{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1828 - 2024/59<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1828 <br>KARAR NO\t: 2024/59<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/341 E.  -  2021/259 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, \t\t\t   Haksız Rekabetin Men'i, Ticaret Unvanının Terkini<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2021 tarih ve 2020/341 Esas - 2021/259 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli 2000/18498 ve 2011/24102 sayılı markaların bulunduğunu, gerek ülkemizde gerekse dünyada ... sektörünün en önemli şirketlerinden biri olarak faaliyet gösterdiğini, davalının da müvekkili ile aynı sektörde bulunduğunu, müvekkili adına tescilli markanın, davalı tarafından müvekkili ile aynı sektörde kullanıldığını, 6769 sayılı Kanun'un 29. ve 30. maddeleri gereğince müvekkili adına tescilli markanın ticari amaçla davalı Şirket tarafından kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının davaya konu fiilinin, 6769 sayılı yasanın 7/2. maddesine giren fiillerden olması sebebi ile marka hakkı sahibi müvekkilinin, kendisi ile aynı sektörlerde faaliyet gösteren davalı şirketin, müvekkiline ait markayı kullanmasının önlenmesini talep etme hakkı bulunduğunu, davalının, müvekkili Şirketin tescilli markasına tecavüz ettiğini, söz konusu davalı eylemlerinin aynı zamanda TTK'nın 54. vd. maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, davalı Şirketin ticaret unvanında, esas unsur olarak \"...\" ibaresinin bulunmasının da iltibasa yol açacağını ileri sürerek, davalının \"...\" ibaresini tescil ettirmek ve bu ibareyi unvanının özü olarak kullanmak suretiyle vâki fiillerinin haksız olduğunun hükmen tespitine ve haksız rekabetinin menine, davalı Şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkartılmasına, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, davacının, müvekkilinin faaliyet gösterdiği ... ilinde herhangi bir faaliyetinin olmadığını, öte yandan davacı markasının tanınmış da bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin, davacıyı bilmesini gerektiren bir durum olmadığını, müvekkilinin ticari faaliyetlerini ... ilinde sürdürdüğünü, davacı şirketin ismini kullanarak ticari faaliyette bulunmadığını, yine davacıyı zarara uğratacak hiç bir eyleminin de olmadığını, \"...\" ibaresinin, müvekkiline bir katkısı ya da faydasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı ve davacının \"... hizmetleri\" sektöründe faaliyet gösterdikleri, ticaret unvanları arasındaki tek farkın, davalı Şirketin unvanına eklenen \"...\" ibaresi olduğu, bu ibarenin de davalının, davacı Şirketin ... ilindeki şubesi olarak algılanmasına yol açacağı, buna göre davacı unvanı ile davalı Şirket unvanı arasındaki iltibas ihtimalinin oldukça yüksek bulunduğu, davalı Şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkarılmasıyla taraf şirketlerin ticaret unvanları arasındaki iltibas ihtimalinin ortadan kalkacağı, davalı Şirketin ticaret unvanında \"...\" ibaresinin kullanılmasının, dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli 2000/18498 sayılı \"... ...+Şekil\" markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, ancak yargılama sırasında söz konusu markanın, yenilenmemesi nedeniyle hükümden düştüğü, davalının ticaret unvanının, davacının ticaret unvanı ve davacı adına tescilli markalar ile haksız rekabet oluşturmadığı, davalı ticaret unvanının markasal nitelikte kullanıldığı yönünde bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının haksız rekabet ve tecavüzün tespiti ile önlenmesine ilişkin açtığı davanın reddine, davalı Şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkartılmasına, hükmün ilanına karar verilmiştir.         <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mal ve hizmet kategorilerine bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan işaretlerin, tescilli markanın Türkiye'de ulaşmış olduğu tanınmışlık derecesi sebebiyle tescilli markaya zarar vereceği veyahut işareti kullanana haksız bir yarar sağlayacağı durumlarda, bu fiillerin önlenmesini talep hakkı doğduğunu, tescilli ve tanınmış bir markanın, ticaret unvanı olarak bile olsa kullanılmasının, kullanana haksız yarar sağlayacağının aşikar olduğunu, müvekkili ile davalı Şirketin iştigal alanlarının aynı olması göz önünde bulundurulduğunda, firmaların ortalama tüketicilerce ilişkilendirileceğini, tescilli ve tanınmış markanın, ticaret unvanı olarak kullanılması ve bu unvan altında hukuka aykırı veyahut düşük kalitede işler yapılması halinde, tescilli markanın itibarının zedeleneceğini, müvekkilinin \"...\" markalarının seri marka olduğunu, müvekkili adına 2010/56773 sayılı markanın tescilli olduğunun gözden kaçırıldığını, müvekkili adına asıl unsuru \"...\" ibaresi olan 20'den fazla markanın tescilli bulunduğu, ... hizmetlerinin bu markaların kapsamlarında yer aldığı, müvekkilinin yurt içi ve yurt dışında projeler yaptığı dikkate alındığında, marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini, ayrıca her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanması ilkesi uyarınca müvekkili markalarının, davalıya karşı korunması gerektiğini,  müvekkilinin ticaret unvanı ve tescilli markasının bir başka şirket tarafından kullanılmasının haksız rekabet de oluşturduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin meni ile ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, davalı Şirketin ticaret unvanında \"...\" ibaresinin yer almasının, davacının 2000/18498 sayılı \"... ...+şekil\" ibareli markasına dava tarihi itibariyle tecavüz oluşturduğu, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hazırlandığı tarih itibariyle söz konusu markanın yenilenmeme nedeniyle hükümden düştüğü, davalının ticaret unvanının markasal olarak kullanıldığı yönünde dosyada delil bulunmadığı, davalının ticaret unvanının, davacı ticaret unvanı ve markalarıyla haksız rekabete yol açmadığı, unvan terkini koşullarının ise oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDavacı Şirketin ticaret unvanı, ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olup, davalı Şirketin tescil tarihinden önceki tarihte ticaret siciline tescil edilmiştir. Davalı Şirketin ticaret unvanında da \"...\" ibaresi kılavuz unsur olarak kullanıldığından ve taraf şirketlerin faaliyet alanları da ortak olduğundan, somut olayda TTK'nın 52. maddesi kapsamında ticaret unvanının terkini koşulları gerçekleşmiştir. İlk derece mahkemesince de aynı hususlar kabul edilerek davalı ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine karar verilmiş ise de, davalı Şirketin ticaret unvanını, ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan 30.06.2021 tarihinden sonra 14.07.2021 tarihli genel kurul kararı ile ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değiştirdiği ve bu durumun 16.07.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği ilgili ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığından, artık ticaret unvanının terkini istemi yönünden dava konusuz kalmıştır. Bu hususun resen gözetilmesi gerekli olup, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine anılan yönden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, davanın açıldığı  tarih itibariyle davacının söz konusu talebi haklı olduğundan, HMK'nın 331/1. maddesi uyarınca, bu talep yönünden yargılama giderlerinden davalının sorumlu bulunduğu kabul edilmiştir. <br>\tMarkaya tecavüz ve haksız rekabet iddiaları yönünden ise; davacı, dava dilekçesinde yalnızca 2000/18498 ve 2011/24102 sayılı markalarına dayanmış, yasal delil bildirme süresi içinde başkaca markasını ileri sürmemiştir. O halde, markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarının yalnızca bu markalarla sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının yasal süresi içinde dayandığı 2011/24102 sayılı markanın kapsamında, davalının faaliyet gösterdiği ... hizmetleri yer almadığından, bu markaya tecavüzden söz edilemeyecektir. Bir diğer davacı markası olan 2000/18498 sayılı markanın koruma tarihi, 05.09.2020 tarihinde sona ermiş olup, süresi içinde yenilenmeyen bu marka hükümden düşmüştür. Bu durumda, davacının 2000/18498 sayılı markasının, 05.09.2020 tarihine kadar korunması gerektiğinden, anılan tarihten yaklaşık iki ay sonra 09.11.2020 tarihinde açılan işbu davada, davacının markaya tecavüzün tespitini istemek bakımından hukuki yararı bulunmaktadır. Zira, SMK'nın 28/2. maddesi uyarınca, marka hakkının sona ermesi, sona erme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren hüküm ifade edeceğinden, davacının marka koruması, markanın koruma süresinin dolduğu 05.09.2020 tarihine kadar devam etmektedir. <br>\tYukarı paragrafta açıklandığı şekilde davacının 2000/18498 sayılı markasının, koruma süresinin sonu olan 05.09.2020 tarihine kadar SMK'da düzenlenen korumayı haiz olması ve koruma süresinin sona ermesinden yaklaşık iki ay sonra açılan işbu davada, markaya tecavüzün tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunması karşısında, anılan marka yönünden tecavüz iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>\t<br>Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan maddenin 7/3. maddesi \"Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir\" hükmünü, anılan fıkranın (e) bendi ise \"İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.\" hükmünü havidir. O halde SMK'nın 7/3. maddesine göre tescilli bir marka hakkı sahibinin, markasının ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasını yasaklayabilmesi ve bu durumun SMK'nın 29/a maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için, bu kullanımın \"ticaret alanında\" gerçekleşmesi ve marka sahibinin izni olmadan, aynı Yasa'nın 7/2. maddesinde belirtilin fiillerin işlenmesi şarttır. <br>Ticaret unvanının temel işlevi, bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmektir. Markanın temel işlevi ise malı ya da hizmeti ayırt etmesi, malın ya da hizmetin kaynağı ve kalitesi konusunda tüketiciye garanti vermesi olarak açıklanabilir. Markanın işletmenin sahibini, ürünün üreticisini, hizmetin sağlayıcısını gösterme işlevi, kural olarak yoktur. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 tarihli 2007/11-965 E.- 2007/961 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, marka da ticari unvan da ayırt edici işaretlerdir. Marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini, rakiplerinkinden ayırmaya yönelik olup; ticari unvanı ise, tacirlerin ticari işletmesine ilişkin muamelelerinde, icrasında kullanmak zorunda olduğu ismidir. Her ikisi de ayırt edici işaret olarak kullanılmaları nedeniyle \"ayırt edicilik\" kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, tescil sırasında bu ibarenin serbest olması, yani üçüncü şahsın ibare üzerinde hukuken ileri sürebileceği bir hakkının bulunmaması gerekir. Yine aynı kararda belirtildiği üzere, TTK'nın 41. maddesi gereğince davalı tüm ticari iş ve evraklarında ticari unvanı kullanmak ve tescil olunan ticaret unvanını ticari işletmenin giriş cephesine herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine yazılması zorunluluğu vardır. O halde ticaret unvanının özellikle hizmet sınıfındaki ticarî faaliyetlerde kullanılması halinde, unvan sadece bir taciri diğer tacirlerden ayırmayacak, bundan başka mallar ve özellikle hizmetler için \"ayırt edicilik\" fonksiyonunu da yerine getirecektir. <br>Buradan da anlaşılacağı üzere, ticaret unvanı ile markanın işlevleri farklı ise de, bu işlev farkı kesin değildir. TTK'nın 18/1. hükmüne göre her tacir bir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır. TTK'nın 39/2. bendinde de unvanın işletmenin girişinde gösterilmesi zorunlu kılınmıştır. Ancak unvanın işletmenin görülebilecek bir yerine yazılacak olması, özellikle hizmet sunan işletmeler bakımından, ticaret unvanının marka fonksiyonlarını da ifa etmesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Ticaret unvanı hizmet sunan işletmelerde marka gibi kullanılmakta, bu nedenle de tüketici gözünde unvan ve markanın fonksiyonlarının karıştırılması ihtimali ciddi şekilde artmakta, hizmet alanında faaliyet gösteren işletmeler, tüketicilerle yakın ilişki içerisinde bulunduklarından, birçok halde unvan, tüketiciler gözünde marka olarak algılanmakta, bu da kaçınılmaz bir sonuç olarak marka hakkının ihlalini ortaya çıkarmaktadır. <br>Markaların Marka (NICE) Sınıflandırma Listesine göre ya mal ya da hizmet sınıflarında tescil edilebilmeleri mümkündür. Sadece mal üretimi alanında faaliyet gösteren, yani herhangi bir hizmet sınıfında faaliyeti bulunmayan bir tacirin, ticaret unvanını sadece işletmesinin tabelasında veya iş evrakında ve tescil edildiği şekliyle kullanmasının, tescilli bir marka hakkı sahibinin marka tescilinden kaynaklanan haklarını ihlal etmeyeceği düşünülebilir. Zira bu durumda ticaret unvanı üretilen mallar üzerinde kullanılmadığından, sadece bir taciri diğer tacirlerden ayırt etme fonksiyonunu yerine getirecek, üretilen malı diğer mallardan ayırt etmek, malın kaynağı veya kalitesi konusunda tüketiciye garanti vermek gibi bir fonksiyon ifa etmeyecektir.<br>Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.05.2011 tarihli 2011/11-59 E.- 2011/271 K. sayılı kararında incelenen Yargıtay 11. HD.'nin 03.07.2009 tarihli 2007/12815 E.- 2009/8230 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere “Hizmet markalarının niteliği gereği sunuldukları hizmet üzerindeki kullanım şekli, ticaret markalarında olduğu gibi doğrudan ait olduğu mallar üzerine konulmak biçiminde değil ancak, hizmetin sunulduğu bina, araç, gereç, basılı evraklar vb. tanıtma vasıtalarıyla mümkündür. TTK`nun 41. maddesine göre de, ticaret unvanının işletmeyle ilgili senet ve sair evrak üzerinde kullanımıyla birlikte, işletmenin girişinde herkesin kolaylıkla görebileceği şekilde yazılı olması koşulu gözetildiğinde, her iki tür işaretin de işlevlerinin farklı olmasına karşın, yukarıda açıklandığı üzere ortak noktalarının “tanıtma işareti” niteliğinde olmaları, tecavüz halinde haksız rekabet hukukuna göre korunmaları ...” söz konusudur. <br>O halde mal sınıfında tescilli markaların, aynı malı üreten bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmaları ile hizmet sınıfında tescilli bir markanın, aynı hizmeti sunan bir tacirin ticaret unvanına karşı korunması arasında farklılıklar bulunmaktadır. Buna göre hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir tacirin ticaret unvanını, işletmesinin tabelasında, fiyat listesinde, kataloglarında, reklam afişlerinde, ilanlarında, servis arabalarında, iş makinelerinde veya personel kıyafetlerinde kullanması, aynı hizmet sınıfında tescilli bir markası bulunan marka hakkı sahibinin markasal haklarını ihlal edecektir. Çünkü yukarıdaki bentte geçen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, hizmet markalarının kullanım alanları itibariyle soyut hizmet üzerinde gösterilmeleri mümkün değildir. Hizmet sektöründe ticaret unvanı birçok hallerde hizmetleri ayırt etme fonsiyonu üstlenmekte, unvanın esas fonksiyonu etkisini kaybetmektedir. Hizmet alanında belirli hizmetleri gösteren bir marka ile bunları gerçekleştiren firmanın ticaret unvanı arasındaki fark, ortalama bir tüketici tarafından zor algılanabilmektedir. Buna ilaveten hizmet sunan tacirlerin unvanlarının işletmenin görülebilecek bir yerine asılması zorunluluğu, ticaret unvanı ve markanın tüketici gözünde doğrudan ilişkilendirilmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla ticaret unvanının tescil edildiği şekilde dahi olsa aynı yerlerde kullanılması halinde, unvan tıpkı marka gibi “ayırt etme”, “kaynak gösterme”, “garanti”, “reklam” işlevlerini yerine getirecek ve bu ortak işlevler sebebiyle tüketiciler gözünde marka ile karıştırılacaktır. Önemli olan ticaret unvanının, tescil edildiği biçimde dahi olsa kullanımının, tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermesi (SMK m.7/2,b) veya tescilli markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlığından haksız yarar elde etmesi veya itibarına zarar verecek yahut ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte bulunmasıdır (SMK m.7/2,c).<br>SMK.'nın 7/3. maddesinde geçen \"ticaret alanında kullanılması\" tabirinden ne anlaşılması gerektiğinin tespitine gelince; Dairemizce \"ticaret sırasında kullanım\" kavramının geniş şekilde yorumlanması gerektiği düşünülmektedir. Buna göre \"ticaret alanında kullanım\", \"ekonomik kazanç elde etmek amacıyla gerçekleştirilen ticari işler sırasında kullanım\" şeklinde ifade edilebilir. Dolayısıyla ticaret sırasında kullanım, markasal kullanımı da kapsayan, ancak daha ondan geniş bir kullanımdır. <br>Esasen gerekçede de ifade edildiği üzere, SMK m.7/3 hükmünün mehazı olan 2015/2436 sayılı Avrupa Birliği Marka Yönergesi’nin m.10/3-d hükmü de markanın ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılmasının marka hakkı kapsamında bulunduğunu ifade etmiş, önsöz niteliğindeki genel gerekçesinin 19. paragrafında da markanın ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasının önlenebileceğini, fakat bunun için anılan işaretlerin mal ve hizmetleri ayırt edici amaçla kullanılması gerektiğini bildirmiştir.<br>Yönerge doğrultusunda hazırlanan 2017/1001 sayılı Avrupa Birliği Marka Tüzüğü’nün 9/3-d hükmü de markanın ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılmasının marka sahibi tarafından yasaklanabileceğini belirtmiştir. Önsöz niteliğindeki genel gerekçesinin 13. paragrafında da yasaklama yetkisinin markayla sunulan mal ve hizmetlerin, markayı içeren ticaret unvanı veya işletmeden kaynaklandığı şeklinde bir ilişkilendirme ve karışıklık doğması halinde kullanılabileceği açıklanmaktadır.<br>Mehaz düzenlemeler ve gerekçeleri uyarınca, ticaret unvanı ve işletme adı kullanımıyla marka arasında, mal ve hizmetlerin ticari kaynağına yönelik bir ilişkilendirme veya karıştırma ihtimali varsa, marka sahibi yasaklama yetkisini kullanabilecektir.<br>Açıklanan tüm bu tespitlerden çıkarılan sonuca göre; bir ticaret unvanının kullanılmasının, marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için kullanımın ticaret sırasında olması, kullanım konusunda marka sahibinin izninin olmaması, kullanımın markanın tescil edildiği mallarla/hizmetlerle aynı veya benzer mallar/hizmetler için olması veya aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olması ve kullanımın markanın işlevlerini, özellikle tüketicilere malların veya hizmetlerin kaynağını garanti etme yönündeki temel işlevini yerine getirmeye müsait olması gereklidir. <br>Davacı tarafça, haksız rekabetin tespiti ve durdurulması da talep edilmiş olup, TTK'nın somut olaya uygulanacak 54. maddesinin ikinci fıkrası rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olduğunu hükmünü haizdir. TTK'nın 55. maddenin ilk fıkrasının (a) bendinin  dördüncü alt bendinde \"başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak\" haksız rekabet halleri arasında sayılmıştır. <br><br>Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; davalının \"...\" ibaresini barındıran ticaret unvanı, davacının \"...\" asıl unsurlu 2000/18498 sayılı markasının kapsamındaki ... hizmetlerinde kullanılmaktadır. Bu haliyle ortalama yararlanıcı kitlesinin davalı tarafından sunulan hizmetlerin, davacı marka sahibi tarafından sunulduğu şeklinde, hizmetin kaynağına yönelik karışıklık yaşama ve tarafların ticari işletmeleri arasında bağlantı kurma ihtimali çok güçlüdür. Dolayısıyla davalının hizmetlerinin sunumunda ticari kaynağı gösterecek biçimde unvanını kullanması, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edecek ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturacak niteliktedir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin \"...\" ibaresini, davacı şirketin markasıyla aynı alanda ticaret unvanı olarak kullanmasının, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu yönden davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30/06/2021 gün ve 2020/341 Esas - 2021/259 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davalı Şirketin unvan terkinine ilişkin talep yönünden dava konusuz kaldığından, bu talep hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>\t3-Markaya tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davanın KABULÜ ile davalı Şirketin ticaret unvanında \"...\" ibaresini kullanmasının, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin MENİNE, <br>\t4-Kararın kesinleşmesine müteakip masrafı davalı şirketten alınmak kaydı ile hüküm özetinin Türkiye genelinde yayın yapan ulusal bir gazetede bir kez ilanına, <br>\t5-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin davalı şirketten alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 103,00 TL tebligat ve posta masrafı,  istinaf aşamasında yapılan 50,50 TL posta gideri, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.565,6‬0 TL'ye, 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.674,40‬ TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-Davalı şirket, tarafından ilk derece yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacıdan alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e275733f58a1c94e","SID":"c3b3fa8b7c4cc118"}}