{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/937 <br>KARAR NO\t\t: 2024/72<br>KARAR TARİHİ\t: 09/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/508 Esas 2020/95 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t:  09/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  09/01/2024<br><br>Davacı vekili ve Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firma aleyhine İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/4458 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, borçlunun icra takibinin açılmasından 3 gün sonra 10.04.2018 tarihinde müvekkilinin hesabına cari hesap ödemesi açıklamalı 20.000-TL ödeme gerçekleştirdiğini, bu ödemenin 2.321-TL'sinin cari hesaba, kalan 17.679,00-TL'sinin mezkur dosya alacağına aktarıldığını, dosya bakiye borcunun tamamının ödenmesi gerektiği karşı tarafa bildirilmiş ise de karşı tarafın alacağın tamamını ödemeyeceğini bildirdiğini beyan ile davanın kabulüne, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, icra takibinin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen % 9,75 avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış,  davalı vekili bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.   <br> MAHKEMECE: \"...Dava; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine İzmir 27. İcra Dairesinin 2018/4458 Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine davalı-borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçlunun alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır.<br>Taraflar arasında takip tarihi itibari ile İzmir 27. İcra Müdürlüğ'nün 2018/4458 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 35.094,00TL alacağı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır, uyuşmazlık davalı tarafından takip tarihinden sonra; ancak ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan 20.000,00 TL tutarındaki ödemenin cari hesaptan mı takip dosyasındaki alacak miktarından düşülüp düşülmeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. <br>Türk Borçlar Kanunu'nun 102. Maddesinde '' kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. '' düzenlemesi mevcut olup her ne kadar davacı vekili davalının göndermiş dekontta cari hesap ödeme ibaresi yer alması nedeni ile ödemenin öncelikle cari hesaba mahsuben yapıldığını belirtmiş ise de esasen taraflar arasındaki takibe konu borcu dayanağınında cari hesap alacağı olarak gösterilmiş olması ve TBK'nun 102. Maadesi karşısında ödemenin öncelikle takibe konu borçtan mahsup edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre  davacının dava tarihi itibari ile 20.069,14 TL alacağı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne ve davalının itirazında haksız olduğu, alacağın likit olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İzmir 27.İcra Müdürlüğünün 2018/4458 Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 20.069,14 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Alacağın %20si olan 4.013,82-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>.\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  iki tarafın da tacir olduğunu, basiretli davranmakla mükellef olduklarını ve yapılan ödemenin dekont açıklamasında açıkça cari hesap yazdığını, bilirkişinin ilk raporu doğrultusunda yapılan hesaplama mucibine davalarının kabulüne karar verilmesini, kısmi reddin bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.    <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 20.000 TL lik ödemenin cari hesap bakiyesinden mahsup edilmesinden sonra hesaplanması gereken 15.094,00 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken  yapılan yanlış hesaplama neticesinde 20.069,14 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, hatalı hüküm nedeniyle davacı şirkete ve uyuşmazlığa konu icra takibine yapılan ödemeler üzerinde davalı müvekkilin tüm hakkının saklı olduğunu belirterek, kararın kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: itirazın iptali   istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı taraf; cari hesaptan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu iddia ederek takip yapmıştır. <br>Davalı taraf ise davaya cevap vermemiş, ancak davalı vekili yargılamaya katılarak davanın reddini talep etmiştir. <br>Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020  tarihinden itibaren ise, bu sınır  5.390,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği reddedilen alacak miktarının  3.695,14 TL olması nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen kısmen red  kararı kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının davacıdan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün reddedilen kısım yönünden kesin olması nedeniyle davacı  vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek  gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden; <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun denetime elverişli ve açık olmasına, bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamanın BK 100 maddesine uygun olmasına, alacağın mahkemece doğru belirlenmiş olmasına  göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca reddedilen kısım yönünden kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 54,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>B-1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/02/2020 tarih ve 2018/508 Esas 2020/95 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.370,92 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 342,73 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.028,19 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 09/01/2024  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ae2088b1539622c","SID":"77ae76d3ad5703fc"}}