{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/343 <br>KARAR NO: 2024/39<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 23.10.2018<br>NUMARASI: 2017/38 Esas - 2018/1031 Karar<br>DAVA: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı  davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka Bağcılar Şube müşterisi ... Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... seri numaralı 15/10/2016 keşide tarihli, 27.000 TL'lik çekin, hamil ... tarafından Tarabya Şubesine sunulduğunu, Tarabya Şubesi yetkili yardımcısı ... tarafından mor ışığa tutularak holigramlarını kontrol ettikten sonra sonar vit sistemi üzerinden Bağcılar Şubesine provizyon talebi girdiğini, verilen onay ile ...'a söz konusu tutarın ödendiğini, ödeme yapıldıktan sonra çek sahibi Bağcılar Şubesi tarafından çekin sahte olduğu bilgisi ile Tarabya Şubesine iletildiğini, çekin sahte olduğunun tespiti ile ... şubeye çağrılarak bedelin iadesi istendiğini, bedelin iade edilmediğini belirterek davanın kabulü ile davalıya ödenen 27.000,00-TL ödeme tarihi olan 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı savunmasında özetle; davaya konu olay ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, dava konusu çeki alacağına karşılık ... isimli şahıstan aldığını, çekin sahte olduğunu bilmediğini, ibraz ile tahsil ettiğini belirterek hakkında açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tekmil dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirilmekle, çeki elinde bulunduran hamilin, çeki kötü niyetle veya ağır kusurla iktisap etmiş olmadıkça geri vermekle yükümlü olmayacağını öngören mülga TTK'nın 704. maddesi ( 6102 sayılı Yasanın 792.maddesi ) karşısında, hamil çekin sahte ve tahrif edilmiş olduğunu biliyor veya söz gelimi çek üzerinde bu eylemlerin varlığı belli olan hallerde bilmesi gerektiği kabul edilebiliyor ise bankanın bu kişiye rücu hakkının tanınabileceği, başka bir anlatımla, hamil kötüniyetli ise, bankanın, bu paranın kendisine geri verilmesini hamilden isteyeceği, iyiniyetli hamile ise hataen ödeme sebebiyle başvurma imkanının olmadığı, sahte veya tahrif edilmiş çeki ödeyerek zarara uğrayan bankanın ancak bu fiilin failinden zararının tazminini isteyebileceği,  (Tekil Müge, Çekte Muhatap Bankanın Hukuki Sorumluluğu, 1997, s.86,93,94; Eriş Gönen, Türk Ticaret Kanunu, 2010, C.4, s.4361, Öztan Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku 2. Bası 1997, s. 1112) (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 10/09/2013 tarih, 2012/17465 esas ve 2013/15363 karar sayılı ilamı); davalının çeki ciro yolu ile aldığı ve kendisine ciro eden kişi ile arasındaki  ilişkiye yönelik  belgeleri sunduğu, çek lehtarı ve davalıya çeki veren cirantanın da yazılı beyanları nazara alınarak davalının kötü niyetli olduğuna dair davacının herhangi bir belge sunmadığı, iyi niyetli hamile karşı davacı bankanın bedelin iadesi talebinde bulunamayacağı (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 04/11/2014 tarih, 2014/9638 esas ve 2014/16746 karar sayılı ilamı),  davalının aksi kanıtlanamayan beyanlarına göre iyiniyetli hamil olduğu, çekin sahte olduğunu bilebilecek durumda olmadığı, kendisine atfedilecek kusur olmadığından iyiniyetinin korunması gerektiği ve 6102 sayılı Yasa'nın 812. maddesine göre sahte çeki ödeyen bankanın sorumlu olmasına göre, (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 21/03/2018 tarih,  2016/7942 esas ve 2018/2192 karar sayılı ilamı)... \" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TBK'nın 77. maddesi gereğince davalının sahte çek nedeniyle kendisine ödenen 27.000,00 TL nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini,  müvekkili bankanın şubesine ibraz etmiş olduğu bu sahte çek nedeniyle ödenen tutarı iade etmekle yükümlü olduğunu, Yargıtay 19. HD'nin  E. 2015/17688-  K. 2016/7399 sayılı,  25.4.2016 tarihli emsal kararının da bu yönde olduğunu,Davalının dava konusu çekle ilgili olarak hakkında İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/10 E sayılı dosyasında açılan davada mahkum edilmesine rağmen ilk derce mahkemesince iyi niyetli hamil olduğu değerlendirilerek haksız şekilde davanın reddine karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sahte çekin davalı yanca ibrazı ile ödenmesi nedeniyle, ödenen çek tutarının davalıdan tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, davacı muhatap banka tarafından ödenen sahte çek bedelinin çeki ibraz eden hamilden rücuen tahsiline ilişkindir. İlk derece mahkemesince özetle, çeki elinde bulunduran hamilin, çeki kötü niyetle veya ağır kusurla iktisap etmiş olmadıkça geri vermekle yükümlü olmayacağını öngören TTK'nın 792. maddesi karşısında, hamil çekin sahte ve tahrif edilmiş olduğunu biliyor veya söz gelimi çek üzerinde bu eylemlerin varlığı belli olan hâllerde bilmesi gerektiği kabul edilebiliyor ise bankanın bu kişiye rücu hakkının tanınabileceği, başka bir anlatımla, hamil kötüniyetli ise bankanın, bu paranın kendisine geri verilmesini hamilden isteyeceği, iyiniyetli hamile ise hataen ödeme sebebiyle başvurma imkanının olmadığı, sahte veya tahrif edilmiş çeki ödeyerek zarara uğrayan bankanın ancak bu fiilin failinden zararının tazminini isteyebileceği, somut olayda davalı ibraz eden hamilin çekin sahte olduğunu bilerek tahsil ettiği yönünde kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar ilk derce mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu sahte çekin ibraz ve tahsili nedeniyle başlatılan hazırlık soruşturması kapsamında davalının da aralarında yer aldığı şüpheliler hakkında  açılan dava sonucu İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/210  E- 2021/2 K sayılı, 12.01.2021 tarihli kararı ile davalının da aralarında bulunduğu sanıkların dava konusu çeki davalı eliyle ibraz ederek çeki tahsil edip, parayı birlikte harcadıkları tespiti ile davalının da nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.TBK'nın 74. maddesi, \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.\" hükmünü taşımaktadır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Ancak, hemen belirtilmelidir ki hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay HGK'nun 10.01.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Yargıtay HGK'nun 23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları). Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay HGK'nun 11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı).Bu hukuki açıklamalara göre, ceza mahkemesinin maddi vakıa tespitleri hukuk hâkimini bağladığı gibi, ceza hâkiminin mahkumiyet kararı da  hukuk hâkimini bağlar. Bu sebeple  ilk derece mahkemesince, dava konusu çeke ilişkin olarak savcılık soruşturması kapsamında açılan dava sonucu  İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/210  E - 2021/2 K yalı, 12.01.2021 tarihli kararının kesinleşmesi beklenilmeli ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Mahkemece, ceza soruşturma dosyasının sonucu beklenilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 24.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a18e1ae60d6724d1","SID":"9ac01538dd9cebba"}}