{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1427 <br>KARAR NO: 2024/69 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ : 27/04/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/303 Esas - 2021/472 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile borçlular hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibine geçilmiş olduğunu, borçluların süresi içinde borçlu olmadıklarını iddia ederek borca itiraz edip  takibi durdurmuş olduklarını,  borçluların itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, taraflar arasında yapılmış 07.12.2018 düzenleme tarihli konut satış sözleşmesine istinaden davalının, sözleşme konusu taşınmazları tapuda müvekkiline devir ederken, sözleşme ve yasa gereği davalı tarafından ödenmesi gerekli Tapu  harcı ve döner sermaye ödemelerinin, davalı adına müvekkili tarafından 21.05.2019 tarihinde 78.790,85 TL Tapu harcı (... tahakkuk numaralı) ve 4.160,00 TL Döner sermaye payının (... tahakkuk numaralı) ilgili Tapu Kadastro Genel Müd. Hesabına ve Büyükçekmece VD hesabına yatırılmış olduğunu, davalının icra takibine   rağmen müvekkili tarafından kendi adına yatırılmış bu paraları halen müvekkiline   ödememiş olduğunu, Arabuluculuk sürecinin de anlaşmazlıkla sonuçlanmış olduğunu beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, borçluların % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, 07.12.2018 tarihli Konut Satış Sözleşmesine göre alacak talep ettiğini, bu sözleşmeye göre davacı tarafın dava dışı diğer iki şirket ile birlikte alıcı, davalı müvekkilinin ise konut satıcısı olduğunu,  söz konusu sözleşmenin taşınmazların satımına ilişkin taraflar arasındaki tapu öncesi yapılan sözleşme olduğunu, bu sözleşme hükümlerine göre tapuların devri tapu müdürlüğünde yapılarak, harçların yatırılmış olduğunu, taraflar arasında ki adi sözleşme yapıldığı tarihte ve tapuda devirlerin verildiği tarihte de kat irtifakının kurulu olduğunu, başka bir ifadeyle; kat irtifakı kurulu taşınmazın satılmış olduğunu, davacı tarafın, icra takibine ve davaya konu ettiği alacağı davacının alıcı sıfatıyla sözleşme gereği tapuda ödediği harç bedelinin iadesini talep etmekte olduğunu, bu talebin sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu beyanla; açılan davanın esastan reddine, yargılama gideri ve gider avansının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  27/04/2021 tarih ve 2020/303 Esas - 2021/472 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, tarafların aralarında yer alan sözleşmeye istinaden ödendiği iddia edilen tapu harcı ve döner sermaye giderlerinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya mahkememize uyap sistemi üzerinden gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 78.790,85 TL asıl alacak, 4.160,00 TL asıl alacak, 5.051,25 TL işlemiş faiz, 266,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.268,80 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek ralarında yer alan sözleşmeye istinaden ödendiği iddia edilen tapu harcı ve döner sermaye giderlerinin borçlusunun davacı veya davalı taraf olduğu, hangi taraf ise ödeme yapılıp yapılmadığı olduğunun hususlarında  05/10/2020 günü saat   15:00'da bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, Ticaret ve Borçlar Hukuku Uzmanı bilirkişi ... ve Mali Müşavir bilirkişi ... 07/12/2020 tarihli raporlarında özetle; her şeyden önce taraflar arasında 07.12.2018 düzenleme tarihli bir konut satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca dava konusu taşınmazın davacıya devredildiğini, davacı tarafından devir nedeniyle 21.05.2019 tarihinde 78.790,85 TL tapu harcı ve 4.160,00 TL de döner sermaye payı ödendiği hususlarında bir ihtilaf bulunmadığını, davalının iddiasının, taraflar arasındaki sözleşmenin 11.1 hükmü uyarınca tapu devir masraflarının  davacıya ait olduğunu, davacının iddiasının ise taraflar arasındaki sözleşmenin 10/1-2 hükümleri uyarınca tapu devir masraflarının  davalıya ait olduğu yönünde olduğunu, bu durumda, taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporda çözüme kavuşturulması gereken temel problemin; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca devir masraflarının hangi tarafa ait olduğuna ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin “tapunun alıcıya/hak sahibine verilmesi” başlığını taşıyan 10.1 hükmüne göre: “Konut’un kat mülkiyeti tapusu; sözleşme gereği istenecek ödemelerin tümünün ifa edilerek ALICI’nın SATICI’ya hiçbir borcu kalmaması ve ALICI tarafından bilumum vergiler, tapu devir masraflarının yarısı (1/2), iskân harçları, abonelikler ile ilgili bedeller ve diğer vergi, resim, harç ve tüm masrafların ödenmesi sonucu ALICI’ya verilecek/devir edilecektir”. Sözkonusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, kat mülkiyeti tapusunun devri halinde, masrafların yarı yarıya karşılanacağının anlaşıldığını, ''Arsa payı tapu devri'' başlığını taşıyan 10.2 hükmüne göre: “SATICI, ALICI’nın satın almış olduğu bağımsız bölümün arsa payı tapusunu, (inşaat bittikten sonra iskan alımından önce) konutun teslimi esnasında tapunun arsa sahibinden alınma sırasına göre ALICI’ya verecektir. Tapu ferağ takriri sırasındaki ilgili tapu idaresi nezdinde doğacak harç ve masraflarının yarısını (1/2) ALICI yarısını (1/2) SATICI ödeyecektir”. Söz konusu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, arsa payının tapusunun devri halinde, masrafların yarı yarıya karşılanacağının anlaşıldığını, “Vergi, resim, harç, masraflar ile diğer giderler” başlığını taşıyan 11.1 hükmüne göre: “Kat irtifak tapularının alınması ve devri esnasında ilgili kurum ve kuruluşlara ödenecek tapu devriyle ilgili her türlü vergi, resim, harç, hizmet bedeli gibi tapu devir masrafları, iskân müsaadesi sırasında alınan 2 nolu beyanname ile ödenen iskan harcı da (cins tahsis harcı) dahil kat mülkiyetine geçiş masrafları, sözleşmenin imza aşamasında talep halinde noter masrafları, sözleşmeye ait damga vergisi, vekâletname noter masrafları, kredi kullanımından kaynaklanacak masraflar, hayat sigortası, ipotek tesis ve fek ücreti, tapu ferağ takriri (devri), altyapı katılım masrafları (elektrik, su, doğal gaz abonmanlık-sayaç bedelleri), her türlü abonmanlık, sayaç ve güvence bedelleri, tüm sözleşmelerden doğan damga vergisi, bu işlemler için yüklenici hizmet bedelleri, iskân alım işlemleri için zorunlu deprem sigortası (DASK) poliçe bedeli, tapu işlemlerine ait tüm vergi resim ve harçlar ALICI’ya ait olup satış fiyatına dâhil değildir”. söz konusu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, kat irtifak tapusunun devri halinde, masrafların yarı yarıya karşılanacağının anlaşıldığını, davacının diğer bir talebinin de icra inkar tazminatına ilişkin olduğunu, İİK. m. 67/2 hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardan olduğunu, burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunmasının da yasal koşullardan olmadığını, icra inkar tazminatının, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırım olduğunu,  bunlardan ayrı olarak, alacağın likit ve belli olması gerektiğini, daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olmasının yeterli olduğunu, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu, öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olmasının da şart olmadığını, (Y. 13. HD.’nin E. 2003/3743, K. 2003/8165 sayı ve 23.6.2003 tarihli kararı). dava konusu alacak, sözleşme hükmüne ve resmi makbuzlara dayandığından, alacağın likid, icra inkar tazminatı talebinin de, yerinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini sonuç olarak; dava konusu taşınmazın kat irtifakı kurulduktan sonra davalı tarafından satın alındığını, bir başka deyişle davalıya “kat irtifakı tapusu”nun değil “kat mülkiyeti tapusu”nun verildiğinin anlaşıldığını, bu durumda “kat mülkiyeti tapusu”na ilişkin devir masraflarını düzenleyen sözleşmeni 10.1 hükmünün uygulanması gerektiğini, bu hüküm uyarınca, davalının tapu devir masraflarının yarısını ödemekle yükümlü olduğundan davacının ana paraya ilişkin talebinin yerinde olduğunu, bununla birlikte, davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delile rastlanmadığından, davalının temerrüdünün takip tarihiyle birlikte oluştuğunu, bu bakımdan davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, davacı açısından icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da doğduğunu bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu her iki tarafın da varlığını kabul ettiği,  konut satım sözleşmesinin hangi maddelerinin uygulanacağı ve dolayısı ile davacı tarafından ödenen tapu harcı ve döner sermaye ödemelerinden kimin ne miktarda sorumlu olacağına ilişkindir. Esenyurt Tapu Müdürlüğünün cevabi yazısının incelenmesinde taşınmazların kat irtifakı kurulduktan sonra devredildiği görülmektedir. Alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tarafların düzenlemiş oldukları konut satım sözleşmesinin kat mülkiyeti tapusuna ilişkin devir masraflarını düzenleyen sözleşmenin 10.1 maddesi hükmü gereği davalı, tapu devir masrafları olan tapu harcı ve döner sermaye ödemelerinin yarısından sorumludur. Davalı tarafın takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair davacı tarafından herhangi bir delil sunulamadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar yargılama aşamasında davalı vekili tarafından yemin teklif edilmiş ve yemin metni sunulmuş ise de, davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ve dosya kapsamından çekişmeli olan ve yemin teklif edilebilecek bir hususun bulunmadığı, sunulan yemin metninin uyuşmazlık konusu olmadığı, yemin teklifi savunmanın genişletilemeyeceği ve yemine konu vakaların mahkemece tespit edilmesi gerektiği, HMK m.225'de belirtilen ve çekişmeli olan bir husus bulunmadığından yemin teklifinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile belirlenebilir alacak yönünden icra inkar tazminatının kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 1-Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibinde davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin ‭82.950,85‬ TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, işlemiş faize ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'sine tekabül eden ‭16.590,17‬ TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.04.2021 tarih ve 2020/303 E- 2021/472 K sayılı kararında asıl alacak talepleri usul ve yasaya uygun olarak kabul edilmişken, işlemiş faize yönelik taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, kararın işlemiş faize yönelik taleplerinin reddine ilişkin kısmının hatalı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde kararın bu kısmının kaldırılarak, işlemiş faiz taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme kararının gerekçesinde işlemiş faiz taleplerinin \" Davalı tarafın takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair davacı tarafından herhangi bir delil sunulamadığından işlemiş faiz talebinin reddine\" karar verildiğinin belirtildiğini, Oysaki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun \" (1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.\" şeklindeki 20. maddesi hükmü gereğince müvekkil şirketin ödeme tarihinden itibaren faize hak kazandığı hususunun açık ve net olduğunu, bunun için ayrıca temerrüde düşürmeye gerek olmadığını, bu sebeple mahkeme kararının işlemiş faizin reddine yönelik kısmının hatalı olduğunu beyanla; Açıklamalar yan başlığı alında belirtilen nedenlerle ve resen dikkate alınacak sair sebeplerle; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.04.2021 tarih ve 2020/303 E- 2021/472 K sayılı kararının işlemiş faize yönelik taleplerinin reddine ilişkin kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, işlemiş faiz taleplerinin kabulüne karar verilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davanın, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca tapu harcı ve döner sermaye ödemelerinin davalı taraftan tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafın itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası olduğunu, Usule ( yemin delillerinin değerlendirilmemesine ) ilişkin olarak; Davalı müvekkille davacı arasında adi yazılı konut satım sözleşmesi yapıldığını, tapuda devirler yapılırken davacı tarafın ödediğini iddia ettiği tapu harcı ve döner sermaye ödemelerini tahsil etmek için icra takibi yaptığın, davalı müvekkilin bu takibe itirazı üzerine davacı tarafın eldeki itirazın iptali davasını açtığını, Davacı tarafın dosyaya sunduğu sözleşme ve ödeme belgelerinin bilirkişilerce incelettirilerek rapor alındığını, rapora gerekli itirazların davalı müvekkilce usul ve yasaya uygun olarak zamanında yapıldığını, Cevap dilekçeleri incelendiğinde davanın reddini talep ettikleri ve HMK 225 ve devam maddeleri uyarınca yemin deliline açıkça dayandıklarının görüleceğini, İspat yükü kendisine düşen tarafın, iddiasını ispat ettikten sonra karşı tarafın da ispat edilen hususun aksini ispat etmesi gerektiğini, karşı ispat üzerine düşen tarafın aksini ispat edememesi halinde, diğer tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğunu, eldeki uyuşmazlıkta kabul anlamına gelmemek üzere sunulan sözleşme, dekontlar ve bilirkişi raporuna göre ispat yükünün eldeki uyuşmazlığa göre davalı müvekkil tarafa geçtiğini, İlk derece mahkemesince yemin deliline dayanmaları üzerine 16.02.2021 tarihli 3. celsede yemin metni hazırlamaları için kendilerine süre verildiğini, kendileri tarafından usulüne uygun olarak özetle; \" Tapu, harç Vb. Masrafların davacı tarafça ödendiği ancak davalı şirketten.... Herhangi bir talebinin olmadığını... \" şeklinde yemin metnin mahkemeye sunulduğunu, Ancak ilk derece mahkemesinin \"dava konusunun yemin teklif edilecek nitelikte olmaması, yemine konu vakaların mahkemece tayin edilmesi gerektiği\"  hukuka aykırı ve kanunda olmayan bir gerekçeyle ara karardan dönerek yemin tekliflerinin reddine 27.04.2021 tarihli 4 nolu celsede karar verilmiş olduğunu, İlk derece mahkemesince yemin deliline başvuru haklarının usule aykırı ara karar ile ortadan kaldırılmasının hukuki dinlenilme haklarının ihlali olduğunu, bu hususta 22. Hukuk Dairesi'nin emsal kararını sunduklarını, ( Ek 1: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 17.10.2018 tarih 2018/15416 E. 2018/22442 K. sayılı ilamı ) İspat yükünün davalıya geçtiği durumlarda yemin deliline dayanan tarafın bu hakkının kullandırılması gerektiği hususunun yerleşmiş Yargıtay uygulaması olduğunu, eş ifade ile ispat yükü kendisine düşen ve fakat iddiasını diğer delillerle ispat edemeyen tarafın karşı tarafa yemin teklif etmek istediği takdirde mahkemece yemin teklif etme hakkını kullandırmak zorunda olduğunu, ( Ek 2: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 24.11.1997 tarih 1997/8003 E. 1997/8525 K. ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 01.02.2008 tarih 2008/20978 E. 2008/18559 K. Sayılı ilamı  Kaynak: ilgili içtihatların tümü Prof. Dr. ...'ın yemin kitabından alındığını ) Esasa ilişkin olarak; İlk derece mahkemesince bilirkişi tarafından cevap dilekçelerinde belirttikleri üzere sözleşmenin 11.1 maddesinin göz önüne alınmadığın, sözleşmenin 11.1 maddesinde \" ... Tüm vergi resim ve harçlar alıcıya ait olup satış fiyatına dahil değildir. \" şeklinde düzenlenmiş olduğunu, sözleşmenin tümü incelendiğinde Satıcı Müvekkilin vergi ve harçlardan muaf olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle davacı tarafın harcı yatırarak sözleşme hükümlerine yerine getirmiş olduğunu, Sözleşmenin hatalı yorumlanması sonucu davaya konu harç ve masraflardan müvekkilin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; - HMK 352 - 353 maddeleri gereğince isitnaf başvurularının kabulüne, - İstinaf sebeplerinde belirttikleri ve resen göz önüne alınacak nedenlerle HMK 353 maddesi uyarınca  ilk derece mahkemesi Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/303E- 2021/472 K numaralı kararının kaldırılmasına, - Davanın reddine, - İİK m 36 uyarınca icranın geri bırakılması taleplerinin kabulüne, - Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 07/12/2018 tarihli konut satış sözleşmesine istinaden davalı satıcı tarafından davacı alıcıya devredilecek taşınmazların tapuda devri sırasında davalının ödemekle yükümlü olduğu, ancak davalı adına davacı tarafından ödenen tapu harç ve masrafların davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 07/12/2018 tarihli konut satış sözleşmesinin 10.1 ve 10.2 maddeleri uyarınca tapu harç ve masraflarının yarısının davacı alıcı, yarısının davalı satıcı tarafından ödenmesi gerektiğini, ancak davalının ödemekle yükümlü olduğu tapu harç ve masraflarının da davacı tarafından ödediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili,  taraflar arasında akdedilen 07/12/2018 tarihli konut satış sözleşmesinin 11.1 maddesi uyarınca tapu harç ve masrafların davacı alıcıya ait olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında 07/12/2018 tarihli konut satış sözleşmesinin akdedildiğine, taşınmazların davalı satıcı tarafından devredildiğine ve tapu harç ve masrafların davacı tarafından ödendiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf tapu harç ve masraflarından hangi tarafın sorumlu olduğu, davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı ve davalının cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilinin kullanılıp kullanılmayacağı hususlarındadır. Taraflar arasında akdedilen 07/12/2018 tarihli sözleşmenin 10.1. maddesi; \"Konutun kat mülkiyeti tapusu; sözleşme gereği istenecek ödemelerin tümü ifa edilerek alıcının satıcıya hiçbir borcu kalmaması ve alıcı tarafından bilumum vergiler, tapu devir masraflarının yarısı (1/2), iskân harçları, abonelikler ile ilgili bedeller ve diğer vergi, resim,  harç ve tüm masrafların ödenmesi sonucu alıcıya verilecek/devir edilecektir.\" hükmünü, 10.2. maddesi; \" satıcı, alıcının satın almış olduğu bağımsız bölümün arsa payı tapusunu, (inşaat bittikten sonra iskan alımından önce) konutun teslimi esnasında tapunun arsa sahibinden alınma sırasına göre alıcıya verecektir. Tapu ferağ takriri sırasındaki ilgili tapu idaresi nezdinde doğacak harç ve masraflarının yarısını (1/2) alıcı yarısını (1/2) satıcı ödeyecektir.\" hükmünü, yine sözleşmenin 11.1. maddesi; \"Kat irtifak tapularının alınması ve devri esnasında ilgili kurum ve kuruluşlara ödenecek tapu devriyle ilgili her türlü vergi, resim, harç, hizmet bedeli gibi tapu devir masrafları, iskân müsaadesi sırasında alınan 2 nolu beyanname ile ödenen iskan harcı da (cins tahsis harcı) dâhil kat mülkiyetine geçiş masrafları, sözleşmenin imza aşamasında talep halinde noter masrafları, sözleşmeye ait damga vergisi, vekâletname noter masrafları, kredi kullanımından kaynaklanacak masraflar, hayat sigortası, ipotek tesis ve fek ücreti, tapu ferağ takriri (devri), altyapı katılım masrafları(elekirik, su, doğalgaz abonmanlık-sayaç - bedelleri), her türlü abonmanlık, sayaç ve güvence  bedelleri, tüm sözleşmelerdendoğan damga vergisi, bu işlemler için yüklenici hizmet bedelleri, iskân alım işlemleri için zorunlu deprem sigortası (DASK ) poliçe bedeli, tapu işlemlerine ait tüm vergi resim ve harçlar alıcıya ait olup satış fiyatına dâhil değildir.\" hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlıkta sözleşmeye konu konutların kat mülkiyeti kurulduktan sonra devredildiği ve bu durumda tapu harç ve masraflarına ilişkin sözleşmenin 10.1 ve 10.2 maddelerinin uygulanacağı aşikar olup, davalı satıcı tapu harç ve masraflarının yarısından sorumlu olup, Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davacı tarafından davalı adına ödenen tapu harç ve masraflarının davacı lehine hüküm altına alınması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde açıkça dayandıkları yemin delilinin kullanılması talebinin Mahkemece reddine karar verilmesi sebebiyle de kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nın 225. maddesine göre; yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Yine HMK'nın 227/1 maddesine göre; uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Söz konusu maddeler birlikte değerlendirildiğinde yemin teklifini, ispat yükü kendisine düşen taraf yapacak olup, somut uyuşmazlığımızda ispat yükü kendisine düşen taraf davacı taraftır. Davacı taraf da iddiasını taraflar arasındaki sözleşme ve ödeme dekontları ile ispat etmiş olup, yemin deliline dayanmasına gerek yoktur ve nitekim dava dilekçesinde yemin delili açıkça belirtilmesine rağmen yemin deliline dayanmamıştır. Yine yemin delilinin konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Somut uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen sözleşme maddelerinin farklı şekilde yorumlanmasından kaynaklanmakta olup, taraflardan kaynaklanan vakıa niteliğinde değildir. Bunların yanında HMK'nın 74/1 maddesine göre  vekilinin yemin teklifinde bulunabilmesi için vekaletnamesinde bu hususta özel yetkinin bulunması gerekmekte olup, davalı vekilinin vekaletnamesinde yemin teklif edebileceği hususta özel yetkisi de bulunmamaktadır. Mahkemece bu hususlar gözetilerek davalı vekilinin davacıya yemin teklif etmesi talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Davacı vekili, Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 20. maddesine göre davacının faize hak kazandığını ve bu yönden Mahkeme kararının kaldırılarak işlemiş faiz talebinin de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Ancak davacı vekili, dava dilekçesinde harca esas değer olarak 82.950,85 TL asıl alacağı göstermiş ve tevzi formunda bu miktar üzerinden peşin harç yatırmıştır. Davacı vekili tarafından işlemiş faiz miktarı dava konusu ve harca esas değer içerisinde gösterilmemiş ve işlemiş faiz talebine ilişkin harç yatırılmamıştır. Davacı vekili tarafından işlemiş faiz talebi dava konusu yapılmamasına ve işlemiş faiz miktarına ilişkin harç yatırılmamasına rağmen Mahkemece dava konusu yapılmayan işlemiş faiz talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmesine rağmen işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin istinaf sebebi usulen yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, yapılacak başkaca tahkikat işlemi kalmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek, Dairemizce esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2021 tarih ve 2020/303 Esas - 2021/472 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, Davanın KABULÜ İLE; -Davalı borçlunun Büyükçekmece 1. İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 82.950,85 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kaldığı yerden aynen devamına, dava konusu yapılmayan işlemiş faiz talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, -Hüküm altına alınan asıl alacak likit olduğundan hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında (16.590,17 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.666,37 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 975,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.691,11 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan ilk dava açılış harç gideri 1.029,66 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 1.462,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça sarf edilen 5,50 TL yargılama giderindin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini yargılama sırasında vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının avansı yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Harçlar Kanunu gereğince ve dairemiz karar tarihi itibariyle davalıdan alınması gereken 5.666,37 TL nispi istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 1.400,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.266,37‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 22,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 184,1‬-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 16-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb6303a64ea25936","SID":"077e3146a5a8f629"}}