{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2283 <br>KARAR NO\t\t: 2024/240<br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/210 Esas  2023/215 Karar<br>TALEP KONUSU\t: İhtiyati Tedbir<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 30/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/01/2024<br><br>İhtiyati Tedbir Talep Eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: İhtiyati Tedbir Talep Eden vekili tarafından sunulan dilekçe ile,  taraflar arasında yaklaşık yirmi yıldır süregelen ve ...Şirketi ile başlayıp birleşme nedeni ile karşı taraf şirketle devam eden acentelik ilişkisine dayanılarak müvekkilinin, karşı taraf şirketin bayisi olarak ortopedik tıbbi cihazların satımını gerçekleştirdiğini, 2023 şubat ayında sözleşmenin yenilendiğini, karşı tarafın, satılan ürünler üzerinden fatura ettiği mal bedelleri ile ilgili olarak her ayın sonunda müvekkili şirkete, sözleşmelerde belirtildiği gibi çeşitli oranlarda komisyon ücreti ödediğini, müvekkili şirkete kestiği komisyon faturalarını her ayın 12. gününde yapılan hesap mutabakatına göre mail teyit mektupları da alınmak suretiyle müvekkiline ödemeyi taahhüt ettiğini, son olarak 24.01.2023 tarihinde imzalanan süre uzatma protokolü ile acentelik sözleşmesinin tadil edildiğini, her yıl yapılan süre uzatım sözleşmelerinde karşı tarafın, çeşitli dayatmalarla teminat maddesi değişikliği ve komisyon ücreti düşürülmesi talepleri bildirerek, birim fiyatının devletin belirlemiş olduğu fiyatların çok üzerinde zamlandırarak müvekkilinin rekabet ve mal satma kabiliyetini düşürmeye yönelik talepleri sonucunda sorunun giderek büyüdüğünü, müvekkilinin bu durumu ülkede oluşan ekonomik koşulların kötüleşmesi ve ticari hayatını devam ettirebilmek için kabul etmek zorunda kaldığını, 24.01.2023 tarihli protokolde ödeme prosedürü, teminatlar, mal bedellerine ilişkin verilecek çeklerin düzenlenip, buna göre müvekkilinin alacağı komisyon ücretlerinin ödenmesinin belirlendiğini, tadil sözleşmenin imzalanmasından bugüne kadar her ay hesap mutabakatı üzerine karşı tarafa temlikler, blokeli çekler, garantör çek, ödeme çekleri ile her ay şirkete olan borca karşılık teslim edildiğini ve her ay sonu borç-alacak ilişkisinin bu şekilde sonlandırıldığını, müvekkilinin acentelik sözleşmesine harfiyen riayet ettiğini ve tadil sözleşmesinden bugüne kadar olan ticari teamüle uygun olarak satmış olduğu mal bedellerinin borcunun tamâmen gerek çek gerekse temlik ile cari hesapların sonlandırıldığını, ancak, karşı taraf şirketin sözleşme devam ederken 26.09.2023 tarihli tadil protokolü şeklinde düzenlenen protokolü müvekkili şirkete imzalatmak istediğini, müvekkilinin bu sözleşmede fiyatların aşırı arttığı ve komisyon ücretlerinin büyük oranda düşürüldüğünü görmesi üzerine, sözleşmeyi imzalamak istemediğini, karşı tarafın Ocak 2023'den beri gelen ticari teamüle aykırı olarak ve sözleşmeye uymaksızın teklif edilen her ay kapama ile ilgili ödeme tablosunu kabul etmeyerek sözleşmenin feshi yoluna gittiğini ve 16.10.2023 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, bunun yanında müvekkilinin eylül ayına ait komisyon ücretini ödemediğini, Eylül 2023 tarihinde karşı tarafın nedensiz olarak birçok planlı ameliyatın  siparişlerini karşılamaktan imtina ettiğini, her fiyat artış ve sözleşme yenileme döneminde müvekkili şirketin hastalarına ve doktorlarına mağduriyet yaşatmak zorunda kaldığını, karşı tarafın, 17.10.2023 tarihinde Ürün Takip Sistemi bayilik kaydını kapatarak müvekkilinin satış yapmasını engellediğini, müvekkilinin yapmış olduğu ameliyatların ve düzenlenen planlı satışların hiçbirini gerçekleştiremez durumda olup, teknik personelin ameliyatları ertelemek zorunda kaldığından yapılamadığını, bu durum müvekkilinin ticari hayatını bitirebileceği gibi, ekonomik anlamda dar boğaza sokacağının kesin olduğunu, ödeme listesindeki çeklerin ödenebilmesi için işin devamının esas olduğunu, bu nedenle sözleşmenin feshi halinde telafisi güç zararların doğacağını, karşı tarafa ait borçlar ve piyasaya olan borçların ödenemeyeceği gibi, otuzdan fazla personelin işlerine de son verileceğinin aşikar olduğunu, 2023 Ağustos sonu itibariyle müvekkili şirketin davalıya cari hesapta borcu  olmadığını, ancak Eylül ayı hesabında ticari teamül gereği ödeme tablosu kabul edilmeyerek müvekkilinin acentelik sözleşmesinin direkt feshedildiğini, bu ödemelerin yanında karşı tarafın elinde teminat mektuplarının mevcut olup, vadelerinin halen cari ve toplam değerinin  5.250.000,00 TL olduğunu, bu miktarın karşı tarafın alacağının üzerinde bulunduğunu, müvekkili şirketin taahhüt ettiği tüm edimlerini zamanında ve harfiyen yerine getirmiş olup getirmeye de devam ettiğini, karşı taraf resmi makamlarca belirlenen ameliyat malzemeleri birim fiyatlarının çok üzerinde aşırı zam yaptığını, bu nedenle müvekkilirir kamu ve üniversite hastanelerinde girmiş olduğu ihale taleplerinden ve imzalanan ihale sözleşmelerinden vazgeçmek zorunda kaldığını ve satışlarının %80 oranında azalıp, alacağı komisyon ücretinin de aynı oranda düştüğünü, bunun yanında komisyon ücretlerini düşürmek amacıyla imzalatmak istenen tadil protokolü nedeni ile baskının artıp, kabul edilmemesi nedeni ile sözleşmenin feshedildiğini, bunun örneğinin 29.01.2021 tarihli tadil protokolünde de yaşandığını, baskı altında imzalanan tadil sözleşmelerinin ifa ve edim dengesini müvekkili aleyhine çevirdiğini, karşı tarafın, acentelik sözleşmesinden doğan haklarını hakkaniyete aykırı olarak müvekkili aleyhine kullanmaya devam ettiğini, ileride açacakları tazminat, menfi tespit davalarına esas olmak üzere telafisi güç zararların doğmaması, durumun aciliyeti, borçlanma ve teminatların kümülatif toplamının çok aşırı olması, ödeme dengesinin müvekkili aleyhine bozulacağı ve telafisi güç zararlar doğacağı sebepleriyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, karşı tarafın fesihle birlikte kendisine ait tüm envanter ve ürünleri talep ettiğini, müvekkilinin komisyon ve masraf alacaklarının mevcut olduğunu, bu nedenle TBK'nun 458 ve ilgili hükümleri gereği müvekkilinin alacakları sebebiyle hapis hakkıhın mevcut olduğunu bildirmiş, keşif ve bilirkişi incelemesi yolu ile dilekçe ekindeki belge örnekleri ve talep edene ait ticari defterler incelenmek suretiyle karşı tarafın sözleşmenin feshi isteminin haksız olduğunun tespiti ile Ocak 2023 tarihli protokolün ve önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğu, talep dilekçesine ekli ödeme listesinde bulunan çekler ile banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi,  TBK'nun 458 ve devamı maddeleri uyarınca karşı taraf şirkete ait mallar üzerinde hapis hakkı uygulanması konularında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Aleyhine tedbir talep edilen  vekili cevap dilekçesinde özetle; Tedbir talep eden şirketin taleplerinin haksız ve gerekçelerinin de hukuka aykırı olduğunu, taleplerin gerçek dışı beyanlar üzerine kurgulanmış ve esasa dair bir yargılama yapılmadan karar verilmesinin mümkün olmayan iddialar olduğunu, sözleşmenin feshi isteminin haksız olduğunun tespiti ile Ocak 2023 protokolünün ve önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğu yönünde tedbir kararı verilmesi hukuken imkansız olduğunu, banka teminat mektuplarının ve çeklerin paraya çevrilmesinin önlenmesi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığını, tedbir talep eden şirketin uhdesinde bulunan ticari mallar üzerinde hapis hakkı uygulanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığını, hmk uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, HMK md. 392/1 uyarınca ihtiyati tedbir talep edenin talebinin resmi belge veya kesin bir delile dayanmıyorsa, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğunu, bu nedenlerle ihtiyati tedbir talep eden tarafın iddia ve taleplerinin gerçek dışı ve hukuki altyapıdan uzak olmaları sebebiyle reddedilmelerinin hukuka uygun olduğu gerekçeleri ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/210 D. İş 2023/2015 K. sayılı ve 23.10.2023 tarihli ilamına karşı tedbir talep eden  tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Talep; talep eden tarafa ait ticari defterler ile dosyaya sunulan belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi ve keşif yapılarak, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin, karşı tarafça 16.10.2023 tarihli ihtarname ile haksız olarak feshedildiğinin tespiti, Ocak 2023 tarihli tadil protokolünün ve önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğu, talep dilekçesine ekli olarak sunulan ödeme listesinde bulunan çekler ile talep eden tarafça karşı tarafa sözleşmenin teminatı olarak verildiği bildirilen banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi ve TBK'nun 458.maddesi hükmü talep edenin elinde bulunan karşı tarafa ait sözleşmeye konu ticari mallar üzerinde talep eden tarafın hapis hakkı uygulaması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. <br>Talep eden tarafça, talep dilekçesinde; tespit ve tedbir talep edildiği bildirilmiş, tespit istemi ile ilgili somut olarak hangi delilin tespit edilmesi gerektiği açıklamasına yer verilmemiş, HMK'nun 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti istemlerine ve kavramlarına da dayanılmamış, hukuki tavzifin mahkememize ait olduğu ilkesi ile dilekçedeki anlatım ve istemlere göre ihtiyati tedbir istemlerinin yanında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak talep eden tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasının  talep edilmesine göre talebin, ihtiyati tedbir istemlerine dayanak olacak şekilde davacı tarafın, karşı tarafa alacak ve borç durumunun belirlenmesi, buna göre sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti, teminat mektuplarının paraya çevrilmemesi ve çeklerin tahsil edilmemesi koşullarının varlığı ile talep eden tarafın sözleşme çerçevesinde nihai olarak karşı taraftan alacaklı olduğunun tespiti ile buna bağlı olarak hapis hakkının kullanılması gerektiğinin belirlenmesi açısından ticari defterlerin incelenmesinin talep edildiği anlaşılmakla defter incelemesi talebinin yalnız ihtiyati tedbirlerin kanıtlanmasına yönelik olup, istemin ihtiyati tedbir istemi niteliğinde olduğu, delil tespiti istemi niteliğinde bulunmadığı dikkate alınarak; talepler değerlendirilmiş, ticari defterleri kendi elinde bulunan ve uyuşmazlıkla ilgili ticari defterlerini ve defter kayıtlarını gerek fiziki, gerek elektronik araçlarla talep dilekçesine ekli olarak sunması imkanı bulunan talep eden tarafın HMK 389 ve devamı maddeleri hükmüne aykırı olarak bu belgeleri sunmayarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi yalnız talep eden tarafın ticari defterleri incelenerek tedbir taleplerinin değerlendirilmesinin usul ve yasa hükümlerine aykırı bulunduğu, talep eden tarafın defter ve kayıtlarının bilirkişiye inceletilerek ileride davada uyuşmazlık konusu yapılacak taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları hakkında tek taraflı kayıtlarla bilirkişi raporu alınmasının mümkün bulunmadığı göz önünde tutularak talep eden tarafın defterleri üzerinde keşif yapılması ve bilirkişi incelemesi yoluna gidilmemiş, talep dilekçesindeki anlatımlar ve sunulan ekli belgeler incelenip değerlendirilerek karar verilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı, talep dilekçesinin içeriği, dilekçeye ekli olarak sunulan belge örnekleri ile; taraflar arasında önceki yıllara dayanan acentelik sözleşmesinin ... Şirketi ile kurularak karşı taraf şirketçe devam ettirildiği, tadil protokollerinin düzenlendiği, sözleşme kapsamında talep eden tarafça, sözleşmenin teminatı olarak teminat mektupları verildiği, süregelen yıllar içinde karşılıklı olarak çok sayıda çeşitli tarihlerde faturaların kesilerek temliknameler düzenlendiği, çek listesine göre talep eden tarafça ileri ödeme tarihli çeklerin verildiğinin bildirildiği, karşı tarafça, talep eden şirkete sözleşmeye konu ticari emtialar verildiği, dosyada bir örneği bulunan 26.09.2023 tarihli protokolün talep eden tarafça imzalanmadığı, karşı tarafın, talep eden tarafa keşide ettiği 16.10.2023 tarihli ihtarname ile 24.01.2023 tarihinde imzalanan protokolün esaslı hükümlerinin çok kez ihlal edildiği ve yapılan uyarılara rağmen ihlallerin giderilmediği ve durdurulmadığı, bu durumun sözleşme ilişkisinin devamını imkansız hale getirdiği bildirilerek haklı sebep iddiası ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, ihtarnamede fesih tarihinden on gün içinde müşteri bilgilerini içerir liste ile talep edenin uhdesinde bulunan tüm ürünlerin ve her türlü şirket envanterinin, sipariş formlarının, reklam malzemelerinin ve benzeri materyallerin iade edilmesinin, ödenmesi lazım gelen borçların derhal ödenmesinin, sözleşmenin feshedildiğinin ticaret siciline tescil edilmesinin, aksi halde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. <br>HMK'nun 389(1) maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir sakıncanın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390. maddenin üçüncü fıkrasında ise tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmenin yanında davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu vurgulanmıştır.<br>HMK'nun 390(2) maddesinde hakimin karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebileceği düzenlenmiştir. Dilekçe içeriği ve ekli belge örneklerine göre karşı tarafın dinlenmesinin dosyaya bir katkı sağlamayacağı açık ve anlaşılır olmakla usul ekonomisi ve yargılamanın hızı ile talep eden tarafın yasal haklarını bir an önce kullanması açısından karşı tarafın dinlenmesine gerek görülmemiştir. <br>HMK'nun 391(1) maddesinde mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdi ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebileceği belirtilmiştir. <br>Yerleşmiş Yargıtay kararlarında uyuşmazlığın esasını çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kabul edilmiştir.<br> Talep eden taraf, menfi tespit ve tazminat davaları açacaklarını, bu davalar öncesinde talep ettikleri ihtiyati tedbirlere ilişkin karar verilmesini istemiştir. <br>Talep eden tarafın ihtiyati tedbir istemlerinden biri, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin, karşı tarafça 16.10.2023 tarihli ihtarname ile haksız olarak feshedildiğinin tespiti, Ocak 2023 tarihli tadil protokolünün ve önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğu konularında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Bu istemler taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasına ilişkin olup, ancak usulüne uygun olarak açılmış bir davada, dava konusu olabilecek ve sonuç talep olarak dile getirilebilecek ve nihai hükme ilişkin nitelikte istemlerdir. Bu nedenle bu yöndeki istemlerin açılacak davanın esası hakkında verilecek hükümlere ilişkin olup, HMK'nun 391.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına konu olmaları mümkün bulunmamakla bu talepler yönünden istemin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Talep eden taraf, dilekçeye ekli olarak çek listesi ile teminat mektubu örnekleri sunmuş, ödeme listesinde bulunan çekler ile talep eden tarafça, karşı tarafa sözleşmenin teminatı olarak verildiği bildirilen banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Çek listesinde taraf şirketlerin imza ve kaşeleri bulunmadığı gibi tamamının ileri ödeme tarihli çekler olduğu bellidir. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve dilekçeye ekli sunulan belge örnekleri göz önünde tutulduğunda; karşı tarafa verildiği bildirilen çeklerin, alınan ürünler karşılığı verilmiş olması nedeni ile bedelsiz kalmalarının, taraflar arasındaki ilişkiye uygun olmadığı gibi karşı tarafın, ihtarnamede talep eden tarafın elinde bulunan ticari ürünlerin iadesini talep ettiği, bunun yanında başkaca taleplerde bulunduğu ve ödenmesi lazım gelen borçların da ödenmesini istediği dikkate alındığında; karşı tarafın sözleşmeyi feshetmesi ile birlikte tarafların süregelen tüm hesaplar yönünden mahsuplaşmalarının gerektiği, tarafların ticari ilişkinin tümüne ilişkin olarak bir hesap mutabakatı yapmadıkları, dosyaya sunulan tüm belge örneklerinin belli dönemlere ait olup, her iki tarafın imzasını içermediği, talep eden tarafın elinde karşı tarafa ait ürünlerden hangi miktarda ve ne değerde ürünün olduğu, verilen çeklerin,  karşı tarafça verilen ürünleri ve talep eden tarafın alması gereken komisyon ücretini karşılayıp karşılamadığı, karşılıklı olarak tarafların hangi konularda ve ne miktarda birbirlerine borçlu bulundukları, talep eden tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, buna karşın, karşı tarafça haklı sebeplerle ve talep eden tarafın sözleşmeye aykırı davranması nedeni ile feshedildiğinin iddia edilmesine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın yapılacak yargılamada ortaya çıkan gerçekliğe göre çözülüp, haklılık durumuna göre ilgili tarafın zararlarının da mahsubu değerlendirilmek suretiyle hangi tarafın, kimden, ne miktarda alacağının bulunduğunun ancak uyuşmazlığın çözülebileceği taraflarca açılmış bir davada, tarafların tüm delillerinin toplanmasından sonra her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının ve uyuşmazlıkla ilgili tüm delillerinin toplanması ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesinin mümkün bulunduğu, buna göre talep eden tarafça yalnız talep edene ait defterler ve dosyaya sundukları belgeler üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle karar verilmesi talep edilmiş ise de; karşı tarafın delillerinin ve defterlerinin incelenmeksizin yalnız talep eden tarafın ticari defterleri üzerinde hakim tarafından keşif yapılmasının gerekmediği gibi bilirkişi incelemesi yapılmasının da taraflar arasındaki uyuşmazlığı, haklılık durumunu ve alacak verecek ilişkisini çözmeye yeter olmadığı, talep eden tarafın tek taraflı olarak defterlerinin incelenmesi suretiyle ve bilirkişi marifetiyle bir tespit yapılması ve bu tespite göre ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteminin HMK'nun 389 ve devamı maddelerine uygun bulunmadığı, talep eden tarafın haklılığını kanıtlayacak tüm delillerini dosyaya ibrazının zorunlu bulunduğu, talep eden tarafın elinde karşı tarafa ait ticari ürünlerin bulunduğu, TBK'nun 458.maddesi uyarınca bu ürünler üzerinde hapis hakkının olduğu, ileri tarihli çeklerin dayanağının karşı tarafça, talep eden tarafa verilen ürünler ve düzenlenen temliknameler olduğu dikkate alındığında; talep eden tarafın bu istemler yönünden dilekçede iddia ettiği sakıncaların yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin endişe edilecek hallerin varlığının bulunmaması yanında talep dilekçesindeki anlatımlar ile dilekçeye ekli olarak sunulan belge örneklerinin ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir yeterlilikte ve nitelikte bulunmadığı, her iki istem yönünden iddiaların yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla bu istemler yönünden ihtiyati tedbire ilişkin yasal koşulların oluşmadığı dikkate alınarak talep eden tarafın bu konulardaki ihtiyati tedbir isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Talep eden taraf, sözleşme kapsamında karşı taraftan aldığı ve elinde bulunan ticari mallar üzerinde TBK'nun 458.maddesi uyarınca hapis hakkı uygulanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>TBK'nun 458.maddesinde pazarlamacılık ilişkisinden doğan muaccel alacaklar ile işverenin ödeme güçsüzlüğüne düşmesi durumunda henüz muaccel olmayan alacakların güvence altına alınması için pazarlamacının, taşınırlar, kıymetli evrak ve tahsil yetkisine dayanarak almış olduğu paralar üzerinde hapis hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. <br>Talep dilekçesine ekli sözleşmeye konu ürünlere ilişkin liste sunulmuş ise de; sunulan listelerin hangi dönemi kapsadığı, bu ticari ürünlerden hangilerinin kullanılıp, hangilerinin talep eden tarafın halen elinde bulunduğunu belirler nitelikte bulunmaması yanında, listelerde her iki tarafın imza ve kaşesinin bulunmadığı, liste dışında talep eden tarafın elinde başkaca ürünlerin bulunmasının mümkün olup, bir bölümünün kullanılmış olmasının da mümkün bulunduğu, talep dilekçesinde sıralı olarak kaç adet ve hangi nitelikteki ürünlerin talebe konu olduğunun somut olarak sunulmadığı gibi karşı tarafça keşide edilen ihtarnamede de iadesi talep edilen ürünlerin ayrıntısına yer verilmediği, TBK'nun 458.maddesinde tanınan hapis hakkının kanuni hapis hakkı niteliğinde olup, talep eden tarafın iddialarına ve ticari defter ve kayıtlarına göre hangi miktarda ve değerde ürün hakkında hapis hakkı kullanması gerektiğini bilmesi gerektiği, buna karşın alacaklı olduğu rakamı somutlaştırmaksızın ve adet ve değer olarak elinde bulunduğu ürünleri listelemeksizin soyut olarak hapis hakkı kullanımı konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, kanundan kaynaklanan hapis hakkının mahkemeden ihtiyati tedbir kararı almaksızın uygulamasının da mümkün bulunduğu, bunun yanında çekler ve teminat mektupları yönünden yukarıda açıklanan ihtiyati tedbirin reddine ilişkin gerekçelerin bu ihtiyati tedbir talebi açısından da aynen geçerli olup, taraflar arasındaki alacak durumunun ancak açılacak bir davada, tarafların tüm delillerinin toplanmasından sonra her iki tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonrası tespitinin mümkün olup, talep dilekçesine ekli belgeler ve yalnız talep eden tarafın ticari defterlerinin incelenmesi ile alacak durumunun belirlenmesinin mümkün olmadığı, buna göre yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde bu tedbir istemi hakkında sunulan delil ve belge örneklerinin ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir yeterlilikte ve nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla; bu konudaki istemin de reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile; \"Talep eden tarafın tüm konulardaki ihtiyati tedbir istemlerinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İhtiyati Tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taleplerin davanın esasına yönelik olmayıp yalnızca menfi tespit ve tazminat davası öncesinde sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin göreceği zararı önleme amaçlı olduğunu, davalının elinde bulunan müvekkiline ait çek ve teminat mektupları ile sözleşmenin feshi sebebiyle müvekkilinin uğrayacağı zarar yönünden ciddi bir sakıncanın doğabilmesi mevcut olduğunu, bu durumda mahkemece taleplerinin esasa ilişkin olduğu ve yaklaşık ispat için yeterli nitelikte delil sunulmadığı gerekçesiyle tedbir isteminin reddinin kabul edilemeyeceğini, her ne kadar çek ve teminat mektuplarının ürünler karşılığı verilmiş olması nedeniyle bedelsiz kalma ihtimaline karşı tedbir talepleri reddedilmişse de, söz konusu çeklerin geçersizliği değil yalnızca tedbiren  nakde çevrilememesi için ihtiyati tedbir talep edildiğini, bu nedenle uygulanacak tedbir ile teminatların bedelsiz kalma ihtimali söz konusu olmadığını, müvekkilinin vermiş olduğu teminat mektuplarının cari rakamlarının her halde ay kapamayı ve hatta fazlasını karşıladığını, çeklerin ileri tarihli olmasının müvekkilinin zarara uğrama ihtimalini ortadan kaldırmadığı gibi bu halde yalnızca ihtiyati tedbir içeren taleplerinin bedelsiz kalmasına sebebiyet vermeyeceğini, her bakımdan müvekkili şirketin teminatlarının davalının alacağının üzerinde olduğunu, müvekkili şirketin taahhüt ettiği tüm edimlerini zamanında ve harfiyen yerine getirmiş olup  getirmeye de devam ettiğini, haksız ve dayanaktan yoksun olan bu feshin taraflarınca anlaşılmadığını, taraflar arasında mahsuplaşmanın yapılması gerektiği yönündeki değerlendirmelere katılmakla, müvekkiline ödenmemiş prim alacağı mevcut olduğunu, haksız fesih nedeniyle tazminat talepleri söz konusu olduğundan ihtiyati haciz anlamında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, karşı taraftan eylül ayına ilişkin hak edilen prim ödemesi talep edildiğini, ancak karşı tarafın çeşitli bahaneler ileri sürerek müvekkiline ödeme yapmaktan kaçındığını, müvekkil şirketin, acentelik sözleşmesine harfiyen riayet etmiş ve tadil sözleşmesinden bugüne kadar olan aralarındaki ticari teamüle uygun olarak satmış olduğu mal bedellerinin borcunun tamamen gerek çek gerekse temlik ile cari hesapları sonlandırıldığını, söz konusu durumda müvekkilinin hapis hakkı uygulayarak karşı tarafın elinde bulunan çek ve teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesini mahkemeden istemekten başka bir yol kalmadığını, ancak ilk derece mahkemesince yapılan inceleme yeterli olmayıp yalnızca çeklerde karşı tarafın imzasının mevcut olmadığı gerekçesiyle bu yöndeki tedbir taleplerinin reddolunduğunu, müvekkilinin elinde bulunan mallar üzerinde hapis hakkı  kullanacak olmaları nedeniyle müvekkiline yönelik ciddi bir zararın doğacağına yönelik hallerin bulunmaması şeklinde bir gerekçelendirme yapılmışsa da müvekkilinin elinde bulunan malların, müvekkilinin karşı tarafa vermiş olduğu çek ve teminat mektuplarını karşılamadığını, davalı firmanın elinde müvekkili şirketin vermiş olduğu temliknameler ile çek listesi ile dökümü yapılan sıralı vadeli çeklerin, temliknameler ve maillerde bulunan mutabakatlardan da anlaşıldığı üzere, 2023 Ağustos sonu itibariyle müvekkili şirketin davalıya cari hesapta borcu olmadığını, ancak Eylül ayı hesabında ticari teamül gereği ödeme tablosu kabul edilmeyerek müvekkilinin acentelik sözleşmesi direkt feshedildiğini, davalı firmanın  elinde bu ödemelerin yanında dosyada mübrez  teminat mektupları mevcut olduğunu, bu teminat mektuplarının vadeleri halen cari olup rakamlarının toplamı 5.250.000,00 TL değerinde olduğunu, 30.10.2023 tarihli çek tahsil ve teminat bordrosunda görüleceği üzere ... Bankası A.Ş. tarafından bordo düzenleme yapılmış ve imzalandığını, bununla birlikte çeklerin ürün karşılığında verilmesi sebebiyle tedbir sonrası bedelsiz kalma ihtimaline dayalı değerlendirme yapılmasının kabul edilemeyeceğini, Eylül 2023 hesap kapamaya ait ödeme planları ile ilgili 10.10.2023 tarihinde karşı tarafa atılan mailde olduğu üzere;  761.321,00 TL ... A.Ş. satışları ile ilgili temlik 1.759.586,02 TL ... A.Ş. satışları ile ilgili üçlü temlik, 943.046,00 TL Eylül 2023 komisyon faturası virmanı  ve 2.172.033,98 TL hastane ciro çekleri ve ödeme çeki gönderildiği, Eylül 2023 ayı itibariyle müvekkilinin karşı tarafa bir borcu bulunmadığını, yıllardır karşılıklı süregelen ödeme şekli olan çek ve temliklerin, karşı tarafça Eylül 2023 için kabul edilmeyerek haksız nedenle fesih gerçekleştirildiğini, karşı tarafın elinde,  27.154.239,00 TL + 5.250.000,00 TL olmak üzere eylül ayı hesap kapamasında  alacağını aşan çek ve temliklerin dökümünün mevcut olduğunu, yine karşı tarafa 30.10.2023 tarihinde 31.01.2024 tarihli 126.878,40 TL, 28.02.2024 tarihli 129.197,19 TL, 31.03.2024 tarihli 170.318,49 TL, 25.01.2024 tarihli 789.182,81 TL, 28.05.2024 tarihli 956.457, 09 TL olmak üzere  toplamda 2.172.033,98 tutarında çek teslim edildiğini, ihtarnameye vermiş oldukları cevap ile birlikte müvekkili şirketin aynı gün Eylül 2023 hesabını da karşı tarafın cari hesabına karşılık ödemelerini temliknameler ve çekler ile kapatıldığını, müvekkilinin, karşı taraftan almış olduğu medikal ürünlerin hastanelere satışını gerçekleştirmekte, özel hastaneler ise almış oldukları ürüne karşılık 1-1.5 ay sonra çek düzenlediğini, özel hastanelerin söz konusu çekleri geç düzenliyor olması sebebiyle müvekkilinin, karşı tarafı mağdur etmemek adına kendisi çek keşide ederek karşı tarafa ödeme yaptığını, uzun süredir bu şekilde yapılan ay sonu hesap kapamasının karşı taraf tarafından Eylül 2023 döneminde kabul edilmemesinin anlaşılamadığını, karşı tarafın, kendisine yapılan temlikleri ...'in satışlarına ilişkin olmadığı gerekçesiyle kabul etmemişse de, fesih tarihine kadar 2023 yılı boyunca hesap kapamalarının bu şekilde yapılmasında mutabık olunduğunu, karşı tarafın elinde 27.154.239,00 TL + 5.250.000,00 TL tutarında çek mevcut olduğunu, haksız nedene dayalı feshin olması müvekkilinin ticari zarara uğratacağı gibi müvekkili şirket bünyesinde çalışan otuzdan fazla kişinin işinden olmasına sebebiyet vereceğini, açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu değişik iş kararının kaldırılarak, durumun aciliyeti borçlanma ve teminatların kümülatif toplamının çok aşırı olması, ödeme dengesinin müvekkili aleyhine bozulacağı ve telafisi güç zararlar doğacağı sebepleriyle; ibraz edilen acentelik sözleşmesi ve tadilleri, SGK kayıtları, ödemelere ilişkin temlik ve çek kayıtları, mail yazışmaları (hesap mutabakatına ilişkin), teminat mektupları, ihtarname ve müvekkili şirketin defter kayıtlarının incelenmek suretiyle davalının sözleşmenin feshi isteminin haksız olduğunun tespiti ile halen yürürlükte olan Ocak 2023 tarihli protokolün önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğuna, haksız fesih nedeniyle  ödeme listesinde bulunan çekler hakkında ve verilen banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ileride açacakları tazminat, menfi tespit davalarına esas olmak üzere telafisi güç zararların doğmaması açısından karar verilmesine ilişkin talepleri  doğrultusunda ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu ret kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılarak talep dilekçesinde belirtildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 23/10/2023 tarihli karar ile \"Talep eden tarafın tüm konulardaki ihtiyati tedbir istemlerinin REDDİNE\" karar verilmiştir. <br> HMK'nın \"ihtiyati tedbir şartları\" başlıklı 389/1. maddesine göre \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\"  <br>HMK'nın \"ihtiyati tedbir talebi\" başlıklı 390/3 maddesine göre de \" tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" <br>HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.<br>Her ne kadar ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde  belirtilen nedenlerle \" ilk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilmiş olan değişik iş kararının kaldırılarak, durumun aciliyeti borçlanma ve teminatların kümülatif toplamının çok aşırı olması, ödeme dengesinin müvekkili aleyhine bozulacağı ve telafisi güç zararlar doğacağı sebebiyle, ibraz edilen acentelik sözleşmesi ve tadilleri, SGK kayıtları, ödemelere ilişkin temlik ve çek kayıtları, hesap mutabakatına ilişkin mail yazışmaları, teminat mektupları, ihtarname ve müvekkili şirketin ticari defter kayıtları incelenmek suretiyle aleyhine ihtiyati tedbir edilenin sözleşmenin feshi isteminin haksız olduğunun tespiti,  halen yürürlükte olan Ocak 2023 tarihli protokol ve  önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğunun tespiti ile haksız fesih nedeniyle ödeme listesinde bulunan çekler  ve  banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine \" ilişkin talepleri doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir kararının reddine dair olarak vermiş olduğu kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir  kararı verilmesini talep edilmiş ise de;  dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve bu kapsamda  talebe konu ihtiyati tedbir talebi açısından HMK 389. ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluşmadığından ve yine  incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre ihtiyati tedbir talep eden vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2023 tarih, 2023/210 Esas ve 2023/215 Karar sayılı kararına karşı ihtiyati tedbir talep edenin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran  ihtiyati tedbir talep eden taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 157,75 TL harcın  ihtiyati tedbir talep edenden alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 30/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a76cd4ea0f9e3b46","SID":"bba0a6ef98c40d5b"}}