{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/272 <br>KARAR NO: 2024/191<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 09/10/2023<br>NUMARASI: 2023/516 Esas -  2023/858 Karar<br>DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Taraflar arasındaki Kıymetli Evrak İptali davasının yapılan yargılaması sırasında   ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ... Ticaret A.Ş Arnavutluk Cumhuriyeti\"nde  kurulu ve Arnavutluk Cumhuriyeti Milli Ticaret Merkezi (... ) 'de  ... numarası ile  tescilli ... (... )’nın  %100  hissedarı iken; Davalı ... Ticaret A.Ş ile akdedilen 02/09/2016 tarihli hisse alım-satım ve hissedarlar sözleşmesi ile hisselerin %50’i 3.000.000,00 USD bedelle Davalıya satılmış,  %1’i ise ... ’nın yapacağı maden çıkarma işlerinin finansmanı için ticari ilişki içinde bulunduğu  bankalardan kredi  temin edilebilmesini kolaylaştırmak için geçici olarak Davalıya devredilmiş olduğunu, sözleşmenin 5.2 nci maddesinde davacının bizzat ödeyeceği 1.500.000,00 USD'nin ödeme koşulları düzenlendiğini, ancak bu bedel davalı tarafından ödenmediğini,   ilerleyen süreçte ... tarafından müvekkil şirkete hisse devir bedeli olarak ödenen 834.040,00 USD'nin hisse devir bedeli olarak değil borç olarak ödendiği ileri sürülerek bu bedelin geri ... ödenmesi için ... tarafından Davacı şirkete Beşiktaş ... Noterliğinin 26/01/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, neticeten;  davalı şirketin sözleşmede yazılı devir bedellerini ödememesi nedeniyle sözleşmenin 5 nci maddesinin son bendindeki \"İşbu sözleşmedeki devre konu hisse bedellerinin bu sözleşme hükümlerine uygun olarak ödenmemesi halinde, işbu sözleşme geriye etkili olarak fesh edilmiş (taraflar sözleşmeden dönmüş) olacaktır. Sözleşmenin fesh edilmesine sebep olan taraf, karşı tarafın bu nedenle uğramış olduğu zararların tazmini ile yükümlüdür” hükmüne  uygun olarak Davacı şirket bu sözleşmeyi geriye etkili olarak feshettiğini, sözleşme geriye etkili olarak feshedilmiş olduğuna göre her iki taraf karşı taraftan aldığını geri iade etmekle yükümlü olup öncelikle davalı şirket adına kayıtlı olan ...'a şirketinin %51 hissesinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için şirket hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı, her ne kadar hisse devir bedelinin ödenmediğini iddia etmiş de; toplam 3.000.000,00 USD'lik hisse devir bedelinin yarısı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin 5.2. maddesi uyarınca davacıya ödenmiş, bakiye bedel ise ... kâr etmesi halinde müvekkile ait olacak kar payının temlik edilmesiyle ödenecek olmasına karşın ...'nın kâr edememesi sebebiyle Hisse Devir Sözleşmesi'nin 5.3. Maddesi muaccel hale gelmediğini, bu sebeple de temerrüdün gerçekleşmiş olduğu iddiası mesnetsiz olduğunu, Davacının, taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesinin 5.3. maddesinin geçersiz olduğu iddiası, hukuken son derece hatalı bir yoruma dayalı olduğu gibi tacir olan davacının bu iddiasını, Çerçeve Niyet Sözleşmesinin imzalanmasından 8; Hisse Devir Sözleşmesinin imzalanmasından ise tam 7 yıl sonra öne sürmesi dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, Davacının, ... borç olarak almış olduğu tutarı, hisse devir bedeli olarak kabul etmesi, 01.01.2019 tarihli borç sözleşmelerine açıkça aykırı olup davacının, ... ile arasındaki hukuki ilişkiden huzurdaki davada bahsetmesinin de huzurdaki dava ile bir ilgisi bulunmadığını, davacının, hisse devir sözleşmesinin 5.3. maddesinin geçersiz olduğunu ileri sürmesine ve ....  tarafından ödeme yapılamayacağı iddiasına karşın esasında kendisine ...  tarafından borç olarak verilen tutarın, hisse devir bedeli olarak ödendiğini beyan ve iddia etmesi çelişkili olduğunu, davacı, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin kendisi tarafından geriye dönük olarak feshedildiğini iddia etmiş ise de, davacı tarafından açıkça ileri sürülmüş ve müvekkil Şirkete varmış, taraflar arasındaki sözleşmeye, usule ve hukuka uygun geçerli bir fesih/dönme beyanı bulunmadığından ve ayrıca, doğmamış bir hakkın hukuki tasarruflara konu edilmesi mümkün olmadığından taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesi halen ayaktadır ve cari olup, Davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin fesih/dönme yerine geçeceği mahkemece değerlendirilmesi halinde dahi davacı tarafından yapılan bu fesih haksız olduğunu, bu sebeple de davalı Şirketin uğramış olduğu zararların tazmini gerektiğini, Davacıya, Hisse Devir Sözleşmesinin 5.2. maddesi uyarınca nakden ödenmesi gereken hisse devir bedelinin ödenmiş olmasına rağmen davacının, müvekkili Şirketten herhangi bir şey almadığı iddiası kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket davacı taraftan ziyadesiyle alacaklı olduğunu, hem tazminat alacakları hem de cezai şart alacakları mevcut iken davacının sözleşmeyi fesih/dönme ile hisseleri iade isteyebilmesi ( kaldı ki ödenen 1.500.000 USD de müvekkile iade edilmemiştir) ayrıca bu talebi kabul olmazsa hisse devir bedelini  bu aşamada isteyebilmesi mümkün olmadığını, Davacı tarafın huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığını beyanla davacının, şartları oluşmayan teminatsız ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sırasında 09.10.2023 tarihli ara karar ile \"...Açılan iş bu davamızda asli talep ise davalıya devredilen hisselerin iadesi ile Tiran Arnavutluk Ticaret Sicilinde davalı şirket adına kayıtlı olan ...'a şirketinin % 51 hissesinin terkin edilerek, davacı adına tescili istemidir. Tescil isteminin devletin münhasırlık yetkisi kapsamında kaldığı da açıktır. Davacının eski ortak olduğu bu nedenle  bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları düzenlenmesi kapsamına girmeyeceği düşünülebilir ise de HMK 12. maddede gayrimenkuller açısından getiren düzenlemedeki maksada kıyasla, çoğu durumda bir gayrimenkule göre kıyas bile kabul edilemeyecek şirket mülkiyetinin değiştirilmesine ilişkin davanın ancak şirketin kayıtlı olduğu şirket merkezinde açılabileceği anlaşılmakla uluslararası münhasır yetkimiz bulunmamakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. (Emsal kararlar Ankara BAM 21. HD 2022/1731, 2007/15062K, 2012/8459 K)Bu durumda taraflar arasındaki yetki şartının, dava konusu bu talebi ilişkin mahkememizin uluslararası yetkisini doğurması da mümkün değildir. Acil durumlarda ihtiyati tedbir talebi uluslarararası münhasır yetkisi engel olmayacağından inceleme konusu yapılmış ve yaklaşık ispat yerine getirilmediğinden tedbir talebinin de reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçelerinde  özetle Mahkemenin red gerekçelerine katılmadıklarını, zira; gayrimenkulün aynına ilişkin yetki kurallarının düzenlendiğini, HMK'nın 12 maddesi hükümlerinin buradaki düzenlemeyle hiç ilgisi olmayan şirket hisse devir sözleşmelerine uygulanmasının oldukça zorlama bir yorum olduğunu, taraflar arasındaki yetki anlaşmasının bu nedenle geçersiz sayılmasının düşünülemeyeceğini, her ne kadar hissesi devredilen ... şirketi Arnavutluk Tiran'da kurulu bir şirket ise de hissesini devreden Davacı ... şirketi ile hisseyi devralan Davalı ... şirketinin her ikisi de İstanbul'da kurulu şirketler olduğunu, üstelik hisse devir sözleşmesi İstanbul'da yapılmış ve bu sözleşmeden doğan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığını,  ihtiyati tedbir taleplerinin yetkisizlik sebebine dayalı dava şartı yokluğu nedeniyle  reddine dair 09/10/2023 tarihli ara kararının ortadan kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin  davalı tarafça ödenmesine  karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep, davalı şirket adına kayıtlı olan ...'a şirketinin %51 hissesinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle 09.10.2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, ara karara  karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf  yoluna başvurmuştur. HMK'nun 355. maddesi uyarınca, kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\" şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi ise ''tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karardan sonra davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen nihai kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce 2023/1618 Esas ve 2024/124 Esas ve Karar sayılı ilamı ile somut uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerektiği anlaşıldığından Mahkemenin vermiş olduğu kararın kaldırılmasına karar verilmekle birlikte davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik istinaf başvurusu konusuz kalmamıştır. Bu nedenle mahkemece  ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararı isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu 09.10.2023 tarihli  İlk Derece Mahkemesi ara kararının  HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılmak üzere ara kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"970f71bd6bd95407","SID":"bbb41fda20edbb32"}}