{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1451 <br>KARAR NO: 2024/72 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 27/04/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/356 Esas - 2021/464 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olup; icra takibi konusu faturadan kaynaklanan cari hesap ekstresi tahsil edilemeyince müvekkili şirket adına Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak davalının herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibinde faize ve borca itiraz ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında davalının 21.240.00 TL anaparayı müvekkili şirkete borçlu olduğu anlaşılmış olduğundan; icra takibi öncesi ve sonrasında davalı borçlunun borcunu ödememekte ısrar etmiş olduğunu, tarafların arabulucuda uzlaşamamış olduklarını beyanla; davanın kabulüne, itirazın iptali ile %20den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulünce tebligat yapıldığı ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/04/2021 tarih ve 2020/356 Esas - 2021/464 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya mahkememize uyap sistemi üzerinden gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 21.240,00 TL ödenmeyen fatura alacak toplamı, 1.190,00 TL işlemiş faiz toplamı olmak üzere toplam 22.430,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı.Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek taraflar arasında yer alan cari hesap ilişkisi gereğin davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, taraflar arasında düzenlenen faturalara konu borcun bulunup bulunmadığı, borcun bulunması halinde miktarının tespitine ilişkin hususlarında  mahkeme hakiminin katılımı olmaksızın HMK'nun 278/ son maddesi uyarınca bilirkişiye yetki verilmek suretiyle  07/12/2020 günü saat   14:30'de mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi ... 11/12/2020 tarihli raporunda özetle;  davacının ibraz etmiş bulunduğu kendine ait 2019 takvim yıllarına ait yevmiye defterlerinin, tasdik işlemlerinin kanuni süresi içerisinde yapıldığını, kayıtların Türkçe ve Türk parasına göre tutulduğunu, kayıtların on gün içerisinde işlendiğini, davacının defterlerinin kanuna uygun olarak tutulmuş sayıldığından, ticari defterlerin TTK 70. maddesine göre davacı lehine delil olarak kabul edilebileceğinin tespit ve kanaatinin oluştuğunu, davalı tarafın 2019 takvim yılına ait defter ve belgelerini tarafına ibraz etmemiş olduğunu, davacının davalıya kesmiş bulunduğu satış faturası üzerinde davalının malı teslim aldığına dair imzasının bulunduğunu, mal teslimlerinin faturalar ile yapıldığını, faturaların üzerinde \"teslim alan\" imzasının bulunduğunu, \"teslim edenin” imzasının bulunmadığını, davacının kendine ait kanuni yevmiye defterine kayıtlı bulunan faturadan, davalıdan alacağının BULUNMADIĞININ tespit ve kanaatinin oluştuğunu, \"Taraflar arasında yer alan cari hesap ilişkisi gereği, davacının davalıdan alacaklı olmadığını, taraflar arasında düzenlenen faturalara konu borcun bulunmadığını\" Davalının, davacıya borcu miktarında iki adet senet verdiğini, bu senetlerin alışlarının davacının defterlerinde kayıtlı olduğunu, tahsilatlarının davacının defter ve belgelerinden tespit edilemediğini, senet asıllarının da davacının elinde olup, tarafına ibraz ettiğini bildirmiştir. Davacı tarafından sunulan takip konusu faturanın incelenmesinde, fatura üzerinde davalı ...'nin imzasının bulunduğu görülmekle davalı adına isticvap davetiyesi tebliğine karar verildiği, davalı asilin 27/04/2021 tarihli duruşmada alınan beyanında \"tarafıma gösterilen imza bana aittir. Ancak böyle bir evrakı imzalayıp imzalamadığımı hatırlamıyorum. Ben söz konusu malları fatura karşılığında değil irsaliye karşılığında aldım. Bunun karşılığında ise davacı tarafa senet verdim. Fatura içeriğinde geçen malı teslim aldım. Ödemeyi davacı tarafa verdiğim senetle yaptım\" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.Tüm dosya kapsamı tümel olarak değerlendirildiğinde, açılan dava fatura alacağının tahsili nedeni ile başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafından sunulan faturanın incelenmesinde davalı asilin imzasının bulunması ve davalı asilin duruşmada alınan malı teslim adlığına dair isticvap beyanından anlaşıldığı üzere fatura konusu mal davalı tarafa teslim edilmiştir. Hali ile davalının fatura konusu borcu davacı tarafa ödeme yükümlülüğü doğmuş olmaktadır. Yine davalı tarafın fatura konusu mallara karşılık senet verdiğine ilişkin beyanı ve davacı taraf defterlerinde yapılan inceleme neticesinde de senetlerin davacı taraf defterinde kayıtlı olduğu görülmüş ise de, ödeme iddiasının davalı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı taraf defterlerinde senet bedellerinin ödendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yalnız başına senet verilmiş olması, ödeme iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. Verilen senetlerin tahsil kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususu da iş bu davanın konusu olamayacağından davalı tarafın ödeme iddiası ispatlanabilmiş değildir. Davacının, davalı tarafı takip konusu borç nedeni ile takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair  delil dosyaya sunulmamıştır. Alacağın varlığı yapılan yargılama ile tespit edildiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.  Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,1-Davalı tarafın Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN REDDİNE, takibin 21.240,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkemenin, kararında asıl alacak bakımından, alacaklarını kabul etmekle birlikte, takibe kadar işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı taleplerini reddettiğini, bu iki hususta kararı istinaf mahkemesine sunduklarını, Davalının, davaya cevap vermediğini, tebliğ edilen bilirkişi raporuna hiçbir itirazda bulunmadığını, son celseye isticvap davetiyesi ile çağrıya vekili ile icabet ederek fatura konusu malı aldığını ve senet vermiş olmakla birlikte mal bedelinin halen ödenmemiş olduğunu ikrar ettiğini, Davada, fatura bedeli karşılığı alınan senedin, senet vasfında olmaması nedeniyle, cari hesap üzerinden fatura borcunun icra yolu ile takip edildiği davalının takibe icrada \" borç aslına masraf, faiz ve vekalet ücretine itiraz ediyorum. \" açıklaması ile itiraz ettiğini, Yargılama aşamasında hazırlanan bilirkişi raporunda açıkça fatura borcuna karşılık hiçbir tahsilat yapılmadığı, alınan senetlerin müvekkil defter kayıtlarında işli olduğu, işbu senet vasfı olmayan belgelerde bilirkişiye sunulduğunu ve dosya içerisinde mevcut olduğunu, bu fatura alacağı için mükerrer bir tahsilat mümkün olmadığını, borcun halen tahsil edilemediğini, Alacağın likit olup, takibe esas faturada açıkça belirtilmiş olduğunu, bu alacağın yargılama sırasında da ortaya çıktığını ve ispat edildiğini, faturada belirtilen alacak miktarının yargılama sonucunda değişmediğini, borçlunun açıkça borca ve ferilerine haksız itiraz ederek işbu yargılama sürecini yaşattığını, takibe yapılan haksız itiraz sebebi ile verilesi gereken asgari % 20 icra inkar tazminatı taleplerinin mahkemece reddedildiğini, bu durumun hatalı olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini beyanla; Açıklanan nedenlerle dosyanın istinaf yolu ile yeniden incelenerek icra inkar tazminatı ve işlemiş faiz taleplerinin kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkemenin vermiş olduğu karar ve gerekçenin usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte hatalı olduğunu, Bononun bir ödeme aracı olduğunu, TTK m. 776/1-b uyarınca bononun kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerdiğini, bonoda yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle bononun temel olarak TBK m 18 anlamında borç tanıması içeren bir kambiyo senedi olduğunu, bonoyu düzenleyenin senedi düzenleyip lehtara vererek kambiyo taahhüdü altına girmekte olduğunu, Kambiyo senedinin temel bir ilişkiye dayanılarak verileceğini, bu nedenle her kambiyo taahhüdünün altında temel bir ilişki bulunmakta olduğunu, tarafların arasında bir borç ilişkisinin bulunmadığı durumlarda bile bu ilişkinin hatır ilişkisi olduğunun kabul edileceğini, Kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, bu soyutluğun senette yer alan taahhüdün ( borcun ) sebebinin açıklanmaması yüzünden gündeme geleceğini, taahhüdün mutlaka bir nedeni olduğunu, ancak bu nedenin senet üzerinde gösterilmeyeceğini, kıymetli evrakta yer alan taahhüdün varlığı, kapsamı ve içeriği açısından sadece senedin belirleyici rol oynayacağını, bu soyutluğun hukukî dayanağının TBK m. 18 olduğunu, soyutluk ilkesinin kabul edilmesinin temel nedeninin kamu görevi olduğunu, fakat bu güvenin senette yerleşmiş olan hak ile temel ilişkiden doğan hak birbirinden ayrı tutuluyorsa, bir diğer deyişle kıymetli evrak soyutsa yaratılabileceğini, kamu güveninin senedin ekonomik işlevini sağlaması için gerekli olduğunu ve bu güveni sağlayabilmenin hukukî yolunun kıymetli evrakın soyutluğu olduğunu, Davalı müvekkil tarafından davacı yana verilen 30.09.2019 düzenlenme tarihli iki senedin, ödeme aracı olarak verilmiş olduğunu, senetlerin davalı yan tarafından düzenlenmiş olup, müvekkilinin sadece imzalamış olduğunu, bahse konu olan senetlerde, gerekli şartları taşımadığı nedeniyle fatura alacağı (cari hesap) üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, fakat müvekkilin fatura bedelini zaten mevcut iki senet ile ödemesini gerçekleştirmiş olduğunu, Huzurda açılmış olan davada, fatura alacağından yukarıda izah edilen nedenle bahsedilmesinin mümkün olmadığını, fatura bedelinin, davalı müvekkil tarafından senet verilerek ödenmiş olduğunu, davalı müvekkil tarafından verilen senetler ile davacı yanın alacağa konu olan ödemenin türünün değiştiğini, davalı müvekkilin aldığı mala karşılık kayıtsız ve şartsız ödeme vaadinde bulunduğu iki bono vermiş olduğunu, bu şekilde  ödemenin gerçekleşmiş olup yeni bir ödeme vaadi ortaya çıktığını, ortada cari hesap alacağı kalmadığını ve taraflarca sonlandırıldığını, Davalı müvekkil tarafından imza altına alınan bu kıymetli evrakların, davacı yan tarafından bir geçerlilik teşkil etmediği iddiasına karşın tesliminin de yapılmadığını, yani davacı yanın, davalı müvekkile bu senetleri geri iade etmediğini, davacı yanın defterleri incelendiğinde görüleceği üzere, ödeme olarak girilmiş olup mevcut icra takibine bağlı itirazın iptali davasında bu senetlerin geçerli olmadığı iddiasının mevcut olduğunu, o zaman davacı yanın bu ödeme şeklini geçerli olmadığını bildiği halde, ödeme aracı olarak almasının nedenini somut iddialar ile ortaya koyması gerektiğini, davalı müvekkilin, davacıya senetleri imzalayıp verdiğinde kıymetli evrakların teslimi anında kontrol etmesi gerektiğini, bu noktada TTK madde 18/2'nin ihlalinin söz konusu olacağını, \"Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.\" hükmünün açıklığının da ortada olduğunu, davacı yanın bu noktada nasıl hareket etmesi gerektiği hususunun da açık olduğunu, Açılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, Davacı yanın başlattığı icra takibinin kötü niyetli olduğunu, davacı yan elinde kıymetli evrak bulunduruyor olmasına rağmen buna bağlı bir icra takibi açmadığını, buna ilişkin iddiasının ise geçerlilik şartlarının olmayışı olduğunu, tam bu noktada kıymetli evrak geçerlilik şatlarını taşımıyor ise, ilamsız icra takibi yaparak oluşacak itirazda da cari hesaba alacağı değil yine senede bağlı olarak yazılı delil başlangıcı iddiası ile huzurdaki davanın açılmış olması gerektiğini, Davacı yanın kötü niyetli davranmış olup,  huzurdaki uyuşmazlıkta mahkeme kanaatini ve gerçekleri manipule ettiğini, davacı yanın ödeme olarak kıymetli evrak aldığını ve kabul ettiğini, bunu ticari defterlerine de geçirdiğini, bu noktada yapılacak icra takibi ve dayanakların kıymetli evraka ilişkin olup, cari hesaba yönelik olmayacağını, bu şekilde olmasının kamu güvenini temelden etkileyecek olup, taraflar arasında düzenlenen bononun hiçbir değer ihtiva etmediğini göstereceğini, bunun hukuk düzeni açısından sakıncalı ve sarsıcı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından hukuka aykırı olarak verilen kararın bu nedenle kabulünün mümkün olmadığını, Bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, 11.12.2020 tarihinde Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda dayanılan delil ve hususların dikkate alınmadığını, bilirkişi ... tarafından yapılan değerlendirmenin göz ardı edildiğini, Bilirkişinin 11.12.2020 tarihli raporunda; ...Davacının davalıya kesmiş bulunduğu satış faturası üzerinde davalının malı teslim aldığına dair imzasının bulunduğu mal teslimlerinin faturalar ile yapıldığı faturaların üzerinde teslim alanın imzasının bulunduğu teslim edenin imzasının bulunmadığı davacının kendine ait Kanuni yevmiye defterine kayıtlı bulunan fatura yukarıda gösterildiği gibi olup davacının bu faturadan davalıdan alacağının bulunmadığı tespit ve kanaatimin oluştuğu Davacının davalıdan almış olduğu senetlerin kendine ait ticari defterlerinde, kayıtlı bulunduğu, senetlerin tahsilat kayıtlarına davacının defter ve belgelerin den tespit edilmediği davacı senetlerin ödenmediği tarafından beyan etmiş olup asılları da tarafıma ibraz edilmiştir.Davalı ile davacı arasındaki alacak borç ilişkisi davacının tarafıma ibraz etmiş olduğu kendine ait defter yevmiye defterleri ve belgeleri incelenerek cari hesap şeklinde düzenlenmiş bu inceleme sonucunda DAVACININ DAVALIDAN ALACAKLI OLMADIĞI TESPİT VE KANAATİMİN OLUŞTUĞU...\" Yönünde kanaatini bildirmiş olup, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, davacı yanın tahsilatı bahsi geçen kıymetli evrak ile gerçekleştirmiş olduğunu, bu nedenle de ortada cari hesaba dayalı bir alacak değil, kıymetli evraka ( bono ) dayalı bir alacak ilişkisi söz konusu olduğunu, Davalı yan tarafından ileri sürülen cari hesap alacağı iddiasının delili olan faturanın, gerekli şartları taşımadığını,  11.12.2020 tarihinde bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç kısmında; \"...Davacının davalıya kesmiş bulunduğu satış faturası üzerinde davalının mal teslim aldığına dair imzasının bulunduğu mal teslimlerinin fatura ile yapıldığı faturaların üzerinde teslim alanın imzasının bulunduğu teslim edenin imzasının bulunmadığı davacının kendine ait kanunun yerime defterine kayıtlı bulunan fatura yukarıda gösterildiği gibi olup davacının bu faturadan davalıdan alacağının bulunmadığı tespit ve kanaatimin oluştuğu...\" yönünde ilgili belge ve evrakların incelenmesi sonucu oluşan bu kanaatin yerel mahkeme tarafından yok hükmünde sayıldığını, davacı yan tarafından ileri sürülen faturanın da geçerlilik şartlarını taşımadığını, Davacı müvekkilin, 27.04.2021 tarihli 3 numaralı celsede; \"...tarafıma gösterilen imza bana aittir. Ancak böyle bir evrakı imzalayıp imzalamadığımı hatırlamıyorum. Ben söz konusu malları fatura karşılığında değil irsaliye karşılığında aldım. Bunun karşılığında ise davacı tarafa senet verdim. Fatura içeriğinde geçen malı teslim aldım. Ödemeyi davacı tarafa verdiğim senetle yaptım tarafıma gösterilen imza bana aittir. Ancak böyle bir evrakı imzalayıp imzalamadığımı hatırlamıyorum. Ben söz konusu malları fatura karşılığında değil irsaliye karşılığında aldım. Bunun karşılığında ise davacı tarafa senet verdim. Fatura içeriğinde geçen malı teslim aldım. Ödemeyi davacı tarafa verdiğim senetle yaptım .\" Faturada satılan malın ya da sağlanan hizmetin bedelini hem rakam ile hem de yazı ile yazmak gerektiğini, irsaliyede ise üzerinde malın kime ait olduğu, kime teslim edileceği ve mal ile ilgili diğer bilgilerin yer alması gerektiğini, Davacı yanın, davacı müvekkile herhangi bir şekilde fatura tebliğinde bulunmamış olup, bunun teslimini de gerçekleştirmediğini, davacı müvekkilin imzayı kabul etmekle birlikte, imzanın benzerliği noktasında kabulü ortaya koymakta olup, var olan imzanın bir incelemeye gitmediğini, davalı müvekkilin ayrıca böyle bir evrak imzalanıp imzalanmadığı noktasında hatırlamadığını iddia etmiş olsa da mahkemenin bu hususa da dikkat etmediğini, davacı yanın ortaya konulmuş olan sevk irsaliyelerinin alacağın varlığını ispattan uzak belgeler olduğunu, iddia edilen alacağın varlığına delil olmasının söz konusu olmadığını, dolayısı ile kabulünün de mümkün olmadığını,  Tüm bu anlatılanlar kapsamında, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/356 Esas sayılı dosya üzerinden verilmiş olan 27.04.2021 tarih ve 2021/464 Karar sayılı kararının gerekçelerinin kabulünün mümkün olmadığını, \"Taraflar arasında yer alan cari hesap ilişkisi gereği davacının davalıdan alacaklı olmadığı taraflar arasında düzenlenen faturalara konu borcum bulunmadığı davalı davacı borcu miktarında 2 adet senet verdiği, bu senetlerin alışları davacının defterinde kayıtlı olduğu tahsilatlarının davacının defter ve belgelerin den tespit edilemediği\" yönündeki bilirkişi raporu da dikkate alındığında yapılan itirazlarının haklılığının ortaya çıkacağını, işbu nedenle davalı müvekkilin istinaf kanun yoluna başvurma mecburiyeti doğduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; - Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/356 Esas sayılı dosya üzerinden vermiş olduğu 27.04.2021 tarih ve 2021/464 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi yapılarak  davacı müvekkil  lehine kabul olunan asıl alacak yönünden kararın kaldırılması ve nihayetinde haksız davanın reddine karar verilmesini, - İstinaf yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve icra takibi dayanağı faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, davalı tarafından borcuna karşılık verilen bonoların düzenleme tarihini içermemesi sebebiyle geçersiz olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından icra takibine itiraz edilmekle ve davaya cevap verilmemek suretiyle davacının iddialarının inkar edildiği, davalı vekili tarafından aşamalarda verilen beyan dilekçelerinde dava ve icra takibine konu borcun davalı tarafından davacıya verilen iki adet bono ile ödendiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında davalının isticvap beyanı dikkate alındığında dava ve icra takibi dayanağı faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf faturaya konu ürünlerin bedelinin davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği hususundadır. Mahkemece delil olarak dayanıldığından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerine mali müşavir bilirkişisi marifeti ile inceleme yaptırılmıştır. Mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve lehine delil niteliğinde olduğu, davacı tarafından düzenlenen 24/09/2019 tarihli ve KDV dahil 21.240,00 TL bedelli faturanın davacının defter ve kayıtlarına işlendiği, ayrıca davalı tarafından davacıya verilen 04/10/2019 vade tarihli 9.000,00 TL bedelli, davacının lehtar davalının düzenleyen olduğu düzenleme tarihi yer almayan bono ile 14/10/2019 vade tarihli 12.240,00 TL bedelli, davacının lehtar davalının düzenleyen olduğu düzenleme tarihi yer almayan bononun davacının defter ve kayıtlarında yer aldığı, ancak bono bedellerinin tahsil edildiğine dair kaydın mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından defter ve belgeleri bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davacı davalı tarafından verilen senetlerin düzenleme tarihinin bulunmaması sebebiyle bono vasfında olmadığını, bono bedelinin ve fatura alacağının ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı fatura bedelinin davacıya verilen ve davacının defter ve kayıtlarına gözüken iki adet bono ile ödendiğini savunmuştur. Ancak davalı tarafından TTK'nın 776/1-f maddesi uyarınca bononun zorunlu unsuru olan düzenleme tarihi belirtilmemesi sebebiyle bono vasfında olmayan senetlerin karşılığı ve davacının alacaklı olduğu fatura bedelinin ödendiğine dair dosyaya yazılı ve geçerli bir delil sunulmamıştır. Bu sebeple Mahkemece davanın fatura bedeli olan asıl alacak üzerinden kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı borçlu davacı tarafından icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak dava konusu alacak fatura ile likit olmasına rağmen Mahkemece aksi gerekçe ile davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2021 tarih ve 2020/356 Esas - 2021/464 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, Açılan davanın  KISMEN KABULÜ İLE; -Davalı borçlunun Küçükçekmece Kapatılan ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 21.240,00 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden aynen devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, -Hüküm altına alınan asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.450,90 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 270,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.180,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan ilk dava açılış harç gideri 325,30 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 787,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%94,69) ret oranı (%5,31) dikkate alınarak hesaplanan 745,21-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 1.190,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 1.249,91 TL'sinin davalıdan, 70,09TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Harçlar Kanunu gereğince ve dairemiz karar tarihi itibariyle davalıdan alınması gereken 1.450,90 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 362,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.088,17‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 22,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 184,10‬-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,  16-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran iligili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9fae575c665fc269","SID":"c1c9ceaf5a333d7b"}}