{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/951 <br>KARAR NO\t\t: 2024/220<br>KARAR TARİHİ\t: 25/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/01/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/21 Esas 2020/22 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/01/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 16. İcra Müdürlüğü' nün 2016/8827 Esas sayılı icra dosyasında asıl alacaklı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil şirket arasında imzalanan Temlik Sözleşmesine dayanılarak icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket yetkilisi tarafından borca itiraz edildiğinden icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, esasında müvekkil şirketle bir ticari alışverişi bulunmadığını, ancak davalı borçlu taraf alacağı temlik veren ... ...Şti.'ne  bir borcu olmadığı hakkında yada temlik sözleşmesi ile ilgili bir itirazda bulunmadığını,dolayısıyla davalı borçlunun borcu zımmen kabul ettiğini, ... ...Şti' nin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ticari alışverişin ispatlanacağını, davalı borçlu şirketin, borca itirazının kötü niyetli olduğunu belirterek davalı borçlunun haksız itirazının iptaline, İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2016/8827 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamına, davalı borçlu şirket aleyhine %20' sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle, vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. <br>MAHKEMECE: \"...Dava; cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir.<br>Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlüdür.<br>Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı temlik alan, temlik veren ... Ltd. Şti. ile davalı arasında cari hesap alacağı olduğunu, alacağın tahsili amacı ile başlatığı takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, temlik veren ve davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanmıştır. Davalıya ticari defter ve kayıtlarını sunması için çıkartılan tebligat usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, temlik alan defter kayıtlarına göre temlik alanın dava dışı ... İnş Ltd ŞTi'den olan. 26.441,56 TL alacağının davalıya olan borcuna mahsup edildiği, temlik alanın davalıdan olan   21.338,15 TL alacağının dava dışı ... İnş. Ltd. Şti.'ne aktarıldığı tespit edilmiş, buna göre temlik alan ve davalı arasındaki cari hesap ilişkisinde dava dışı şirketlere ait alacak-borç ilişkisinin de yer aldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekili bilirkişi raporuna göre davasının sübut bulduğunu iddia etmiş ise de alacak kalemlerinin ticari defterlere kaydedilmiş olması sözleşmenin varlığına delil teşkil etmez. Davacının sözleşmenin varlığını  yazılı deliller ile  ispat etmesi gerektiği; davacının yazılı delile dayanmadığı; dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine,\" gerekçesi ile, \"davanın reddine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemenin hiçbir gerekçe açıklamadan İzmir Bölge Adliyesi 17.Hukuk Dairesinin \"dava şartı olan görev hususunun değerlendirilmesi için dosyada davalının tacir olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bu yönde delil toplanmadığı  anlaşılmakla ....dava şartı yönünden denetlenebilir karar verilmek üzere esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılarak mahkemesine iadesine\" dair gerekçeye  bir karar vermeden iş bu kez hakim değişikliği nedeniyle olsa gerek \"davanın reddine\" ilişkin karar verildiğini, halbuki istinaf mahkemesinin davanın esasına dair değil görev yönünden inceleme yapmasını istediğini, bu durumda beklenen esasının incelenmesi için aynı kararı vermesi gerekirken mahkemenin iki tacir arasındaki davada ticari defterlerin delil sayılacağını da gözardı ederek mezkur kararı verdiğinİ, davalı tarafın yargılama aşamasında davaya cevaplarını ve itirazlarını sunmadığı gibi sadece bilirkişi raporuna itiraz ettiğini ancak yerel mahkemece davalının bilirkişi raporuna isabetli bulunmadığından ve rapor hükme esas alınacak yeterlilikte olduğundan reddedildiğini, bilirkişi raporunun yasal ve usule uygun olduğunu, mahkemenin ticari defterleri delil kabul etmemesinin bozma nedeni olduğunu, yasanın emredici hükmü incelendiğinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmaktan imtina etmesinini kötü niyetin de göstergesi olduğunu, bilirkişinin dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptığı incelemeyi kabul ettiğinin varsayılacağından davanın sabit olduğunu, beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak bozulmasına ve iki tacir arasında ki dava da ticari defterlerin delil sayılacağından davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satımdan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>HMK'nın 222. Maddesinin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir.<br>Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine tacir olan veya tacir sıfatı bulunmayan tarafın diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran dayanması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Bu maddeden yararlanılabilmesi için tacir karşı tarafın ticari defterlerinde olan kaydın kabul edileceğinin açıkça bildirilmesi gerekir. Yargılama aşamasında HMK'nın 196. maddesi gereğince karşı tarafın açık rızası olmaksızın diğer delillerden vazgeçilerek münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanılması mümkün değildir. Ancak karşı tarafın açık rızası halinde iddiasını ispat etmek isteyen taraf karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanabilecektir.<br> İlk derece mahkemesi hüküm tarihinde HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklindeki değişiklikiğin yürürlükte olmadığı, bu durumda  ispat yükü davacı üzerinde olup temlik alınanın defter ve kayıtlarının alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli nitelikte olmadığından davacının iddiasını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının davasını ispatlayamadığının  anlaşılmasına  göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM   : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/01/2020 tarih, 2019/21 Esas ve 2020/22 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 25/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5fc2eec84e3290e","SID":"78208dc2756f45cf"}}