{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2007 <br>KARAR NO: 2024/37<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 17/07/2023<br>NUMARASI: 2023/435 Esas - 2023/664 Karar<br>DAVA: Tazminat (Hava yoluyla yolcu taşımadan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı,  davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekillerinin davalıdan uçak bileti aldığını ayrıca ekstra bagaj satın aldığını, uçuş öncesi müvekillerinden ayrıca ücret talep edildiğini, bunun usulsüz olduğunu beyan eden müvekillerinin bunla ilgili itiraz işlemlerini gerçekleştirirken uçağı kaçırdığını, tekrar bilet aldığını daha sonra havaalanı görevlilerince kovulduğunu, ertesi gün tekrar bilet almak zorunda kaldığını, o gün uçuş yapamadığı için gittiği yere taşıdığı emtiaları ulaştıramadığını bu nedenle cezai şart ödemesi yaptığını belirterek 50.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın belirsiz  alacak davası olarak açılamayacağını bu nedenle öncelikle davanın usulden reddini, davacının ekstra bagajı internetten satın aldığını ve bedelinin düşük ödendiğini bu nedenle ekstra ücret talep edildiğini davacının kendi istediği ile uçuş gerçekleştirmediğini davacı iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda; davacı tarafından davalının haksız uygulaması nedeniyle yeni bilet ve ekstra bagaj ücreti ile cezai şart ödemek zorunda kalması nedeniyle zarar tutarının bilirkişi marifeti ile belirlenerek HMK 107. Maddesi uyarınca şimdilik 50.000,00-TL nin davalıdan tahsili talep edilmiş olup davacı tarafça ödenilen  yeni bilet ve ekstra bagaj ücreti ile cezai şart bedeli belirli olup (dekont ve fişten bahsedilmekte) davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmaması...\" gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut olayda müvekkilinin alacağına kavuşmak için dava açmaktan başka bir yol bulunmadığı için bir mahkeme kararına muhtaç olduğundan dava açılmasında hukuki yararın bulunduğunun tartışmasız olduğunu, bir davada , hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olduğunu, Dava çeşitlerinin ise HMK'nın 105 vd.maddelerinde düzenleşmiş olup bir davanın hangi dava çeşidini oluşturduğu davacının dilekçesinde belirttiği talep sonucunun hangi dava türü tanımına uyduğuna göre belirlenebileceği aşikar olduğunu, bir davada hukuki yararı belirleyen davacının göstermiş olduğu dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucu olduğunu, dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK'nın 33.maddesi uyarınca doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hakimin görevi olduğunu, eğer ki bir davanın talep sonucu kısmı birden fazla dava türü ile ilgili benzer unsurlar içeriyorsa, hakim davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan açıklama isteyerek doğru dava türünü tayin etmekle görevli olduğunu, Bununla birlikte; dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun alacağın belirli bir kısmı olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık getirilmesi gerekiyorsa, hakim tarafından HMK'nın 119/2.maddesi uyarınca, davacıya açılan davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu yönünde açıklama yapması için süre vermesi gerektiğini, bunun da hakimin davayı aydınlatma ödevinin kapsamına dahil olduğunu, davacının beyanlarına müteakip yargılamanın sürdürülmesi için üç ihtimal söz konusu olduğunu, ilk olarak; davacı davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan ettiğini ve belirsiz alacak davası açılması için geçerli koşullar da mevcut ise dava belirsiz alacak davası olarak görülüp ve sonuçlandırılacağını, şayet davacı davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu halde mahkeme davayı kısmi dava olarak kabul edip yargılamaya bu şekilde devam etmesi gerektiğini, son ihtimalde ise; davacı davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş fakat belirsiz alacak davası açılması için geçerli koşullar mevcut değilse, bu durumda mahkeme kısmi dava açılmasının mümkün olup olmadığını inceleyip mümkün olması halinde doğrudan bir ara karar ile açılmış olan davayı kısmi dava olarak nitelendirmesinin akabinde yargılamaya devam etmesi gerektiğini, Yargıtay'ın bu doğrultuda yerleşik içtihatları bulunduğunu, (Yargıtay Kararı - HGK., E. 2019/853 K. 2020/907 T. 17.11.2020 ve Yargıtay Kararı - 3. HD., E. 2022/2159 K. 2022/5064 T. 25.5.2022) Somut olayda da dava dilekçesi incelendiğinde talep ve sonuç kısmında fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak asgari bir tutar gösterildiğinin görüleceğini, dolayısıyla mahkeme tarafından HMK'nın 119/2.maddesi kapsamında dava türünün belirtilmesi için taraflarına süre verilip beyanları doğrultusunda inceleme yapılması gerekirken, taraflarına hiç bir şekilde açıklama fırsatı verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin yukarıda da açıkladığı hususlar çerçevesinde değerlendirildiğinde usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, hava yolu taşıma ilişkisi kapsamında davacının bilet, yeni bilet, bagaj ücreti, ekstra bagaj ücreti ve cezai şart olarak üçüncü kişilere ödediğini iddia ettiği tutarların davalıdan tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesiyle hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine  karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde davalıdan uçak bileti ve ekstra bagaj satın aldığını, ancak bagaj için ekstra ödeme talep edildiğini, bunun üzerine 1600 USD tekrar ödeme yapmak zorunda kaldığını, haksız alınan ödemenin iadesi için işlemlere başladığında uçağını kaçırdığını, yeni bilet almak zorunda kaldığını, parasını ödemesine rağmen 50 adet bagajı yüklenmediği için emtiaları kendi müşterilerine teslim edemediğini, bu nedenle üçüncü kişi müşterilerine cezai şart ödediğini ileri sürerek,  bilet, yeni bilet, bagaj ücreti , ekstra bagaj ücreti ve cezai şart olarak üçüncü kişilere ödediğini iddia ettiği tutarlar nedeniyle belirsiz alacak davası açarak şimdilik 50.000 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemenin tensip tutanağının 12. maddesi uyarınca davacı vekilinden HMK'nın 119. maddesi uyarınca  hangi alacak kalemi yönünden ne tutar talep edildiğinin açıklanması talep edilmiş, davacı vekilince , eldeki davanın  belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtildikten sonra alacak kalemleri yönünden hangi tutarın talep edildiği dilekçe ile açıklanmıştır.İlk derece mahkemesince davacı vekiline talep sonucu açıklattırılmış, davacı vekilince sunulan  dilekçe ile davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıklanmıştır. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davacınını iş bu açıklama dilekçesine göre davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca  usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-220 E  2022/376 K 24.03.2022 tarihli karar gerekçesinde tartışılıp  açıklandığı üzere; bir davadaki talep sonucu bazı kısımları itibarıyla birden fazla dava türü tanımıyla ilgili, çakışan yani benzer unsurlar içeriyor olabilir. Bu gibi durumlarda hâkim davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan açıklama isteyerek doğru dava türünü belirleyebilecektir. Tüm bu nedenlerle davacı dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğundan söz etmiş olsa bile belirsiz alacak davası açma koşulları bulunmuyorsa bu davanın açılmasında hukukî yarar olmadığından söz edilemez. Alacağın istenmesinde davacının hukuki yararı bulunduğundan, mevcut unsurları itibarıyla davanın kısmi dava olarak görüleceği konusunda bir ara kararı oluşturularak davanın görülüp sonuçlandırılması gerekir (Aynı yönde bknz: Yargıtay 11. HD'nin 2022/5368 E- 2022/9506 K sayılı, 27.12.2022 tarihli kararı; aynı Dairenin 2021/3867 E- 2022/7896 K sayılı, 08.11.2022 tarihli emsal kararları).Somut olayda davacı, davalıdan  bilet, yeni bilet, bagaj ücreti , ekstra bagaj ücreti ve cezai şart olarak üçüncü kişilere ödediğini iddia ettiği tutarlar yönünden alacaklı olduğunu dava dilekçesinde açıkça belirtilmiştir. Bu çerçevede davacının davalıdan tahsili talep edilen miktarın belirlenebilir nitelikte olması uyuşmazlık kapsamı dışında olup davacının dava açarken dava konusu alacakların miktarını belirleyebilmesi için uhdesinde gerekli veri ve bilgilerin bulunduğunun kabulü zorunludur. Hâl böyle olunca dava konusu edilen alacakların belirsiz alacak olmadığı açıktır. Nitekim somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000 TL bedel üzerinden belirsiz alacak davası açtığını bildirerek talepte bulunmuş, davasını belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiştir. Yine  yargılama sürecinde  ilk derce mahkemesince istenen izahat dilekçesi kapsamında da davacı vekilince davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ısrarla bildirilmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen alacakların belirli olduğu sonucuna ulaşıldığından somut olayda belirsiz alacak davasının koşulları bulunmamakta ise de; alacağının ödenmediğini iddia eden davacının, mevcut yasal düzenlemeler karşısında dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşma imkânı olmayıp, bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunması karşısında eldeki davayı açmakta hukukî yararının bulunduğu açıktır. Başka bir anlatımla alacağı olduğunu iddia eden davacının alacağının tahsilini sağlamak üzere dava  açmakta  her zaman hukuki yararı vardır. Zira davacı davalıdan olan alacağını istemektedir. Bu itibarla alacağın tartışmasız veya belirli olması hâlinde kısmi dava açılamayacağına ilişkin HMK'nın 109. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olup yeni düzenleme ile belirli alacaklar için de artık kısmi dava açılması mümkün hâle geldiğine ve davacının alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmasına, başka bir anlatımla davanın kısmi dava olarak görülmesi için gerekli koşulların somut olayda bulunmasına göre, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmeyerek bir ara karar ile kısmi dava olarak davanın görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen usulden red kararı usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, işin esası incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu  kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı  tarafından  yatırılan istinaf peşin karar harcının, ilk derece mahkemesince, talep hâlinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin,  İlk Derece Mahkemesi tarafından, esas  hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c05105ba980d510","SID":"aacf32d190e39d30"}}