{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2023/1542 Esas 2024/98  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1542 <br>KARAR NO\t: 2024/98<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/215 Esas  2023/269 Karar<br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVA\t: İtirazın İptali (GKS'den kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 24/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/01/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili banka tarafından, dava dışı asıl kredi borçlusu ... Şirketi lehine, davalının müteselsil kefaleti ile imzalamış oldukları Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kredi hesapları açılıp ve krediler kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesapları kapatılarak, davalı borçlulara Beyoğlu 48. Naterliği'nin 04/04/2019 tarih,47488 Yevmiye nolu iİhtarnamesi gönderilerek toplam 4.056.910,49 TL tutarında nakit alacağın ödenmesi ihtar edildiğini, ancak müspet bir netice alınamadığını, gavalı borçlu aleyhine Rize İcra Müdürlüğünün 2020/4901 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlanılarak, nakit alacakların ödenmesi talep edildiğini, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ettiği, tâkibin durdurulmasına karar verildiği, borçlunun itirazının zaman kazanma amacı ile haksız ve kötü niyetle yapıldığından itirazın iptali davası açıldığını, alacağın varlığının, davalı borçluya tebliğ edilen ihtarname ekinde yer alan hesap özetinden anlaşıldığını, imzalanan 21/04/2017 tarihli Genel|Kredi ve Teminat Sözleşmesinin 13/2-b Maddesi gereğince müvekkil banka defter ve kayıtları kesin ve münhasır delil olduğundan, müvekkil banka kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de alacağın varlığı, takibe ilişkin borçlu itirazlarının haksızlığının tespit olunacağını, icra takibinde talep edilen faiz tutarı ve faiz oranının sözleşme hükümlerine, usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı borçluların imzaladığı 07/03/2019 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerinin Temerrüt Faizini düzenleyen 11/b maddesinde, “müşteri, temerrüt halinde, belli vadeli borçlarda bu vade tarihinden; hesap kapatma (hesap kesme, kat etme) ihbarı ile muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden; bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kefldiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği taflhten itibaren, bunları banka'ya bu sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın kullanmış olduğu tümi kredilere, mevzuatta farklı bir faiz oranının uygulanması zorunlu kılınmadıkça; BANKA'nın Mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte ölan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın 430 (yüzde otuz) ilavesi ile bulunacak oranda temerflüt faizi tatbik edileceğini....\" şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, Davacı bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek faiz oranının %36 olduğu, bu oranın %30 fazlası %46,80 (%36,00+%10,80=%46,80), dikkate alınarak temerrüt faiz oranı belirlendiğini, haksız bir talepte bulunulmadığını, takibe konu edilen Business Kart ve Esnek Hekap'tan kaynaklanan alacak ile ilgili, icra takibinde 5464 Sayılı Kanunu'nun 26/3 maddesi gereği 1ce belirlenecek değişen oranlarda, takip tarihi itibariyle 12 Kasım 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren, 2016/8 sayılı tebliğde yapılan 2019/20 sayılı değişiklik gereğince, yıllık %18,60 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi talep edildiğini, bu talebin mevzuat, sözleşme ve kanun hükümlerine uygun olduğunu, davalının, sözleşmenin 10.13 maddesinin 2. Parağrafi uyarınca aşağıda belirtilen düzenlemeye göre de takip konusu masraflardan da sorumlu olduğunu, müteselsil kefillerin, kefalet limitinin, anaparadan başka ayrıca akdi faizlerin, komisyonların gider vergilerini ve her türlü masraflarını, vekalet ücretlerini, temerrüt faizlerini de TBK'nın 589. maddesinde belirtilen surelerle sınırlı olmaksızın kapsadığını kabul ve beyan ettiklerini, akdi faiz ve temerrüt faizinin hesaplanma usulü ilgili sözleşme maddelerinde kayıtlı olduğunu, müteselsil kefillerin, kefalet limitinin, anapafadan başka ayrıca akdi faizlerini komisyonlarını gider vergilerini ve her türlü masalları vekalet ücretlerini, temerrüt faizlerini de TBK'nın 53. maddesinde belirtilen sürelerle sınırlı olmaksızın kapsadığını kabul ve beyan etiklerini, akdi faiz ve temerrüt faizinin hesaplanma usulü ilgili sözleşme maddelerinde kayıtlı olduğunu, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları Saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile; davalı borçlunun Rize İcra Müdürlüğünün 2020/4901 esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile anılan icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, haksız itiraz sebebi ile davalı borçlunun TIK.m.67/2.maddesinde belirtilen oranda icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet| ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava dışı şirket ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete nakdi krediler kullandırıldığı, davalının da bu sözleşmeleri kefil olarak imzalaması, bilirkişi tarafından belirlenen borcun da kefalet limiti dahilinde olduğunun tespit edilmesi nedeniyle belirlenen borçtan davalının sorumlu olduğu, ek raporda belirlenen borç miktarının mevzuat, sözleşme ve emsal Yargıtay kararlarına uygun olduğu kanaatine varılmakla açılan davanın kısmen kabulüne, borç miktarı üzerinden belirlenecek inkar tazminatının davalıdan alınmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının 4.054,914,91 TL asıl alacak, 2.069.520,65 TL faiz, 103.371,80 TL BSMV, 738,07 TL masraf olmak üzere 6.228.545,43 TL yapmış olduğu itirazın iptaline, 620.680,90 TL asıl alacağı, 5464 sayılı kanunun 26/3.maddesinde belirtilen değişken faiz oranları üzerinden (takip tarihi itibariyle yıllık %18,60 oranında) temerrüt faizi, 3.434.234,02 TL asıl alacak üzerinden yıllık %36,335 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapılması nedeniyle tahsil edilecek paranın infazda dikkate alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen asıl alacak miktarının %20'si olan 810.982,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline  karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından, davalı asıl borçlu  dava dışı asıl  borçlu ... Şirketi ile davalı Mevlüt Bostan’ın müteselsil kefaleti ile imzalamış oldukları genel kredi ve teminat sözleşmelerine istinaden kredi hesapları açılarak ve krediler kullandırıldığını, kredi sözleşmelerine istinaden kredi hesapları kapatılarak, davalı borçlulara Beyoğlu 48.Noterliği’nin 04/04/2019 tarih, 47488 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini ve müspet bir netice alınamadığını, alacaklarının tahsili amacı ile davalı borçlu aleyhine Rize İcra Müdürlüğünün 2020/4901 e. sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalı borçlu tarafından kendilerine gönderilen ödeme emrine itiraz edildiğini,  müvekkili banka tarafından itirazın iptali davası açıldığını, temerrüt faizinin ve oranının hatalı tespit edildiğini, icra takibinde talep edilen faiz tutarı ve faiz oranı sözleşme hükümlerine ve usul ve yasaya uygun  olduğunu, yerel mahekeme tarafından sözleşme hükümleri gözardı edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasının gerektiğini, borçluların imzaladıkları 07/03/2019 tarihli  genel  kredi ve teminat  sözleşmelerinin temerrüt faizini düzenleyen  11/b maddesinde  borçluların, müşteri, temerrüt halinde, belli vadeli borçlarda bu vade tarihinden; hesap kapatma (hesap kesme, kat etme) ihbarı ile muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden; bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kendiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği tarihten itibaren, bunları bankaya bu sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın kullanmış olduğu tüm kredilere, mevzuatta farklı bir faiz oranının uygulanması zorunlu kılınmadıkça; bankanın mevzuat gereğince TCMB’ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 (yüzde otuz) ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini.....” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, müvekkili bankanın TCMB’ye bildirdiğini, en yüksek faiz oranı % 36 olup bu oranın %30 fazlası % 46,80 olduğunu, (% 36,00 + % 10,80 = % 46,80). belirtilen hüküm dikkate alınarak temerrüt faiz oranının belirlendiğini, haksız bir talepte bulunulmadığını, yerel mahkeme tarafından işlemiş faiz ve faiz oranın hesaplamasında sözleşme hükümlerinin dikkate alınması gerekirken sözleşme hükümleri gözardı edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, faiz oranının belirlenmesinde müvekkili bankanın TCMB’ye bildirdiği en yüksek faiz oranı olan %36’in dikkate alınarak, bu oranın %30 fazlası olan %46,80 üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, %46,80 faiz oranın uygulanması gerekirken, hangi gerekçe ile %36,335 faiz oranın uygulanmasına karar verilmesinin anlaşılamadığını, tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme tarafından verilen kararda reddedilen kısmın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa(davalıya) yüklenmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin davalı müteselsil  kefilden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tİlk derece mahkemesince davada hükmün verildiği 29.03.2023 tarihinden sonra davalı asil tarafından Rize Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla Dairemize gönderdiği ıslak imzalı 13.12.2023 tarihli dilekçe ile davacı tarafından Rize İcra Müdürlüğü'nün 2020/4901  Esas sayılı icra takip dosyası ile aleyhinde başlatılan icra  takip dosyasında icra takibine yapılan itirazdan feragat ettiğini  belirterek  yargılama gideri, vekalet ücreti harç, masraf ve icra inkar/kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirmiş, davacı vekili de UYAP üzerinden verdiği 18/12/2023 ve 08.01.2024 tarihli dilekçelerinde; davalı borçlunun dava konusu  Rize İcra Müdürlüğü'nün 2020/4901  Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazından vazgeçtiğini  itirazın iptali davasının konusuz kaldığını, yargılama gideri, vekalet ücreti harç, masraf ve icra inkar/kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİİK'nın 67. Maddesine göre, itirazın iptali davasının koşullarından biri, haciz yolu ile yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Somut olayda davalı asil Rize Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla Dairemize gönderdiği ıslak imzalı 13.12.2023 tarihli dilekçe ile davacı tarafından Rize İcra Müdürlüğü'nün 2020/4901  Esas sayılı icra takip dosyası ile  aleyhinde başlatılan icra  takip dosyasında icra takibine yapılan itirazdan feragat ettiğini  bildirmiştir. Şu halde artık dava konusu ilamsız icra takibine karşı yapılan geçerli bir itiraz kalmadığına göre, itirazın iptali davasının konusuz kaldığı gözetilerek konusuz kalan itirazın iptali davasında karar verilmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Ayrıca davacı vekili ile davalı asil  söz konusu dilekçeleri ile birbirlerinden karşılıklı olarak icra inkar/kötü niyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığına yönelik beyanları gözetilerek yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.   <br>\tSonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. Maddesi gereği kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme sonunda kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar duruşma açılmasına gerek görülmeksizin HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılarak davalı asilin  dava konusu ilamsız icra takibine vaki itirazın geri alındığına dair söz konusu dilekçesi gözetilerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.    <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. Maddesi gereği KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29/03/2023 tarihli ve 2021/215 Esas-2023/269 Karar sayılı Kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-İtirazın iptali davası konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t2- Davacı vekilinin  talebi bulunmadığından inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına, <br>\t3-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 81.463,63 TL ile icra takip dosyasında alınan 33.725,36 TL nispi karar ve ilam harcının toplamı 115.188,99‬ TL'den mahsubu ile fazla alınan 114.761,39‬ TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, <br>\t4-Davacının talebi bulunmadığından yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-Davacının talebi bulunmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine ve inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,<br>\t6-Davalı tarafça herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t7-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\tC)1-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>\t 2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/01/2024<br><br><br>      Başkan-               Üye -           Üye -                Zabıt Katibi -<br><br>\t     <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca263ed6da3c294f","SID":"366af4acce6d95cb"}}