{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t:<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/06/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas -  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... - (T.C. Kimlik No: ...) <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -<br>\t  Av. ... - [<br><br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br>DAVA\t\t: Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti/İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 11/12/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 14/12/2023<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas - .... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30/04/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların çağrının usulsüz olarak yapılması ve gündemin gereği gibi ilan edilmemesi nedeniyle yoklukla malul olduğunu ancak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kararların iptali gerektiğini, genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararının usulsüz olduğunu, genel kurulun usulüne uygun toplanmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, esas sözleşme değişikliklerinde değişen maddelerin eski ve yeni şekillerinin ilanda belirtilmesi gerektiğini, esas sözleşme uyarınca yönetim kurulunun üç üyeden oluşması gerekirken daha az sayıda üyenin seçiminin esas sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan tüm kararların çağrının usulüne uygun yapılmaması ve gündemin usulüne uygun ilan edilmemesi nedeniyle yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi kanaatte olunması halinde  ise, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>CEVAP: Davalı vekili, toplantıya çağrının usulüne uygun olduğunu, kaldı ki çağrıdaki usulsüzlüğün nisabı etkilememesi halinde tek başına iptal sebebi olmadığını, esas sözleşmenin 7. maddesinde yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı açıklanmasına rağmen esas sözleşmenin 8/3. maddesinde şirket genel kurulu tarafından TTK hükümlerine göre en çok 3 yıl için seçilecek en az 1 ve en çok 5 üyeli bir yönetim kurulu tarafından temsil ve ilzam edileceğinin hükme bağlandığını, 7. maddedeki yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı düzenlemesinin kuruluş aşamasında esas sözleşmeyle seçilen yönetim kurulu yönünden söz konusu olduğunu, 30/04/2021 tarihli genel kurulda alınan kararların geçersizliği veya iptali şartlarının oluşmadığını, davacının alınan kararlarda muhalefet şerhinin de bulunmadığını savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"...Dava, \"anonim şirket genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti veya iptali\" davasıdır.<br>Somut olayda ; dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 25/04/2022 tarihli raporunda da açıklandığı üzere, davacının davalı şirkette %16,3 oranında hisseye sahip olduğu, dava konusu genel kurula ilişkin çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacının çağrıda usulsüzlüğe rağmen 30/04/2021 tarihli genel kurula katıldığı, dava dışı hissedarlardan...'in genel kurul toplantında vekille temsil edildiği, Bakanlık Temsilcisi'nin bulunmasının zorunlu olmadığı, alınan kararlara ilişkin olumlu ve olumsuz oylar da belirtilecek şekilde hiçbir tereddüte yer bırakmadan tutanaklarda gösterildiği, şirket sermayesinin en az 1/4'ne sahip olan üyelerin katılımıyla toplantının yapıldığı, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oy birliğiyle alınması gerektiği, şirketin ana merkezinin Ankara'ya taşınmasına ilişkin kararın davacının olumsuz oy ve muhalefetine karşı ..., ... ve...'in oyları ile kabul edildiği, pay sahibi olmadığı halde toplantıya çağrılan veya oy kullanan bir kişinin olmadığı, davacının oyunun çağrıda usulsüzlük karşısında nisabı etkilemeyeceği, alınan kararlarda yasa, anasözleşme ve objektif dürüstlük kurallarına aykırı bir yön tespit edilemediği belirlenmiştir.<br>Dava konusu genel kurulda alınan kararların butlanının tespitini gerektiren bir usulsüzlük bulunmadığından davacı tarafın terditli 1. talebi olan genel kurulda alınan kararların butlanının tespiti talebi reddedilmiş, terditli 2. talep olan genel kurulda alınan kararların iptalinin şartlarının incelenmesine geçilmiştir. <br>Davacının davalı şirketteki hissesi ile alınan kararlardaki kabul oyu oranları göz önünde bulundurularak, genel kurul toplantısına çağrıdaki usulsüzlüğe rağmen bu hususun nisabı etkilememesi sebebiyle iptal sebebi olmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların, 1. maddesinde toplantı başkanlığı seçiminin yapıldığı, davacının oy çokluğuyla toplantı başkanlığına seçildiği, 2. maddesinde divan heyetine genel kurul evraklarını imzalaması için (davacının da olumlu oyu ile) yetki verildiği, 3. maddede şirket merkezin Ankara iline taşınması konusunda davacının olumsuz oyuna ve muhalefet şerhine oy çokluğuyla karar verildiği, 4. maddede yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkının aynı şekilde devam etmesine oy birliğiyle karar verildiği, 5. maddede yönetim kurulu üyeliğine davacının olumsuz oyu ve muhalefetine rağmen ... ve ...'ın 3 yıllığına seçildiği, 6. maddede davacının olumsuz oyuna karşılık denetim kurulu üyeliğine SMMM ....'ın seçilmesine karar verildiği, 7. maddenin dilek ve temenniler maddesi olduğu görülmüştür. <br>Şirket merkezinin Konya'dan Ankara'ya taşınmasına ilişkin karar anasözleşme değişikliğine ilişkin bir karar olup, bilirkişi heyetinin raporunda da belirtildiği üzere  anasözleşmenin 11. maddesi gereğince şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oy birliğiyle alınması gerekmektir. Bu yönden olumlu oy kullanan ..., ... ve...'in oylarının toplamı %83,7 oranına isabet etmektedir. <br>Her ne kadar bilirkişi heyeti raporunda ortaklardan... yönünden vekaletle oy kullanıldığı ve vekaletnamenin ilgili yönetmelik gereğince noterden onaylı olması gerektiği açıklanmış, davalı tarafın sunduğu toplantıya ilişkin...'e ait vekaletnamenin adi yazılı olduğu, noterden düzenlenmediği belirlenmiş ise de; <br>Yargıtay 11. HD’nin 24/02/2020 gün ve 2019/3647 E. 2020/1904 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, \"Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 21/1 maddesine göre, vekaletnamelerin noter onaylı olması gerektiği, söz konusu vekaletnamelerde noter tasdiki bulunmadığından geçersiz olduğu gerekçesiyle, kararın yok hükmünde olduğu sonucuna ulaşılmışsa da, anonim şirket genel kurul toplantılara ilişkin olan mezkur yönetmeliğin limited şirketler bakımından uygulama kabiliyeti bulunmadığı gibi, 6102 sayılı TTK’da da vekaletnamenin/temsil belgesinin noter tasdikli olarak düzenleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.\" <br>28.11.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 18/7. maddesine göre, \"Halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı pay senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekâletnamenin Ek-3’teki örneğe uygun olarak noter onaylı şekilde düzenlenmesi gerekir.\"<br>Aynı Yönetmelik'in vekaletnamenin unsurları ve geçerlilik süresi başlıklı 21/1. maddesine göre de \"(1) Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir. Konuya ilişkin, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ile Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleri saklıdır.\"<br>Yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 s. TTK'nin 427. ve diğer maddelerinde toplantıya bir ortağı temsilen katılan temsilcinin, temsil belgesinin noterden düzenlenmesi gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kanunlar hiyerarşisi içerisinde 6102 s. TTK'den daha aşağı konumda bulunan ve 6102 s. TTK'ye aykırı düzenleme ve kısıtlama getiren Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 18/7 ve 21/1 maddelerinin dava konusu ihtilafa bu nedenle uygulanması mümkün olmadığından, toplantıda temsil edilen dava dışı hissedar ...'ın vekaletnamesinin adi yazılı olmasının yeterli olduğu sonucuna varılmış, bilirkişi heyetinin aksi yöndeki hukuki değerlendirmesi kabul edilmemiş, esas sermaye değişikliğine ilişkin nisabın sağlandığı görülmüştür. <br>Her ne kadar davacı taraf, yönetim kurulunun 3 kişiden az olamayacağını, dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun 2 kişi olarak belirlendiğini belirterek, bu yönden de alınan kararlara itiraz etmiş ise de; davalı şirket anasözleşmesinin 7. maddesi ile 8. maddesinin birlikte değerlendirilmesi sonucu, 7 madde de yer alan davacı şirketin işlerinin ve idaresinin 3 üyeden oluşacak bir yönetim kurulu tarafından yürütüleceğine ilişkin düzenlemenin ve anasözleşme ile isimleri belirlenen 3 kişilik yönetim kurulunun, kurucu yönetim kurulu olup, anasözleşme ile belirlenen ilk yönetim kurulu yönünden getirilen bir düzenleme olduğu, anasözleşmenin 8. maddesinde şirketin en az 1 ve en çok 5 üyeli bir yönetim kurulu tarafından temsil ve ilzam edileceğine dair açık düzenleme karşısında, kurucu yönetim kurulundan sonra genel kurul tarafından seçilecek yönetim kurullarının en az 1 ve en çok 5 üyeli olabileceği, dava konusu genel kurulda da 2 üyeli yönetim kurulu seçildiği, bu hususun anasözleşmeye aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. <br><br>Davacının, terditli 2. talebi olan genel kurul kararlarının iptali yönünden de davasını ispat edemediği görüldüğünden, terditli 2. talebe ilişkin davanın reddine...\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin genel kurul toplantısı kararının alındığı 08/04/2021 tarihli yönetim kurulu toplantısına davet edilmediğini ve toplantının müvekkilinin haberi olmaksızın gerçekleştirildiğini, davalı şirketin, yapılan toplantının müvekkiline bildirildiğini herhangi bir delille ispat edemediğini, davaya konu genel kurul toplantısı yapılmadan  önce müvekkilinin davalı şirkete Konya . Noterliği kanalıyla keşide ettiği 28/04/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile toplantının usulsüz olduğunu toplantı öncesinde ve toplantı sırasında tutanağa derç ettirerek ihtar ettiğini, pay sahiplerinden herhangi birisi toplantıya katılsa dahi, toplantıya ve çağrıya muhalefet etmiş ise artık o toplantının çağrısız genel kurul toplantısı gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle çağrısı sakat ve geçersiz olan bir genel kurul toplantısının yoklukla malul nitelikte olduğunu, genel kurul toplantısına vekaleten katılan...’in vekaleti geçersiz olduğundan kendisi adına kullanılan oyların da geçersiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporların da denetime elverişli olmadığını, görev ve yetki alanlarının dışına çıkarak hukuki değerlendirmeler ve yorumlarda da bulunulduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> Dava, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti ya da iptali istemlerine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı tarafça, dava konusu davalı şirketin 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti ya da iptali istemine ilişkin olarak açılan işbu davada, davalı tarafça genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde ya da iptalini gerektirir bir durumun bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.<br>Mahkemece, hesap bilirkişisi ve mali müşavirden bilirkişi raporu alınmış, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca da ''davacının davalı şirketin 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptaline (terditli 2. talebine) ilişkin davasının reddine '' şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar \"tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri\" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın  298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.<br>Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında  da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.<br>Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması  ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması  yukarıda açıklanan ve  Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.<br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise;  Mahkemece dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti ya da iptaline karar verilmesi istemi ile açılan işbu davada yokluk ya da iptal sebebi bulunmadığı kanaatine varılması halinde davanın reddine karar verildiği belirtilmek sureti ile hüküm kurulması gerekirken davacının davalı şirketin 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptaline (terditli 2. talebine ) ilişkin davasının reddine şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. <br>İşin esasının incelenmesi halinde ise; Somut uyuşmazlık yönünden, taraf iddia ve savunmaları kapsamında genel kurul kararlarının yoklukla malul, butlan ya da iptaline sebebiyet verecek hallerin değerlendirilmesi  gerekmektedir.<br>''Yokluk'';  bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.<br>Mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma  olanağı  olmayan,  emredici  kurallara,  kamu  düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler. <br> İptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar.<br>6102 sayılı TTK'nın  390/1 maddesinde '' Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.'' hükmü,<br>TTK'nın 392/7 maddesinde ''Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir. '' hükmünün düzenlendiği ve anılan hükümlerden anlaşılacağı üzere yönetim kurulunun, kural olarak başkan veya vekili tarafından toplantıya çağrılacaktır. '' hükmü yer almaktadır. <br>TTK'da yönetim kurulu başkanının toplantı çağrısını nasıl yapacağına dair özel bir hüküm bulunmamakla birlikte, Yasa'nın 390/4. maddesindeki düzenleme gereğince yönetim kurulunun, başkan tarafından toplantı çağrısı yapılmadan da karar alması mümkündür. Anılan düzenlemede, bu şekilde karar alınabilmesi için üyelerden birinin karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayının alınması gerektiği, aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasının bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olduğu emredici bir şekilde düzenleme altına alınmıştır. <br>Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket, davacının yönetim kurulu  toplantısına  davet edilmesine rağmen katılmadığını savunmuş ise de, bu hususu ispat eder herhangi bir delil ibraz edememiştir.  Bu hâle göre, toplantının çağrısız olarak yapıldığının kabulü zorunlu olup bu şekilde yapılan toplantıda alınan kararın geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun’un 390. maddesinin dördüncü fıkrasındaki usule riayet edilmesi gerekmektedir. Davalı şirketçe bu usule riayet edildiğini ispat eder nitelikte herhangi bir delil de sunulmamış olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu kapsamda ''Çağrısız Genel Kurul'' başlığını taşıyan TTK'nın 416. maddesinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Madde metninde ''(1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. <br>    (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir. '' hükmünün düzenlendiği anlaşılmıştır. <br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, Öncelikle davacı tarafından ileri sürülen yokluk iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda davacı, davalı şirketin üç kişilik yönetim kurulu üyelerinden biri olduğunu, dava konusu genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulunun kendisinin haberi olmaksızın iki kişi ile toplanarak dava konusu genel kurul toplantısının yapılmasına ve gündemin belirlenmesine karar verdiği, anılan yönetim kurulu kararının geçersiz olması nedeniyle dava konusu genel kurulun da geçersiz ve yok hükmünde olduğu, kaldı ki toplantıdan önce davalı şirkete ihtar da gönderilerek toplantının yapılmamasının talep edilmesine ve toplantı da aynı husus belirtilmesine rağmen toplantının yapıldığı, bu nedenle alınan kararların yok hükmünde olduğunun iddia edilmiş olması karşısında, mahkemece dava konusu uyuşmazlığı çözme hususunda uzman ve ehil olmayan  hesap uzmanı ve SMMM'den  oluşan bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınarak ve dahi işbu rapor hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, dava konusu genel kurul toplantısının yapılması kararının alındığı yönetim kuruluna davacının  çağrıldığı ve buna rağmen gelmediğinin davalı tarafından ispat edilememiş olmaması nedeniyle, üç kişiden oluşan yönetim kurulunun çağrısız olarak davacının yokluğunda ve zikredilen Kanun hükmündeki usule riayet edilmeden iki kişiyle toplanıp karar aldığı, bu şekilde alınan kararın yok hükmünde olduğu, yönetim kurulu toplantısı ve bu toplantıda alınan yönetim kurulu kararı geçersiz olduğundan, işbu yönetim kurulu kararı ile toplanan genel kurulun da yok hükmünde olacağı (Yargıtay 11. HD'nin 2016/13709 E-2018/6884 K., 2021/6232 E-2023/653 K. , 2017/4046 E-2019/3005 K., sayılı ilamları), davacının toplantıya katılmasının da sonuca etkili olmayacağı zira, TTK'nın 416. maddesindeki çağrısız genel kurul toplantısı şartlarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile, dava konusu davalı şirketin 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların  yoklukla malul olduğunun tespitine dair yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>A) Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>1- İstinaf başvurusunda bulunan davacı  tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>2- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından taraflara ücret-i vekalet taktirine yer olmadığına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, <br><br>1- Davanın KABULÜ ile; davalı şirketin 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların  yoklukla  malul olduğunun tespitine,<br>2- Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3- Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince takdir edilen 17.900,00 ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4- Davacı tarafından yapılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 79,20 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.697,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5- Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>6- HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,<br>C) İlk derece mahkemesince 02/09/2022 tarihinde yazılan harç tahsil müzekkeresinin bila ikmal iadesinin ilk derece mahkemesince istenmesine,<br>D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>E) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince, taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 11/12/2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br><br><br>     Başkan ...                 Üye ...                        Üye ...                   Katip ...<br>       e-imzalıdır                    e-imzalıdır                         e-imzalıdır                      e-imzalıdır<br>        (muhalif)<br><br><br><br><br>MUHALEFET ŞERHİ:  Dava, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti ya da iptali  Dava, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti ya da iptali istemlerine ilişkindir. <br>Davaya konu 30/04/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; davacının genel kurula iştirak ettiği, yapılan oylama sonucunda divan başkanlığı görevini aldığı, genel kurulun gündemindeki maddelerin görüşülmesi ve oylanmasını gerçekleştirdiği, genel kurul tutanağındaki divan başkanlığının seçimi, tutanağın imzalanmasına ilişkin yetki verilmesi, huzur hakkının belirlenmesi, denetim kurulunun belirlenmesine ilişkin maddelerde olumlu oy kullandığı, yönetim kurulu üyeliğine aday olduğunu teklif ettiği, sadece şirket merkezi adresinin Ankara'ya taşınmazına ilişkin 3. maddenin görüşülmesi ve oylamasına muhalefet ettiğinin anlaşıldığı, <br>Her ne kadar divan başkanının gündemdeki hususlar görüşülmeden toplantıyı sonlandırma yetkisi bulunmasa da; davacının usulsüz çağrı nedeniyle yapılacak toplantının yok hükmünde olduğunu iddia etmesine rağmen, yok hükmünde olduğunu belirttiği toplantıya katıldığı, divan başkanı olarak seçildiği, divan başkanı olarak toplantıyı idare edip son tutanağı imzaladığı, TTK 416. maddesi  gereğince çağrısız toplantının şartlarını tamamlanmasını bilerek ve isteyerek sağladığı nazara alındığında davacının; usulsüz çağrı nedeniyle toplantının yapılmaması ve yapılacak toplantının yok hükmünde olduğunu iddia etmesinin açıkça bir hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağına ilişkin TMK'nın 2. maddesi gereğince davacının açtığı davanın dinlenilmesinin hukuka uygun olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince delillerin taktir ve değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davacının istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği kanaatinde olduğumdan; <br>Sayın çoğunluğun yapılan toplantının yok hükmünde olduğu gerekçesiyle yeniden hüküm kurulması gerektiği görüşüne katılmıyorum. <br>Başkan ...<br>e-imzalıdır  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d3441f93a7c33e2","SID":"3dcefe901613b7b2"}}