkmadığını,<br>Davalı tarafça 22.12.2016 ve 21.03.2017 tarihli <br>cevabi yazılarda, \"...İş Mahkemesince verilen kararların firmanız lehine kazanılmış hak yarattığı düşünülse de ret kararlarının iş akdinin feshine bağlı hakların dava tarihi itibariyle talep edilemeyeceğini göstereceği, ancak dava tarihi itibariyle bu alacakların istenememesi bunların iş akitlerinin feshi durumunda ileriki bir tarihte istenemeyeceği anlamına gelmeyeceği, bu sebeple sözleşme hükümleri gereği kıdem ve ihbar tazminatlarının firmanızın <br>işçiyi çalıştırdığı döneme ilişkin kısımlarının ödendiğini gösterir belgelerin sunulması...\" demek suretiyle teminatı hukuka aykırı ve yasal dayanaksız şekilde elinde tuttuğunu ikrar ettiğini, <br>Kabul anlamına gelmemek üzere bir an için ibraname isteyebileceği kabul edilse bile sözleşmenin 13.4.maddesinde ibraname tarif edilirken \"...iş akdinin feshinden sonraki bir tarihi taşıması...\" denilmiş olup somut olayda işçilerin iş akitleri yeni işveren ... A.Ş. nezdinde devam ettiğinden zaten ibranamelerin iş akdinin feshinden sonraki bir tarihi taşımasının mümkün olmadığını, nitekim davalı İdarece <br>müvekkiline son hakedişini ibraname aramadan yaptığını, <br>Kütahya İş Mahkemesi kararlarına göre müvekkilinin işçilere feshe bağlı alacakları ödemesinin mümkün olmadığını, davalının da işçilere 17.06.2013 itibariyle müvekkilinin alt işverenlik dönemini ilgilendiren herhangi bir ödeme yapmadığını ve müvekkilinden isteyebileceği herhangi bir rücu alacağının ortaya çıkmadığını, ileride doğabileceği meçhul olan alacak <br>ihtimalleri gerekçe gösterilerek teminatın iadesinden kaçınılamayacağını, 17.06.2013 <br>tarihinden sonra iş akdi fesholan, kıdem tazminatına hak kazanan veya kazanacak olan <br>işçiler varsa bile bunların müvekkilinin teminatını iadeden imtina gerekçesi olamayacağını, müvekkilinin 17.06.2013 devir tarihi itibariyle üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, <br>Davacı İdarenin ileride doğup doğmayacağı belli olmayan bir alacak için teminatı <br>elinde tutması ve davacının da belirsiz bir süre boyunca bankaya komisyon ödemek zorunda kalması, mektup için bankaya teminat gösterdiği taşınır ve taşınmazları üzerinde serbestçe tasarruf edememesi, kredibilitesinin azalmasının taraflar arasındaki sözleşmeye, genel hukuk prensiplerine ve iyiniyet kaidelerine aykırı olduğunu, <br>İleri sürerek teminat mektuplarının iadesine, yargılama sırasında nakde çevrilmesi halinde bedellerinin nakde çevirme tarihinden itibaren avans faizi ile iadesine <br><br>karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t<br>Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin 13.2. maddesi uyarınca davacı alt işverenin işçilerin tüm işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu, sözleşme hükümlerine göre de <br>davacının iş bitiminde usulüne uygun şekilde işçilerden alınmış ibranameleri (ve işçi<br>alacaklarının kalem kalem ödendiğini gösterir banka dekontlarını) müvekkiline verme zorunluluğu bulunduğunu (Sözleşme md 13.4), davacının işçilerin iş akitlerini feshi işçi yönünden hüküm ifade etmese de, taraflar arasındaki sözleşmede buna ilişkin özel hüküm konulmuş olduğunu, davacının yanında çalıştırdığı işçilerle iş ilişkisini sona erdirdiğini, Yargıtay kararlarında alt işverenlerin sözleşme hükmü bulunmasa dahi, çalıştırdıkları işçilerden kaynaklı  yükümlülüklere katlanmaları gerektiğini bilebilecek durumda oldukları veya bilmeleri gerektiğinin vurgulandığını, kıdem tazminatından sorumluluk işçiyi çalıştıran her <br>işveren açısından kendi dönemindeki ücret üzerinden ve süresiyle sınırlı olmak üzere devam ettiğini, işverenin bu borcu için avans olarak ödemede bulunmasında herhangi bir engel bulunmadığını, kıdem tazminatı borcunun, işverenin işyerinin devrinden sonra dahi devam eden bir borç olduğunu, bu yükümlülük yerine getirilmedikçe davacının müvekkiline karşı olan yükümlülüklerini tamamen yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğini, davacının işçiyi çalıştırdığı kendi dönemiyle ilgili olarak sözleşme hükümleri çerçevesinde usulüne uygun olarak alacağı <br>İbranameleri müvekkiline sunma mecburiyeti bulunduğunu, davacı tarafça bir kısım ibranameler sunulmuşsa da ibranamelerin sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımadığını, davacının iddiasının aksine son hak ediş ödenme şartları ve teminatın iade şartlarının birbirinden ayrı ve bağımsız olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesince; \"Taraflar arasında imzalanan 26.01.2012-17.08.2011 tarihli sözleşme hükümleri nazara alındığında, kesin teminat mektuplarının iadesi için, İşin sözleşme ve ihale hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesi, Yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun bulunmaması, SGK'dan alınan ilişiksizlik belgesinin idareye sunulması ve dava dışı işçilerden alınacak usulüne uygun düzenlenmiş ibranamelerin İşletme Müdürlüğüne sunulması gerektiği aksi halde teminat mektuplarının iade edilmeyeceği hususlarının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. <br>\t\t<br>Davacı vekilince eldeki davada, dava dışı işçilerden alınan ibraname örnekleri dosyaya sunularak, somut olayda iş aktinin feshi değil işyerinin devrinin söz konusu olduğu, işçilerin çalışmaya devam ettikleri ve kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının bu nedenle bulunmadığı, hal böyle olunca kıdem ve ihbar tazminatları yönünden ibraname alınmasının mümkün olmadığı, kıdem ve ihbar tazminatlarının doğmadığı hususunda Kütahya İş Mahkemesince kararlar verildiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından mahkememize sunulan ibranamelerin incelenmesinde, kıdem ve ihbar tazminatı dışında alacaklar bakımından ne miktarda ödeme yapıldığının belirli olmadığı gibi, ibraname ile ödenen bedellerin ödeme makbuzlarının dosyaya sunulmadığı, bu haliyle mahkememize sunulan ibranamelerin, taraflara arasındaki sözleşmede yer alan  ''...mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti...v.s. işçilik haklarına ilişkin ödeme yapılmış ise bu ödemelerin açıkça ve ayrıca kalem kalem gösterilmesi, ibranamede belirtilen miktarın banka hesabı aracılığı ile ödendiğini gösteren belgenin sunulması\" hükmüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.<br>\t\t<br>Dosya içerisine sunulan İş Mahkemesi kararları içeriğine göre; dava dışı işçilerin kıdem tazminatına hak kazanmadıkları hüküm altına alınmış ise de, bu kararların mahiyetinin, davacı şirketin kıdem tazminatlarından dolayı  hukuki sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin olmayıp, yalnızca dava dışı işçilerin sözleşmelerinin  feshedilmemiş olması nedeni ile iş aktinin devam ediyor olması nedeni ile dava tarihi itibariyle yasal şartları oluşmadığından kıdem tazminatı alacağına hak kazanılmadığı hususuna ilişkin olduğu, buna göre; dava dışı işçilerin davacı bünyesinde çalıştıkları dönem itibariyle doğacak kıdem tazminatı alacağı bakımından davacı şirketin sorumluluğun devam ettiği anlaşılmakla, davalı tarafça davaya konu teminat mektuplarının iade edilmemesinde sözleşmeye ve hukuka aykırılık bulunmadığı\" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. \t <br>\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşmenin 12.4.1. maddesinde; \"Taahüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı İdareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ilişkisiz belgesinin İdareye verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamı Yükleniciye iade edilecektir.\" <br><br><br>\tdüzenlemesinin yapıldığını, buna göre teminatın iadesinin sadece \"yüklenicinin idareye herhangi bir borcunun olmamasına\" ve \"SGK ilişiksizlik belgesine\" bağlandığını, davalı İdarenin, müvekkilinden herhangi bir muaccel alacağı olduğunu iddia ve ispat etmediğini, <br>Sözleşme maddesinin lafzı bu kadar açık olduğu halde İlk derece Mahkemesince bu madde yorum yoluyla genişletilerek davanın reddine karar verildiğini, \tmaddede ileride doğması muhtemel alacaklardan bahsedilmediğini, yüklenicinin İdareye herhangi bir borcunun olmamasından bahsedildiğini, müvekkilinin davalıya gerek 17.06.2013 fesih tarihi itibariyle, dava tarihi itibariyle muaccel bir borcu bulunmadığını, SGK ilişiksizlik belgesi de davalıya sunulmuş olmakla teminatın iadesi için tüm koşulların gerçekleştiğini, <br>Mahkemenin \"işçilerin davacı bünyesinde çalıştıkları dönem itibariyle doğacak kıdem tazminatı alacağı bakımından davacı şirketin sorumluluğunun devam ettiği\" sonucuna nasıl varıldığının anlaşılamadığını, sözleşmede açıkça borçsuzluktan söz edildiğini, riskten bahsedilmediğini, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan meçhul bir \"risk tutarı\" gerekçe gösterilerek teminat mektubunun belirsiz bir süre boyunca iadesinden kaçınılamayacağını, sözleşmede müvekkilinin kıdem tazminatlarından sorumlu olduğu yolunda bir hüküm bulunmadığını, <br>Taraflar arasındaki sözleşmenin teminatın iadesi ile ilgili düzenlemesinin 4735 sayılı Kanunun 13. maddesindeki düzenleme ile aynı olduğunu, işçilerin gelecekte doğup doğmayacağı, doğacaksa ne miktar üzerinden doğacağı bilinemeyen kıdem tazminatı alacaklarından kaynaklı risklerin de taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını, buna rağmen teminatın halen davalı İdare uhdesinde tutulmasının yasal, meşru ve hakkaniyetli olmadığını,<br>Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi bittiği halde sözleşmenin tasfiye edilmediğini, davalı ile muhatap kalmaya zorlandıklarını, müphem ve meçhul riskin ileride gerçekleşmesi durumunda rücuen alacak davasının devreye gireceğini,<br>Taraflar arasındaki sözleşmede ibraname sadece son hak edişin ödenmesi için şart koşulmuş olup, teminatın iadesi için öngörülmediğini, davalı İdarenin ibranameleri yeterli görmüş olması üzerine herhangi bir muaraza çıkarılmadan son hak edişlerinin ödendiğini, \t<br>Ayrıca maddede ibranamenin iş akdinin feshinden sonraki tarihi taşıması gerektiğinin belirtildiğini, somut uyuşmazlıkta feshedilen iş akti olmadığı için zaten iş akitlerinin feshinden sonraki tarihli ibraname almalarının o gün de, bu gün de mümkün olmadığını, ibraname sunulması teminatın iadesi için aranan bir koşul olmadığı halde ibranamelerin bile sunulduğunu, ancak ibranamelerde işçiye ödemedikleri ve hukuken de ödemeleri mümkün olmayan bir kalemi yazamayacaklarından ibranamelerde \"kıdem tazminatı\" ibaresinin yer almadığını, <br>Özelleştirme neticesinde işyerinin ... A.Ş.’ne devri ile birlikte davacı şirketin davalı ... ile olan sözleşmesinin 17.06.2013 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, fakat işçilerin ... A.Ş. nezdinde kesintisiz ve aynı koşullarda çalışmaya devam ettiklerini, \"İşyeri devri\"nin \"fesih\" olmadığnı, bu nedenle işçiler lehine kıdem tazminatı alacağının doğmadığını, dolayısıyla doğmamış hakkın da ibrasının olmayacağını, <br>Taraflar arasındaki sözleşmede iç ilişkide sorumluluğun müvekkiline ait olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin 13.1.2. maddesinin yüklenicinin personelin cari aylık ücret alacaklarını, sigorta ve vergilerini ödemesine ve bu ödemeleri yaptığını belgeleyemediği takdirde hakedişlerinin ödenmeyeceğine ilişkin bir düzenleme olup kıdem tazminatlarından iç ilişkideki sorumluluğun yükleniciye ait olduğuna ilişkin bir hüküm olmadığını, yasa koyucunun iradesinin kıdem tazminatını rücu edebilmek için sözleşmede bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiği yönünde olduğunu, nitekim 22.02.2019 tarihinde 4857 sayılı yasanın 112. maddesine 7166 sayılı yasa ile yapılan ekleme ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin alt işverene rücu edilebilmesi için sözleşmelerde bu konuda açık bir hükme yer verilmesi gerektiği, yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilemeyeceği düzenlemesinin getirildiğini, <br>Davalının yaklaşık maliyet hesap cetveline kıdem tazminatı tutarlarını dahil etmediğini,  kıdem tazminatının ihale maliyeti içinde olmadığını, buna alt işverenin katlanamayacağını, Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78. maddesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarında teklif fiyata dahil olacak giderlerin sayıldığını, sözleşme ve idari şartnamelerdeki ücretlerin kıdem tazminatlarını kapsamayan asgari işçilik ücretleri olduğunu, KİK kararında da sözleşmelerdeki ücret kavramının kıdem tazminatını kapsamadığının belirtildiğini, davalının yeni ihalelerinde ibraname maddesini değiştirdiğini, <br>Yargıtay HGK’nun E. 2015/22-3710 K. 2018/813 T. 18.04.2018 sayılı ve E. 2015/22-1895 K. 2015/1779 T. 30.9.2015 sayılı kararlarında, Anayasa Mahkemesi'nin 2016/13021 sayılı 17.05.2018 tarihli kararında ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nin 2018/1877 E. 2018/2447 K. sayılı kararında ... ile alt işverenleri arasındaki alt işverenlik sözleşmelerinin muvazaalı olduğu, ...’ın işveren sıfatını kaybetmediği hususlarının belirtildiğini, ... bu işi ihale etmeden doğrudan kendi kadrosundaki veya kadrosuna dahil edeceği personel ile yaptırmış olsa idi kıdem tazminatı ödeyeceği muhakkak olduğuna göre muvazaalı olduğu Yüksek Yargı kararları ile tescillenmiş olan görünürde alt işverenlik ilişkisi neticesinde yine gerçek işveren olarak kalmaya devam ettiği için bu tazminatı alt yükleniciden talep etmesinin mümkün olmadığını, <br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>I-Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı olarak verilen teminat mektuplarının iadesi istemine  ilişkindir. <br>\"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.<br>\tİşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.<br>\tHizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. <br>\tİşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. <br>\tYıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır.<br>İhbar tazminatından son işveren sorumludur.  Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.<br>İşveren tarafından bu ödemelerin ferileri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.\" <br>(Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E., 2021/175 K., <br>Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/697 E., 2021/355 K.,11.11.2021 tarih ve 2021/1623 E., 2021/1446 K., 20.12.2022 tarih ve 2021/5300 E., 2022/5935 K., 02.11.2023 tarih ve 2022/5380 E., 2023/3645 K. sayılı kararları)<br>Öte yandan, 21.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7166 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 112 nci maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkrada \"4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.\" hükmü; <br>Aynı Kanunun 12. maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen \"GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, 112 nci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde rücu edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmelerin 11.09.2014 tarihinden önce imzalanmış  olmaları ve iş bu davanın \"kamu kurum ve kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen\" davalardan olmaması nedeniyle yapılan düzenlemenin uygulanmayacağı açıktır. <br>Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/42 E., 2019/73 K. sayılı kararı ile 7166 sayılı Kanunun 11. maddesi iptal edilmiştir. <br>Buna göre davacı vekilinin taraflar arasındaki sözleşmelerde kıdem tazminatından sorumluluk ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı ve müvekkilinden talep edilemeyeceği yolundaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>II-Taraflar arasındaki 17.08.2011 ve 26.01.2012 tarihli hizmet alım sözleşmelerinin\t\"12.4.Kesin Teminat ve Ek Kesin Teminatın Geri Verilmesi\" başlıklı 12.4.1. maddesinde, \"Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı ...'a herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 6 ay içinde SSK'dan ilişkisiz belgesi getirilmediği takdirde, Yüklenicinin ödenmemiş istihkakları ile kesin teminatı (nakit değilse nakde çevrilerek) bağlı bulunduğu SSK Sigorta İl Müdürlüğüne gönderilir veya ... tarafından bloke edilebilir. Yüklenici bu uygulamadan dolayı herhangi bir hak talebinde bulunamaz. Sosyal Sigortalar Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin ...'a verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamı yükleniciye iade edilecektir.\" hükmü,<br>12.4.2. maddesinde, \"Yüklenicinin bu iş nedeniyle İdareye ve Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan (izin, kıdem ve ihbar tazminatları) ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerinin hizmetin kabul tarihine kadar ödenmemesi durumunda protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin ve ek kesin teminat paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı Yükleniciye geri verilir.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Sözleşmelerin 13.4. maddesinde ise; \"Yüklenici işin bitiminde çalıştırdığı tüm personelden; usulüne uygun olarak alınmış bir ibranameyi ve bu ibranamede belirtilen miktarın yine banka hesabı aracılığı ile ödendiğini gösteren belgeyi İşletmeye tevdi edecektir. Aksi takdirde Yüklenicinin son istihkakı ödenmeyecektir.<br>Usulüne uygun bir ibranamede: <br>.  İbranamenin iş  akdinin feshinden sonraki bir tarihi taşıması,<br>. İşçiden bu yönde alınacak ibranamede; işçiye ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. işçilik haklarına ilişkin ödeme yapılmış ise bu ödemelerin ayrıca ve açıkça kalem kalem gösterilmesi, <br>.  Ödenen işçilik alacakları açısından işverenin ibra edilmiş olması şartlarını içermesi gerekmektedir.\" düzenlemesi mevcuttur. <br>Sözleşmelerde, kesin teminat ve ek teminatların iadesi koşulları; (1)-İşin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesi, (2)-Yüklenicinin bu işten dolayı ...'a herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ve (3)-SGK'dan ilişiksizlik belgesi getirilmesi olarak düzenlenmiştir. <br>Buna karşın davalı İdarece davacıya yazılan 21.11.2017 tarihli yazıda, kesin teminat mektubunun iadesi için sözleşmenin 13.4. maddesi gereği sunulması gereken ibranameler ve ibranamelerde yazan tutarların banka yoluyla ödendiğine dair dekontların kendilerine gönderilmesi, aksi halde teminat mektubunun nakde çevrileceği belirtilmiştir. <br>İlk derece Mahkemesince de bu doğrultuda, ayrıca dava dışı işçilerden alınacak usulüne uygun olarak düzenlenmiş ibranamelerin davalı idareye sunulması koşulunun da varlığından söz edilerek bu koşulun yerine getirilmediği kabul edilmiştir.<br>Davalı vekilince cevap dilekçesinde teminat mektuplarının iadesi için, davalı İdarenin 21.11.2017 tarihli yazısı ile istenen hususlardan başka, kıdem tazminatından sorumluluğun işçiyi çalıştıran her işveren açısından kendi dönemindeki ücret üzerinden ve süresiyle sınırlı olarak devam ettiği, davacı tarafın kendi dönemi ile ilgili ödeme yapıp buna ilişkin belgeleri sunması gerektiği hususunun da belirtildiği görülmüştür. <br>Sözleşmelerde, son hak edişin ödenmesi için şart koşulan işçilerin iş akitlerinin feshinden sonra alınmış ibranamelerin sunulması koşulunun kesin teminatın iadesi için aranması, bir başka anlatımla bu koşulun \"taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı ...'a herhangi bir borcunun olmadığı\" koşulu kapsamında değerlendirilmesi, işçilerin özelleştirme sonrası bu şirkette çalışmaya devam ettikleri gözetildiğinde fiilen ve hukuken imkânsızdır. Davalı tarafça davacının son hak edişi ödenmiş olup, işin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediği, davacının sözleşmenin sona erme tarihi itibariyle borcu olduğu ve SGK ilişiksizlik belgesinin sunulmadığı savunulmamıştır.  Yine davalı tarafından somut, Mahkemesi ve esas numaraları bildirilerek işçiler tarafından kendi aleyhine açılan davalardan da söz edilmemektedir. Davalı İdare tarafından, bir kısım işçilerin özelleştirme sonrası başka şirkette çalışmaya devam ettikleri gerekçesiyle ileride doğacak kıdem tazminatlarından davacı dönemine düşen kısmın avans olarak ödenmesi gerektiği belirtilerek, bir başka anlatımla ileride ne zaman ve hangi miktarda doğacağı belli olmayan bir alacak nedeniyle teminat mektuplarının iade edilmemesi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olmamıştır.<br>Bu durumda İlk derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine, <br>II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.04.2019 tarih ve 2018/49 E., 2019/380 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>Buna göre; <br>\"1-Davanın KABULÜNE,  <br>\t... ... A.Ş. olan, 279 TM KE 5461 nolu 92.545,00 TL. tutarlı kesin ve ve süreli teminat mektubunun davacı tarafa İADESİNE,<br>\t... ... A.Ş. olan 279 TM KE 5396 nolu 50.070,61 TL. tutarlı kesin ve süreli teminat mektubunun davacı tarafa İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.742,07 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan  2.435,52 TL.'nin mahsubu ile kalan 7.306,55 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 22.818,50 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafça yapılan 2.476,62 TL. ilk masraf, 37,00 TL. posta gideri, 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.634,92 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içinden alınarak yatırana iadesine,\"<br>III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, <br>IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>\t31.01.2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  31/01/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan <br>  e-imza<br>Üye<br>  e-imza<br>Üye <br> e-imza <br>Katip <br> e-imza <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"094f9a25c8a9a6a4","SID":"6c53d03b7e3c62f7"}}