{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/940 <br>KARAR NO\t\t: 2024/59<br>KARAR TARİHİ\t: 04/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2019/47 Esas  2019/1177 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 04/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/01/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 2007 yılında kız arkadaşı olan ...'ün amcası ... ile tanıştığını, müvekkilinin diş protez teknisyeni olduğunu ve diş protez labaratuarı açmayı düşündüğünü, bu labaratuvarı açarken leasing yolu ile bir takım labaratuar malzemesi ve fırın alınmasının gerektiğini, davalı ...'ün krediler için teminat gösterdiğini, müvekkilinin 22.11.2007 tarihinde ...'nden aldığı ruhsat ile özel ... ile faaliyet göstermeye başladığını, ancak müvekkilinin o tarihlerde madde bağımlısı olduğunu ve psikolojik rahatsızlığı olduğunu, sağlıklı ve doğru düşünüp, karar veremez hale geldiğini, kendisini sürekli olarak ... ve ...'ün yönlendirdiğini, işyerinden gelen paraları da bu şahısların kullandığını,  müvekkilinin ayrıca davalı ... ...'ü avukatı olarak da yetkilendirdiğini, aynı gün ...'ün müvekkilinden birtakım imzalar aldığını, ancak aradan geçen zamanda müvekkilinin davalının yeğeni olan ... ile anlaşamadığını ve ayrıldığını, bu durumu ...'in kabullenemediğini ve müvekkilinin ayrılma kararında ısrarcı olması üzerine ...'ün devreye girdiğini ve müvekkilini tehdit etmeye başladığını ve tehdit altında alınan imzalar sonucunda müvekkiline ait işyerine ...'ün el koyduğunu ve müvekkilini kovduğunu, ...'ün, müvekkilinin 100.000 Euro değerindeki iş yerini, çalışma ruhsatını ve işyerindeki menkul mallarını ... adlı şahsa sattığını, buradan alınan paranın davalı uhdesinde kaldığını, aradan geçen yıllar içinde müvekkilinin ekonomik olarak toparlandığını ve evlenerek düzenli bir hayat kurduğunu, madde bağımlılığından da kurtulduğunu, ancak ... tarafından 01.08.2010 keşide tarihli 10.09.2011 vade tarihli 50.000 Euroluk sahte senet oluşturularak İzmir 6.İcra Müdürlüğünden müvekkili aleyhine icra takibine başlanıldığını, senet üzerinde yapılacak grafalojik incelemede bu senedin sahte olarak sonradan kambiyo senedi haline getirildiğinin anlaşılacağını, davalı ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu beyan ile müvekkilinin 01.08.2010 keşide tarihli, keşide yeri İzmir, ödeme tarihi 10.09.2011 bedeli 50.000 Avro olan senetten dolayı davalı ...'e borçlu olmadığının menfi tespitine, İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2013/5190 Esas nolu icra takibinin iptaline, takip konusu alacağın %40'ı oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının diş teknisyeni olduğunu, davalının yeğeni olan ... ile 3 yıl kadar evli kaldıklarını, ancak sonradan davacı ile ... arasında resmi bir evlilik olmadığının öğrenildiğini, bu zaman zarfında davacı ile davalının yeğeni ...'in, davalıdan kendilerine açmak istedikleri bir diş protez laboratuvarı yönünden kefil olmasını istediklerini, davalının bu teklifi kabul ettiğini ve davacının ... A.Ş.'den kullandığı leasing kredisine ilişkin sözleşmeye kefil olduğunu ve borcun ödenmemesi üzerine aleyhine başlatılan icra takipleri neticesinde daha önceden ödediği miktarlarla birlikte toplam 122.000,00.-Euro borç ödemek zorunda kaldığını, ayrıca, davacı tarafından İzmir - Alsancak semtinde kurulan diş protez laboratuvarının kira sözleşmesine de kefil olan davalının 14 ay boyunca bu işyerinin kira, elektrik ve su gibi tüm giderlerini ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle toplam zararının 24.500,00.-TL'yi bulduğunu, takibe konulan davaya konu senet ile birlikte aynı tutarlı iki adet senedin daha o dönemde davalının verdiği borç paralar ve ayrıca kefil olması nedeniyle ödediği paralara karşılık olduğunu, senetlerin sadece davacı tarafından değil, ... tarafından da kefil sıfatıyla imzalanmış senetler olduğunu, senetlerin imzalandığı esnada iddianın aksine, davacının diş protez laboratuvarında olduğunu ve imzayı yaklaşık 13-14 kişinin çalıştığı bir ortamda ve ayık bir kafayla attığını, davacının kokain kullanma iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalının ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nden alınan 25.000,00-Euroluk senedin tamamını ve vade farkını 26.200,00.-Euro olarak ödemek zorunda kaldığını, davalının davacıdan kaynaklanan tüm bu borçlarını ödeyebilmek için Çiğli'de bulunan evini, Karşıyaka'da bulunan ofisini satmak zorunda kaldığını beyan ile haksız davanın reddine, %20 oranından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5190 sayılı dosyası celbedilerek dosyamız arasına alınmış, dosyanın incelenmesinde; davalı ... tarafından davalı ... ve dava dışı ... aleyhine, 01/08/2010 tanzim, 10/09/2011 vade tarihli, 50.000,00.-Euro bedelli bono yönünden, 50.000,00-Euro asıl alacak, 13.592,81-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 63.592,81.-Euro üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı ...'e 10/06/2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.<br>Taraflarca bildirilen tanıklar İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/300 Esas sayılı dosyasında duruşmada hazır edilerek beyanları alınmıştır.<br>Davacı tanığı ... 25/10/2016 tarihli celsede \"2007 yılı sonunda ... ... ... Bulvarı'nda ... isimli bir yer açtım. Davacının diş protez imal yeri de benim masaj salonumun bir arka caddesinde olan ... Bulvarı'ndaydı. Ancak, ben sözünü ettiğim masaj salonunu açmadan önce ... benim kızım ... ile arkadaşlık yapmaya başlamış. Ben masaj salonu açtıktan sonra kızım ..., ...'i bana tanıttı. Evlenmek istediği kişi olduğunu söyledi. Daha sonraki tarihlerde ... masaj salonuna geldiğinde kendisinin bakışlarının tuhaflaştığını, konuşmasının düzgün olmadığını görünce kendisine sebebini sordum. ... açıksözlü bir insandır. 9 yaşından bu yana uyuşturucu kullandığını anlattı. Ben bu nedenle kızımın davacı ile evlenmesine rıza göstermedim. Uyuşturucu nedeniyle davranışları çok garipti. Yemek yediğini unutuyordu. Tekrar yemek yemek istiyordu. Veya bir eşyasını unutuyordu, kendisine hatırlattığım zaman unutmadığını iddia ediyordu. Örneğin üstünde montu varken dışarı çıkıp, montsuz şekilde geri geliyordu. Ne olduğunu sorduğumda sebebini söyleyemiyordu. Davacı benimle tanıştıktan 1,5 - 2 ay sonra davalının yeğeni ... ile birlikte olduğunu, aynı evde kaldıklarını bana anlattı. Sözünü ettiğim diş protez atölyesini de birlikte açtıklarını anlattı. Zaten bu işletmede davacı hiç durmuyordu. Daimi olarak ... duruyordu. Bu süreçte davacı kızımla birlikte nikah günü almış. Ben kızımı nikaha göndermedim. Evlenmesini istemiyordum. Hatta ikinci kez bir nikah günü almışlar. Ben bu ikinci nikaha da kızımı göndermedim. Bu dönemde davacı ... davalı tarafından kendisine bir takım evrakların imzalatıldığını anlatıyordu. Yani, uyuşturucu etkisindeyken imza atıp, sonra aklı başına geldiğinde hatırlıyordu. Ben kendisine \"bilmediğin şeye neden imza atıyorsun\" diye sorduğumda bana imza attığını hayal meyal hatırladığını, neye imza attığını hatırlamadığını söylüyordu. O dönemde ...'den ayrılmıştı. Davacı ...'den ayrıldığı için davalı bu durumu hazmedemiyordu. Davalı benim masaj salonuma geldiği bir gün davacının ...'den ayrıldığı için diş protez atölyesini de bırakacağını, yani, ortaklıktan ayrılacağını, devirini vermek zorunda olduğunu söyledi. Davalı da davacı ...'in uyuşturucu bağımlısı olduğunu biliyordu. Dengesiz bir kişi olduğunu bana davalı anlattı. Hatta \"kızınıza koca olmaz\" şeklinde beyanda bulundu, davacının davalıya hiçbir borcu yoktu. Zaten diş protez atölyesinden gelen para davalı ... ve yeğeni ...'in elinde geziyordu. Para onlara gidiyordu. ... sözde bu atölyenin sahibiydi, ancak para esas patron olarak gözüken ...'e gidiyordu. ...'e ise ben bakıyordum. Daha sonra ...'le kızım ... kaçtılar. Urfa'ya gittiler, orada evlenmişler. O arada çok rezillik çektiklerinden kendilerini alıp, evime soktum. Şimdi bir de torunum var. Diş protez atölyesinin açılışında davacı ...'in bana anlattığına göre babası ... kendisine maddi olarak yardım etmiş, ...'in diş protez atölyesini hangi parayla açtığını bilemiyorum. Ancak bana leasingten bahsediyordu. Ben bu leasing işinden pek anlamam. ... şu anda yine diş protez işinde ücretli olarak bir yerde çalışmaktadır. Hangi firmada çalıştığını bilmiyorum\" şeklinde; Davacı tanığı  ... 24/01/2017 tarihli celsede \"Ben ... ...'nda bayan kuaförü olarak çalışıyordum, ancak erkek berberliği de yapıyordum. Davacının diş protez laboratuvarı vardı. Ben 2006-2008 yılları arasında sözünü ettiğim yerde çalıştım. Davacı da traş olmak için geliyordu. Kendisini bu şekilde tanıdım. ...'ü de tanıdım. Ancak kendisiyle çok yakın tanışıklığım yoktur. Davacı ... saç traşına geldiğinde ...'le birlikte iş yaptığını anlatıyordu. ...'den \"Beraber çalışıyoruz, iş arkadaşım\" diye bahsediyordu. Kendisiyle yaptığımız sohbetlerde davacı sürekli olarak iş konusunda problem yaşadığını söylüyordu. Birşeyler anlatıyordu. Kendisine senet imzalatıldığını, evrak imzalatıldığını, bunları ...'in akrabası olan ...'in imzalattığını söylüyordu. Ancak ... o tarihlerde uyuşturucu kullanıyordu. Uyuşturucu kullandığı halinden, hareketlerinden belli oluyordu. Bu nedenle söylediklerini çok da ciddiye almadım. Daha sonra işyerinden kovulduğunu söyleyince ben söylediklerinin ciddiyetine inandım. Davacının babası Almanya'da çalışıyordu. Kendisi de Almanya doğumludur. Babasından maddi destek aldığını biliyorum. Ben davacının diş protez laboratuvarına hiç gitmedim. ... vardı. Onun üstünde 3. kattaydı. Davacı laboratuvardan kovulduğunu söyledikten sonra kendisini uzun yıllar görmedim. Daha sonra sosyal medyadan irtibata geçtik, davacı kimseye borcu olmadığını, ancak kendisine zorla senet imzalatıldığını anlatıyordu\" şeklinde; Davalı tanığı ... 28/03/2017 tarihli  celsede \" Ben 2005 yılında davalının kız kardeşi ... ile evlendim. Davacıyı 2007 yılında tanıdım. Kendisi yine kayınbiraderim olan ...'ün damadı idi. Kızı ...'le evliydi. Ancak sonradan davacı ...'ün bu konuda da hile yaptığını öğrendik. Kendisi başka birisiyle evliyken ...'le tekrar evlilik yoluna girmiş. Düğün yapıldı. Ancak resmi nikah olmadığını sonradan öğrendik. 2007 yılı Mayıs ayı sonlarında davalı ... yeğeni olan ... ve ağabeyinin damadı olan ...'e bir laboratuvar açmak istedi. Tüm masrafları davalı karşıladı. 2007 yılı Haziran ayının başlarında bu laboratuvar açıldı. Ancak davacının laboratuvar açmak için diploması olduğundan işletme onun adına açıldı. Davalı daha sonra laboratuvarın aylık giderlerini bir süre üstlendi. 7-8 ay kadar bu şekilde işçi maaşları ve bunun gibi giderleri davalı üstlendi. Ayrıca leasing sözleşmesiyle 77 bin Euro'luk bir parayı İvoklar isimli bir firmadan davacı almıştı. Davalı bu paraya da kefil oldu. Daha sonra bu laboratuvar para kazanmaya başladı. Ancak davacı ve eşi olarak gözüken ... laboratuvarın bu kazancını birbirlerinden kıskanmaya başladılar. Birbirlerinden adeta para çalıyorlardı. Laboratuvar para kazanmasına rağmen bunu davalıdan saklıyorlardı. Ancak yaşantılarında değişiklik olmuştu. Gereksiz lüks harcamalar yapıyorlardı. Örneğin davacı masaj salonlarına gidiyordu. İçkili yerlerde vakit geçiriyordu. Harcama yapıyordu. Alsancak'tan ticari taksi tutup, bu taksiyle Kuşadası'na gidip, orada fuhuş diyebileceğim ilişkilere giriyordu. ... de lüks giyinme, takı alma, her gün kuaföre gitme gibi ve  buna benzer aşırı harcamalar yapıyordu. Ben ...'ün yanımda bira içtiğine, sigara içtiğine şahit oldum. Ancak uyuşturucu kullanmasına tanık olmadım, davalı leasing olarak alınan para nedeniyle ...'a kefil olarak borçlandı. Davalı bu kefaletleri nedeniyle Karşıyaka'da bir bürosunu, Çiğli Koop da bir dairesini, ayrıca yine Çiğli Koop da bir kooperatif hissesini satmak zorunda kaldı. Hacizlere maruz kaldı. Bir kez haciz nedeniyle arabası bağlandı. Ben ve eşim kendisine maddi olarak destek olmak zorunda kaldık. Hatta bana ve eşime düğünde takılan altınları, evlendikten 2 yıl sonra doğan çocuğuma takılan altınları bozdurup, davalıya verdik. Ayrıca, 7-8 kere kredi çekip, 26 adet altın bilezik, 20 adet cumhuriyet altını verdik, ayrıca 60 tane çeyrek altın verdim. Çektiğimiz kredilerin her biri de 10.000,00.-TL idi. Bunun dışında eşimin üç arkadaşı da kredi çekip, davalıya verdi\" şeklinde; Davalı tanığı ... 28/03/2017 tarihli  celsede \"Ben 2003 yılında davalı ...'ün avukatlık bürosunda sekreter ve sonrasında katip olarak çalışmaya başladım. Davacı ... ile ...'ü de davalı vasıtasıyla tanıdım. ... ve davacı ... diş laboratuvarında çalışıyorda. Ancak başkasının yanında çalıştıklarından kendi işyerlerini açma düşüncesindeydiler. Davalı da bunun üzerine kendilerine yardımcı olabileceğini söyledi. Davalı genel olarak akrabalarına, tanıdıklarına yardım eden bir insandır. Bu şekilde davalının kefaletiyle ...'ten hatırladığım kadarıyla 50 bin Euro civarında bir para çekildi. Ancak ödemenin 150 bin Euro olarak yapıldığını iyi biliyorum. Bu şekilde davacı ile davalının yeğeni ... ...'ta bir diş laboratuvarı açtılar. ... maddi yönden onlara destek veriyordu. Birkaç ay sonra bu diş laboratuvarı iyi para kazanmaya başladı. Ancak davacı ... ve ... bu kazançları aşırı lüks harcamalar yaparak adeta dışarıda savuruyorlardı. Örneğin davacı ... ticari taksi tutup, İzmir'den Kuşadası'na gidip, orada eğleniyordu. ... ise arkadaşlarıyla birlikte grup halinde çeşitli eğlence yerlerine gidip, harcamalar yapıyordu. Ancak bu harcamalar yapılırken çalışanların maaşları ödenmiyordu. Laboratuvar çalışanları davalıya başvuruyordu. Davalının bürosuna maaşlarını alamadıkları için gelen çalışanlar olduğunu bizzat gördüm. Ben bizzat 5 bin TL'yi ... isimli çalışana verdim. Bunun dışında ... isimli çalışana da maaşlarını davalı ödedi. Bunun dışında ... borcu da ödenmiyordu. Ben hatırlayamadığım kadar çok ... ... Şubesi'ne gidip, davalının verdiği paralarla ödeme yaptım. Euro, Türk Lirası olarak ödemeler yaptım. Hatta ...'te çalışan ... isimli bir bayan borcun ödenmesi için sürekli olarak davalıyı arıyordu. Davalı bu ödemeler nedeniyle maddi açıdan çok sıkıntı yaşamaya başladı. Evini, bürosunu satmak zorunda kaldı. Tarihini tam olarak hatırlamıyorum. Ben de Alsancak'ta bir haciz işlemi ile meşgülken davalı beni aradı. Diş laboratuvarına gelmemi istedi. Kendisiyle orada buluştuk. Saat 14:30 sularıydı. Laboratuvarda herkes çalışıyordu. Hatta davacı ve ... de oradaydı. Davalı maddi açıdan düştüğü zor durumdan bahsedince davacı ... davalıya hitaben \"abi, ben seni çok zor duruma düşürdüm, ama borçlarımı ödeyeceğim, sana senet vereyim, bu şekilde borçlarımı ödeyeyim\" şeklinde sözler söyledi. Daha sonra diş tezgahının üzerinde 3 adet 50.000 Euro'luk senetleri imzalayıp verdi, bana gösterdiğiniz senet ifademde sözünü ettiğim senetlerden bir tanesidir, devamla davalı akrabalarından, çevresinden borç para istemek zorunda kaldı. Büyük miktarda borç para aldı. Bu şekilde borçları ödedi. Konak'ta bir diş laboratuvarı malzemesi satılan yerden davacı tarafından laboratuvara malzeme alındı. Davalı ... de davacı ile birlikte bu malzeme bedellerine karşılık kefil oldu. Davacı bu borcu ödemeyince avukat ... tarafından senetler takibe konuldu. Davalı Akhisar'a duruşmaya veya hacze giderken ... plaka sayılı aracının çevirme sonucunda fiilen haciz konularak bağlandığını biliyorum. ...'ün uyuşturucu bağımlısı olduğunu zannetmiyorum. Ben içki içtiğini dahi görmedim. Kendisi çok fazla kahve içerdi. Ben kendisini hiç bir zaman kendisini kaybetmiş bir şekilde veya bir uyuşturucu krizine girmiş halde görmedim\" şeklinde; Davalı tanığı  ... 28/03/2017 tarihli celsede \"Davalı benim ağabeyim olur. Diğer ağabeyim ...'ün kızı ... davacı ... ile evlendi. Daha doğrusu bizler aile içerisinde resmi nikah yaptıklarını zannediyorduk. Ancak resmi olarak evlenmemişler. Bununla beraber düğün yapıldı. ... ile ... evlendikten sonra sürekli olarak başkasının yanında çalışmaktan duydukları rahatsızlıkları anlatmaya başladılar. Kendi adlarına işyeri açarlarsa çok daha iyi olacağından bahsediyorlardı. Davalı ... de ailede herkese yardımcı olmaya çalışır. Ben de sağlık sektöründe olduğumdan diş laboratuvarı açılması fikrini destekledim. Davacı ile ...'in anlattıklarına göre laboratuvar açmak için çok büyük bir paraya gerek yoktu. Ancak zaman içerisinde Alsancak'ta yer tutulması, daha sonra buranın faaliyete geçirilebilmesi için ihtiyaç duyulan şeyler nedeniyle masraflar artmaya başladı. Ancak bizler yarı yoldan dönmemek için bu masraflara katlandık. Örneğin \"zirkonyum olmazsa olmaz\" diyorlardı. Zirkonyumu soruyorduk. Ne kadarsa veriyorduk. Bu şekilde ekstra masraflar çıkıyordu. Benim bildiğim kadarıyla davalı 90 bin Euora kadar bir parayı leasing yoluyla çekti. Ben o tarihlerde hamileydim. Ancak tanıdığım doktorları dolaştım. Laboratuvara iş bağlantısı yapmaya çalıştım. Laboratuvarın işleri arttı. Bu arada ben doğum yaptım. Bu dönem içerisinde laboratuvara genellikle ben göz kulak oluyordum. Davalı avukat olduğundan kendi işleriyle meşgul oluyordu. Ancak ben doğum yapıp, çocuk 3-4 aylık olana kadar evde oturunca daha sonra laboratuvara gittiğimde işlerin bozulduğunu gördüm. Daha doğrusu laboratuvar işliyordu. İş geliyordu, ancak ortada kazanç yoktu. Davalı borçları ödemeye devam ediyordu. Davacının ise lüks yaşantı içinde olduğunu, özellikle çalışanlarla yaptığım konuşlardan anladım. Davacı örneğin sırf eğlenmek için ticari taksiyle Kuşadası'na gidip, eğlenip dönüyormuş. Masaj salonlarına gidiyormuş. Bunları bana ... de anlattı. Ancak bahsettiğim gibi borçlar ödenmiyordu. Alacaklılar kapıya dayandı. Davalı hacizlere maruz kaldı. Davalı evini satmak zorunda kaldı. Arabası haczedilip, bağlandı. Bu arabayı kurtarmak için annem altınlarını sattı. Ben davalı ağabeyime yardımcı olabilmek için düğünde takılan ve bebeğim için takılan altınları satıp, kendisine verdim. Bu nedenle kayınvalidem ile aramız bozuldu. Eşim ve ben krediler çektik. Davalıya verdik. Bankalardan kredi çekemez duruma gelince arkadaşlarımız kredi çekip, bize verdi. Biz davalıya verdik. Ben davacının uyuşturucu sorunu olduğunu, daha doğrusu uyuşturucu hap aldığını ...'den duydum. Ancak uyuşturucu hapları evlenmeden önce alıyormuş. ...'le evlendikten sonra bu uyuşturucu hapı almayı bırakmış. Ben davacıyı hiç bir zaman bir uyuşturucu krizi geçirir vaziyette veya uyuşturucu etkisi altındayken görmedim. Kendisi çok uyanık ve kurnaz bir insandır\" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. <br>Davacı tanığı ...'ın beyanının alınması için Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılmış, tanık  ... talimat mahkemesine verdiği 07/12/2016 tarihli celsede \"Taraflardan ... uzun zamandır arkadaşımdır. O nedenle bilirim. O dönemde ... alkol ve  uyuşturucu kullanıyordu. ...  diye tabir edilen ... isimli kişi kendisine baskı kuruyordu. ... isimli bu kişi ... ...'ün sevgilisinin amcasıydı. Bahse konu edilen 50.000 euroluk seneti ...'in baskı sonucu verdiğini düşünüyorum. Ancak görüşmemizde ... bana bu seneti imzaladığını söyledi. Ancak bu dönemlerde alkol ve uyuşturucu kullandığı için ne şekilde imzalamıştır bilemiyorum. Mevcut anlattığım olaylar olurken ben İzmir'de ikamet ediyordum. ...'in maddi durumu iyiydi. Hatta ... bazı zamanlarda ... isimli kişiye yardım ederdi. Diş protezi laboratuvarı kurarken ki parayı Almanyadaki babası ... bey göndermişti. ... bey çoğu zaman ...'e yardım ederdi. Para gönderirdi. Olayla ilgili bilgim bu kadardır.\" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. <br>Davacı tarafın şikayeti üzerine davalı aleyhine başlatılan soruşturmada, İzmir C.Başsavcılığı tarafından 2014/8957 Soruşturma - 2016/2542 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz ise İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2016/1007 D.İş sayılı kararı ile kesin olmak üzere reddedilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava; davalı tarafından takibe konulan senedin davacıya hile yoluyla imzalatıldığı iddiası dayalı İ.İ.K.'nun 72. maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır.<br>Somut olayda davacı, takibe konu senedin kendisine hileli yollarla imzalatıldığını ileri sürerken; davalı, davacının borçlarına kefil olması ödemek zorunda kaldığı borca karşılık senedin verildiğini savunmuştur. Bilindiği gibi hile iradeyi sakatlayan sebeplerden biri olarak TBK'nun 36. Maddesinde düzenlenmiş olup hile; genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.(Bknz, Fikret EREN, Borçlar Hukuku, syf 368) davacı tarafından senet üzerindeki imzaya herhangi bir itiraz bulunmamaktadır. Davacı taraf  senedin hile ile alındığı hususunda tanık deliline dayanmış ise de dinlenen tanıklar yargılamaya konu senedin hile alındığına dair somut bir beyanda bulunmadıklarından davacının bu iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmış, her ne kadar İzmir cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 25/02/2015 tarihli sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından verilmiş raporda, senet üzerindeki yazı, rakam ve imzaların farklı kalemle oluşturulduğu yönünde rapor tanzim edilmiş ise de senede karşı senetle ispat kuralı karşısında davacının hile dışındaki iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davalının esasen davacının ve dava dışı ...'ün açmış oldukları diş protez laboratuvarı açılması esnasında davacının üstlendiği bir takım borçlara kefil olduğu, bu borçların ödenmemesi üzerine icra takibine maruz kalıp, bir takım ödemeler yaptığı, bu borçlara istinaden senedin alındığı, senedin illetten mücerret olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, her ne kadar davalı vekili kötüniyet tazminatın talebinde  bulunmuş ise de dava konusu senedin konu edildiği icra takibi ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmadığından bu talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına yönelik talebin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ün 9 yaşından bu yana madde bağımlısı olup algılamada ve  hatırlamada zorluklar içerisinde geçen bir hayat sürdüğünü, ağır psikolojik bunalımda olan müvekkilinin, sağlıklı ve doğru düşünüp karar veremez hale geldiğini, tanık beyanlarıyla da anlaşılacağı üzere; müvekkilinin madde etkisindeki o tarihteki hal ve hareketleri  açıkça gözlemlenebilir nitelikte olduğunu, dava konusu olayın gerçekleştiği dönemde, kendisini sürekli olarak ... ve ... yönlendirmekte ve işyerinden gelen paraları da bu şahısların kullandığını, müvekkilinin ... ile evlenmediğinin nüfus kayıtlarından sabit olup zaman içerisinde anlaşamayıp ayrıldıklarını, ...'ün bunlardan haberdar olması ve bu ayrılığın geleneklerine ters düştüğü gerekçesiyle müvekkiline sürekli olarak baskılar yaptığını, müvekkilinin ise barışmak istemeyince ...: ‘‘Elimde imzalı evrakların var, ya noterde vekalet ver ya da seni bitiririm!’’dediğini, müvekkilinin bu dönemde madde bağımlısı olduğundan dolayı kararlarını doğru şekilde verememekte ve hatta çoğu zaman yaptığı şeyleri hatırlamadığını, kısa süreli hafıza kayıpları yaşayan müvekkilinin, attığı imzayı hayal meyal hatırlamakta fakat neye imza attığını çok sonra hakkında açılan icra takibiyle öğrendiğini, senedin sahte olarak müvekkilinin bilinci yerinde olmadığı sırada, eski kız arkadaşının aynı zamanda davalının yeğeni olan ...'in de yanında olmasının verdiği güven duygusu ile atılan birtakım imzalar sonucu oluşturulduğunu, imza haricindeki senet üzerinde yazılı metnin müvekkilinin rızası dışında sahte olarak oluşturulduğunu, senetler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve raporda; senetteki metinlerin farklı kalemler ile farklı zamanlarda ve farklı el yazıları ile düzenlendiğinin belirtildiğini, senetteki imzanın müvekkiline ait olduğunu, ancak senet metninin hile ile oluşturulduğunu belirterek  İzmir 3. Asliye  Ticaret Mahkemesi’nin 2019/47E 2019/1177K sayılı kararı haksız ve hukuka aykırı olup iş bu karara karşı istinaf itirazlarımızın kabulü ile ilk derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, İzmir 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5190 Esas sayılı icra takibinin iptaline, müvekkilinin 01.08.2010 keşide tarihli, keşide yeri İzmir, ödeme tarihi 10.09.2011 olan 50.000 Avro bedelli senetten ötürü ...’e borçlu olmadığının menfi tespitine, takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine  karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu bono ve icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili; davacının takip ve davaya konu 01/08/2010 düzenleme ve 10/09/2011 vade tarihli 50.000,00 Euro'luk senetten davalı tarafça hakkında başlatılan İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5190 Esas sayılı icra takip dosyasıyla haberdar olduğunu, davalının davacının içerisinde bulunduğu psikolojik zayıflıktan ve madde bağımlısı olmasından yararlanarak davacıdan, ne olduğunu dahi hatırlamadığı bir belge aldığı ve ardından bu belgeyi 01/08/2010 keşide, 10/09/2011 vade tarihli 50.000,00 Euro'luk senede dönüştürerek davacı hakkında dava konusu icra takibini başlattığı, senedin düzenleme tarihi itibariyle davacının davalıya bu şekilde bir senet keşide etmesinin mümkün olmadığı, avukat olan davalının mesleki bilgisini kullanarak davacının saflığından ve madde bağımlısı olmasından yararlanarak davacının diş protez teknisyeni olması sebebiyle açmış olduğu diş protez laboratuvarını devrederek parasını aldığı, hem de davacının elinden aldığı belgeyi kambiyo senedi haline getirerek icra takibine konu ettiğinden bahisle davaya konu senetten ve icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,  kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; davacı ve davalı arasında kefalet ilişkisi bulunduğu, davalının, davacının kurmuş olduğu diş protez laboratuvarının kurulmasında kullandığı finansal kiralama sözleşmesine, iş yeri kira sözleşmesine, muhasebecisine, malzeme aldığı ... Ltd Şti ve ... Ltd Şti'ye kefil olduğu ve yaklaşık olarak 550.000,00 TL borcu davacı yerine kefil sıfatıyla ödediği, bu ödemelerin bir kısmını icra marifetiyle, bir kısmını resmi kanallarla, bir kısım ödemeleri de müşteri çekleriyle ve yine kefil olduğu senetlerle  ve bankalar aracılığıyla ödediği ve bu nedenle  tüm ödemelerin belgeli olduğu, davacı tarafından takibe konu edilen dava konusu senet ile birlikte aynı tutarlı 2 adet senedi daha, o dönemde, davalının davacıya verdiği borç para ve ayrıca davalının davacıya  kefil olması nedeni ile davacı yerine ödemek zorunda kaldığı borçlar nedeniyle  imzalayarak davalıya verdiği, işbu senetlerin yaklaşık 13-14 kişinin çalıştığı Alsancak'ta bulunan Diş Protez Laboratuvarında saat 15.00-16.00 sıralarında çalışanların bulunduğu sırada davacı tarafından imzalanarak davalıya verildiğinden bahisle açılan davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.  <br>Davaya konu İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5190 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davalı tarafından davacı ... ve dava dışı ... hakkında 07/05/2013 tarihinde, 10/09/2011 vade tarihli, 50.000,00 Euro'luk senetten dolayı, 50.000,00 Euro asıl alacak, 13.592,81 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 63.592,81 Euro üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür. <br>Takip ve davaya konu senedin incelenmesinden, davacı ... tarafından davalı ... lehine düzenlenmiş 01/08/2010 düzenleme, 10/09/2011 vade tarihli 50.000,00 Euro'luk bono olduğu, bono metninde \"bedeli nakden alınmıştır\" ibaresinin bulunduğu görülmüştür. <br>Dosya içerisinde bir sureti bulunan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/31747 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinden, müştekisinin ..., şüphelisinin ... olduğu ve \"Uyuşturucu Madde Kullanma\" suçundan yapılan soruşturma neticesinde 30/10/2014 tarih ve 2014/51858 karar nolu karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. <br>Yine dosya içerisinde bir sureti bulunan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/8957 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinden, müştekisinin ..., şüphelisinin ... olduğu ve \"Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik\" suçundan yapılan soruşturma neticesinde 14/01/2016 tarih ve 2016/2542 karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve işbu karara karşı ... tarafından itiraz edilmesi üzerine İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/1007 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden yapılan değerlendirme neticesinde 23/03/2016 tarihli karar ile itirazın kesin olarak reddine karar verildiği görülmüştür. <br>Takip ve davaya konu senedin incelenmesinden, davacı tarafça davalı lehine keşide edilmiş kambiyo vasfı niteliğinde  bono olduğu ve senet metni incelendiğinde  \"bedeli nakden alınmıştır\" ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafça davaya konu senedin davacıdan hile ile alındığı iddia edilmiş olup, davalı vekili tarafından da  davacının, dava konusu senet ile birlikte aynı tutarlı 2 adet senedi,  o dönemde davalının davacıya verdiği borç para ve ayrıca davacıya  kefil olması nedeni ile davacı yerine ödemek zorunda kaldığı borçlar nedeniyle iş yerinde  imzalanarak  davalıya verildiği savunma olarak ileri sürülmüştür. Bu durumda imzası davacı tarafça inkar edilmeyen dava konusu bononun, davalı  tarafından davacıdan hile ile alındığı yönündeki iddianın  ıspat külfeti üzerinde olan davacı tarafça kanıtlanması gerekmektedir.  <br>  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı tarafın dava konusu senedin hile ile alındığı yönündeki  iddianın ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafça ispatlanamadığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  davacı tarafça imzası inkar edilmeyen dava konusu bononun, davalı tarafça hile ile davacıdan alındığı yönündeki iddianın ıspat külfeti üzerinde olan davacı tarafça dosya  sunulan yazılı deliller ve ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları ile  kanıtlanamadığı husus dikkate alındığında davacı  vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2019 tarih, 2019/47 Esas ve 2019/1177 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 04/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"795e0e56a062fe9e","SID":"cc32cad8da98ac8d"}}