{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/950 <br>KARAR NO\t\t: 2024/219<br>KARAR TARİHİ\t: 25/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/01/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/1365 Esas 2020/18 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/01/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/11714 Esas sayılı dosyası kapsamında 25/09/2018 tarihinde ... Tic.ve San.Ltd.Şti.ne karşı taraflarınca takip başlatıldığını, davalı/borçlunun borca itiraz ettiğini, takibin dayanağını 21.240,00 TL tutarında dört adet faturanın oluşturduğunu, 9.240,00 TL nin müvekkili tarafından tahsil edildiğinden 12.000,00 TL ve 557,75 TL işlemiş faizi ilamsız takibe konu edildiğini belirterek davanın kabulü ile İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/11714 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. <br>MAHKEMECE: \"...Dava; cari hesap ilişkisine dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.<br>Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Her ne kadar davacı vekili bilirkişi raporuna göre davasını ispat ettiğini beyan etmiş ise de alacak kalemlerinin ticari defterlere kaydedilmiş olması ve fatura içeriği tek başına  malların veya hizmetin teslim konusunda delil teşkil etmez. Davacı vekilinin dava dilekçesinde ticari defter ve kayıtlara dayanması sebebi ile mahkememizce davalının uyuşmazlık dönemine ait BA formlarının istenilmesine karar verilmiş; ancak davacı vekilinin  esasen davalının BA formlarına ve davalının ticari defterlerine dayanmadığını içeren açık beyanı karşısında bu delilin toplanmasına ilişkin ara karardan rücu edilmiş, davacının faturaya konu malların teslim edildiği hususunu yazılı delillerle  ispat edemediği, yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine,\" gerekçesi ile, davanın reddine \"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket tarafından bir delil listesi vs. sunulmadığı için alacak iddiasında bulunan taraf olarak müvekkil şirket defter ve kayıtlarında yapılan incelemede ise alacaklarının ortaya çıktığını, ne var ki mahkemece davalı tarafın Ba formlarının istenmesine karar verilmiş buna ilişkin cevap verilmemesi ve davanın gereksiz uzamaması sebebiyle de, alacak, bilirkişi raporuyla sabit olduğundan taraflarınca bu ara karardan geri dönülmesinin istenildiğini, mahkeme kararındaki hukuki sorunun da bu noktada bulunduğunu, yerel Mahkemece davanın red gerekçesinde ise ; “ ...aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Her ne kadar davacı vekili bilirkişi raporuna göre  davasını ispat ettiğini, beyan etmiş isede alacak kalemlerinin ticari deftere kayıt edilmiş olmasının ve fatura içeriği tek başına malların teslim edildiğini göstermez davacı vekilinin dava dilekçesinde ticari defter ve kayıtlara dayanması sebebi ile mahkememizce davalının uyuşmazlık dönemine BA formlarının istenilmesine karar verilmiş,ancak davacı vekilinin esasen davalının BA formlarına ve davalının ticari defterlerine dayanmadığını içeren açık beyanı karşısında bu delilin toplanmasına ilişkin ara karardan rücu edilmiş,davacının davaya konu malların teslim edildiği hususunu yazılı delillerle ispat edemediği yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ” şeklinde bir gerekçe sunduğunun görüldüğünü, bilirkişi tarafından hazırlanan raporunun sonuç kısmının (1.) maddesinde davacı defterlerinin ihtilaflı dönem olan  2018 yılına ait ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunun açıkça belirttiğini, bilirkişi raporunda ayrıca davacı kayıtlarının dava konusu alacağı teyid edildiğine göre, mahkemece,  BA formlarına gerek duyulmasının sebebinin anlaşılamadığını, nitekim davalı borçlu itirazında ticari ilişkiyi reddetmemekte ama kendi ticari kayıtlarında talep edilen kadar borcu olmadığını ifade ettiğini, ayrıca dava dilekçelerinde her türlü yasal delile dayanmış olmakla birlikte böylelikle yemin deliline de dayanmış olduklarının açık olduğunu, ancak mahkemece davalarının ispatlanamadığı anlaşıldıktan sonra taraflarına ispat için yemin deliline dayanıp dayanmayacaklarının sorulmamış olmasının da doğru olmadığını, davanın bir itirazın iptali davası olduğunu, icra dosyası incelendiğinde takibin dayanağının ise T.T.K. anlamında bir cari hesap ilişkisi olmadığının anlaşılacağını, nitekim davalı borçlunun itirazında dikkat edilirse ticari ilişkiyi reddetmemekte ama kendi ticari kayıtların  da talep edilen kadar borcu olmadığını ifade ettiğini, likit olmayan alacak yargılamayı gerektirdiği için itirazda bulunduğunu, o halde taraflar arasında  bir açık hesap ilişkisi olduğunun  anlaşıldığını, belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satımdan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>HMK'nın 222. Maddesinin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir.<br>Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine tacir olan veya tacir sıfatı bulunmayan tarafın diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran dayanması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Bu maddeden yararlanılabilmesi için tacir karşı tarafın ticari defterlerinde olan kaydın kabul edileceğinin açıkça bildirilmesi gerekir. Yargılama aşamasında HMK'nın 196. maddesi gereğince karşı tarafın açık rızası olmaksızın diğer delillerden vazgeçilerek münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanılması mümkün değildir. Ancak karşı tarafın açık rızası halinde iddiasını ispat etmek isteyen taraf karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanabilecektir.<br> İlk derece mahkemesi hüküm tarihinde HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan  “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklindeki değişikliğin yürürlükte olmadığı, bu durumda  ispat yükü davacı üzerinde olup kendi defter ve kayıtları alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli nitelikte olmadığından davacının iddiasını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. <br>Yargıtayın yerleşmiş ictihatları doğrultusunda 6100 Sayılı HMK döneminde yasal herlü delil ibaresinin yemin delilini içermediği açıkça yemin delili denmedikçe bu delile dayanılmış sayılmayacağı kabul edilmiştir. Davacının bu yönüyle de istinaf istemi yerinde değildir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının davasının ispatlayamadığının anlaşılmasına  göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM   :   Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/01/2020 tarih, 2018/1365 Esas ve 2020/18 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 25/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be718159d51c0000","SID":"ef0bec977573abd5"}}