{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/941 <br>KARAR NO\t\t: 2024/46<br>KARAR TARİHİ\t: 02/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/260 Esas  2019/922 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/01/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden ... A.Ş. Müvekkilleri aleyhine, İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/12334 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu 15/09/2010 tanzim, 15/10/2014 vade ve 20.000,00 TL bedelli senet üzerinden 11.347,00 TL üzerinden takibe geçildiğini, ödeme emrinin müvekkillerine gönderildiğini, müvekkillerinin söz konusu takipte borcu bulunmadığını, bu nedenle menfi tespit davası açtıklarını, söz konusu bononun esaslı unsurlarında tahrifat yapıldığını, bononun tarafları ve diğer hususların sonradan doldurulduğunu, icra takibine konu senetteki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, imzaların birbirinden çok farklı olduğunu, davalı şirket ile yapılan 15/10/2009 tarihli sözleşme dolayısıyla belirlenen yükümlülüklerinin ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından yerine getirilmiş olması sebebiyle davacı müvekkillerinin davalı şirkete ... San. Ve Tic.Ltd.Şti  tarafından verilen teminat senedine ilişkin herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/12334 Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibi için senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili 30/03/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davalı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. Arasında 15/09/2009 tarihinde satın alma sözleşmesi tanzim edildiğini, dava dışı şirket \"işbu sözleşme hükümlerinden herhangi birisine aykırı hareket etmesi halinde ... A.Ş.'dan almış olduğu tüm yardım ve sabit yatırım bedelini faizi ile birlikte iade etmeyi kabul ve taahhüt\" ettiğini, davalı şirket tarafından dava dışı şirkete, sözleşmenin 9. Maddesi gereği katkıda bulunulmuş ve bu katkıya istinaden 20.000 TL tutarlı senet alındığını, dava dışı şirketin davalı şirketten 20.000 TL +KDV tutarında katkıyı aldıktan bir süre sonra işletmesini kapattığını, hem süresi içerisinde işletmeyi kapatarak ve hem de sözleşmede kararlaştırılan miktarda alımını gerçekleştirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, borçluların tanmiz ve imza ettiği bono, icra takip dosyasında olup bir senedin taşıması gereken tüm vasıflara sahip ve geçerli olduğunu, davacıların davalı şirkete borçlarının olmadığını, bononun takibe elverişli bulunmadığını, teminat senedi olduğu yönündeki iddialarla ispatlamaya çalışmakta olduklarını, dava dışı şirketin ortakları olan ve aynı zamanda bu şirketin, ... A.Ş.'ne olan borçlarını ödemeyi kabul ve taahhüt eden davacıların, dava dışı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin varlığını kabul etmekle birlikte, dava dışı şirketin sözleşmeyi ifa ettiğini, sözleşmenin gereğini yerine getirdiğini, kendilerine ise müracaat edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüklerini, dava dışı şirket tarafından davalı şirketten kararlaştırılan miktarda ürün alınmadığını, iddia edilenin aksine sözleşmedeki kotanın doldurulmadığını,  sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmediğini bu nedenle imzaladıkları muvafakat ve taahhütname ile dava dışı şirketin davalı şirkete olan  tüm borçlarından dolayı  şahsi malvarlıkları ile sorumlu olduklarını kabul eden şirket ortakları/davacılara, dava dışı şirketin borcundan dolayı müracaat edildiğini, davacıların dava dışı şirketin müvekkil şirkete olan borçlarından dolayı muvafakat ve taahhütname gereğince sorumlu olmalarına rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak bu davayı açtıklarını, bu nedenlerle haksız va dayanaksız davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davacılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava,  Menfi Tespit davasıdır.  <br>Her ne kadar ATK raporunda takibe konu sette yer alan imzalardan \"....kaşe üzerinde (... kaşesi) atılı imza........ eli ürünü olduğu\" şeklinde değerlendirme yapılmış ise de söz konusu imzanın kaşe üzerine atılı bir imza olması, bu kaşenin sahibinin takip borçlusu ... San. ve Tic. Ltd. Şti olması, kaşe haricindeki ... yazan bölümdeki imzanın ... tarafından atılmamış olduğunun saptanması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ... yönünden şahıs borcu doğuracak bir imzanın bono üzerinde bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2016/12334 esas sayılı dosyası üzerinden mahkememiz davalısı tarafından mahkememiz davacıları aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmış ise de bonoda Mahkememiz davacıları isim ve soy isim bölümünde yazan imzaların kendilerine ait imzalar olmadığı hususları ATK raporu ile sabittir. Hal böyle olunca davacılar aleyhine bono borcundan kaynaklı takip yapılması mümkün değildir. Bu hali ile Mahkememiz davacılarının takibe konu bonodan kaynaklı herhangi bir borcunun bulunduğunun ile sürülmesi mümkün değildir. Bonoyu düzenleyen ve dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti kaşesi üzerine atlı imza her ne kadar ... olduğu ATK rapor ile sabit ise de takibin tüzel kişi konumunda olan dava dışı şirket yönünden takibi mümkündür. Bu nedenle bu kanaatlere ilişkin davalı taraf savunmasına konu hususların takip lacaklısı tarafından dava dışı üçüncü kişi konumundaki ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne karşı açılacak bir davada çözüme kavuşturulması gerektiği kanaatiyle 12/09/2019 tarihli duruşmada verilen 3 nolu ara karar gereği önceki ara kararlardan dönülmüştür. Bu kapsamda yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda açılı davanın kabulü ile davacı asillerin İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/12334 esas sayılı dosyasına konu alacağa dayanak teşkil eden kambiyo senetinde kendi namlarına atılı imzaları bulunmadığı sabit olduğundan adı geçen icra dosyasına borçlu olmadıklarının tespitine karar vermek gerekmiş, ancak senedin tahrifat nedeniyle iptali talebine yönelik istemin senet borçluları arasında dava dışı üçüncü kişi konumundaki ... San. ve Tic. Ltd. Şti olması nedeniyle senedin iptaline karar verilemeyeceği değerlendirilerek söz konusu talep hakkında Mahkememizce bir karar verilemeyeceği kanaatiyle hüküm kısmında bu husus belirtilmemiş sadece gerekçeli kararda bu hususun belirtilmesi ile yetinilmiş, her ne kadar davacılar tarafından %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de sırf takip başlatılmış olması dışında alacaklının kötüniyetini gösterir herhangi bir somut delil tespit edilemediğinden bu hususa yönelik talebin kabul edilmesine kanaat getirilememiştir.\" gerekçesi ile; \"1-Davanın KABULÜNE, 2-Davacı asillerin İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/12334 esas sayılı dosyasına konu alacağa dayanak teşkil eden kambiyo senetinde kendi namlarına atılı imzaları bulunmadığı sabit olduğundan adı geçen icra dosyasına borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İlk derece Mahkemesince, eksik inceleme sonucunda, hüküm kurmaya elverişli olmayan Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınarak sonuca ulaşıldığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, müvekkili şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 15.09.2009 tarihinde Satın Alma Sözleşmesi tanzim edildiğini, dava dışı şirketin “işbu sözleşme hükümlerinden her hangi birisine aykırı hareket etmesi halinde ... AŞ. den almış olduğu  tüm yardım ve sabit yatırım bedelini faizi ile birlikte iade etmeyi kabul ve taahhüt” ettiğini, dava dışı şirkete, sözleşmenin 9. Maddesi gereği katkıda bulunulmuş ve bu katkıya istinaden 20.000-TL. tutarlı senet alındığını, dava dışı şirket, müvekkili şirketten 20.000+KDV tutarında katkıyı aldıktan bir süre sonra işletmesini kapatmış, sözleşmede kararlaştırılan miktarda alımı (31.600 lt.) gerçekleştirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, dava dışı şirketin ortakları olan davacıların, dava dışı şirket ile müvekkili şirketle arasında imzalanan  sözleşmenin varlığını kabul etmekle birlikte, dava dışı şirketin sözleşmeyi ifa ettiğini, sözleşmenin gereğini yerine getirdiğini, kendilerine ise müracaat edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğünü, oysa ki, dava dışı şirket tarafından müvekkili şirketten sözleşmede kararlaştırılan miktarda (31.600 lt.) ürün alınmadığını, sözleşmedeki satış taahhüdünün yerine getirilmediğini, sözleşmesel yükümlülük ifa edilmediğini, bu nedenle,  imzaladıkları “ Muvafakat ve Taahhütname” ile, dava dışı şirketin müvekkili şirkete olan tüm borçlarından dolayı şahsi malvarlıkları ile sorumlu olduklarını kabul eden şirket ortakları /davacılara, dava dışı şirketin borcundan dolayı “müracaat” edildiğini, davacıların sorumluluklarının tespiti anlamında, 14.05.2019 tarihli duruşmada, “dava dışı ... Paz. Tic. AŞ. ‘nin ticari defterlerinde ve kayıtlarında inceleme yapılarak,  kararlaştırılan ürün miktarının ... Ltd. Şti. tarafından alınıp alınmadığı, ... Ltd. Şti.’nin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davacıların şahsi sorumlulukları bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelmesine” karar verildiğini, işbu karara ilişkin olarak, ara karardan dönülmesi yönündeki talebin Mahkeme tarafından reddedilmiş olmasına rağmen, her nedenle duruşmada ara karardan dönüldüğünü, kendi içinde ciddi çelişkiler barındıran bu kararla, ilk derece Mahkemesinin eksik inceleme ile sonuca ulaştığını ortaya koyduğunu, davacılar, dava dışı şirketin müvekkili şirkete olan borçlarından dolayı muvafakat ve taahhütname gereğince sorumlu olmalarına rağmen, Mahkeme, hüküm kurmaya elverişli olmayan Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda, eksik inceleme ile sonuca ulaşıldığından bahisle ilk derece Mahkemesinin, eksik inceleme neticesinde tesis ettiği, hukuka ve fiili duruma aykırı kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu bonodan ve takipten dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacılar vekili, davaya konu İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12334 Esas sayılı icra takibine konu 15/09/2010 düzenleme 15/10/2014 vade ve 20.000,00 TL bedelli bono üzerinde davacılara atfen atılan imzaların davacıların eli ürünü olmadığından bahisle davacıların davaya konu senet ve takipten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davalı şirket ile davacıların ortağı oldukları dava dışı ... Ltd Şti. arasında düzenlenen 15/09/2009 satın alma sözleşmesinin imzalandığı, işbu sözleşmenin 9.maddesi gereğince davalı tarafça davacıların ortağı olduğu şirkete katkıda bulunulduğu ve buna istinaden de 20.000,00 TL'lik dava konusu senedin alınmış olduğu, dava dışı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiği, sözleşme gereğince doldurulması gereken kotayı doldurmadığı, bu nedenle davacıların sözleşmeyle birlikte imzalamış oldukları \"muvafakat ve taahhütnameyle\" dava dışı şirketin davalı şirkete karşı doğmuş tüm borçlarından dolayı şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olduklarını kabul ettikleri, bu nedenle dava dışı şirketin borcundan dolayı davacılara müracaat edildiğinden bahisle eaçılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  davanın kabulüne, davacı asillerin İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/12334 esas sayılı dosyasına konu alacağa dayanak teşkil eden kambiyo senetinde kendi namlarına atılı imzaları bulunmadığı sabit olduğundan adı geçen icra dosyasına borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Davaya konu İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12334 Esas sayılı icratakip dosyasının incelenmesinden, davalı şirket tarafından davacılar ..., ... ve dava dışı ... ... Ltd Şti hakkında 15/09/2010 düzenleme, 15/10/2014 vade tarihli ve 20.000,00 TL lik bono dayanak gösterilmek suretiyle 11.347,00 TL asıl alacak, 2.262,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.609,56 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. <br>Takip ve davaya konu senedin incelenmesinde dava dışı ... .. Tic. Ltd Şti tarafından ... AŞ lehine keşide edilmiş 15/09/2010 düzenleme, 15/10/2014 vade tarihli ve 20.000,00 TL lik bono olduğu, bononun ön yüzünde kefil bölümünde ... isim ve imzası, yine bononun ön yüzünde ... isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, dava konusu senetten davacılara atfen atılan imzanın her iki davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış olup, İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 05/02/2019 tarihli raporda, inceleme konusu senette sol üstte ... adına atılı imza ile ...'in mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farkılıklar saptandığında söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı, inceleme konusu senette kaşe üzerinde (... Kaşesi) atılı imza ile ...'in mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluklar saptandığından söz konusu imzanın ...'in eli ürünü olduğu, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede inceleme konusu senette ... adına atılı imzalar ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi raporuna göre takip ve davaya konu senette davacılara atfen atılan imzanın davacıların eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmasına ve yine   davaya konu icra takibinin her iki  davacı tarafından  imzası inkar edilen bonoya dayanak gösterilmek suretiyle başlatılan kambiyo takibi olup  davalı vekili tarafından istinaf nedeni olarak ileri sürülen dava dışı ... .. Tic. Ltd Şti ile davalı arasında düzenlenen ve davacıların da bu sözleşme nedeni ile davalıya karşı sorumlu olduğu savunma olarak ileri sürülen Satın Alma Sözleşmesinin dava konusu icra takibinin konusunu teşkil etmediği anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2019 tarih, 2017/260 Esas ve 2019/922 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 373,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 02/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4210cc873b9f50fe","SID":"0449a35ece1e0a02"}}